|
Osmanlı Devleti, ABD’yi korumuştu
|
|
02-13-2010, 11:40 PM
Mesaj: #1
|
|||
|
|||
|
Osmanlı Devleti, ABD’yi korumuştu
Teey Kuzey Amerika’dan aldığım mail’in özeti şöyle:
“Sevgili Bahadıroğlu; öncelikle gençliğimize çok faydalı olduğuna inandığım yazılarınızdan dolayı şükranlarımı sunmak istiyorum. Kitaplarınızı okuyarak büyüdüm. Hemen hemen hepsini okuduğumu söyleyebilirim. Romanlarınızı okurken duyduğum heyecanı anlatamam. Bana çok şey kazandırdılar. Şu anda Kuzey Amerika’da yaşıyorum. Bir yazınızda tarihimizle ilgili sorulardan memnuniyet duyduğunuzu belirtmiştiniz. Ben ise size sorabiliyor olmaktan dolayı ne kadar memnun olduğumu anlatamam. Sormak istediğim bir soru var: Eski tarihlerde ABD ile Osmanlı Devleti arasındaki ilişkiler nasıldı? Şimdiden teşekkürler. Allah’a emanet olun.” Pek çok kişiyi şaşırtacağını düşündüğüm sivri bir cümle ile söze başlamak istiyorum: ABD, 1812 yılına kadar Osmanlı Devleti’ne haraç veriyordu. Bu şaşırtıcı gerçeği hazırlayan olaya gelirsek... 1795’te Osmanlı Devleti’ne bağlı Cezayir’in şanlı denizcileri (Barbaros’un torunları) İspanyol limanı Cadiç açıklarında seyir halinde bulunan Amerikan ticaret gemisi Maria’yı, muhtemelen güvenlik açısından aramak istediler. Maria’nın kaptanı direnince de gemiye ve içindekilere el koydular. Amerikalı denizciler ise, “savaş esiri” sayıldı. (20 Temmuz 1795) Bunun Amerika’daki yankıları büyük oldu. Yankısı geçmeden de başta Douphin isimli gemi olmak üzere, onbir Amerikan ticaret gemisi daha aynı akıbete uğradı. Olay Amerikan Kongresi’nde günlerce tartışıldı. Nihayet Cezayir donanmasını etkisiz hale getirecek bir savaş filosu kurulmasına karar verildi. Bu amaçla da Başkan George Washington’un emrine altı yüz seksen sekiz bin (688.000) altın dolar tahsis edildi. Donanma kısa süre içinde kuruldu. Cezayir Beylerbeyliği donanmasıyla birkaç kez savaştı, fakat yenildi. Cezayirli denizciler, deniz savaşı konusunda gerçekten de çok mahirdiler. Sonuçta Amerika, bükemediği eli öptü... Cezayir’le barış andlaşması imzalamak zorunda kaldı. Amerika’nın İngilizce’den başka bir dille (Türkçe) yazılmasına rıza gösterdiği ilk ve tek andlaşma budur. Buna göre; Osmanlı Devleti’ne bağlı Cezayir Beylerbeyliği, Akdeniz ve Atlantik’te dolaşan Amerikan bandıralı ticaret gemilerini korsanların şerrinden koruyacak, buna karşılık olarak da, Amerikan hükümeti, Osmanlı Devleti’ne (Cezayir Beylerbeyliği vasıtasıyla) her yıl altıyüz kırk bin (640.000) dolar ve on iki bin (12.000) Osmanlı altın lirası (Osmanlı altın lirası bulunamazsa bu miktara eşdeğer olan iki yüz on altı bin (216.000) dolar) seneviyye (haraç) ödeyecekti. On iki maddelik andlaşma, ABD Başkanı G. Washington’la Osmanlı Devleti’nin Cezayir Beylerbeyi Hasan Dayı tarafından imzalandı. Amerika yıllar boyu andlaşmaya sadık kaldı. Yıllık haracını Osmanlı Devleti’ne muntazaman ödedi. Ancak Osmanlı Devleti’nin gitgide zayıf düşmesinden yararlanarak 1812’de haraç ödemekten vazgeçti. Hikâye bu kadar... Ve bu hikâye, günümüz şartlarında insana amma da tuhaf geliyor. Yalnız unutmayalım ki; andlaşmanın imzalandığı yıllarda ABD yirmi yaşlarında, beş milyon nüfuslu küçücük bir devletti. Osmanlı Devleti ise, kökü mazide bir devdi: Aynı dönemin tartışmasız tek süper devletiydi... Şimdi hayat tersine dönmüşse, bunda kendi yanlışlarımızı da aramamız lâzım. Sırası gelmişken bir belgeden daha söz etmek istiyorum... 1850’li yıllarda Amerika, Meksika topraklarına girmişti. Kurak bölgelerde yük taşıma güçlüğüyle karşılaştı. Atlar susuzluktan ölüyordu. Son çare olarak bir “deve filosu” kurmayı kararlaştırdılar. Bu amaçla Osmanlı Devleti’ne başvurdular. Sonuçta Amerikan Devleti, Osmanlı Devleti’nden otuz deve satın aldı. Develer, 1856 yılında İstanbul Limanı’na demirleyen bir Amerikan ticaret gemisine yüklendi. Fakat satın alınan otuz deve yerine, gemiye otuz iki deve yüklenmişti. Amerikan gemisinin kaptanı bir yanlışlık olduğunu söylediyse de Osmanlı yetkilileri ısrarla hiçbir yanlışlık olmadığını belirttiler. Gerçekten de yanlışlık yoktu. Sipariş fazlası iki deve Osmanlı Padişahı Sultan Abdülmecid’in Amerikan hükümetine armağanıydı. O zamanın şartları dikkate alınır ve devenin değeri de düşünülürse, buna, yarı şaka yarı ciddi “Osmanlıların Amerika’ya askeri yardımı” denilebilir. Yavuz Bahadıroğlu |
|||
|
02-14-2010, 11:01 AM
Mesaj: #2
|
|||
|
|||
RE: Osmanlı Devleti, ABD’yi korumuştu
(02-13-2010 11:40 PM)Esege demiş ki Amerika’nın İngilizce’den başka bir dille (Türkçe) yazılmasına rıza gösterdiği ilk ve tek andlaşma budur. Şimdi burada çoğu tarihçinini de bilmediği bir gerçeği açıklamak istiyorum. Bu antlaşma tek değildir. Akabinde daha detaylı olan ikinci bir antlaşma daha yapılmıştır. Bunu araştırıp Pentagon'da bulan genç arkadaşla (Onur Yüksel) iki sene kadar önce bir araştırma enstitüsünde tanışıp Bu arkadaşın ismini daha önceleri başka bir genç arkadaşımdan duyup, öğrenmiştim. Arkadaş bunu değerlendirmek istiyordu ancak akademik bir kariyeri henüz olmadığından başkaları tarafından aşırılıp kullanılacağı mülahazasıyla elinde tutuyordu belgeyi. Bu arada asıl araştırma konusu Ertuğrul fırkateyni faciası olan bunun için Japonca dahi öğrenip Japonya'ya kendi imkanlarıyla 2-3 kez gidip gelen bu arkadaşın önüne çalıştığı devlet kurumunda taş koymaya çalışan kendini bir şey zanneden amirleri, üniversitelerimizde akademisyen kimliği olmadığı için gerekli araştırma izni vermeyen üniversite görevlilerinden dem vurdu. Amerika'ya aslında Ertuğrul faciası için araştırması için gittim. Dünyanın en korunakllı binalarından biri olan Pentagon'a belki kabul ederler diye çekinerek müracaat ettim. Adamlar kabul etmek şöyle dursun, yanıma birde yardımcı olmak için adam tahsis ettiler. Orada hasbel kader bu belgeyi gördüm ve bana fotokopisini hiç mırın kırın etmeden verdiler. Japonya'da da zihniyet aynı. Bizim memlekette bazı yerlerde araştırma yapmak için akademisyen olman bile bazen kifayet etmiyor. Birilerinin adamıysan kayırılıyorsun. Arkadaşın bu söylediklerini işitince halen adamlardan bilimsel ve teknik olarak neden geri kaldığımızı varın artık siz düşününün. rasti rusti |
|||
|
02-24-2010, 06:07 PM
Mesaj: #3
|
|||
|
|||
|
RE: Osmanlı Devleti, ABD’yi korumuştu
Arkadaşlar kusura bakmayın ama bunlar bizi avutmaya yetecek argümanlar değil maalesef. Ne süper gücü, ne koruması. Cezayir deseniz korsan yatağı. Osmanlı da bu korsanları din birliği ve cihad adına kendine bağlamaya çalışmış. 1830'da Cezayir bir tokat yüzünden işgal edilirken süper güç neredeydi?
Bence bu olaylara "tarihin arka odası"ndan fazla ehemmiyet atfetmemek lazımdır. Saygılar... İttihatçılar vardı, hilâl bıyıklıydılar.. Sustasına basılmış birer çakıydılar... |
|||
|
03-16-2012, 11:14 PM
Mesaj: #4
|
|||
|
|||
RE: Osmanlı Devleti, ABD’yi korumuştu
(02-24-2010 06:07 PM)İttihatçı demiş ki Arkadaşlar kusura bakmayın ama bunlar bizi avutmaya yetecek argümanlar değil maalesef. Ne süper gücü, ne koruması. Cezayir deseniz korsan yatağı. Osmanlı da bu korsanları din birliği ve cihad adına kendine bağlamaya çalışmış. 1830'da Cezayir bir tokat yüzünden işgal edilirken süper güç neredeydi? Abi öncelikle saygılar Uzun zamandır görüşemedik. Ne yazık ki yazdıklarına katılamıyorum. En azından tam bilgi sahibi olmasam da özellikle Cezayirli Hasan Paşa'nın Sinop ilinde yaptığı imar çalışmalarını gördükten sonra öyle Jack Sparrow tarzı bir korsan gibi görülmesine karşı çıkmak zorunda olduğuma inanıyorum. KARADENİZ OKUSUN
|
|||
|
03-17-2012, 08:11 AM
Mesaj: #5
|
|||
|
|||
RE: Osmanlı Devleti, ABD’yi korumuştu
(02-13-2010 11:40 PM)Esege demiş ki Sonuçta Amerikan Devleti, Osmanlı Devleti’nden otuz deve satın aldı. Develer, 1856 yılında İstanbul Limanı’na demirleyen bir Amerikan ticaret gemisine yüklendi. Hatta bu yardımdan ötürü Camel sigarasının isim ve ambleminin deve olduğu da söylenir. Ancak camel'ın 1913'te satılmaya başlandığını düşünürsek, bir hurafeden öteye gidemez sanırım. -------------- İttihatçı Abi'nin söylediklerine ben de katılamayacağım. Çünkü Osmanlı'nın büyük bir güç unsuru olduğunu kabul etmemek tarihe yapılacak büyük bir yanlış olur diye düşünüyorum. Ordu modernizasyonu iyi olmayan, donanması güçlü olmayan bir devlet de olsa, bünyesinde barındırdığı insan ve hammadde miktarı bile diğer süper güçlerin kısmi olarak geri durmasını sağladı yıllarca. 1830 yılında cezayir'in kaybı demiş, tarihte 1795-1830 arası küçük bir dönem gibi görülebilir ama 35 sene çok uzun bir süre. Bu süreçte de bir çok yeni gelişmelerin olduğunu göz önünde bulundurarak bakmak lazım. Kaldı ki, Osmanlı'nın toprak kayıplarını engellemek gerçekten hayalcilik olurdu o dönemde |
|||
|
03-18-2012, 09:54 PM
Mesaj: #6
|
|||
|
|||
|
RE: Osmanlı Devleti, ABD’yi korumuştu
Osmanlıda korsanların başıbozuk eşkiyalar gibi değilde, akıncı beyleri gibi çalıştığını düşündükten sonra Cezayirin korsan yatağı olması hiç kötü bir şey gibi gelmedi bana.
Aşk derdiyle hoşem el çek ilacımdan tabib! Kılma derman kim, helakim zehri dermanındadır. Fuzûli |
|||
|
« Önceki Konu | Sonraki Konu »
|
| Benzer Konular... | |||||
| Konu: | Yazar | Cevaplar: | Gösterim: | Son Mesaj | |
| Osmanlı Meclisi Meb’usanında Siyonizm Tartışması | bezirgan | 1 | 748 |
03-12-2011 04:57 PM Son Mesaj: ümit |
|
| Osmanlı Padişahları gerçekten Türk’e sövmüşler midir? | Esege | 4 | 2,141 |
06-28-2010 11:00 AM Son Mesaj: Khwarezmian |
|
| Osmanlı İmparatorluğu’ndan Türkiye cumhuriyetine Miras Kalan Askeri Gemiler | bayundur | 8 | 3,398 |
08-17-2009 08:30 PM Son Mesaj: bayundur |
|
| 1919'da Osmanlı Devleti'nde kaç sancak vardı? | KüLTiGiN | 2 | 1,533 |
12-22-2008 01:37 AM Son Mesaj: bayundur |
|
| Avusturya Sefiri Busbecg’in Hatıralarında Osmanlı | Baybars | 3 | 1,488 |
08-26-2008 08:08 PM Son Mesaj: bayundur |
|
| Karamanoğlu II. İbrahim Beyin Osmanlı Sultanı II. Murad’a Vermiş Olduğu Ahidnâme | Baybars | 2 | 1,294 |
07-07-2008 04:37 PM Son Mesaj: Baybars |
|

Arama
Üye Listesi
Takvim
Yardım



