|
Türk Dil Kurumu
|
|
07-03-2009, 02:00 PM
Mesaj: #1
|
|||
|
|||
|
Türk Dil Kurumu
Türk Dil Kurumu, Türk Dili Tetkik Cemiyeti adıyla 12 Temmuz 1932'de Atatürk'ün talimatıyla kurulmuştur. Cemiyetin kurucuları, hepsi de milletvekili ve dönemin tanınmış edebiyatçıları olan Sâmih Rif'at, Ruşen Eşref, Celâl Sahir ve Yakup Kadri'dir. Kurumun ilk başkanı Sâmih Rif'at'tır. Türk Dili Tetkik Cemiyetinin amacı, "Türk dilinin öz güzelliğini ve zenginliğini meydana çıkarmak, onu yeryüzü dilleri arasında değerine yaraşır yüksekliğe eriştirmek" olarak tespit edilmiştir. Atatürk'ün sağlığında, 1932, 1934 ve 1936 yıllarında yapılan üç kurultayda hem Kurumun yönetim organları seçilmiş, hem dil politikası belirlenmiş, hem de bilimsel bildiriler sunulup tartışılmıştır. 26 Eylül-5 Ekim 1932 tarihleri arasında Dolmabahçe Sarayı'nda yapılan Birinci Türk Dili Kurultayı sonunda Kurumun "Lügat-Istılah, Gramer-Sentaks, Derleme, Lenguistik-Filoloji, Etimoloji, Yayın" adları ile altı kol hâlinde çalışmalarını sürdürmesi kabul edilmiştir. Sonraki kurultaylarda bu kollardan bazıları ayrılmış, bazıları tekrar birleştirilmiş; fakat ana çatı değiştirilmemiştir. 1934'te yapılan kurultayda Cemiyetin adı, Türk Dili Araştırma Kurumu; 1936'daki kurultayda ise Türk Dil Kurumu olmuştur.
Türk Dil Kurumu başlangıçtan beri çalışmalarını iki ana eksen üzerinde yürütmüştür: 1. Türk dili üzerinde araştırmalar yapmak, yaptırmak; 2. Türk dilinin güncel sorunlarıyla ilgilenerek çözüm yolları bulmak. Atatürk'ün kendisi de Türk dili üzerindeki yerli ve yabancı araştırmaları bizzat inceleyerek, dönemindeki bilginleri Türk dili üzerinde araştırmalar yapmaya yönlendirmiştir. Nitekim Türk dilinin en eski anıtları olan Göktürk (Runik) yazılı metinlerin ilk iki cildi onun sağlığında yayımlanmış; 1940'larda yayın hayatına çıkabilen Divanü Lügati't-Türk, Kutadgu Bilig gibi eserler üzerinde de yine onun sağlığında çalışılmaya başlanmıştır. Daha sonra birçok cilt hâlinde ortaya çıkacak olan Tarama ve Derleme Sözlüğü'yle ilgili çalışmalar da Atatürk'ün sağlığında başlamıştır. Tarama Sözlüğü, 13. yüzyılda başlayan Batı Türkçesinin eski eserlerinin taranmasıyla; Derleme Sözlüğü, Anadolu ağızlarında kullanılan kelimelerin derlenmesiyle oluşturulmuş büyük sözlüklerdir. Çağdaş Türkçenin grameri, sözlüğü, imlâsı ve terimleriyle ilgili çalışmalar da Atatürk tarafından ilgiyle izlenmiştir. Türk Dil Kurumunun kuruluşuyla birlikte çağdaş Türkçede çok hızlı bir arılaştırma akımı da başlamıştır. Bizzat Atatürk'ün öncülük ettiği, Türk dilinin yabancı kökenli sözlerden temizlenmesi akımı 1935 güzüne kadar sürmüş; halkın diline girip yerleşmiş kelimelerin dilden atılması işleminden bu tarihte vazgeçilmiştir. Atatürk'ün ölümünden sonra öz Türkçe akımı Türk aydınları arasında sürekli tartışılan bir konu olmuş ve özellikle 1960'tan sonra Türk Dil Kurumu bu akımın öncülüğünü yapmaya devam etmiştir. 1980'den sonra tartışmalar durulmuş, bilimsel çalışmalar hız kazanmıştır. Atatürk, ölümünden kısa bir süre önce yazdığı vasiyetname ile mal varlığını Türk Dil Kurumu ile Türk Tarih Kurumuna bırakmıştır. Bu iki kurumun bütçesi bugün de Atatürk'ün mirasından karşılanmaktadır. Bu miras bugün Türkiye'nin en büyük bankalarından biri olan Türkiye İş Bankası sermayesinin %28,9'unu oluşturmaktadır. Türk Dil Kurumunun yapısıyla ilgili ilk önemli değişiklik 1951 yılındaki olağanüstü kurultayda yapılmıştır. Atatürk'ün sağlığında Millî Eğitim Bakanının Kurum başkanı olmasını sağlayan tüzük maddesi 1951'de değiştirilmiş; böylece Kurumun devletle bağlantısı koparılmıştır. İkinci önemli yapı değişikliği 1982-1983 yıllarında gerçekleştirilmiştir. 1982'de kabul edilen ve şu anda da yürürlükte olan Anayasa ile Türk Dil Kurumu ve Türk Tarih Kurumu, bir Anayasa kuruluşu olan Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu çatısı altına alınmış; böylece devletle olan bağlar yeniden ve daha güçlü olarak kurulmuştur. Atatürk, 1 Kasım 1936'da Türkiye Büyük Millet Meclisinin V. dönem 2. yasama yılını açış konuşmasında Türk Dil Kurumu ve Türk Tarih Kurumunun geleceği ile ilgili dileklerini şu sözlerle dile getirmişti: Başlarında değerli Eğitim Bakanımız bulunan, Türk Tarih Kurumu ile Türk Dil Kurumunun her gün yeni gerçek ufuklar açan, ciddî ve aralıksız çalışmalarını övgü ile anmak isterim. Bu iki ulusal kurumun, tarihimizin ve dilimizin, karanlıklar içinde unutulmuş derinliklerini, dünya kültüründe başlangıcı temsil ettiklerini, kabul edilebilir bilimsel belgelerle ortaya koydukça, yalnız Türk ulusunun değil, bütün bilim dünyasının ilgisini ve uyanmasını sağlayan, kutsal bir görev yapmakta olduklarını güvenle söyleyebilirim. (Alkışlar)Tarih Kurumunun Alacahöyük'te yaptığı kazılar sonucunda, ortaya çıkardığı beş bin beş yüz yıllık maddî Türk tarih belgeleri, dünya kültür tarihinin yeni baştan incelenmesini ve derinleştirilmesini gerektirecektir. Birçok Avrupalı bilim adamının katılması ile toplanan son Dil Kurultayının aydınlık sonuçlarını görmekle çok mutluyum. Bu ulusal kurumların az zaman içinde ulusal akademilere dönüşmesini dilerim. Bunun için, çalışkan tarih, dil ve bilim adamlarımızın, bilim dünyasınca tanınacak orijinal eserlerini görmekle mutlu olmanızı dilerim. (Bu konuşmanın tam metnini http://www.tbmm.gov.tr/tarihce/5d2yy.htm adresinde bulabilirsiniz.) Atatürk'ün bu dileği dikkate alınarak her iki kurum da böylece akademik bir yapıya kavuşturulmuştur. Bugün Türk Dil Kurumu, 20'si Yüksek Öğretim Kurumu; 20'si Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Yüksek Kurulu tarafından seçilen 40 asıl üyeye sahiptir. Üyelerin büyük çoğunluğu Türk üniversitelerinde çalışan Türkologlardır. Başbakanın önerisiyle Cumhurbaşkanınca tayin edilen Kurum Başkanı ve 40 asıl üye Bilim Kurulunu oluşturur. Kurumun bilimsel çalışmaları bu kurul tarafından plânlandığı gibi yönetim işlerini üstlenen Yürütme Kurulu ile bilimsel çalışmaları yürüten Kol ve Komisyonların üyeleri de bu kurul tarafından seçilir. Bilimsel çalışmaları yürüten kollar şunlardır: 1. Sözlük Bilim ve Uygulama Kolu, 2. Gramer Bilim ve Uygulama Kolu, 3. Dil Bilimi Bilim ve Uygulama Kolu, 4. Terim Bilim ve Uygulama Kolu, 5. Ağız Araştırmaları Bilim ve Uygulama Kolu, 6. Kaynak Eserler Bilim ve Uygulama Kolu. Türkiye Türkçesinin çağdaş sözlüğünü sürekli geliştirerek yayımlayan ve Genel Ağ ortamında sürekli güncelleyen Türk Dil Kurumu, İmlâ Kılavuzu'nu 2000 yılında yayımlamış olup, 2004 yılında İlköğretim Okulları için İmlâ Kılavuzu' nu yayımlamıştır. 1998 yılı içinde 9. baskısı çıkmış olan Türkçe Sözlük'te 75.000 civarında kelime yer almıştır. Son dönemde, yılda 30-40 bilimsel eseri yayın dünyasına kazandıran Türk Dil Kurumunun üç süreli yayını da bulunmaktadır. Güncel dil konularını ve geniş kitlenin anlayacağı dilde yazılmış araştırmaları içine alan Türk Dili dergisi ayda bir yayımlanmaktadır. Altı ayda bir yayımlanan Türk Dünyası Dil ve Edebiyat Dergisi; Kazak, Kırgız, Tatar vb. Türk topluluklarının dil ve edebiyatlarıyla ilgili araştırmalara yer verir. Türk Dili Araştırmaları Yıllığı-Belleten ise tamamen bilimsel araştırmaları içine alır ve yılda bir sayı yayımlanır. Türk Dil Kurumunda şu anda, üç proje yürütülmektedir: 1. Türklük Bilimi (Türkoloji) Alanında Yabancıların Eserlerinin Türkçeye Çevrilmesi Projesi, 2. Türk Dünyası Destanlarının Tespiti, Türkiye Türkçesine Aktarılması ve Yayımlanması Projesi, 3. Mühendislik Terimleri Sözlüğü Projesi. Kurumumuzun biten projeleri ise şunlardır: 1. Türkiye Türkçesi Sözlükleri Projesi, 2. Karşılaştırmalı Türk Lehçeleri ve Şiveleri Sözlüğü ve Grameri Saha Araştırması Projesi, 3. Türkiye Türkçesi ve Tarihî Devirler Yazı Dilleri Grameri Projesi, 4. Göktürk (Runik) Yazılı Belge, Yazıt ve Anıtların Albümü Projesi. Türk Dil Kurumu 800'e ulaşan yayını, 40 Bilim Kurulu üyesi, 17 uzmanı, 56 çalışanı ve zengin bir araştırma kütüphanesiyle Türkiye'nin saygın bilim kuruluşlarından biri olarak çalışmalarını sürdürmektedir. http://www.tdk.gov.tr/TR/BelgeGoster.asp...18F4388CDD Düşünüyorum o halde vurun... |
|||
|
07-03-2009, 02:04 PM
Mesaj: #2
|
|||
|
|||
|
RE: Türk Dil Kurumu
Biliyorum aslında kuruluş tarihi 12 Temmuz, fakat biraz evvelden hatırlatsam iyi olur diye düşündüm. Bu aralar Türk Dil Kurumunun 1932'den günümüze kadar olan yayınlarını inceliyorum. TDK kuruluş dönemindeki dil seferberliği inanılmaz boyutlarda, aylarca Türkiyenin her yerinden halk kelime fişleri göndermiş, Arapça ve Farsça sözcüklerin Türkçeleri bulunmuş, neredeyse dil tamamen yenilenmiş...
Düşünüyorum o halde vurun... |
|||
|
07-05-2009, 10:50 PM
(En son düzenleme: 07-05-2009 10:53 PM bayundur.)
Mesaj: #3
|
|||
|
|||
|
RE: Türk Dil Kurumu
Arapça, Farsça kelimeleri ayıklama ve yerlerine Türkçe kelimeler bulma hususunda (ona da ne kadar maharetli denir ayrı bir tartışma konusu) maharetli olan ancak özellikle İngilizce ve Fransızca kökenli kelimelerin dilimize girişinde bu dereceli maharetli olamayan bu amacı üzüm yemek değil bağcıyı dövmek olan kurumumuza dün gece sayın Murat Bardakçı'da haklı olarak verdi, veriştirdi. (vakti zamanında Oktay Sinanoğlu hoca da vemiş, veriştirmişti) Bu millet bazı şeyleri idrak ettikçe böylelerine daha çok verip, veriştirir.
rasti rusti |
|||
|
07-06-2009, 02:51 PM
Mesaj: #4
|
|||
|
|||
|
RE: Türk Dil Kurumu
Haklı olabilirsin ama, dil reformunu da tamamiyle kötü görmemeli, tutan kelime var, tutmayan da...
Müsellesin, zaviyetan-ı dahiletan mecmuü 180 derece ve müselles-i mütesaviyül-adla, zaviyeleri biribirine müsavi müselles demektir, yerine Üçgenin iç açıları toplamı 180 derecedir ve eşkenar üçgen, açıları birbirine eşit üçgendir demek daha iyi değil mi?
Düşünüyorum o halde vurun... |
|||
|
07-07-2009, 03:06 PM
Mesaj: #5
|
|||
|
|||
|
RE: Türk Dil Kurumu
7 Mart 1933: TDTC Genel Merkez Kurulu, Kurum binasında Gazi Mustafa Kemal’in başkanlığında toplandı. Toplantıda Arapça ve Farsça kelimelere karşılık bulunması için bir dil anketi açılmasına karar verildi. 8 Mart gününe de sarkan toplantıya TDTC Başkanı ve Millî Eğitim Bakanı Dr. Reşit Galip (Baydur), Ruşen Eşref (Ünaydın), İ. Necmi (Dilmen), Besim (Atalay), Celâl Sahir (Erozan), Ahmet Cevat (Emre), Prof. Ragıp Hulûsi (Özdem), Hâmit Zübeyr (Koşay), Hasan Âli (Yücel)’in yanı sıra CHP Genel Sekreteri Recep (Peker) ve Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Yusuf Hikmet (Bayur) Beyler de katıldılar. Alınan karar uyarınca dil anketi açılıp birçok Arapça ve Farsça kelimeye Türkçe karşılık bulundu.
23 Mart 1933: Gazi, TDTC Başkanı ve Millî Eğitim Bakanı Dr. Reşit Galip (Baydur) ve Genel Merkez Kurulundan Besim (Atalay), Ahmet Cevat (Emre), Prof. Ragıp Hulûsi (Özdem), Hasan Âli (Yücel), Naim Hâzım (Onat) ve Hâmit Zübeyr (Koşay) Beyleri Çankaya Köşkü’nde kabul edip görüştüler. Bu görüşmede TDTC’nin çalışmaları ve dil anketi uygulamasının konuşulduğu muhakkaktır. O gün ayrıca, S. Maksudî (Arsal), Hasan Cemil (Çambel), ve Yusuf (Akçura) ile de bir süre görüşmüşlerdir. 2 Nisan 1933: Çankaya Köşkü’nde gece Gazi Mustafa Kemal’in başkanlığında TDTC Genel Merkez Kurulu ve bazı üyeler toplandılar. Toplantıya; TDTC Başkanı ve Millî Eğitim Bakanı Dr. Reşit Galip (Baydur), Genel Yazman Ruşen Eşref (Ünaydın), Sayman Besim (Atalay), Prof. Ragıp Hulûsi (Özdem), Ahmet Cevat (Emre), Celâl Sahir (Erozan), İ. Necmi (Dilmen), Hâmit Zübeyr (Koşay), Naim Hâzım (Onat), Prof. Yusuf Ziya (Özer), Yusuf (Akçura) ve Sadri Maksudî (Arsal) katıldılar. Bu toplantıda dil anketi çalışmaları üzerinde durulduğunu tahmin ediyoruz. 27 Temmuz 1933: Genel Yazman Ruşen Eşref (Ünaydın) Bey'in başkanlığında toplanan TDTC Genel Merkez Kurulunun dil anketi değerlendirme toplantısına bir ara Gazi de gelmiş, çalışmaları incelemiş, memnuniyetini bildirerek üyeleri teşvik etmişlerdir. 17 Ağustos 1933: Yalova’dan İstanbul’a dönen Gazi Mustafa Kemal, Dolmabahçe Sarayı’na gelen TDTC Genel Merkez Kurulu üyeleriyle bir toplantı yaptılar. Bu toplantıyla ilgili Anadolu Ajansının haberi şöyledir: “Türk Dili Tetkik Cemiyeti Umumi Merkez Heyeti, bugün Umumi Kâtip (Genel Yazman) Ruşen Eşref (Ünaydın) Bey'in reisliği altında Dolmabahçe Sarayı’nda toplanarak iki celse (oturum) yapmıştır. Cemiyetin hami (koruyucu) reisi Gazi Mustafa Kemal, Cemiyetin müzakere etmekte olduğu odayı, yanlarında Muallim Âfet (İnan) Hanım, Meclis Reisi Kâzım (Özalp) Paşa, Hikmet (Bayur, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri) olduğu hâlde lütfen teşrif ederek uzun zaman toplantıya riyaset (başkanlık) ettiler.” Bu toplantıda dil anketine gelen cevaplar üzerinde çalışıldığına şüphe yoktur. Çünkü, aynı konudaki toplantılar, 23 ve 24 Ağustos 1933 günleri de sürdürülmüştür. 23 Ağustos 1933: TDTC Genel Merkez Kurulu, Genel Yazman Ruşen Eşref (Ünaydın) Bey'in başkanlığında Dolmabahçe Sarayı’nda toplanarak dil anketi çerçevesinde Arapça ve Farsça kelimelere bulunan Türkçe karşılıklar üzerinde çalışmıştır. Gazi’nin bu konuya verdiği önem ve çalışmaları yakından izlemesi dolayısıyla bu toplantının ve devamının Dolmabahçe Sarayı’nda yapıldığı açıktır. Toplantılar; 24, 26 ve 31 Ağustos 1933 günlerinde de sürdürülmüştür. Sarayda, TDTC’nin bir çalışma odası bulunmaktaydı. Toplantıyla ilgili bilgi Anadolu Ajansı kanalıyla kamuoyuna verilmiştir. http://www.tdk.gov.tr/TR/BelgeGoster.asp...8843ECBADB Düşünüyorum o halde vurun... |
|||
|
07-13-2009, 03:49 AM
Mesaj: #6
|
|||
|
|||
RE: Türk Dil Kurumu
erkut demiş kiHaklı olabilirsin ama, dil reformunu da tamamiyle kötü görmemeli, tutan kelime var, tutmayan da... müselles Türkçe değil de üçgen ne kadar Türkçe? octa-gon- un son eki alınarak üretilmiş olmasın? Yahut mektep yerine konulan okul kelimesi Fransızca "ecole"e ne kadar benziyor? Ki iddiaya göre oku köküne -l eki konularak yapılmıştır ama ne yazık ki Türkçe'de böyle bir ek yok. Günümüz için ikinci cümle daha anlaşılabilirdir elbette zaten yıllar geçmiş bence bir de o dönemki insanlar için hangisini söylemek/anlamak daha kolaydı onu düşünelim. Şu bir gerçek ki Türkçeleştirme hareketi Türkçe'ye hiçkimsenin vermediği zararı vermiştir. Atatürk de yanlış hatırlamıyorsam Falih Rıfkı'nın bir konuşmasını dinledikten sonra bu hükme varmıştır. Çünkü Atatürk dahi Falih Rıfkı'nın konuştuğu bu reformize edilmiş Türkçe'yi anlayamamıştır. Tıpkı bizim bugün "Nutuk"un aslını anlayamadığımız gibi. Nerdesin ey dokuz şavklı yıldızım! Sabrın sınırlarına dayandı, Çeğen Tepesi'nde geceler... |
|||
|
07-13-2009, 07:06 PM
Mesaj: #7
|
|||
|
|||
|
RE: Türk Dil Kurumu
http://books.google.com.tr/books?id=eEUk...rlar%C4%B1
Sayfa 15i okuyunuz, dediğim gibi tutan kelimelerde var tutmayanlarda. "Azm-i terkova" yerine "köprücük kemiği" demeyi tercih ederim mesela. Üçgen, Müsellesten daha Türkçe, ha belki -gen Türkçe ile alakasız, ama en azından "salis" yerine "üç" kullanılmış, o kelimeyi duyan üç sayısı ile bir alaka kurar daha rahat anlar, üçgen yerine üçkenar dense daha Türkçe olabilirdi belki... Düşünüyorum o halde vurun... |
|||
|
07-13-2009, 11:40 PM
Mesaj: #8
|
|||
|
|||
|
RE: Türk Dil Kurumu
Bu dil devrimi konusunda ben baya hassasım. Dediğiniz gibi tutan, çok güzel yakışan kelimeler olmuştur ancak ben genel anlamda son derece başarısız buluyorum bu reformu. İş öyle bir hale geliyor ki İstiklal Marşı'ndaki kelimelerin belki yarısı yasaklanıyor. Hukuki konularda tepeden inme devrimler tutabilir belki ama dil gibi sosyal hayatın temelini oluşturan bir konuda tepeden inmecilik son derece yanlıştır. Dil yaşayan bir organizmadır. Yukarıda da söylediğim gibi bugün Nutuk'un dahi aslını anlayamıyoruz ki daha neler neler var. Bu bir anlamda milli hafızayı budamaktır.
Yüzlerce yıl kullanılmış kelimeler artık Türkçeleşmiştir. Öz-Türkçecilik adıyla bunları atıp yerine Batı Dillerinin formlarında kelime "uydurmak" saçmalıktır bence. Bir dilin kamusuna/lügatına müdahale ederken çok dikkat etmek gerekir. "Kamus namustur" der Cemil Meriç, Türkçe'nin namusu kirletilmiştir... Nerdesin ey dokuz şavklı yıldızım! Sabrın sınırlarına dayandı, Çeğen Tepesi'nde geceler... |
|||
|
07-14-2009, 12:07 AM
(En son düzenleme: 07-14-2009 12:09 AM bayundur.)
Mesaj: #9
|
|||
|
|||
|
RE: Türk Dil Kurumu
Ayrıca eski dil dediğimiz Osmanlıca'nın kendine göre edebi bir lisanı da vardı. Maalesef bu dili Türkçeleştirme gayesi dilimizdeki bu canlılığı ve zenginliği de alıp, götürdü. Bir tenasüp sanatı vardı mesela birbirine yakın kelimeler akıp giderdi. Biz maalesef bu birbirine yakın ancak yerine göre manalar ihtiva eden kelimeler yerine aldık aynı kelimeleri kullandık sadeleşmiş haliyle. Resmen kendi bindiğimiz dalı kestik. Edebiyat ve litaratür bir ülkenin kültürel zenginliklerindendir. Özellikle o memleketin lisanının edebi olarak uygunluğu ve denkliği o lisana olan saygınlığı artırır. Ayrıca kişilerdeki kelime zenginliği yani Batılı manada vokab'yıleri (vocabulary) yeteneği insanların sırf yazıya dayalı ve sosyal bilimlere değil fen ilimlerine olan vakıflığını artırdığını da bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Biz bilimi sözde rehber edindik ancak bu yolda bize en çok yarayacak olan silahımızı atıl hale getirerek kendi kendimize ket vurduk.
rasti rusti |
|||
|
07-19-2009, 07:02 PM
(En son düzenleme: 07-19-2009 07:15 PM Objektif.)
Mesaj: #10
|
|||
|
|||
|
RE: Türk Dil Kurumu
Bence bu günkü T.D.K saçmalamaktan başka hiçbir işe yaramıyor.
|
|||
|
« Önceki Konu | Sonraki Konu »
|

Arama
Üye Listesi
Takvim
Yardım


