Mesaj Önizleme 
 
Konuyu Değerlendir
  • 0 Oy - 0 Ortalama
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Dâmâdlar sarayda yaşamaya mecburdu
07-03-2010, 10:40 AM
Mesaj: #1
Dâmâdlar sarayda yaşamaya mecburdu
EŞ VE ÇOCUKLARINI KAYBEDİNCE...
Sultan II. Mahmud’un kızı Adile Sultan, çok sevdiği eşi Mehmet Ali Paşa ve dört kızını genç yaşlarda kaybettikten sonra Adile Sultan Sarayı’nda oturmak istemedi ve 1868 yılında sarayı terk etti.

Osmanoğulları’ndan Türk imparatorluk prenseslerine “sultan” denir. Habsburg (Avusturya) imparatorluk prenseslerine arşidüşes, Romanov (Rusya) imparatorluk prenseslerine grandüşes, Timuroğulları ve İran Türk imparatorluk prenseslerine “beğim“ denmesi gibidir.
“Sultan” sayılabilmek için babasının padişah olması gerekmez. Babası şehzâde de olabilir. Daha açık ifadeyle, babası Osmanoğlu olmalıdır. Annesi Osmanoğlu (yani sultan) babası ise şehzâde olmayan prenseslere hanım-sultan denir. Bunlar Türk imparatorluk prensesi değil, sıradan Türk prensesleridir.
Bugün (2010) hayatta -bebekler dahil- 16 sultan vardır. 1921 (Nesl-i Şâh Sultan) ile 2004 (Asyahân Sultan) arasında doğmuşlardır. Hanım-sultan sayısı da bu civardadır. Sultanlar, şehzâdelerle birlikte “Hânedân âzâsı/üyesi”, fakat hanım-sultanlar ancak “Hânedân mensûbu” sayılırlar.
Buna rağmen sultan denen imparatorluk prensesleri tahta geçemezler. Tahta geçebilmek için kesiksiz Osman Gazi’nin sulbünden erkek yani şehzâde olmak gerekir. Avrupa’da Fransa ve Almanya hânedanlarında tahta yalnız erkekler geçebilir. İngiltere, Rusya, Hollanda, İspanya, Portekiz, İsveç, Danimarka’da prensesler de tahta “hükümdar kraliçe veya imparatoriçe” olarak geçebilirler.
Tahta en yaşlı şehzâdenin geçmesi ancak 1703’te Üçüncü Ahmed’in cülûsu ile kesinleşmiştir. 1617’de kesinleştiği hakkında bütün eski ve yeni kitaplarda yazılan kesinlikle yanlıştır.
Osmanlı devletinde tek soylu aile Osmanoğulları’dır. Başka bir ailenin soyluluk iddiası, hânedâna saygısızlık sayılmıştır. Avrupa sisteminin tam aksi olduğu görülüyor. Bu sistemin, kültür hayatımızı, hattâ bütün hayatımızı asırlarca olumsuz etkilediğini vurgulamam gerekiyor. Öyle Cumhuriyet dönemi kitaplarında yazıldığı gibi erdem falan değildir. Zaten Osmanlı’ya mahsustur. Osmanlı’nın vârisi olduğunu resmen iddia ettiği Selçukoğulları sisteminde ve başka -İslâm sonrası ve öncesi- bütün Türk devletlerinde soyluluk vardır. Osmanlı, o Türk ve İslâm devletlerinde Hânedân üyesi prenslere ülkeler verilerek ayrıştığını iyice tenhis ederek böyle bir sistem kurmuştur. Avrupa devletleri bu sebeple, prenslerin her birinin devletin bir yerinde -hem de irsî olarak- hükümrân olmaları ile, millî birliklerini Osmanlı’dan çok geç yapmışlardır. Osmanoğulları’nın 15. asır ortalarında kesinlikle başardıkları bu işi, en büyük Hristiyan hânedânı sayılan Fransa’nın Capet (Kape) hanedanı 17. asır ortalarında gerçekleştirebilmiştir.

MÜLKİYELİ DAMATLAR
Sultanlar, 16. asra kadar daha çok Anadolu beylikleri prensleri, Osmanlı devletinin kuruluşuna katılan ailelerin çocukları ile evlendirildi. Ancak 16. asırda ortada kız verecek ve kız alacak Anadolu beyleri kalmadı. Osmanlı devleti, bu beyliklerin Türkmen hânedanlarını sıradan devlet görevlileri hâline getirmek için özel gayret gösterdi.
Sultan prenseslerimiz, rastgele devlet görevlileri ile evlendirildi ki böyle bir şey Avrupa sisteminde asla mevcut değildir. Devlet görevlisinin mülkiye, tercihen asker sınıfından gelmesi gerekiyordu. İlmiye (ulemâ) ve tarîkat mensuplarına, onların çocuklarına asla sultan verilmezdi (bir iki istisnası var). Niçin olduğunu hiçbir tarihçimiz yazmadı. Halbuki sebebi çok basittir: Mülkiye ve asker görevlisi, sadrâzam olsa bile, hapis, müsâdere, epey sık olarak da idamla cezalandırılabiliyordu. İlmiye sınıfına idam ve hapis cezası kesinlikle verilemiyordu (birkaç istisnası var). Osmanlı, kafasını kestiremediği erkeğe, Hânedan kızı vermedi (tarîkat mensupları ancak siyasete karışırlarsa bazen söylenen cezalara uğramışlardır, çünkü Osmanlı sisteminde ya dünyevî sultan olunurdu, ya gönüller sultanı).
Sultan, kocası dâmâd paşa çok defa eyaletlerde görevli olduğu halde asla onunla gidemez, İstanbul’daki sarayında otururdu. Bizans imparatorluk prenseslerinin İstanbul dışına çıkmak yasağı ile aynı olduğu görülüyor. 4. Mehmed’in yaşlı ablası Hadîce Sultân’a İzmit gibi yakın bir yerde kocasının yanına gitmek izni vermesi istisnadır. Birkaç sultân’a da hac izni verilmiştir. Abbâsî hânedânında da Bağdad dışına prenses vermekte çok titiz ve huysuz davranıldığını hatırlatmalıyım.
Osmanoğulları’nda şehzâde kıyımı dehşet verici olduğu halde, hiçbir sultan ne öldürüldü, ne zehirlendi, ne sûikasde uğradı. Haylisinin yaşlı öldüğü görülür. Son şehzâdenin 1916’da öldürüldüğünü vurguluyorum.
Dâmâd resmî unvanı ile prenslik statüsüne alınan sultan eşleri, zevceleri sultanların saraylarında, sâhil-saraylarında, yalılarında, köşklerinde yaşamaya mecburdular. Eşleri sultanları asla kendi evlerine, konaklarına götüremezlerdi. Sultanlar, arzû ederlerse, kocalarını tek bir cümle telaffuz edip boşayabilirlerdi (çok az vuku bulmuştur). Hanım-sultan ve sultân-zâde denen sultan’ların kız ve erkek çocukları, annelerinin saraylarında büyütülürlerdi. Hanım-sultan ve sultan-zâdeler, babaları dâmâd’lar gibi prens statüsünde idiler. Fakat eşleri de, çocukları da hiçbir unvan taşımaz ve prens, prenses sayılmazlardı. Soyluluğun kimseye verilmemesi hususunda Osmanlı sisteminin titizliğinin diğer bir örneğidir.

SARAY HAZÎNE-İ HÂSSADAN
Sultanlara, genç yaşta evlendirilirken, yüzlerce (evet yüzlerce) hizmetkârın çalıştığı bir saray, muazzam bir tahsîsat (maaş) verilirdi. Bunu padişah, hazîne-i hâssa denen kendi hazinesinden verirdi. Ekserisi yaşlı kişilerle evlendirildikleri için, genç yaşlarda dul kalmış, birden fazla evlilik yapmışlardır. Birinci Ahmed’in Kösem Sultan’dan doğma büyük kızı Ayşe Sultan (1605-1657) dördü sadrâzam, 8 ayrı vezirle evlenerek tarihinin rekorunu kırdı. Kız kardeşi -aynı anneden - Fatma Sultan (1606-1670) biri sadrâzam 6 vezirle evlendi.
Hânedan dâmadlığına seçilen kişi, vezir (mareşal) rütbesinde değilse, evlenirken bu en yüksek rütbe tevcîh edilirdi. İç güveyisi olan dâmâdlar, eşleri sultan’ların saraylarından (biri sâhil-saray) faydalanırlardı. Sultan kethudâsı denen yaşlı ve emekli, çok güvenilir bir yüksek bürokrat, sultan’ın parasını ve gelirlerini, giderlerini yönetirdi.
1908’de Avrupa sisteminin başladığı görülürse de, tarihin en büyük hânedânının, sultan unvanını verdiği kız çocuklarının statüsünü zaman içinde yenilemekte zorlandığı görülür. Ancak Devlet’in, hâkan-halîfeye bile sağlayamadığı can ve mal güvenliğini sultanlar için -hem de istisnasız- temin ettiğini eklemem gerekir...

Yılmaz Öztuna
http://www.turkiyegazetesi.com/haberdeta...rid=453074

rasti rusti
Bu kullanıcının gönderdiği tüm mesajları bul
Bu mesajı bir cevapta alıntı yap
08-09-2010, 02:33 AM
Mesaj: #2
RE: Dâmâdlar sarayda yaşamaya mecburdu
Ayriyeten sultan ile evlenen kişi, evli olduğu tüm hanımlarını boşamak zorundadır diye biliyorum.

TF'den Akıncı
Bu kullanıcının gönderdiği tüm mesajları bul
Bu mesajı bir cevapta alıntı yap
08-18-2010, 04:45 AM
Mesaj: #3
RE: Dâmâdlar sarayda yaşamaya mecburdu
Alıntı:Tahta en yaşlı şehzâdenin geçmesi ancak 1703’te Üçüncü Ahmed’in cülûsu ile kesinleşmiştir. 1617’de kesinleştiği hakkında bütün eski ve yeni kitaplarda yazılan kesinlikle yanlıştır.

Yılmaz Öztuna'nın yukarıdaki cümlesine takıldım. Bana bunu açıklayabilecek olan var mı acaba?
Bu kullanıcının gönderdiği tüm mesajları bul
Bu mesajı bir cevapta alıntı yap
08-18-2010, 10:40 AM
Mesaj: #4
RE: Dâmâdlar sarayda yaşamaya mecburdu
Yani gayet açık, tahta en yaşlı şehzadenin geçmesi yani ekberiyet ilk kez 1703 yılında 3. Ahmedin tahta geçmesiyle olmuştur. Kitaplarda yazan 1617 tarihi yanlıştır diyor.

Aşk derdiyle hoşem el çek ilacımdan tabib!
Kılma derman kim, helakim zehri dermanındadır.
Fuzûli
Kullanıcının websitesini ziyaret et Bu kullanıcının gönderdiği tüm mesajları bul
Bu mesajı bir cevapta alıntı yap
08-18-2010, 10:13 PM
Mesaj: #5
RE: Dâmâdlar sarayda yaşamaya mecburdu
(08-18-2010 10:40 AM)Baybars demiş ki  Yani gayet açık, tahta en yaşlı şehzadenin geçmesi yani ekberiyet ilk kez 1703 yılında 3. Ahmedin tahta geçmesiyle olmuştur. Kitaplarda yazan 1617 tarihi yanlıştır diyor.

1- Yılmaz Öztuna'nın "1617 tarihi yanlıştır" cümlesi ile kastettiği, 23 Zilka'de 1026 (22 Kasım 1617)'de I. Ahmed'in ölmesi ve yerine aynı gün kardeşi I. Mustafa'nın tahta çıkartılması olayıdır.

I. Ahmed 14 yaşında tahta çıktığında kardeşi I. Mustafa’nın yalnızca 8 yaşında ve akli dengesi zayıf olması dolayısıyla kardeşinin sultanlığını tehdit edecek durumda olmaması, yeni sultan olan I. Ahmed'in babalık yeteneğinin henüz kanıtlanmamış olması, yeni sultanın dışında I. Mustafa’nın hanedanın hayatta kalan tek erkek üyesi olması gibi nedenlerden dolayı kardeş katli uygulanmadı. 1604 Kasım’ında I. Ahmed’in daha sonra II. Osman (Genç) olarak tahta çıkacak olan ilk çocuğu dünyaya geldi.

Tekrar I. Ahmed'in vefat senesi olan 1617 yılına döndüğümüzde Osmanlı hanedanındaki erkek üyeleri şu şekilde sıralayabiliriz:
- I. Mustafa -------> I. Ahmed'in kardeşi, 26 yaşında
- II. Osman -------> I. Ahmed'in oğlu, 13 yaşında
- IV. Murad -------> I. Ahmed'in oğlu, 5 yaşında
- İbrahim ----------> I. Ahmed'in oğlu, 2 yaşında

2- Kuruluş'tan 23 Zilka'de 1026 (22 Kasım 1617) tarihine kadar Osmanlı saltanatı hep babadan oğula (amud-ı nesebi) geçmiştir. Ancak I. Ahmed'den sonra tahta en büyük oğlu II. Osman yerine kardeşi I. Mustafa geçmiştir. Yukarıdaki tabloda da görüldüğü üzere 1617'de I. Mustafa hanedanın en yaşlı erkek üyesidir.

Yılmaz Öztuna başka bir şey demektedir. Ben bunun açıklamasını rica etmiştim.
Bu kullanıcının gönderdiği tüm mesajları bul
Bu mesajı bir cevapta alıntı yap
08-18-2010, 10:59 PM
Mesaj: #6
RE: Dâmâdlar sarayda yaşamaya mecburdu
I. Mustafa Han'ın tahta çıkartılması hadisesi her ne kadar şeklen ekberiyet uygulanmış gibi görünse de bir takım çıkar bekleyen devlet adamlarının yaptıkları usulsüzlükten ötürü cereyan etmiştir. Hatta II. Osman'ın tahtan hal edilmesinden hemen sonra eğer ekberiyet uygulanacak olsaydı IV. Murat'ın tahta çıkması gerekirken I. Mustafa Han tahtan tekrar indirileceği biline bilene tekrar tahta çıkartılmış ve yapılan bu usulsüzlük neticesi kısa zaman aralığında tam üç kez verilen ve devlete büyük bir mali yük olan cülus ve tahta çıkma masrafları yüzünden başta bürokratlar olmak üzere yeniçeri teşkilatının önde gelenleri servetlerine servet katmışlardır.
Eğer tam manasıyla ekberiyet uygulansaydı II. Osman'ın kardeşi şehzade Mehmet'i ve IV. Murat'ın iki şehzade kardeşini boğdurması hadiselerini bu padişahlar kanunsuzluk yapacakları için gerçekleştiremeyeceklerdi.
Nitekim III. Ahmet Han'ın tahta geçişi sürecine kadar ki yaşanan hadiselerde şeklen bir ekberiyeti gösteriyor olsa bile aslen böyle bir kuralın uygulanmadığını işaret etmektedir.
III. Ahmet Han'dan sonra ise ekberiyet sisteminin uygulandığına dair kanıtlardan birisi ise III. Osman Han'ın kardeşlerinden birini katlettirmek istemesi üzerine başta sadrazam ve şeyhülislam olmak üzere ilim çevrelerinin bu girişime şiddetle tepki göstererek engellemeleri olmuştur.

rasti rusti
Bu kullanıcının gönderdiği tüm mesajları bul
Bu mesajı bir cevapta alıntı yap
08-19-2010, 05:59 AM
Mesaj: #7
RE: Dâmâdlar sarayda yaşamaya mecburdu
(08-18-2010 10:59 PM)bayundur demiş ki  III. Ahmet Han'dan sonra ise ekberiyet sisteminin uygulandığına dair kanıtlardan birisi ise III. Osman Han'ın kardeşlerinden birini katlettirmek istemesi üzerine başta sadrazam ve şeyhülislam olmak üzere ilim çevrelerinin bu girişime şiddetle tepki göstererek engellemeleri olmuştur.

Bu kanıtınız pek makul gözükmemektedir. Eğer mesele kardeş katline devlet adamlarının muhalefeti ise, aynı durum daha önce 1621'de II. Osman'ın kardeşi şehzade Mehmed'i katletmek istemesine karşı Şeyhülislam Es'ad Efendi'nin istenilen fetvayı vermemesinde de görülmektedir. O dönemde de bir tepki vardır.

Ayrıca bir yanılmanız göze çarpmaktadır: III. Osman kardeşlerinden birisini değil, amcaoğlu şehzade Mehmed'i katletmek istemiş ve bunda da başarılı olmuştur.

(08-18-2010 10:59 PM)bayundur demiş ki  Hatta II. Osman'ın tahtan hal edilmesinden hemen sonra eğer ekberiyet uygulanacak olsaydı IV. Murat'ın tahta çıkması gerekirken I. Mustafa Han tahtan tekrar indirileceği biline bilene tekrar tahta çıkartılmış...

Yine bir yanılmanız görülmektedir. Ekberiyet; hanedana mensup yaşça en büyük erkek üye anlamına gelmektedir. Padişahın yaşça en büyük erkek çocuğu anlamı çıkartılmamalıdır. Bu durumda, 20 Mayıs 1622'de 18 yaşında şehid edilen II. Osman'dan sonra hanedana mensup yaşça en büyük erkek üye yine I. Mustafa olmaktadır. Zira bu tarihte IV. Murad 10, İbrahim de 7 yaşında bulunmaktaydı. II. Osman'ın erkek çocuğu olmuştu ancak küçük yaşta vefat ettiğinden dolayı bu tarihte çocuğu da bulunmamaktaydı.
Bu kullanıcının gönderdiği tüm mesajları bul
Bu mesajı bir cevapta alıntı yap
08-19-2010, 07:47 PM
Mesaj: #8
RE: Dâmâdlar sarayda yaşamaya mecburdu
(08-19-2010 05:59 AM)Berkkağan demiş ki  Ayrıca bir yanılmanız göze çarpmaktadır: III. Osman kardeşlerinden birisini değil, amcaoğlu şehzade Mehmed'i katletmek istemiş ve bunda da başarılı olmuştur.

Evet ben burada yanılmışım ancak sizin dediğiniz de tam manasıyla doğru değilmiş. Doğru olan şöyle imiş. III. Osman aslında bir şehzadeyi değil birden fazla şehzadeyi katlettirmek istemiş ve özellikle veziriazam Hekimoğlu Ali Paşa ile bayağı bir didişmiş. Özellikle sadrazamın şiddetli, muhalefeti üzerine sadrazama "hain" diye hitap etmiş, sadrazam ise padişaha "hainliği, katilliğe yeğlerim" manasında bir yanıt vermiş.

Kaynak: Adım Adım Osmanlı Tarihi, Cilt III, s.390-391

(08-19-2010 05:59 AM)Berkkağan demiş ki  Yine bir yanılmanız görülmektedir. Ekberiyet; hanedana mensup yaşça en büyük erkek üye anlamına gelmektedir. Padişahın yaşça en büyük erkek çocuğu anlamı çıkartılmamalıdır. Bu durumda, 20 Mayıs 1622'de 18 yaşında şehid edilen II. Osman'dan sonra hanedana mensup yaşça en büyük erkek üye yine I. Mustafa olmaktadır. Zira bu tarihte IV. Murad 10, İbrahim de 7 yaşında bulunmaktaydı. II. Osman'ın erkek çocuğu olmuştu ancak küçük yaşta vefat ettiğinden dolayı bu tarihte çocuğu da bulunmamaktaydı.
Akıl sağlığı bozuk olduğu için padişahlıktan hal edilmiş bir adamın tahta tekrar çıkartılması eğer ekberiyetse sizin dediğiniz doğrudur lakin ben sizin baktığınız gibi bakamıyorum hadiseye.

rasti rusti
Bu kullanıcının gönderdiği tüm mesajları bul
Bu mesajı bir cevapta alıntı yap
Mesaj Önizleme 


Foruma Git: