|
Yavuz'un Tih Çölünü Geçişi
|
|
05-17-2009, 10:44 PM
Mesaj: #1
|
|||
|
|||
|
Yavuz'un Tih Çölünü Geçişi
YAVUZ’UN TİH ÇÖLÜNÜ GEÇİŞİ
Türk’ün yaşadığı coğrafyaya ve kaynaklara hakimiyetinin kaçınılmaz olduğu parlak yıllarda ki Türk zaferlerine bakar yada mercek altına alırsak,hiçbir Türk zaferinin sayısal yani nicel üstünlüğe dayanmadığını aksine askerin yüksek savaş kabiliyetine ,kumanda etmedeki yüksek maharete,yüksek bir maneviyat dahi metanete ve en önemlisi devrin çok ötesinde stratejilerin uygulanmasına bağlı olduğunu görürüz.Ta ki Hunların,Göktürklerin Çinlilere daha güneye inip Hintlilere karşı üstünlük kuran hiçbir Türk boyunun sayısal üstünlüğü olmadığından başlayarak Türk harp tarihi nice nicel değil niteliğe bağlı üstünlük örnekleriyle doludur.1071 Malazgirt, 1364 SırpSındığı, 1389 Kosova, 1396 Niğbolu, 1444 Varna, 1448 II.Kosova ,1526 Mohaç savaşlarında Son Türk İmparatorluklarının düşmanın asker sayısı itibariyle üstünlüğü ve kendine güvenini aldatıcı manevralar,pusu,merkezin çekilir gibi yapıp kanatların hasmı kuşatması,geriden kuşatma,gerileri menzil hatlarını güvene alma gibi taktiklerle paçavraya çevrilip asıl gücün yani sıklet merkezinin düşmanın en zayıf yada zaaf noktalarına yönlendirilmesiyle bunları zafere dönüştürmüştür. Bu açıdan bakıldığında Yavuz Sultan Selim’in Doğu ve Mısır seferi 20.yy savaşlarının askeri yöntemleri için dahi zamanın çok ötesinde harp stratejilerinin uygulandındığı bir şaheseridir. Düşünün ki bir ordu 16.yy da Ana üssünden hareketle 2500 km yol katediyor ve devri için inanılmaz süratlerle bu mesafeleri aşıyor.Osmanlı ordusunun zaferi belirleyici ana silahı devrin en modern ağır topları ,ancak nakil için müthiş bir lojistik organizasyon gerekiyor ,binlerce deve binlerce öküz dahi bunların beslenmesi için ayrı bir organizasyon.Yani amiyane dille olay öyle okul tarih kitaplarında anlatıldığı gibi birkaç basit cümleyle özetlenemez. Tüm parlak Türk zaferlerinde olduğu gibi sayısal üstünlüğü hiçe sayarak düşmanın zaaf noktalarına asıl gücü yönlendirerek kazanılan bir zafer olan Ridaniye’yi biz sadece 1517 tarih ve Yavuz’un Memluk ordusunu mağlup ettği savaş gibi yüzeysel bilirken Ridaniye Batı harp taktisyenlerine ilham kaynağı olmuştur.Yavuz ordusu sürati esas kılmıştır ,tarih boyunca Mısır’a hakim olanlar hiçbir komutanın İskender döneminden beri Tih çölünü aşmaya cesaret edemiyeceğinden güvenle hareket etmişler ama dahiyane lojistik planlarla Yavuzun 13 günde ordusuyla amansız çölü geçeceğini tahmin edememişlerdi.Belkide bu zorlu yürüyüş psikolojik harp argümanlarının da ilk örneklerini barındırmaktaydı.Amansız doğa şartlarının dayanılmaz ve askerin metanetinin düştüğü anlarda Padişahın atından inip piyadenin başında sıcak çöl kumunda kılıcını çekerek yürüyüşü uzun Türk harp kervanın en sonundaki birimde dahi müthiş bir heyecana ve şevke sebebiyet veriyordu.Çölün bu süratle geçilmesi yetmemiş hasmın bir yanını dağa bir yanını nehre dayayıp tüm kuvvetlerini 200 topla tahkim edilmiş merkeze topladığı muharebe gücünün aşılması gerekiyordu.Osmanlı ordusu kimsenin düşünemediğini yaptı, 21-22 Ocak gecesi Birketulhac mevkiinden hareketle sinsi bir taaruzla düşmana hissettirmeden Elmukattam dağını tüm unsuruyla aşıp düşmanı ve başkentini kuşattı.Askerin metanetine başkomutanın dirayetine müthiş bir örnek. Yüzyılımızda bundan esinlenerek yıldırım savaşı teorisini 2.dünya savaşından önce ortaya koyan ve 2.dünya savaşı Alman ordusu Wehrmachtın genel harp taktiği olan Blitzkrieg’i tasarlayan Alman general Heinz Guderian’ın tüm kuvvetlerin eşgüdümlü olarak düşmanın zaaf noktalarına saldırıp düşmanın daha geride savunma oluşturamadan süratlice yokedilmesi esasına dayalı taktiği binlerce yıllık Türk harp taktiği denebilir diye düşünüyorum.Daha yakın bir tarihten örnek vermek gerekirse; dört milyon kişilik militer ve paramiliter unsuruyla Saddam’ın Irak ordusunun süratli ve çağdaş teknolojinin tüm nimetlerinden faydalanan yüz bin kişilik müttefik gücü karşısında inanılmaz kısa zamanda diz çökmesinin memluk Mısırının Yavuz’un Osmanlı ordusu önünde diz çökmesinden şartlar olarak arada yüzlerce yıl olsada çok fark yok.Biri tüm çağdağ teknolojileri ,taktik stratejileri inançla kullanıyor öbürü niteliksiz sayısal üstünlüğe inanıyor dolayısıyla da yenilgiye mahkum oluyor.Yavuz ordusun Tih çölünü geçişi ve kendini sonsuz güvende hisseden bir devleti bu kadar kısa zamanda yıkışı günümüz zorlu coğrafyalarında varoluş mücadelesi veren devletler içinde ibret niteliğindedir. |
|||
|
« Önceki Konu | Sonraki Konu »
|
| Benzer Konular... | |||||
| Konu: | Yazar | Cevaplar: | Gösterim: | Son Mesaj | |
| Yavuz'un tutsağı | erkut | 5 | 2,154 |
10-29-2011 12:58 AM Son Mesaj: Bourbon |
|

Arama
Üye Listesi
Takvim
Yardım

