Mesaj Önizleme 
 
Konuyu Değerlendir
  • 0 Oy - 0 Ortalama
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Başkalarının Hayatı
09-01-2009, 04:59 PM
Mesaj: #1
Başkalarının Hayatı
Geçenlerde ulusal bir kanalda izlediğim "Başkalarının Hayatı (Das Leben der Anderen)" devlet-toplum-birey, sosyal psikoloji ve sosyalizm üzerine kafa yoranlar açısından oldukça etkileyici bir yapımdı.
Oscar ödülü de almış olan bu film hakkında ulusal basında çıkmış bir değerlendirme notu şöyle:

"Alman sinemasının galiba tek bir amacı var; 'Tarihi bir de bizden dinleyin' demek. Son dönemde uluslararası piyasada dolaşıma giren bütün 'Made in Germany' etiketli filmler, ya 2. Dünya Savaşı'nda ya da Doğu Almanya'da geçiyor. Örnekleri hatırlayalım: 'Çöküş', 'Almanya Almanya'dır', 'Sophie Scholl: Son Günler' ve 'Elveda Lenin'... Oscar'ın, belki de her zaman en doğru seçimlere ilişkin kararlarının verildiği alan olan (çünkü bu kategoride ticaret değil sanat gözetilir) 'en iyi yabancı film'de heykeli kucaklayan 'Başkalarının Hayatı' (Das Leben der Anderen) da, kendi çapında bir tarih dersi. Film, 'Duvar'ın yıkıldığı '89'dan beş yıl önce, Berlin'in sosyalist kanadında yaşananları anlatıyor.
Doğrusu 1973 doğumlu bir yönetmenin (ismi Florian Henckel von Donnersmarck), tarihin en önemli dönüşümlerinin yaşandığı bir kesite ilişkin ne denli güçlü bir bakışı olabilir ya da kendisi 11 yaşındayken, o anda Doğu'da yaşanılan hayatın dengelerine nasıl bir yorum getirebilir (çünkü Von Donnersmarck Köln doğumlu, yani Batılı), tartışmalı tabii ki. Ama artık Almanya, yeniden 'birleşik' kimliğine kavuştu, sanat da malum yaşı değil başka şeyleri kriter olarak alır; o halde bu film de kabulümüzdür, (yeter ki objektifliğini korusun).

Sistem iyi de uygulama kötü

'Başkalarının Hayatı' aslında daha çok röntgencilik üzerine bir film. Bir 'Stasi' (Doğu Alman istihbarat örgütü) ajanının, sisteme inancını koruyan genç ve yetenekli bir tiyatro yönetmeni, Georg Dreyman'ın hayatını gözlem altına alması üzerine gelişen öykü, ister istemez arka planında da dönemin uygulamalarını ve insani portrelerini öne çıkarıyor. Filmden istediğiniz yoruma varmak kuşkusuz size bağlı, ben ise iyimser bir bakış açısıyla Von Donnersmarck'ın meselenin sistemde değil, insanda olduğu üzerine fikir egzersizlerine soyunduğu kanısındayım. Bunu da şuradan anlıyoruz: İktidarı temsil eden Kültür Bakanı Bruno Hempf, Dreyman'ın baş oyuncusu ve sevgilisi olan, Doğu Alman tiyatrosunun kraliçesi Christa-Maria Sieland'a ilgi duyup onunla birlikte olmak isteyince, sistem bambaşka anlamlar kazanıyor. İşin kötüsü, Duvar yıkılıp eski kimlikler bir tarafa atıldığında, bakan hâlâ ayakta kalmayı ve yeni düzende de var olmayı başarıyor.
'Başkalarının Hayatı', sanatı, sanatçının yalnızlığını, seçimlerini, trajedisini (bu noktada intihar eden eski yönetmen Albert Jerska'yı hatırlayalım), politikacının ikiyüzlülüğünü, ara noktalardaki karar vericilerin konumlarını (bakanın yalakası Albay Anton Grubitz mesela) vs. tartışıyor ama öykünün kalbi, Stasi ajanı Yüzbaşı Gerd Wiesler'de atıyor. Tıpkı yönetmen Dreyman gibi inançlı bir sosyalist olan ve kendi yaşantısını pek önemsemeden, bütün varlığını düzenin işleyişine adayan Wiesler, konuk olduğu hayatlar eşliğinde büyük bir dönüşüm yaşıyor. Film de, ruhsuz, sıkıcı, sokakta top oynayan çocukların nezdinde bile öcü gibi görünen bu adamın insani uyanışını perdeye taşıyor. Öykü ayrıca Orwell'ın ünlü '1984'ündeki devletin vatandaşını gözetleme istek ve ısrarını da yeniden hatırlatıyor.


Karakterin hüznü seyirciye geçiyor

'Başkalarının Hayatı', ana karakteri Wiesler'in hüznünü seyircisinin ruhunda hissettirirken, tarihin gerektiğinde bir Stasi ajanı tarafından bile uydurularak yazılabileceğini (ya da şöyle de ele alabiliriz: bir ajanın da gerektiğinde iyi bir tiyatrovari metne imza atabileceğini) gösteriyor. Filmde oyunculuklar muhteşem. Wiesler'de Ulrich Mühe (ki, diğerlerinin birkaç adım önünde), yönetmen Dreyman'da Sebastian Koch, sevgilisi Sieland'da Martina Gedeck ve Grobitz'de Ulrich Tukur açıkçası döktürüyor.


Bütün ajanlar yalnız mıdır?

Filmdeki küçük bir detaya itiraza gelince; gerçekte ne denli böyle bir uygulama var bilmiyorum ama, Duvar'ın yıkılmasının ardından yeni düzende isteyenler, kendilerine ilişkin geçmişte kayıt tutanların kimliğini öğrenebiliyor. Düşünsenize, mesela işkencecinizi öğrenmek ve gerektiğinde cezalandırmak istemez misiniz? Devlet, kabuk değiştirse de böylesi bir uygulamaya izin verir mi? Hiç sanmıyorum...
Bir akrabalık teşhisiyle bitireyim: Bu filmin kahramanı Wiesler'le, haftanın bir diğer önemli filmi 'Kirli Sırlar'ın kahramanı Wilson'ın hayatı ve yalnızlıkları ne kadar birbirine benziyor. Ajan olmanın kaderi mi bu? Bir istirhamım olacak: Ne eski bir CIA, ne de bir Stasi ajanı tanıyoruz, ama eski MİT'çiler televizyonlarda boy gösteriyor. Mahir Kaynak ya da Çakıcı'nın yanaklarını öpen Nuri Gündeş bizi bu konuda aydınlatabilirler mi acep?.."

Uğur VARDAN, 09/03/2007 tarihli Radikal nüshasından alıntıdır.

[Resim: Das%20Leben%20der%20Anderen.jpg]

İttihatçılar vardı, hilâl bıyıklıydılar..
Sustasına basılmış birer çakıydılar...
Bu kullanıcının gönderdiği tüm mesajları bul
Bu mesajı bir cevapta alıntı yap
Mesaj Önizleme 


Foruma Git: