|
27 Mayıs
|
|
06-12-2009, 10:54 PM
Mesaj: #1
|
|||
|
|||
|
27 Mayıs
27 Mayıs
27 Mayıs, 1980 yılına kadar "Anayasa ve Özgürlük Bayramı" olarak kutlanmıştır. Peki neden? Ne olmuşturda 27 Mayıs özgürlüğün bayramı olmuştur? Prof.Dr.Cem Eroğul'a göre "27 Mayıs 1960 günü, silahlı kuvvetlerin hükümeti devirmesiyle, 1924 Anayasa'sı dönemi kapandı. Bu olay, yapımcılarının savlarının aksine, bir devrim değil, bir hükümet darbesiydi. ('Devrim', toplumsal ve siyasal yapıda genel ve kökten bir dönüşümdür. 'Darbe' ise, devlet güçlerinin bir bölümünün, öteki bölümünü alt etmesidir.) Ancak, meşru hükümetleri deviren ve dünyada örneği çok görülen antidemokratik darbelerden oldukça farklıydı. Çünkü demokrasiye ve anayasaya karşı darbe, gerçekte DP yönetimi tarafından gerçekleştirilmişti. Bu gerçek göz önünde tutulursa, 27 Mayıs'ın ortadan kalkmış demokrasiyi ve tüze devletini yeniden kurmak için yapılmış bir 'Karşı-darbe' olduğu kabul edilebilir" Peki 1945'te başlayan çok partili dizge nasıl bu hale gelmişti? "Karşı-darbe", DP diktası, nasıl gerçekleşti? Demokrat Parti, hürriyeti sağlayacağı, emniyet ve refah temin edeceği savıyla ortaya çıkmışken CHP 27 yıllık iktidarından ötürü çok yıpranmıştı. Halk 14 Mayıs 1950 seçimi ile DP'ye iktidar görevi verir. 29 Mayıs 1950 tarihli hükümet programında Başvekil Adnan Menderes, devrimleri millete mal olmuş ve olmamış şeklinde ayırarak, devrimleri parçalayıcı bir yorum tarzı benimser. Gene Prof.Dr. Cem Eroğul'a göre; "DP'nin Arapça ezan yasağını kaldırması ve 1945'te dili arılaştırılan 'anayasa'nın tekrar 'teşkilat-ı esasiye kanunu'na çevrilmesi ile arı Türkçe'ye sırt çevirmesi, bu siyasal akımın Atatürk devrimciliği karşısındaki tutumunun açık göstergesi olmuştur." DP başından beri dini oy toplamak için bir araç olarak kullanmıştır. Arapça ezan ve okullarda dini eğitimin yarı ihtiyari hale getirilmesi ardından Adnan Menderes kimi illerde yeşil hilafet bayraklarıyla karşılanır. DP ilk yıllarında tarımı makineleştirp köylülere toprak vererek Türkiye ekonomisinde gelişme sağlamıştır. Fakat bu tamamen aldatıcıdır, ekilmeyen toprakların tarıma açılması ve ilk üç yıl iklimin iyi olması sebebiyle bol ürün elde edilmesinden ötürü iyi bir tablo çizilmiş olabilir, fakat DP iktisat konusunda tamamen plansız davranmıştır, hatta iktisadi planlamayı komünistlik olarak görmüştür, kurulan tesisler propoganda elde etme amacıyla yanlış yerlere kurulmuştur, bu sebepten üretilen fazla şeker zararına satılır. Bu plansızlık yüzünden DP iktidarının ikinci döneminde enflasyon fırlamış ve DP yükselen tepkiler karşısında baskıyı arttırmış, Jan Zürcher'e göre iktisadi liberallik uğruna siyasi liberallikten ödün vermeye başlamıştır. Prof.Dr. Hamza Eroğlu'na göre ise; "DP iktidara geçtikten sonra, 1950-1953 yılları arasında, müsait ekonomik konjonktüründe verdiği rahatlık içinde, umumi af ilan etmiş, basın konusunda hürriyeti engelleyen bazı tedbirleri kaldırmışlar, muhalefetin tenkidlerine tahammül göstermesini bilmişlerdir. Böylece, müsait iktisadi konjektürün de tesiriyle, DP idarecileri Halk evlerinin kapatılması ve CHP'nin mallarının alınması hariç, hukuk dışı tasarruflara pek girişmemiş, demokratik gelişmeye nisbeten sadık kalmıştır. Çekingen adımlarla başlayan diktatörlük istikametindeki gelişmeler, özellikle 1954 seçimlerinden sonra, DP'nin büyük bir çoğunlukla seçimi kazanmasından sonra kendini göstermiştir. Bu devre aynı zamanda iktisadi sıkıntının başladığı, dış ticarette de liberasyon sisteminden uzaklaşıldığı devreye tekabül eder." DP demokrasiyi özümseyememişti, oyların çoğunu almak her yapılanı mübah kılmazdı, ama DP odunu bile seçtirebileceğini yada hilafeti getirebileceği sanmaktaydı. 1954 yılında yargıtay ve danıştay üyeleri dahil 25 yılı doldurmuş hakimlerin, sadece, "görülen lüzum üzerine" kaydıyla emekliye ayrılması imkanını sağlayan kanun çıkartılarak yargı bağımsızlığı ve yargıç güvencesi ihlal edilir. Seçimlerin yargıç denetiminde olması sebebiyle, yargıç güvencesinin ihlali seçimlerinde güvenilirliğini zedelemiştir. Demokratik tercihlere saygısı olamyan DP başka partiye oy veren Kırşehiri kaza haline getirerek cezalandırmıştır. Kırşehir milletvekili Osman Bölükbaşı mecliste yaptığı konuşmada; Muhalif partiye oy verdiği için bir ilin toptan cezalandırılmasının seçim emniyeti ve rey serbestisine aykırı olduğunu, DP'nin Kırşehir üzerinden tüm il, ilçe ve nahiyelere göz dağı verip dikta yolunda ilerlediğini belirtir. Bu kadar baskıylada yetinmeyen DP, basına özgürlüğüne saldırır. DP taraftarı gazeteler için problem yoktur, kendi koydukları kanuna göre yasak olmasına rağmen kendi propogandalarını yapan radyo içinde problem yoktur, fakat muhalif basın iddialarından ötürü suçlanır ve ispat hakkı dahi tanınmaz. Artık DP'yi eleştirmenin cezası ağardır, iddianızda haklı dahi olsanız. Böylesi bir baskıya tahammül edemeyen bazı sağduyulu DP'liler partiden ayrılarak Hürriyet Partisini kurar. Toplantı ve gösteri yürüyüşleri yasaklanır. Seçim yasası değiştirilip muhalif partilerin DP'ye karşı işbirliği yapması engellenir. Meclis iç tüzüğü de değiştirilerek, sözlü soruların tesiri hiçe indirilir, muhalif vekillerin söz hakkı meclis başkanının insafına terk edilir. Son olarak 18 Nisan 1960'ta "CHP ve bir kısım basın hakkında" araştırma yapmak üzere bir tahkikat komisyonu kurulur. Komisyon gizli çalışmakta ve kararlarına karşı çıkmak yasaktır. Komisyona hükümetin tüm vasıtalarından yararlanma yetkisi verilir. İtiraz edenler 1 yıldan 3 yıla kadar, ağır hapis cezası ile cezalandırılacaktı. İsmet İnönü bu durumu "Anayasaya, İnsan haklarına karşı teşebbüs edilen gayri meşru bir darbe" olarak vasıflandırır. Prof.Dr.Kubalı, Prof.Dr.Tunaya ve Doç.Dr.Giritli bu kanun teklifinin Anayasa ve demokrasi prensiplerine aykırı olduğunu, siyasi hürriyetleri ve basın hürriyetini tatil edeceğini bildirmişlerdir. Komisyonun kurulma sebebi ise muhalefet ve basının hazırlamakta olduğu iddia edilen bir ihtilalin tesbit edilmesidir. Kanun teklifi kabul edilir, İstanbul ve Ankarada üniversite öğrencileri gösteriler düzenler. Polis öğrencilere ateş açar ölen ve yaralananlar olur. İstanbul Üniversitesinde polis rektörlüğe haber dahi vermeden üniversiteye girip gösteri düzenleyen öğrencilere saldırır, öğrencileri teskin etmek için oraya giden rektör, hukuk fakültesi dekan vekili ve üniversite genel sekreteri dahi polisin saldırısına uğrar. Ord.Prof.Dr. Fuat Başgil bu olaylar karşısında hükümetin istifa etmesini tavsiye eder, fakat Adnan Menderes "bunun bi zaaf göstergesi olacağını ve son derece sert tedbirler alınması gerektiğini" söyler. Bu kadar sertlik üzerine meşruluğunu yitirmiş olan yönetime karşı direnme hakkını kullanan halk adına TSK yönetime el koyar. DP diktasından alınan ders üzerine Anayasa mahkemesi kurulur pek çok hak ve özgürlük 1961 anayasasınca güvence altına alınır. Yararlanılan Kaynaklar: Prof.Dr. Cem Eroğul, Anatüzeye giriş, 7.bası, Ankara 2004. Prof.Dr. Hamza Eroğlu, Türk devrim tarihi, 4.bası, Ankara 1974. Erik Jan Zürcher, Modernleşen Türkiyenin tarihi, 16.bası, İstanbul 2003. Haydar Tunçkanat, 27 Mayıs 1960 devrimi, İstanbul 1996. Düşünüyorum o halde vurun... |
|||
|
06-15-2009, 05:46 PM
(En son düzenleme: 06-15-2009 05:47 PM bayundur.)
Mesaj: #2
|
|||
|
|||
|
RE: 27 Mayıs
Çok yanlı ve ideolojik bir yazı olmuş. Burada yanıt verilebilecek o kadar çok yanlış bilgi ve bilgilendirmeler var ki bir başlarsa sayfalarca sürer ayrıca lüzumsuz yere tartışmalar çıkar. Geçtiğimiz 27 Mayıs'ta TRT1 kanalında akşam saatlerinde mevzu ile alakalı bir tartışma programı yapıldı ve akademisyenlerin, gazetecileri çoğu yukarıda ki düşüncelerin aksi görüşler belirttiler. Bir tek Toktamış Hoca (Ateş) yukarıda ki yazılanlara yakın görüş belirti ki o da bu kadar abartıya kaçmadı.
rasti rusti |
|||
|
06-16-2009, 09:42 AM
(En son düzenleme: 06-16-2009 09:53 AM erkut.)
Mesaj: #3
|
|||
|
|||
|
RE: 27 Mayıs
Yazdıklarımın hepsi doğrudur. Prof.Dr.Cem Eroğul, Prof.Dr. Hamza Eroğlu, Prof.Dr.Kubalı, Prof.Dr.Tunaya, Doç.Dr.Giritli, Prof.Dr. Turan Güneş de benimle hem fikirdir. Özellikle Prof.Dr.Turan Güneş aslen DP’lidir, fakat DP’nin demokrasiye düşman tutumundan ötürü DP’den ayrılarak Hürriyet Partisini kurmuştur. Yazımda bir yanlışlık varsa lütfen söyleyiniz.
Durumu en güzel özetleyen Prof.Dr.Cem Eroğul'dur; "27 Mayıs 1960 günü, silahlı kuvvetlerin hükümeti devirmesiyle, 1924 Anayasa'sı dönemi kapandı. Bu olay, yapımcılarının savlarının aksine, bir devrim değil, bir hükümet darbesiydi. ('Devrim', toplumsal ve siyasal yapıda genel ve kökten bir dönüşümdür. 'Darbe' ise, devlet güçlerinin bir bölümünün, öteki bölümünü alt etmesidir.) Ancak, meşru hükümetleri deviren ve dünyada örneği çok görülen antidemokratik darbelerden oldukça farklıydı. Çünkü demokrasiye ve anayasaya karşı darbe, gerçekte DP yönetimi tarafından gerçekleştirilmişti. Bu gerçek göz önünde tutulursa, 27 Mayıs'ın ortadan kalkmış demokrasiyi ve tüze devletini yeniden kurmak için yapılmış bir 'Karşı-darbe' olduğu kabul edilebilir" Düşünüyorum o halde vurun... |
|||
|
06-17-2009, 10:22 PM
Mesaj: #4
|
|||
|
|||
|
RE: 27 Mayıs
Darbenin "iyisi" diye bir mantığı aklım kabul etmiyor. Halkın seçim yoluyla getirdiği bir iktidarı,beğensek de beğenmesek de yine halk seçim yoluyla iktidardan uzaklaştırabilir.Yapılan tüm darbeler-gerekçeleri ne olursa olsun-Türkiye'ye telafisi imkansız zararlar vermiştir.
Adaleti besleyen düzen değildir;düzeni ortaya koyan,gün ışığına çıkaran adalettir... Albert Camus |
|||
|
06-18-2009, 10:03 AM
Mesaj: #5
|
|||
|
|||
RE: 27 Mayıs
Alıntı:Darbenin "iyisi" diye bir mantığı aklım kabul etmiyor.Yazımın neresinde "iyi" kelimesi geçiyor acaba? ![]() Alıntı:Halkın seçim yoluyla getirdiği bir iktidarı,beğensek de beğenmesek de yine halk seçim yoluyla iktidardan uzaklaştırabilir.DP'yi iktidardan uzaklaştıracak bir demokrasi kalmamıştı nina... DP'nin anayasa ihlallerine engel olabilecek bir anayasa mahkemesi yoktu o dönem, DP ise oyların çoğunluğunu aldığından dolayı her istediğini yapabileceğini, bunun da demokrasi olduğunu zannetti. Yazımı bir kez daha okuyunuz. Düşünüyorum o halde vurun... |
|||
|
06-19-2009, 03:36 PM
Mesaj: #6
|
|||
|
|||
RE: 27 Mayıs
erkut demiş kiYazdıklarımın hepsi doğrudur. Prof.Dr.Cem Eroğul, Prof.Dr. Hamza Eroğlu, Prof.Dr.Kubalı, Prof.Dr.Tunaya, Doç.Dr.Giritli, Prof.Dr. Turan Güneş de benimle hem fikirdir. Özellikle Prof.Dr.Turan Güneş aslen DP’lidir, fakat DP’nin demokrasiye düşman tutumundan ötürü DP’den ayrılarak Hürriyet Partisini kurmuştur. Yazımda bir yanlışlık varsa lütfen söyleyiniz. Üç-beş tane akademisyen kisvesine bürünmüş zatların yazdıkları da beni ilgilendirmiyor Erkut bey. Dediğiniz anti-demokratik uygulamalar daha ziyadesiyle önceki hülkümetler döneminde yapılırken durumdan kendine vazife çıkartanlar neredeydi? Ben burada DP iktidarını savunmuyorum ve hiç bir siyasi partiyi de desteklemem. Sadece zamanı gelince mevcut durumu düşünerek ve bir değerlendirme yaparak bir partiye oy atarım. Siz ise burada resmen bir partiyi karalama derdindesiniz. Siyasi görüşünüzü ve idepolojik yansımanızı dışa vurma derdindesiniz. rasti rusti |
|||
|
06-19-2009, 04:10 PM
Mesaj: #7
|
|||
|
|||
RE: 27 Mayıs
bayundur demiş kiÜç-beş tane akademisyen kisvesine bürünmüş zatların yazdıkları da beni ilgilendirmiyor Erkut bey.O zatlar Türkiyenin en büyük hukukçularıdır. bayundur demiş kiDediğiniz anti-demokratik uygulamalar daha ziyadesiyle önceki hülkümetler döneminde yapılırken durumdan kendine vazife çıkartanlar neredeydi?Mesela hangi uygulamalar? bayundur demiş kiBen burada DP iktidarını savunmuyorum ve hiç bir siyasi partiyi de desteklemem. Sadece zamanı gelince mevcut durumu düşünerek ve bir değerlendirme yaparak bir partiye oy atarım. Siz ise burada resmen bir partiyi karalama derdindesiniz. Siyasi görüşünüzü ve idepolojik yansımanızı dışa vurma derdindesiniz.Karalama mı? yoksa hakikat mi...Tekrar söylüyorum, yazımda bir tane yalan varsa söyleyin, ama gerçekleri "karalama" diye nitelendirmeyin... Düşünüyorum o halde vurun... |
|||
|
06-19-2009, 04:35 PM
(En son düzenleme: 06-19-2009 04:39 PM bayundur.)
Mesaj: #8
|
|||
|
|||
RE: 27 Mayıs
erkut demiş kiO zatlar Türkiyenin en büyük hukukçularıdır. En büyük hukukçu olmak makamla veya dünyevi itibarla mı yoksa akılla,vicdanla, hakkaniyetli olmakla ve eşyanın tabiatını bilerek mi olur? Sana göre öyle olabilirler. Hatta Salim Başol'da tarihimizin gelmiş geçmiş en büyük hukuk adamı olabilir bir takım insani duygulardan mahrumsan. Zaten yakın zamanda Danışytay üyesi bir bayanın (yakın zamanda emekli oldu zannedersem bu hanımefendi) "Halk 27 Mayıs'ı büyük coşkuyla karşılamıştı" yalanlarını da dinlemiştik. Ama hayatının büyük bölümünde sol partilere oy atan babam bile öyle demiyor maalesef. O bile vicdanının sesi ile değerlendirip bizlere aktardı o günleri. =erkut demiş kiMesela hangi uygulamalar? Bunları burada tartışmaya açarsak ortamı iyice gerebiliriz. Ama bir örnek vermek gerekirse hileli ve demokratik anlayışa sığmayan 1946 seçimlerini örnek olarak gösterebiliriz. Varlık vergisi hadisesini de örnek olarak gösterebiliriz. Daha sayarım ama bunlarla yetiniyorum ortam gerilmesin diye şimdilik. =erkut demiş kiKaralama mı? yoksa hakikat mi...Tekrar söylüyorum, yazımda bir tane yalan varsa söyleyin, ama gerçekleri "karalama" diye nitelendirmeyin... Eğer yukarıda yazdıklarında samimiysen ben senin durumunu kafasını kuma gömmüş deve kuşuna benzetiyorum kusuruma bakmazsan. (bak devekuşusun demiyorum, sadece mantalite olarak ona benzetiyorum. hakaret olarak algılama) Deve kuşu tehlike görünce kaçacak yeri yoksa kafasını kuma gömermiş. Zannedermiş ki "ben, bana saldıracak hayvanı görmüyorum öyleyse o da beni görmüyordur." Oysa ki kafası hariç deve kuşunun her yeri meydanda. Sen de böyle bir yola girmişsin kardeşim. Gerçekleri çarpıtıryorsun veya inkara gidiyorsun. Böyle yapmakla kendi yalanına önce kendin inanıyorsun. Sana kendine gelmeni tavsiye ederim. Hadiseleri de birazcık başka taraflardan ele al. Senin gibi düşünen yazarların kitaplarını da okudum ben. Onların da haklı olduğu yerler var yerine göre ama dediğim gibi yazdıklarını ekserisi ideolojik ve taraflı olarak yazıldıkları için kendilerini kaale almıyorum umumu ahvalin ekserisi gibi. Bu arada son yazdığına yanıt olaraktan; Alıntı:Gene Prof.Dr. Cem Eroğul'a göre; "DP'nin Arapça ezan yasağını kaldırması ve 1945'te dili arılaştırılan 'anayasa'nın tekrar 'teşkilat-ı esasiye kanunu'na çevrilmesi ile arı Türkçe'ye sırt çevirmesi, bu siyasal akımın Atatürk devrimciliği karşısındaki tutumunun açık göstergesi olmuştur."Bir kere DP iktidarı ezanı tek başına Arapça haline geri döndürmemiştir. Meclis'te bulunan ana muhalefet partisi de bu yasağın kalkmasını destekleyerek lehte oy vermişlerdir. Eğer bu suçsa CHP'nin önde gelenlerinin de yargılanması gerekirdi. Asıl karşıt devrimi yapanların ise yukarıda da bahse konu prof'un belirttiği gibi dönemin CHP idarecileri olduğu gün gibi ortada. Sen merhum M.Kemal'in anayasasını alıp sadeleştireceğim diye kendi tarafına çektireceksin daha sonra gelende onu asıl hüviyetine getirecek ve bundan dolayı suçlanacaksın. Alıntıyı yaptığın prof'un ne kadar Atatürkçü olduğunu artık senin anlayışına bırakıyorum. rasti rusti |
|||
|
06-21-2009, 09:45 AM
Mesaj: #9
|
|||
|
|||
|
RE: 27 Mayıs
Yazdıklarım belki dediğiniz gib serttir, daha evvel CHP'nin de anti-demokratik uygulamaları olmuş olabilir, ama ben bunları savunmuyorum zaten, ben her tür yanlışa karşıyım. Sizde hadiseyi başka taraflardan ele alıp DP'nin yargı bağımsızlığı ihlali, basın hürriyeti ihlali, meclis içtüzüğünün tahribi, tahkikat komisyonu gibi mevzuları gözden kaçırmayınız...
Düşünüyorum o halde vurun... |
|||
|
06-23-2009, 01:12 AM
Mesaj: #10
|
|||
|
|||
RE: 27 Mayıs
erkut demiş kiYazdıklarım belki dediğiniz gib serttir, daha evvel CHP'nin de anti-demokratik uygulamaları olmuş olabilir, ama ben bunları savunmuyorum zaten, ben her tür yanlışa karşıyım. Sizde hadiseyi başka taraflardan ele alıp DP'nin yargı bağımsızlığı ihlali, basın hürriyeti ihlali, meclis içtüzüğünün tahribi, tahkikat komisyonu gibi mevzuları gözden kaçırmayınız... Ben DP'nin hatalarını da inkar etmem. DP yönetimi de zaman zaman despotça yöntemlere başvurmuştur. Ancak bunların sebeplerini de göz ardı etmemek gerekir. Bir kere parti hakkında esen sert muhalefet rüzgarı DP iktidarını yanlış yollara saptırmıştır. Ancak önceki iktidarla kıyaslandığında abartıldığı kadar da despot çizgiye kayılmamıştır. Anılan dönemde muhalefet partisinin zaman zaman yapamadıklarının boşluğunu basın doldurmaya çalışmıştır. Dolayısıyla basın iktidarın hedefi olmuştur. İç tüzük hususunda da hatalar olmuştur. Ancak bana göre en büyük hatası tahkikat komisyonu olmuştur. İşin garip yanı yaptırım gücü olmayan bu komisyon amacına da ulaşamamıştır. Bu da Menderes'in çekingen ve vesveseli kişiliğinden kaynaklanmaktadır. Ben Menderes'i biraz da III.Selim Han'a benzetiyorum. III.Selim Han'da tam manasıyla cesaret isteyen işlerin arkasında duramamış ve kendi sonunu kendisi hazırlamıştır. Eğer birilerini karşınıza alarak iş görecekseniz sonu ne olursa olsun cesur ve kararlı olmanız gerekir. Başarılı olursanız yanlış bile yapsanız birileri bir müddet sizi kahraman ilan eder o da işin başka bir tarafı. rasti rusti |
|||
|
« Önceki Konu | Sonraki Konu »
|

Arama
Üye Listesi
Takvim
Yardım



