Mesaj Önizleme 
 
Konuyu Değerlendir
  • 0 Oy - 0 Ortalama
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Nyon Antlaşması
12-18-2009, 11:56 PM (En son düzenleme: 12-19-2009 12:29 AM bayundur.)
Mesaj: #1
Nyon Antlaşması
Sizlere daha önce hatırlayanlar varsa Mussolini'nin Faşist İtalya'sı ile M. Kemal'in Türkiye'si arasında 1930'lu senelerde ortamın gerildiğine dair bazı bilgileri paylaşmıştım. İşte orada bu anlaşmazlık sürecinde kendine ufak ta olsa bir yer edinmiş olan ancak İnkılap tarihimizde bahsi geçmeyen hatta bu tarih ile alakalı araştırma yapan akademisyenlerce de neredeyse hiç paylaşılmayan "Nyon Antlaşması"ndan bahsedeceğim. Bahse konu kaynak oldukça güvenilir. Çünkü devletin resmi bir kurumu tarafından satışı dahi yapılan bir kitaptan alıntılanmıştır vereceğim bilgiler. Kitap ilk olarak 60'lı yıllarda basılmıştır. Müeellif mevzu ile alakalı olarak hayatta bulunan kişilerin bir kısmıyla yüz yüze görüşerek dahi bilgi toplamış ve devletin resmi arşivlerinden de yararlanmıştır. Biz eserin ikibinli yıllarda çıkan son baskısından istifade ettik. İlk olarak Lyon Antlaşması'nın serüveninden başlayalım.

Alıntı:
NYON ANTLAŞMASI
1937 yılında İspanya’da iç savaş devam ederken savaş malzemesi götürdüğü gerekçesiyle İtalyan denizaltı gemileri kimliklerini saklayarak Akdeniz’de rastladıkları gemileri batırıyorlardı. Çanakkale’den çıkan bir Rus gemisini, çeşitli bölgelerde İngiliz ve Fransız gemilerini de bu şekilde batırmışlardır. Bunun üzerine Akdeniz’de bir emniyet paktı anlaşması yapılmak üzere, İngiltere, Bulgaristan, Mısır, Fransa, Yunanistan, Romanya, Türkiye, SSCB, Yugoslavya arasında İsviçre’nin Nyon (Leman Gölü’nün kıyısında ve Cenevre’nin 21 km. kuzeyinde bir kaza) ilçesinde bir antlaşma imzalanmıştır. Bu antlaşmanın metni aslından alıntı yapılmış şekilde aşağıda sunulacaktır.
Bu antlaşmaya göre; Türkiye, Karadeniz ve Akdeniz’de kendi sahillerini kontrol ve emniyet altına alacak; aynı zamanda İngiltere ve Fransa sahillerinden gerekli desteği yapacak ve onların gerektiğinde üslenmesine izin verecekti. Bu amaçla Çeşme bölgesi üslenmelerine izin verilen bir liman olarak gösterilmiştir. Rusya ise Akdeniz’e çıkarılmamış, sadece Karadeniz’de emniyet sağlamak üzere Türkiye ile iş birliği yapması, yani sahillerini kontrol görevi verilmiştir. Akdeniz’de ise baştan aşağı İngiltere ile Fransa’nın kontrolüne bırakılmıştı. Antlaşmaya imza koyan diğer milletler ise sadece kendi sahillerini kontrol etme görevini almışlardır. (Atatürk ve Donanma, Em. Albay Raşit METEL, İstanbul 1966 (Ekim 2005, ikinci baskı), Deniz Basımevi, sayfa 161)
Hazırlanan pakt, Dışişleri Bakanı Tevfik Rüştü Aras tarafından hükümete gönderilmiş, hükümette incelemesinden sonra Cumhurbaşkanı’na arz ederek Dışişleri Bakanı’na imza yetkisi vermiştir. Ancak hazırlanan pakt taslağı ile ilgili olarak Cumhurbaşkanı Atatürk, gerektiğinde taraf devletlerin Türkiye’ye karşı silahlı bir müdahale de bulunabileceği ihtimalini sezmiş, ancak İngiltere ve Fransa’nın yanında, İtalyanlara karşı meydana gelebilecek bir savaşın aleyhimize olmayabileceği değerlendirmesi yaparak antlaşmayı benimsemiştir. Ancak endişeleri hususunda hükümetinde dikkatini çekmiştir. Hükümet başkanı olan İsmet İnönü, paktın bu anlamı taşımadığını ileri sürmüş ve Nyon’da bulunan Dışişleri Bakanı T. Rüştü Aras ile telefon ile irtibata geçerek netice itibariyle antlaşma metninin Atatürk’ün görüşüne uygunluğunu ve verilen talimata uygun olarak imza edildiğini öğrenmiştir.
Bunun üzerine Başvekil İnönü, T. Rüştü Aras’tan antlaşma hükümlerinin kendi anladığı şekilde Türkiye’yi silahlı bir müdahaleye zorlamadığını veya zorlamayacağı hususunun antlaşmaya imza koyan diğer Dış işleri Bakanları tarafından garanti edilmesini T.Rüştü Aras’tan istemiştir.
Dışişleri Bakanı Aras, II. Cihan Harbi’nin arifesinde bulunulduğu bir esnada bu olayın Türkiye’yi bir Hükümet buhranına götürmemesi ve Cumhurbaşkanı ile Hükümet Başkanı’nın arasının açılmaması için milli menfaatlerimizi göz önünde tutarak ve çok kolaylıkla yapılmasını imkân gördüğü bu hususun çözülebileceğine inanmış, bunun neticesi İngiliz ve Fransız Dışişleri Bakanları’ndan bu hususta yazılı bir garanti alma teklifi götürmüş ve bu teklife ilgili bakanlarca olumlu yaklaşılmıştır. Dışişleri Bakanı Aras’ın bizzat kendisini kaleme aldığı garanti verme belgesi çok kolaylıkla imzalanmış ve bu hususta endişeleri olan Başvekil İnönü rahat bir nefes alabilmiştir.
Dışişleri Bakanı Aras bu konunun biraz soğuması için antlaşma sonrası Türkiye’ye dönüşünü geciktirerek Cemiyeti Akvam toplantılarına iştirak etmiş ve bu toplantılar sonrası yurda dönmüştür. Türkiye’ye dönüşünde Cumhurbaşkanı Atatürk İstanbul’da bulunmaktaydı. 30 Eylül 1937 günü Dolmabahçe Sarayı’na Cumhurbaşkanını ziyarete gittiğinde Cumhurbaşkanı kendilerini kabul etmemiştir. (kitabın yazarına T. Rüştü Aras bunu bizzat kendisi kitabın yazarına anlatmış) İlk defa böyle bir muameleye maruz kalan Aras, Atatürk’ün yaverlerine Park Otel’de olduğunu ve ertesi günü de Ankara’ya gideceğini söyleyerek Saray’dan hayal kırıklığı ile ayrılmıştır. O gece Saray’dan Park Otel’e gelen bir telefon neticesinde Atatürk’ün ertesi gün (1 Ekim 1937) kendisini öğle yemeğine davet ettiği ve yemeğin baş başa yenileceği haberi ulaşmıştır. (METEL, a.g.e., s. 162)
Ertesi gün saat 14:00’de Park Otel’ine gelen Atatürk, Dışişleri Bakanı ile odada yalnız kalınca:
“Şu anda ben Cumhurbaşkanı, sen de Dışişleri Bakanı olmayarak konuşalım” demiş ve:
“Bir antlaşma imzalandıktan sonra o antlaşmanın ardından, önceden imzalanan antlaşmanın bazı maddelerini kabul etmemek ve değişik mana taşımasını içerir mahiyette ayrıca bir garanti mektubu almak, yabancı bakanların nezdinde bizim dış siyasetimizi sarsmaz ve şerefimizi kırmaz mı?” diye sormuştur. Aras ise:
İkinci Cihan Harbi’nin eşiğinin bulunulduğu sırada Başvekil İnönü ile aralarının açılmamasını temin maksadıyla ve ası geçen garanti sözleşmesinin çok kolayca alınabilmesi sebebiyle böyle bir girişimde bulunduğunu ve bunun dış otoritemiz üzerinde hiçbir olumsuz etki yapmadığını arz etmiştir. Atatürk öğle yemeğini Aras ile yedikten sonra saat 16:00’da Park Otel’den ayrılmıştır.
Ayrıca bu konu üzerinde Atatürk ile Amiral Fahri Engin arasında da şöyle bir konuşma geçmiştir. (bahse konu emekli amiral bu konuşmanın ayrıntılarını yazara bizzat anlatmış)
Nyon antlaşması yapıldığı günlerde Atatürk, 16 Eylül 1937 günü saat 19:28’de Haydarpaşa’dan hareket eden trenle Ankara’ya giderken İzmit tren istasyonunda durdukları zaman özel vagonuna il ve askeri ileri gelenleri kabul etmiş ve Deniz Üssü Komutanı olan Amiral Fahri Engin’e de:
“Meçhul denizaltıların özellikle Akdeniz’deki faaliyetlerini biliyorsunuz, buna karşılık Fransa ve İngiltere Akdeniz’de bizim gemilerimizin de kendileriyle birlikte meçhul denizaltılara karşı harekâta ortak olmamızı istemişlerdir. Bu konuda ki düşüncen nedir?” diye sormuş ve Amiral Engin de:
“Biz askerler verilen emri yapar, siyasi tarafını mütalaa etmeyiz, böyle bir harekâta ortak olmak İtalya ile savaş etmemize neden olabilir” demiştir. Bunu üzerine Atatürk:
"Topraklarımızda gözü olan İtalya’ya karşı kuvvetli devletlerin yanında olmak menfaatimiz icabı değil midir?” diye sormuş. Amiral’de:
“Hiç şüphesiz Fransa’nın ve İngiltere’nin yanında meçhul denizaltıların sahibi olan İtalya’ya karşı savaşmamız olumlu ve kesin başarılı sonuç verir.” demiştir. Bunun üzerine Atatürk:
Hükümet Başkanı (İnönü) ve Genelkurmay Başkanı (F. Çakmak) ile bu konuda anlaşamadıklarını ve zıt fikirde olduklarını beyan etmişlerdir. (METEL, a.g.e., s. 163-164)
Atatürk, büyük devletlerle özellikle İtalya’ya karşı işbirliği yapılacak olan böyle bir harekâtta bir iki muhribimiz batsa dahi zararı, İtalya’ya karşı büyük devletlerle işbirliği yapmanın hâsıl ettiği kazanç yanında önemsiz kaldığı değerlendirmesindedir. 1 Kasım 1937 günü TBMM’de yaptığı konuşmada bu konuya temas etmiştir. (TBMM’nin Beşinci Dönem Üçüncü Toplanma Yılını açarken yaptığı konuşmadan alıntılanmıştır):
“İspanya olayları dolayısı ile Akdeniz ve Karadeniz’de alınması gereken önlemlere, Cumhuriyet Hükümeti, en geniş bir zihniyetle ortak oldu. Dünyanın her tarafında olduğu gibi, bizi ilgilendiren sahalarda ve bu arada, Akdeniz’de, huzur ve düzenin korunması, bizim yakından ve ilgi ile takip ettiğimiz bir konudur” demiştir.
Başvekil İnönü ise böyle bir harekâtın Türkiye’yi savaşa sürüklemesi endişesi içinde olduğundan paktın silahlı müdahaleyi zorlayacağı maddesinin özel olarak İngiltere ve Fransa nezdinde düzenlenmesini istemiştir.
Nyon Antlaşması 14 Eylül 1937 günü imzalanmıştır. İmza eden devletlerden Türkiye Dışişleri Bakanı Doktor Tevfik Rüştü Aras, İngiltere Dışişleri Bakanı Eden, SSCB Dışişleri Bakanı Litvinof, Fransa Dışişleri Bakanı Delbos, Romanya Dışişleri Bakanı Antonesco, Bulgaristan Dışişleri Bakanı Maksimüs ve Yugoslavya Dışişleri Bakanı Yeftik hazır bulunmuşlardır. (METEL, a.g.e., s. 164)

Şimdi de antlaşmanın TBMM tarafından kanun ile onaylanmasına dair evrakın dökümünü aslına uygun olarak yayımlıyorum.

Alıntı:
NO: 281 - Akdeniz’de korsanlık ef’aline karşı ittihaz edilecek
müşterek tedbirler hakkında Nyon Anlaşması’nın ve
zeylinin tasdikına dair kanun

Kabul Tarihi: 18 Eylül 1937
Resmi Gazete ile neşir ve ilanı: 20 Eylül 1937-Sayı: 3713
Kanun No. 3266


Madde 1 – İspanya’da mücadele halinde bulunan taraflardan hiçbirine ait olmayan ticaret gemilerine, denizaltı gemileri tarafından Akdeniz’de İspanya ihtilafı münasebetiyle vaki olan korsanlık ef’aline karşı alınacak müşterek tedbirler hakkında Nyon’da 14 Eylül 1937 tarihinde Türkiye, Büyük Britanya ve Şimali İrlanda Birleşik Krallığı, Bulgaristan, Mısır, Fransa, Yunanistan, Romanya, Sovyetler Birliği ve Yugoslavya arasında imza olunan anlaşma ile buna müzeyyel ve denizüstü gemilerinin ve hava kuvvetlerinin korsanlığına karşı tedabiri muntazamın olarak Cenevre’de 17 Eylül 1937 tarihinde aynı devletlerarasında akdedilen ve Nyon Anlaşması’nın mütemmim eczasından bulunan antlaşma kabul ve tasdik edilmiştir.
Madde 2 – Bu kanun neşri tarihinden muteberdir.
Madde 3 – Bu kanunun hükümlerini icraya İcra Vekilleri Heyeti memurdur. (METEL, a.g.e., s. 297)

Akabinde çıkan diğer kanunun dökümantasyonu:

Alıntı:
NO: 282 – Nyon Antlaşması’nın Maksadı ve Onun Yüklediği Mükellefiyet Hududu
Dahilinde Kalmak Şartıyla Antlaşmalar Akdi İçin Hükümete Salahiyet Verilmesi
Hakkında Kanun

Kabul Tarihi: 18 Eylül 1937
Resmi Gazete ile neşir ve ilanı: 20 Eylül 1937-Sayı: 3713
Kanun No. 3267


Madde 1 – Nyon Antlaşması’nın maksadı ve onun yüklediği mükellefiyet hududu dahilinde kalmak şartıyla Antlaşmalar akdi için hükümete salahiyet verilmiştir.
Madde 2 – Bu kanun neşri tarihinden muteberdir.
Madde 3 – Bu kanunun hükümlerini icraya İcra Vekilleri Heyeti memurdur. (METEL, a.g.e., s. 301)

Şimdi de antlaşma metinlerine geçiyoruz.

Alıntı:
NYON ANTLAŞMASI

Madde 1 – İspanya’da mücadele halinde bulunan taraflardan hiçbirine ait olmayan ticaret gemilerine karşı denizaltı gemileri tarafından Akdeniz’de İspanya ihtilafı münasebetiyle mükerrer tecavüz vakı olduğunu,
Bu tecavüzlerin, ticaret gemilerinin tahribi hakkındaki 22 Nisan 1930 tarihli Londra Muahedesinin 4. kısmında münderiç Hukuku Düvel kaidelerini ihlal ettiğini, en iptidai insaniyet prensiplerine mugayir olduğunu ve bunların bihakkın korsanlık hareketi olarak tavsif edilmesi lazım geldiğini,
Ve İspanya’da mücadele halinde bulunan taraflardan biri veya diğerinin muharip hukuku kullanmak veya deniz muhaberesi kanunlarına riayet etse bile açık denizde ticari seyrüseferi kontrol etmek hakkını hiçbir suretle tanımaksızın ve işbu mukaveleye iştirak eden herhangi bir devletin açık denizde her türlü müdahalelere karşı kendi ticari seyrüseferini himaye etmek üzere ittihazını muvafık göreceği herhangi bir harekette bulunmak ve sonradan kararlaştırılacak müşterek diğer tedbirlere almak hakkına halel gelmemek şartıyla evvel emirde, denizaltı gemileri tarafından yapılan korsanlık ef’aline karşı müşterek tedabiri mahsussayı kararlaştırmak icap ettiğini nazarı itibara alarak, kendi hükümetleri tarafından usulüne tevfikan salahiyeti haiz olup, aşağıda imzası bulunanlar Nyon’da konferans halinde 9 Eylül’den 14 Eylül 1937’ye kadar toplanarak hemen mer’iyete girecek olan atideki hükümlere kararlaştırmışlardır. (METEL, a.g.e., s. 297-298)
I – Konferansa iştirak eden Devletler kendi bahri kuvvetlerine, İspanya’da mücadele halinde bulunan taraflardan birine ait olmayan ticaret gemilerini himaye etmek üzere aşağıdaki iki ve üç numaralı fıkralara tevfikan hareket etmeleri için talimat vereceklerdir.
II – Bahri teslihatın tahdit ve tenkisi için Londra’da 22 Nisan 1930 tarihinde imza muahedede zikrolunan Londra’da 6 Teşrisani 1936’da imza olunan protokol ile teyidedilen Hukuku Düvel kaidelerine muhalif olarak böyle bir gemiye taarruz eden herhangi bir denizaltı gemisine bilmukabele taarruz edilecek ve mümkünse bu gemi tahrip edilecektir.
III – İspanya’da mücadele halinde bulunan taraflardan hiçbirine ait olmayan bir geminin yukarıdaki fıkrada zikredilen kaideler hilafına olarak taarruza uğradığı bir nokta civarında tesadüf edilen denizaltı gemisine tesadüf olunduğu ahval, taarruzun faili kendisi olduğu fikrini tevlit ediyorsa – yukarıda zikrolunan hükümler kezalik tatbik olunacaktır.
IV – Yukarıda zikredilen kararları pratik bir surette icra için konferansa iştirak eden Devletler aşağıdaki hususları kararlaştırmışlardır.
1)Garbi Akdeniz’de ve Malta Kanalı’nda, nezaret hususu ayrı hükümlere tabi oacal Tirenyen mıntıkası müstesna olmak üzere, iş bu icraat, açık denizde ve konferansa iştirak eden Devletlerin karasularında İngiliz ve Fransız Donanmalarına – iki hükümet arasında ararlaştırılacak tevzi şekline göre – terettüp eder.
2)Şarki Akdeniz’de:
a)Bu icraat karasularında, alakadar Hükümetlerden her birine, kendine ait kısmında terettüp eder.
b)Açık denizde Adriyatik Denizi müstesna olmak üzere, Çanakkale Boğazı’nın medhaline kadar iş bu icraat, İngiliz ve Fransız Donanmalarına seyrüsefainin, tehlikeli olduğu korkulan mıntıkalarda iki hükümet takarrür edecek tevzie göre – terettüp eder.
İşbu konferansa iştirak eden devletlerden Akdeniz’e sahildar olanlar, kendi vasıtaları nispetinde, bu donanmalara istenecek müzaherette bulunmayı taahhüt ederler: Bilhassa donanmalarına harekâtını kendi karasularında takip etmelerine ve kezalik intihap edecekleri limanlarda bu donanmaların eylemlerine müsaade edeceklerdir.
3)Şurası da mukarrerdir ki; yukarıda 1 ve 2 numaralarda zikredilen mıntıkaların hududu ve tevziatı her zaman, vaziyetteki her türlü değişiklik hesaba katılmak üzere, konferansa iştirak eden Devletler tarafından değiştirilebilir.
V – Konferansa iştirak eden devletler şu hususta mutabık kalmışlardır ki; yukarıdaki hükümlerin icrasını kolaylaştırmak maksadıyla kendi denizaltı gemilerinin Akdeniz’de istimalini atideki şekilde tahdit edeceklerdir:
a) Aşağıdaki b ve v fıkralarında derpiş edilen ahval müstesna olmak üzere hiçbir denizaltı gemisi Akdeniz’de denize çıkmayacaklardır.
b) Denizaltı gemileri konferansa iştirak eden devletlerden her birine tebligatta bulunulduktan sonra deniz üzerinde ve bir su üstü gemisi refakatinde olmak şartı ile seyredebileceklerdir.
c) Konferansa iştirak eden devletlerden her biri aşağıdaki 1 numaralı melfufta tayin edilip a ve b fıkralarında münderiç tahdidata tabi tutulmayacak olan bazı mıntıkaları talim için kendi denizaltı gemilerine tahsis edebilirler.
Kezalik Konferansa iştirak eden devletler şu hususta mutabıktır ki; mecburi tevafuk veya yukarıdaki b fıkrasında derpiş edilen şartlar müstesna olmak üzere kendi karasularında hiçbir ecnebi denizaltı gemisinin bulunmasına müsaade etmeyeceklerdir.
VI – Kezalik konferansa iştirak eden devletlerce mukarrerdir ki; yukarıda yzılan programın icrasını kolaylaştırmak için kendi ticaret gemilerine Akdeniz’de aralarında takarrür edecek bazı esaslı yolları tavsiye edeceklerdir. (METEL, a.g.e., s. 298-299)
VII – İş bu anlaşmanın hiçbir hükmü, konferansa iştirak eden devletlerin kendi deniz üstü gemilerini Akdeniz’in herhangi bir kısmına göndermek hakkını tahdit etmez.
VIII – Yukarıdaki hükümler Milletler Cemiyeti Kâtipliğine tescil ettirilmiş olan beynelmilel taahhütleri hiçbir suretle ihlal etmez.
IX – Konferansa iştirak eden devletlerden biri iş bu antlaşmadan çekilmek niyetinde bulunduğunu haber verirse bir tebliğ 30 günlük bir vadenin hitamında muteber olacaktır ve konferansa iştirak eden devletlerden herhangi bir diğeri de bu husustaki niyetini mezkûr tarihten evvel bildirmek şartıyla aynı tarihte antlaşmadan çekilebilecektir.
Her iki metni aynı derecede muteber olmak üzere Fransızca ve İngilizce tek bir nüsha olarak Nyon’da 14 Eylül 1937 tarihinde tanzim edilmiştir. Bu nüsha Milletler Cemiyeti Kâtipliği Arşivine tevdi olunacaktır.
Büyük Britanya ve Şimali İrlanda Birleşik Krallığı, Bulgaristan, Mısır, Fransa, Yunanistan, Romanya, Türkiye, Sovyetler Birliği, Yugoslavya. (METEL, a.g.e., s. 300)

Antlaşmadan üç gün sonra Cenevre'de ilgili devletlerce birde "Akdeniz Konferansı" toplanmıştır. Burada alınan kararları da aktararak nihai noktayı koyuyorum. Dönem ve mevzu hakkında bilgi edinmek isteyenlere inşallah yararı olur.

Alıntı:
AKDENİZ KONFERANSI
Nyon Antlaşması Müzeyyel İtilafname
Akdeniz’de denizaltı gemileri tarafından ika olunan korsanlık fiillerine karşı hususi müşterek tedbirler hakkındaki kararları havi olarak 14 Eylül 1937 tarihinde Nyon’da imza olunan antlaşmada, iştirak eden devletler, deniz üstü gemileri veya hava sefineleri tarafından ika olunan bu gibi fiillere karşı ileride müşterek tedbirler ittihazı imkânını muhafaza ettiklerini ve şimdi bu gibi tedbirlere tevessül etmek münasip olduğunu nazarı dikkate alarak, hükümetleri tarafından usulü dairesinde mezun bulunan aşağıdaki imzalar sahipleri 17 Eylül 1937 tarihinde Cenevre’de toplanıp derhal mer’iyete girecek olan berveçhiati hükümleri kararlaştırmışlardır.
1-) İşbu itilafname, Nyon Antlaşmasını tamamlar ve onun mütemmim cüzü addolunur.
2-) İşbu itilafname İspanya’da mücadele halinde bulunan taraflardan hiçbirine ait olmayan bir ticaret gemisine karşı Akdeniz’de bir deniz üstü gemisi veya hava gemisi tarafından deniz muharebesi Hukuku düveli ile musaddak olup, 22 Nisan 1930 tarihli Londra Muahedenamesinin 4.üncü kısmında tadat ve 6 Teşrisani 1936 tarihinde Londra’da imza edilen protokol ile teyit olunan insaniyet prensiplerini nazarı itibara almaksızın bir deniz üstü veya hava gemisi tarafından yapılan bilcümle hücumlar hakkında tatbik olunur.
3-) Nyon Antlaşması’na tevfikan açık denizde ticari seyrisefainin himayesine iştirak eden ve 1.inci maddede zikredilen şerait dairesinde yapılan bir hücuma şahit olan her deniz üstü gemisi;
a) Eğer hücum bir hava gemisi tarafından vakı ise ona karşı ateş açacak,
b) Eğer bir deniz üstü gemisi tarafından vakı ise o hücuma karşı kendi vasıtaları ile ve icabı halinde onların karasuları dahilinde, çağırılması mümkün olmayan takviyeye müracaat eyleyerek müdahale edecektir.
İştirak eden devletlerden her biri, kendinse ait hususlarda, kendi harp gemilerinin işbu itilafname ruhuna göre hattı hareketlerini tanzim edeceklerdir.
Aynı derecede muteber olmak üzere Fransızca ve İngilizce olarak tek bir nüsha halinde Cenevre’de 17 Eylül 1937’de tanzim olunmuştur. Bu nüsha Milletler Cemiyeti Kâtipliği Hazine-i Evrakına tevdi olunacaktır.
Büyük Britanya ve Şimali İrlanda Birleşik Krallığı, Bulgaristan, Mısır, Fransa, Yunanistan, Romanya, Türkiye, Sovyetler Birliği, Yugoslavya. (METEL, a.g.e., s. 300-301)

rasti rusti
Bu kullanıcının gönderdiği tüm mesajları bul
Bu mesajı bir cevapta alıntı yap
Mesaj Önizleme 


Benzer Konular...
Konu: Yazar Cevaplar: Gösterim: Son Mesaj
  24 Temmuz 1923 Lozan Antlaşması saltanat 7 4,629 04-10-2010 02:48 PM
Son Mesaj: 61şura61

Foruma Git: