|
20. Yüzyıl Öncesinde Gerçekleşmiş Bazı Önemli Savaşlar
|
|
05-29-2009, 09:52 PM
Mesaj: #31
|
|||
|
|||
|
RE: 20. Yüzyıl Öncesinde Gerçekleşmiş Bazı Önemli Savaşlar
Bugün İstanbul'un fethinin 556. yıldönümü ve sayın Ottoman'a teşekkürler...
Fatih Sultan Mehmed ve imân dolu askerlerinin aziz ruhları şâd olsun... Ayrıca her ne kadar karşı tarafta olsalar da İmparator Konstantin, Giustianni Longo, Notaras ve bir avuç müdafiin kahramanca savunmalarını saygıyla yâd ediyorum.. İttihatçılar vardı, hilâl bıyıklıydılar.. Sustasına basılmış birer çakıydılar... |
|||
|
05-29-2009, 10:27 PM
Mesaj: #32
|
|||
|
|||
|
RE: 20. Yüzyıl Öncesinde Gerçekleşmiş Bazı Önemli Savaşlar
Elinize,emeğinize sağlık Ottoman kardeşim.İstanbul'un fethi ile ilgili hazırladığınız yazı fevkalade olmuş.
Atalarımızla her daim gurur duymalıyız;her şeyi silsek,bir tek İstanbul'un fethi kalsa bile onun büyüklüğü yeter.O derece muazzam bir zaferdir bu... Kararlılık,cesaret,parlak zekanın yanında o çağdan sonra da örneği pek görülmemiş bir merhamet ve hümanizma vardır bu fethin içinde. Adaleti besleyen düzen değildir;düzeni ortaya koyan,gün ışığına çıkaran adalettir... Albert Camus |
|||
|
05-29-2009, 10:31 PM
(En son düzenleme: 05-29-2009 10:35 PM bayundur.)
Mesaj: #33
|
|||
|
|||
RE: 20. Yüzyıl Öncesinde Gerçekleşmiş Bazı Önemli Savaşlar
İttihatçı demiş kiBugün İstanbul'un fethinin 556. yıldönümü ve sayın Ottoman'a teşekkürler... Bende dileklerine katılmakla beraber Bizans İmparatoru hakkında yazdıkların üzerine aklıma şu anekdot geldi. Sultan II. Abdülhamit Han'da aslında İmparator Konstantin'i üstü kapalı olarak takdir etmiştir. Şöyle ki: I. Cihan Habi esnasında düşman donanmasının Çanakkale Boğazına dayanması sonucu İstanbul'un düşeceği vehmine kapılan bazı devlet erkanı başkenti Konya'ya taşıma hususunda Mehmet Reşad Han'ı zorda olsa ikna edebilmişlerdir. Hatta kutsal emanetşler yola çıkmıştır bile. Hanedan halkı da İstanbul'dan götürüleceği için sdabık hükümdar Sultan Hamit'i de Bursa'ya sevk etmek istemişler ve bunu iletmek için bir heyet göndermişler ancak Sultan Hamit bu teklifi redderek "Ben Fatihin torunuyum. Hiçbir vakit Bizans İmparatoru Konstantinden aşağı kalamam. Dedem İstanbulu alırken, Konstantin, askerinin başında savaşa savaşa ölmüştür. Biraderim nereye giderse gitsinler. Fakat o ve hükümet, İstanbuldan ayrılırlarsa bir daha dönemezler. Bana gelince; ben, Beylerbeyi Sarayından, ayağımı dışarıya atmam!" demiştir. Burada anlatmak istediğim Sultan Hamit de, Konstantin'in askerleri ile birlikte savaşa savaşa ölmesini üstü kapalı bir şekilde takdir etmiş olmasıdır. Mevzuyu dağıtmayalım bunun ötesinde. rasti rusti |
|||
|
05-30-2009, 12:02 AM
Mesaj: #34
|
|||
|
|||
|
RE: 20. Yüzyıl Öncesinde Gerçekleşmiş Bazı Önemli Savaşlar
Ottoman ağabeyime emeğinden ötürü teşekkürü borç bilirim.
İmam-ı Ahmedin naklettiği bir hadis şöyle: Ebu Kubeyl şöyle demiştir:"Abdullah bin Amr bin As'ın yanında idik. Kendisine Konstantiniyye mi yoksa Rumiyye mi (Roma) hangi şehrin ilk önce feth edileceği soruldu. Abdullah, kendisine ait olan halkalı bir sandığın getirilmesini istedi. Sonra bu sandığın içerisinden bir kitap çıkarttı ve şöyle dedi: Biz Resulullah'ın (sav) etrafında toplanmış, yazı yazarken, Resulullah'a (sav) Konstantiniyye mi, Rumiyye mi, bu iki şehiren hangisinin ilk önce fethedileceği soruldu. Bunun üzerine Resulullah (sav): " İlk önce Hirakl'in şehri (yani Konstantiniyye) fethedilecektir. " buyurdu. Bu hadiste belirtilen Hirakl'in Heraklius olduğunu hepimiz anlıyoruz. Bu hadise göre Roma da zamanı gelince müslümanlar tarafından feth edilecektir. Benim yaptığım müneccimlik falan değil. Ben sadece Resulullah'ın (sav) söylediği sözü belirttim. İnanıp inanmamak kişilerin kendisine kalmıştır. Kısa bir anektod. Hadisi rivayet eden Abdullah bin Amr bin As ise ünlü bir sahabi olup kendisi gibi ünlü bir sahabi ve ayrıca komutan olan Amr bin As'ın oğludur( ki Yermûk savaşı hakkında adını zikrettik ) Abdullah hazretleri aslında en fazla hadis bilen sahabe olmasına karşın babasının siyaseti yüzünden Mısırda yaşamak zorunda bırakılmıştır. Söz konusu o yıllarda hadis ilmi Medine civarında yayılıyor idi. En fazla hadis rivayet eden Ebu Hüreyre (ra) bile onun için " Ben Resulullahtan (sav) duyduklarımı size anlatıyorum, Abdullah ise duyduklarını yazıyordu " diyerek onun Hadis ilminde çok ileri bir seviyede olduğunu belirtmiştir. TF'den Akıncı |
|||
|
06-01-2009, 09:10 PM
Mesaj: #35
|
|||
|
|||
RE: 20. Yüzyıl Öncesinde Gerçekleşmiş Bazı Önemli Savaşlar
Dengizik demiş kiBu hadiste belirtilen Hirakl'in Heraklius olduğunu hepimiz anlıyoruz. Bu hadise göre Roma da zamanı gelince müslümanlar tarafından feth edilecektir. Benim yaptığım müneccimlik falan değil. Ben sadece Resulullah'ın (sav) söylediği sözü belirttim. İnanıp inanmamak kişilerin kendisine kalmıştır. Eğer Fransız elçisi kendisine yalvarıp, yakarmasaydı Roma'yı feth etme işini Barbaros Hayreddin Paşa bitiriyordu az kalsın Dengizik kardeşim. Ancak bazı şeyler kader olduğu için olacağı varsa o da olacağı vakit olur inşallah.
rasti rusti |
|||
|
06-02-2009, 12:40 AM
Mesaj: #36
|
|||
|
|||
RE: 20. Yüzyıl Öncesinde Gerçekleşmiş Bazı Önemli Savaşlar
bayundur demiş kiDengizik demiş kiBu hadiste belirtilen Hirakl'in Heraklius olduğunu hepimiz anlıyoruz. Bu hadise göre Roma da zamanı gelince müslümanlar tarafından feth edilecektir. Benim yaptığım müneccimlik falan değil. Ben sadece Resulullah'ın (sav) söylediği sözü belirttim. İnanıp inanmamak kişilerin kendisine kalmıştır. Tam üzerine bastın ağabey, bu hadis-i şerifi okuyunca aklıma bu olay gelmişti Kim bilir, Allah (c.c.) belki de gelecek nesilleri imtihan etmek için fethi nasip etmemiştir. Fransız elçisini de takdir ediyor ve günümüz İslam aleminin ibret almasını diliyorum. Adam bir noktadan sonra düşman falan demiyor, dindaşlarını ve kendilerince kutsal olan Vatikan'ı düşünüyor. Aynı olaya, Kudüs düşünce, Viyanada Avusturyalıların sevincini gören Mehmet Akif'te şahit olmuştur.
TF'den Akıncı |
|||
|
06-02-2009, 05:00 PM
Mesaj: #37
|
|||
|
|||
|
RE: 20. Yüzyıl Öncesinde Gerçekleşmiş Bazı Önemli Savaşlar
Konuya gösterdiğiniz ilgi ve alaka için herkese teşekkür ederim. Kısa süre önce rahmetli olan bir arkadaşım "Bilginin de zekatı vardır" derdi hep. O düsturla hareket etmeye çalışıyorum elimden geldiğince.
Geçtiğimiz konuda İstanbul'un fethi münasebetiyle kronolojiyi bozmuştuk. Şimdi kaldığımız yerden devam edelim. NOT: Hastings Savaşı ile ilgili bilgileri değerli kutup yıldızı kardeşimin blogundaki yazısından paylaşıyorum. HASTİNGS SAVAŞI - 1066 1066 yılının Ocak ayında İngiltere Kralı Edward öldüğünde, yerine kimin geçeceği hala tartışma konusuydu. İngiliz asillerinden ve dini liderlerden oluşan witan isimli konsey, Harold Godwinsson’u kral olarak atadı. Çünkü asiller arasında en güçlü oydu, hem de kızkardeşi Edward’ın karısıydı. Ayrıca Edward ölüm döşeğindeyken açık şekilde Harold’u varisi olarak atamıştı. Aradan çok zaman geçmeden Manş’ın öte yakasından bu karara meydan okuma gelmişti. Normandiya Dükü William, Edward’ın kendisini yıllar önce varisi olarak atadığını iddia etmişti. Edward, kral olmadan önce Normandiya’da 30 yıl kalmış ve burada kaldığı uzun süre boyunca Norman etkisi altında kalmıştı ve tahta geçince de Norman toplumunun bir çok özelliğini İngiltere’ye tanıtmıştı. Yıllar önce Kuzey Fransa’da iken Harold, William’ın taht mücadelesini destekleme kararı almıştı. Ama witan şimdi bunu önemsemiyordu ve Harold onların kararına uymak üzere hazırlanmıştı. William taht iddiasını zorla kabul ettirmek için İngiltere’yi istila etmeye karar verdi. Bu taht kavgasını daha ateşlendiren olay ise Harold’un kardeşi Tostig’in de taht iddiasında bulunması ve Norveç Kralı Harald Hardrada’nın desteğini almasıydı. Dönemin Coğrafyasına Bakış... ![]() İngiltere’ye yapılan Norman istilasını anlatan kaynakların hepsi Norman bakış açısını yansıttığı için kimin haklı olduğunu bilmek imkansız. William, Papa 2. Alexander’ı Harold’ın kiliseye bağlılığı hakkında iftiralarla ikna etmişti. Harold’un kiliseye bağlılığı tartışılmazdı ama buna rağmen Papa’nın neden Harold’u dinlemeden William’ın iddiasını kabul ettiği bilinmiyor. Ama kilisenin bu istilayı onaylaması, Kuzey Fransa’daki asiller arasında William’a katılmaları açısından büyük etki yaratmıştı. 1066 baharı ve yazı boyunca William istila ordusunu hazırladı. Harold’un tahtını savunmak için yaptığı ilk mücadele, müttefiki olan Vikingler ile 1066 Mayıs ayında Wight Adası’nı işgal eden Tostig’e karşı olmuştu. Haziran ayında İngiltere’nin doğu kıyılarının ortasına çıkmıştı. Ancak burada Mercia’lı Edwin tarafından mağlup edilerek İskoçya’ya kaçmıştı. Burada Hardrada tarafından getirilen ve 18 Eylül’de İngiltere’nin kuzeyine çıkan orduyu karşılamış ve beraber Gate Fulford muharebesinde yerel bir kuvveti mağlup etmişlerdi. Kuzeyden yapılan bu saldırı Kral Harold ve ordusunu çok zor duruma düşürmüştü. Harold’un ordusunun ana kuvveti Housecarl (İskandinav asillerinin muhafız birliklerine verilen isim) birlikleriydi. Bunlar zincir zırh ve Viking usülü uzun saplı baltalar (skeggox) ile silahlanmış iyi eğitimli ağır piyadelerdi. Diğer destek gücü ise fyrd birliklerinden yani milislerden oluşuyordu. Savaşabilecek yaşta olan tüm erkekler fyrd birliklerine dahildiler ve yılın belli bir döneminde askerlik yapmaları zorunluydu. Housecarl birlikleri ise profesyonel askelerdi. Yine de fyrd birlikleri horgörülmemeliydi. Son 200 yıldır İngiltere’yi Viking saldırılarında karşı koruyorlardı ve savaşmasını biliyorlardı. Harold, William’ın Fransa’da bir istila ordusu hazırladığını ve Tostig’in de Wight Adası’na çıktığını öğrenince fyrd birliklerini göreve çağırmıştı. Onları William’ın istilasına karşı silahlandırıp İngiltere’nin güneyinde toplamıştı. Ancak Tostig ve Hardrada’nın saldırısını haber alınca onların üstüne yürümüştü. Yaklaşık 5 gün içinde 300 km yol katederek 25 Eylül’de Stamford Bridge’e(York şehrinin 14km kuzeydoğusu) varmış ve onlarla muharebeye tutuşmuştu. Tostig ve Hardrada’nın ikisi de bu savaşta öldürülmüştü. Hardrada’nın oğlu da bir daha asla İngiltere’ye saldırmayacağına yemin etmişti. Bu muharebeyle İngiltere’nin bağımsızlığına yönelik İskandinav tehdidi sonlanmıştı. Ama Harold’un ordusu hem iyi askerler, hem de güç kaybetmişti. 1 Ekim’de ise Harold, William’ın İngiltere’ye çıktığını haber aldı. Anglo-Sakson Ordusunun Ana Kuvveti: Housecarl Savaşçıları... ![]() Uzun bir süre uygun rüzgarları bekleyen Norman ordusu, sonunda İngiltere’nin güney sahiline ayak basmıştı. William, Wight Adası’na çıkıp burada bir harekat üssü kurmaya niyetlenmiş olsa da, Normanlar’ın zayıf denizcilik kabliyetleri ters esen rüzgarlarla başedememişti. Sonuçta William’ın ordusu en güney bölgede Pevensey civarına inmişti. Bir kaç gün boyunca bölgeyi yağmalayan William, ordusunu Hastings’e yönlendirdi. Yolda az daha York’tan yeni dönmüş olan Harold’un ordusuyla -gerçek manada- birbirine gireceklerdi. Norman Çıkarmasında İzlenen Yol... ![]() Muharebenin Gelişimi Harold’un ordusu yeni bir cebri yürüyüş ile Londra’ya vardı. Harold burada adamlarını dinlendirip, orduya yeni askerler aldı. 13 Ekim’de Harold’un ordusu, William’ın ordusunu tepeden gören Senlac Tepesini ele geçirdi. Fyrd birliklerinden bir kısmı kuzeye gidip Stamford Bridge Muharebesi’nde savaşmış, bir kısmı da güneyde kalıp Normanlar’la savaşmıştı. Her iki durumda da askerlik görevini tamamlayan bir çok fyrd evlerine geri dönmüştü. Sonuçta Harold’un elinde istediği kadar adam yoktu ve olanlar da çok yorgundu. Ama baskın unsuru kendi lehlerindeydi. Çünkü William’ın beklediğinden çok daha kısa sürede adeta sihirli bir şekilde karşılarında belirivermişlerdi. Günün ilerleyen saatlerinde muharebeye tutuşmak yerine, iki tarafta ordugahlarını kurup sabahı beklediler. Hastings: Orduların Savaş Düzeni... ![]() Harold adamlarını tepeye kuvvetli bir hat halinde dizmişti. Hattın kanatları geriye doğru kıvrılmıştı. Normanlar’ın asıl muharebe gücünün süvari olduğunu bilen Harold, daha iyi bir konumda olamazdı. Adamları yakın dövüşe alışıktı ve neredeyse bozulamaz durumda olan kalkan duvarları (Saxon kalkan duvarı) tepenin aşağısından kendilerine yapılacak her türlü süvari hücumunu geri püskürtecek güçteydi. Ne kadar kuvvetli olursa olsun hafif dik olan bu tepenin yamacına varan her süvari birliği kendini dezavantajlı bir durumda bulacaktı. Harold’un elindeki kuvvet 2000 housecarl ve 5000 milisti. Bazı kaynaklar (Fuller, Batı Dünyasının Askeri Tarihi, sayfa. 373–374) milis sayısını 2000 ve 3000 arası olarak belirtirler. Bu savunma hattını, disiplini bozmadan korumak Harold’un en zor işi olacaktı. Norman Ordusu’nda 2000 süvari vardı. Bunlar çoğunlukla asiller ve ekonomik durumu iyi olanlardı. Metal miğferler ve zincir zırh ile kuşanmışlardı. Norman savaş taktiklerine son dönem etki eden şeylerden biri de üzengiydi ve süvarinin düşmana karşı ağır mızrağını kullanırken atında sabit kalmasını sağlıyordu. William’ın amacı İngiliz Ordusu’nu açığa çekmek ve süvarisini etkili şekilde kullanmaktı. Harold’un amacı da tam tersine, tepede kalıp süvariyi etkisiz kılmaktı. William’ın ordusunun geri kalanı 3000-5000 kişi kadardı ve İngiliz Ordusu’nu andırıyordu. İngilizler’in aksine balta yerine kılıç kullanıyorlardı. Ayrıca mızrak da fırlatıyorlardı ve okçularla desteklenmişlerdi. Hastings Muharebesi, ok ve yayla birlikte, arbaletin ilk olarak kullanıldığı muharebe olmuştur. Hastings: Savaş Alanı... ![]() Muharebe öğlene doğru Normanlar’ın okçularını 200 metre kadar öne çıkarmasıyla başladı. Okçular burada etkisiz kalmıştı. Atılan okları ya İngilziler’in üzerinden aşmış, ya da kalkanları tarafından engellenmişti. Durum böyle olunca piyadeler ileri çıkarıldı. Ne piyadelerin, ne de süvarilerin ilerlemesi İngiliz kalkan duvarı üzerinde bir etki yapmamıştı. Ancak bu birliklerin geri çekilmesi sırasında disiplini düşük bazı fyrd birlikleri peşlerine takıldı. Böylece Harold’un ordusunun kaleyi andıran ön cephesi zayıfladı. Bu sırada William’ın öldüğü haberi Normanlar arasında moral bozukluğuna neden oldu. Bunun üzerine William miğferini çıkararak kendisini askerlerine gösterdi ve onları yüreklendirdi. Norman birliklerini tepeden aşağıya takip eden milisler kendilerini kısa sürede çevrilmiş halde buldular ve imha edildiler. İngilizler hatlarını sıklaştırdılar ve William’ın süvarisinin yaptığı yeni taarruzları püskürttüler. Norman Savaşçıları: Piyade... ![]() ![]() Süvari... ![]() Okçular... ![]() Norman Komutanı... ![]() Harold’un yerinden kıpırdamayan housecarl birliklerini yaramayan William, son çare olarak aldatma taktiğine başvurdu. Adamlarına telaşlanmış gibi davranmalarını söylerek, sahte ricat emrini verdi. Bu seferki durum bir çok İngiliz milisini cezbetti. Belki geri çekilen Normanlar’a hemen son darbeyi vurmaya niyetlendiler, belki de artık savunma yapmaktan bıkıp taarruza geçme istekleri ağır bastı. Sebep ne olursa olsun, Harold onları durduramadı ve ve askerlerinin büyük kısmı Normanlar’ı yokuş aşağı takip etmeye başladı. Bu onları William’ın istediği gibi açık araziye çıkarmıştı ve şimdi süvarisi işini kolayca yapabilirdi. William’ın birlikleri geri döndüler ve takip halindeki İngilizler’e taarruz ettiler. İngiliz milisleri bu taarruza dayanamadı ve imha edildi. Ancak Harold hala Senlac Tepesi’nde en iyi adamlarıyla duruyordu. Normanların Kullandığı Bazı Silah ve Ekipmanlar... ![]() William bir kez daha okçularını ileri sürdü. Okçularına karşı ateş gelmeyecekti çünkü İngilizler’in elinde okçu birliği yoktu. İngilizler kalkanlarının arkasına gömüldüler ancak şans eseri oklardan birisi aradan geçip Harold’un gözüne saplandı ve onu öldürdü. Bu olay İngiliz moralini kırdı ve milisler savaş alanını terkettiler. Geriye sadece yorgun housecarl birlikleri kalmıştı. William bütün birliklerini ileri sürdü. İngilizler’in geri çekilmekten başka şansı yoktu. Karanlık çökerken tepe Normanlar’ın eline geçmişti. Anglo-Sakson Savaşçılar... ![]() ![]() ![]() ![]() Sonuçlar: William’ın ordusu önce Hastings’i, sonra Dover’ı ele geçirdi ve Londra’ya yürüdü. Muharip birliklerin çoğu Harold’a muhalif olduğu için karşılarına ciddi bir mukavemet çıkmamıştı. Londra’yı ele geçirdiğinde karşısında kendisinden nefret eden bir halk buldu ve kısa sürede onların nefretini daha da artıracak icraatlar yaptı. Witan’ı kendisini kral ilan etmesi için zorladı sonra da tahtın sahibi olduğunu ilan etme hareketine girişti. Normandiya’dan daha fazla birlik ve malzeme getirerek İngiltere’yi fethe çıktı. Yerel asilleri kendisine bağlılık yemini ettirdi ve yerlerine Norman aristokratları getirdi. İngiltere’nin her yanında hem Norman asillerini koruma hem de fethedilen topluma hükmetme vazifesi gören Norman kaleleri yükseldi. Roma İmparatorluğu döneminden bu yana İngiltere böyle mağlup edilip zaptedilmemişti. Galler, İskoçya ve İrlanda da Norman hakimiyetinden kaçamadılar. Bir kaç on yıl içinde hepsi fethedilecekti. Bütün bunlar sonucu, William’a tarih tarafından bilinen “Fatih” lakabı verildi. Norman istilası, İngiltere’nin tabiatını değiştirmişti. Beş asır önce sona eren Roma döneminden bu yana Saxon hakimiyetinde olan ülke, Avrupa’nın geri kalanıyla temasa geçme konusunda bir ilerleme kaydetmemişti. 1066’da bu değişti. Sekizinci asırdaki Charlemange döneminden bu yana Fransa’da gelişmekte olan feodal düzen, İngiliz toplumuna uygulanarak, toplumun ve siyasetin temelini oluşturdu. İstiladan önce İngiltere, asillerden oluşmuş zayıf bir konfederasyon iken, artık gerçek bir krallıktı. Bu da ülkenin içişleri ve dışişlerinin tek bir bakış açısıyla yürütüleceği anlamına geliyordu. William’ın gerçekleştirdiği bu birleşme, birbirine düşman olan İskandinav ve Kuzey Avrupalı kavimlerin yaşadığı İngiliz adalarındaki birliğin kuvvetlenmesini sağladı. Hastings Savaşı'nın Yaşandığı Coğrafya: Günümüz... ![]() ![]() William kendini kral ilan etti ve sonra da kendi feodalizm usülünü uyguladı. Geleneksel feodal sistemlerde asiller krala bağlılık yemini ederler ve onların altındakiler de asillere bağlılık yemini ederlerdi. Böylece birbirine düşman olacak farklı asilzade sınıfları ortaya çıkardı. İngiltere’de ise sadece kralın kendisi sadakat ve hizmetleri toprak vererek ödüllendirebilirdi. Böylece her zaman ulusal politikaların ana gücü ve odağı kendisi olurdu. Tek bir kişi tarafından elde bulunan güç, yönetimi merkezileştirdi ama aynı zamanda ileride yapılacak reformların da temelini attı. Kral John mutlak hükümdar olarak aynı şekilde davranmaya kalkınca, karşısında kendisine hasım olan ve Magna Carta’yı imzalamak zorunda bırakan bir asiller grubunu buldu. Sonuç olarak ileride oluşacak İngiliz anayasal sisteminin temeli de William’ın monarşisinin içinden çıktı. William, Norman hukuk sistemini beraberinde getirse de, bunu İngilizler’in Saxon yönetimi sırasında uyguladığı hukuk sistemiyle birleştirdi. Böylece İngiliz anayasa sisteminin temeli atıldı. Norman İstilası’nın kısa vadeli sonuçları yıkıcı olmuşsa ve William amacına ulaşmak için kırsal kesimin büyük kısmını yoketmişse de, uzun vadeli sonuçlarında İngiliz ulusu doğmuş ve dünya tarihinin akışını değiştirmiştir. Strateji - Taktik: Yazıyı blogundan aldığım Fatih (Kutup Yıldızı) kardeşim savaşın stratejik ve taktiksel boyutlarına teferruatıyla girdiğinden bu bölüme başka bir ekleme yapmıyorum. Kaynaklar: * HASTINGS 1066: THE FALL OF SAXON ENGLAND [OSPREY] * NORMAN KNIGHT 950-1204 AD [OSPREY] * ANGLO SAKSON THEGN 449-1066 AD [OSPREY] * http://koltukgenerali.blogspot.com/2008/...ebesi.html Ülkem, Bayrağım, Onurum... |
|||
|
06-05-2009, 08:18 PM
Mesaj: #38
|
|||
|
|||
|
RE: 20. Yüzyıl Öncesinde Gerçekleşmiş Bazı Önemli Savaşlar
Abi harikasın. İnternette Türkçe olarak bu konularda, bu kadar bilgiye kimse ulaşamaz. Mükemmel bir başlık oldu burası.
Non Silba Sed Anthar... |
|||
|
06-06-2009, 07:09 PM
Mesaj: #39
|
|||
|
|||
RE: 20. Yüzyıl Öncesinde Gerçekleşmiş Bazı Önemli Savaşlar
kutup yıldızı demiş kiAbi harikasın. İnternette Türkçe olarak bu konularda, bu kadar bilgiye kimse ulaşamaz. Mükemmel bir başlık oldu burası. Eyvallah abiciğim Sizin de katkılarınızla güzel bir konu olacak inşallah.
Ülkem, Bayrağım, Onurum... |
|||
|
06-06-2009, 07:11 PM
Mesaj: #40
|
|||
|
|||
|
RE: 20. Yüzyıl Öncesinde Gerçekleşmiş Bazı Önemli Savaşlar
Yeni bir savaş daha...
HITTİN SAVAŞI 1187 Doğu’ya yaptığı seferlerde büyük başarılar elde eden Selahaddin Eyyubi için artık Kudüs’ün fethi bir hayal olmaktan çıkıyordu. Akka’ya yapılan seferde Haçlıların büyük askeri kanadını kıran Selahaddin haçlıları iyice sıkıştırmaya başladı. Taberiyye’nin alınmasından sonra onun için büyük savaşın zamanı gelmişti. Sultan, Taberiyye’nin dışında kalan bazı önemli yerleri aldıktan sonra kalede bulunan Raymond’un eşi Kontes Ahive haçlı ordusundan yardım istedi. Savaş Öncesi Bölge Coğrafyası... ![]() Bu yardım isteğine karşılık veren haçlılar Taberiyye istikametinde harekete geçtiler. Haçlıların harekete geçmesiyle Selahaddin’in senelerden beri beklediği fırsat eline geçti. Eğer Haçlılar bu savaşta yenilirse Taberiyye ve bütün sahil korumasız kalacaktı. Böylece fetihlerin önünde hiçbir engel kalmayacaktı. Müslümanların Bölgeye İntikali... ![]() Müslümanlar 4 Temmuz 1187 Cumartesi günü haçlıların üzerine saldırmaya başladılar. Haçlılar da aynı şekilde Müslümanlara karşılık vermeye çalışıyorlardı. Selahaddin’in ordusu Haçlıların Taberiyye’ye yaklaşmasını engellediği için haçlılar su sıkıntısı çekiyordu. Haçlılar piyade askerleriyle bir yandan Müslümanlarla savaşıyor, bir yandan da suya yetişmek için Taberiyye’ye doğru ilerlemeye çalışıyorlardı. İki taraf arasında çarpışmalar sürerken Selahaddin askerlerinin arasına dalıp onları motive edip taktik verdi. Müslüman askerler sultanlarının emirlerine uyarak savaşmaya devam ediyorlardı. Selahaddin Eyyubi ve Ordusundaki Askerler... 1) Selahaddin Eyyubi 2) Tavaşi Askeri: Bunlar Eyyubi'nin ordusundaki elit birliklerdendi. Okçuydular ama standart okçuların aksine süvari olarak da savaşıyorlardı. Ağır zırhları onlara iyi bir koruma sağlıyordu. 3) Selahaddin Eyyubi'nin Yakın Korumaları: ![]() ![]() Gulam Askeri: Gulam, İslam devletlerinde devşirmelerden oluşan, hükümdarı korumakla görevli olan askeri birliklerdir. Bu askerler maaşlıdır ve Osmanlı'daki "Kapıkulu" askerlerine benzerler. ![]() Türkmen Atlı Okçuları: Yardımcı kuvvetler olarak savaşmışlardır. Hafif zırh ile savaşırlardı. ![]() Müslümanlar haçlıları ok yağmuruna tutmaya başladılar. Sultan’ın askerlerinden Mengübars adında bir asker Haçlı saflarına korkunç bir saldırıda bulundu. Bu cesur askeri takip eden olmayınca Haçlılarla korkusuzca savaşıp şehit oldu. Cesur Müslüman askerin şehit olmasından sonra savaş iyice kızışmaya başladı. Müslümanlar bu olaydan sonra daha da hiddetlenerek haçlılara saldırmaya başladılar. Haçlılarda karşı tarafın cesur askerini öldürdükleri için sevinip daha kendinden emin hareket etmeye başladılar. Kont Raymond, ortalık iyice kızışınca İslam ordusunun arasından kaçmaya başladı. Tarihçiler Raymond’un İslam ordusunun içinden kaçması konusunda hemfikir değiller. Abu’l-Farac Raymond’un kaçmasını sultan arasındaki anlaşmaya bağlar, diğer dönem tarihçilerinin kayıtlarına göre böyle bir anlaşma vardır, fakat anlaşma Raymond’un tekrar haçlı saflarına geçmesiyle geçerliliğini kaybetmiştir fikri hakimdir. Kudüs Krallığı İçerisinde Yer Alan Bir Haçlı Kalesini Gösteren İllustrasyon... ![]() Savaş devam ederken Gökböri kuru otları tutuşturarak ateş yaktı. Otların tutuşmasıyla beraber haçlıların bulunduğu tarafa doğru rüzgar esti. Rüzgarın etkisiyle ateş haçlıların üzerine doğru yol aldı. Böylece zaten susuz olan haçlılar, ateşin hareketi ve dumanın etkisiyle iyice bitkin düşmeye başladılar. Bu üstünlük karşısında direnemeyen bazı haçlılar da kaçmaya başladı. Kaçanlar arasında Raymond haricinde Renaud da Sidan, Balian d’İbelin kumandasındaki düşmanın süvari birliği de vardı. Kont Raymond’un savaş alanından kaçmasından sonra haçlılar telaşa kapıldılar. Neredeyse teslim olmak üzere olan haçlılar başka çareleri olmadığı için Müslümanlar üzerine gelmeye başladılar. Bu son hamlelerin İslam ordusu üzerinde büyük etkisi oldu. Haçlılar neredeyse Müslümanları mevzilerinden uzaklaştıracaklardı. Fakat Müslümanlar direnerek haçlıları çember içine aldılar. Haçlı ordusunun büyük bölümü bu çember içinde yok edildi. Geri kalan haçlılar Hıttin’deki tepeye çıktılar. Orada kendilerine bir çadır kuran haçlılar Müslüman ordusuna karşı kendilerini müdafaa etmeye çalıştılar. Kudüs Krallığı'na Bağlı Olarak Savaşan Haçlı Askerleri... Haçlı Piyadesi... ![]() ![]() Haçlı Süvari... Serjeant Askerleri: Bunlar kral-imparator korumalığı yapan askerlerdi. Zırh kullanırlardı. ![]() Haçlı Soyluları: Soylu kesimden gelen kişiler de Haçlı ordusu içerisinde yer alıyordu. ![]() Müslümanlar savaş devam ederken haçlıların "Slibus-Salbut" adını verdikleri en büyük haçı da ele geçirdiler. Hıristiyanlar Hz. İsa’nın çarmıha gerildiği bir ağaç parçasının bu haçın üzerinde olduğunu idea ediyorlardı. Bu büyük haçın alınması onlar için bir hezimetti. Haçın Müslümanların eline geçmesiyle beraber Kral Guy, Renaud de Chatilton, Kralın kardeşi Godefroi, Cübeyl sahibi II. Hugue, IV. Onfroi, Templierlerin reisi Gerard de Rideford esir alındı. Savaş esnasında Sultan’ın yanında bulunan oğlu el-Melik el-Afdal savaştan söyle bahseder. "Bu savaşta babamın tarafındaydım. Bu benim şahit olduğum ilk savaştı. Kral yanındaki süvarilerle tepeye çekilince karşılarındaki Müslümanlara öyle korkunç bir saldırıda bulundular ki, onları babamın yanına kadar sürdüler. Babama baktığımda yüzü mahzum, rengi kaçmıştı. Sonra sakalından tutup ilerledi ve: "şeytan yalan söylemiştir." diye bağırdı. Müslümanlar düşmana hücum edip Frankları tepeye kadar sürdüler. Sevincimden onları yendik diye bağırdım fakat Frenler tekrar hücuma geçip Müslümanları babamın yanına kadar püskürttüler. Ben yine onları yendik diye bağırdım. Babam bana dönüp "Sus! Şu çadır düşmedikçe onları yenmiş olmayız" dedi. O, bu sözleri söylerken çadır düştü. Babam atından inip şükür secdesine kapandı, sevincinden ağladı. Bunun ardından Müslümanlar kral ve arkadaşlarını esir aldılar. Hıttin: Savaş Alanı... (Öğle Saatleri) ![]() İbnü’l-Esir i: "Öldürülenlere bakan kişi kimse esir edilmemiş, esir edilenlere bakan kişi kimse öldürülmemiş sanırdı" der. Haçlılar 1098 yılından bu güne kadar böyle bir saldırıyla, böyle bir hezimetle karşı karşıya kalmamışlardı. Selahaddin planladığı gibi haçlıları savaşa sürükleyip amacına ulaştı. Taberiyye gölü yakınında Hıttın mevkiinde meydana gelen savaşı İslam ordusu kazandı. Savaşın kazanılmasından sonra sultan otağına gitti. Burada kral Guy ve Kerek hâkimi Renaud’la görüştü. Sultan kral’a çok iyi davranıp ikramlarda bulundu. Fakat sultan kral’a gösterdiği ilgiyi Kerek hâkimi Renaud’a göstermedi. Çünkü Renaud bir Müslüman düşmanıydı. Renaud Kerek’te güçlü olduğu zaman Müslümanlara eziyet etmişti. Ayrıca Renaud Müslüman tüccarlara ve Hac yolcularına büyük zorluklar yaşatmıştı. Selahaddinle 1180 yılında anlaşma yaptığı halde anlaşmaya uymayarak Müslüman hacıları öldürmüştü. Selahaddin kendisine çok öfkeliydi. Hıttın zaferinden sonra Renaud bizzat Selahaddin tarafından öldürüldü. Trablus kontu Reymond ise savaş esnasında kaçıp kurtulmuştu. Önce Sur’a daha sonra Trablus’a giden Reymond yenilgisinden ve Hristiyanlar’ın Hıttın’da başına gelen felaketten dolayı üzüntüsünden öldü. Hıttin: Savaş Alanı... (Öğleden Sonra) ![]() Hıttın savaşı sonunda Kudüs Haçlı Kralığı’nın askeri kanadı büyük ölçüde yok edildi, bir kısmı da esir alındı. Sultan’ın Halife’ye gönderdiği mektupta ölü ve esir düşmanın kaybı 23.000 ile 60.000 arsında olduğu belirtilir. Vezir Kadı’l Fadıl’ın kaleme aldığı bir mektupta ise düşmanın 40.000 den fazla ölü verdiği belirtilir. Hıttın zaferinin verdiği morelle Selahaddin 1187’de Taberiyye’yi, 4 Temmuz günü de ülkenin en büyük limanı ve ticaret merkezi Akka’yı ele geçirdi. Daha sonra Nasıra, Nablus, Hayfa, Cinin ve Arsuf şehirleri ele geçirildi. Kısa süren bir kuşatmadan sonra 26 Temmuz günü Tıbnin, 29 Temmuz günü Sayda, 25 Ağustos günü de Cübeyl ve Beyrut İslam orduları tarafından fethedildi. Hıttin: Günümüz... ![]() ![]() Strateji - Taktik: Hıttin Savaşı'nda düşmanın lojistik ve ikmal kaynaklarını kesmenin ne kadar önemli bir şey olduğu görülmektedir. Selahaddi Eyyubi, Haçlıları boynuza benzeyen iki tepe arasında sıkıştırarak yaşamsal su kaynaklarından mahrum etmiş ve savaşamayacak duruma sokmuştur. Bunun yanında, Müslümanların rüzgarı arkalarına alarak kuru otları yakmaları ise zaten susuz-yorgun ve bitkin olan Haçlıları iyice etkiledi. Dumanın ve ateşin etkisiyle Haçlıların tahammül sınırları - moral motivasyonları iyice düştü. Son olarak, Selehaddin Eyyubi'nin son bir gayretle üzerine gelen düşmana karşı manevra yapıp, onları çember içine alması ve etkisiz hale getirmesi ise önemli bir taktiksel düşüncedir. Bilinçsizce ve kontrolsüzce yapılan saldırıların nasıl bloke edildiğini ve kontra hücumlarla etkisizleştirildiğini bize göstermiştir. KAYNAKLAR: * HATTIN 1187 - SALADIN'S GREATEST VICTORY [OSPREY] * KNIGHT OF OUTREMER 1187 - 1344 [OSPREY] * KNIGHT TEMPLAR 1120 - 1312 [OSPREY] * THE CRUSADES [OSPREY] * SALADIN AND SARACENS [OSPREY] * http://en.wikipedia.org/wiki/Battle_of_Hattin * http://www.yenikampus.com/forum/arsiv-ko...avasi.html * http://www.dkimages.com/discover/DKIMAGE...ts-25.html Ülkem, Bayrağım, Onurum... |
|||
|
« Önceki Konu | Sonraki Konu »
|

Arama
Üye Listesi
Takvim
Yardım



Ancak bazı şeyler kader olduğu için olacağı varsa o da olacağı vakit olur inşallah.
![[Resim: hastingscorafya.jpg]](http://img189.imageshack.us/img189/246/hastingscorafya.jpg)
![[Resim: anglonorman.jpg]](http://img15.imageshack.us/img15/9157/anglonorman.jpg)
![[Resim: hastingdnormanilerleyii.jpg]](http://img15.imageshack.us/img15/7788/hastingdnormanilerleyii.jpg)
![[Resim: hastingsavadzeni.jpg]](http://img15.imageshack.us/img15/8716/hastingsavadzeni.jpg)
![[Resim: hastiingssavagrnm.jpg]](http://img197.imageshack.us/img197/6093/hastiingssavagrnm.jpg)
![[Resim: normanpiyade.jpg]](http://img15.imageshack.us/img15/6329/normanpiyade.jpg)
![[Resim: normansavai2.jpg]](http://img15.imageshack.us/img15/2874/normansavai2.jpg)
![[Resim: normans.jpg]](http://img15.imageshack.us/img15/6785/normans.jpg)
![[Resim: normanoku.jpg]](http://img15.imageshack.us/img15/8144/normanoku.jpg)
![[Resim: normankomutan.jpg]](http://img15.imageshack.us/img15/8304/normankomutan.jpg)
![[Resim: normanslah.jpg]](http://img197.imageshack.us/img197/9461/normanslah.jpg)
![[Resim: anglosakson1.jpg]](http://img197.imageshack.us/img197/2307/anglosakson1.jpg)
![[Resim: anglosakson2.jpg]](http://img197.imageshack.us/img197/4186/anglosakson2.jpg)
![[Resim: anglosakson3.jpg]](http://img197.imageshack.us/img197/4233/anglosakson3.jpg)
![[Resim: anglooku2.jpg]](http://img197.imageshack.us/img197/6581/anglooku2.jpg)
![[Resim: hastingsbugn.jpg]](http://img197.imageshack.us/img197/9234/hastingsbugn.jpg)
![[Resim: hastingssavaalan2.jpg]](http://img197.imageshack.us/img197/6720/hastingssavaalan2.jpg)

Sizin de katkılarınızla güzel bir konu olacak inşallah.
![[Resim: hittncorafya.jpg]](http://img269.imageshack.us/img269/4512/hittncorafya.jpg)
![[Resim: httinsava.jpg]](http://img269.imageshack.us/img269/1020/httinsava.jpg)
![[Resim: seyyubvesavailari.jpg]](http://img269.imageshack.us/img269/5478/seyyubvesavailari.jpg)
![[Resim: saracen2.jpg]](http://img269.imageshack.us/img269/912/saracen2.jpg)
![[Resim: ghulamsvari.jpg]](http://img269.imageshack.us/img269/932/ghulamsvari.jpg)
![[Resim: trkatlioku.jpg]](http://img269.imageshack.us/img269/3951/trkatlioku.jpg)
![[Resim: halkale.jpg]](http://img2.imageshack.us/img2/816/halkale.jpg)
![[Resim: halipyade1.jpg]](http://img2.imageshack.us/img2/5627/halipyade1.jpg)
![[Resim: kudssavai.jpg]](http://img2.imageshack.us/img2/5797/kudssavai.jpg)
![[Resim: serjeantsvari.jpg]](http://img2.imageshack.us/img2/9867/serjeantsvari.jpg)
![[Resim: halsoylu.jpg]](http://img2.imageshack.us/img2/460/halsoylu.jpg)
![[Resim: httinsavaalan1.jpg]](http://img2.imageshack.us/img2/7065/httinsavaalan1.jpg)
![[Resim: httinsavaalan2.jpg]](http://img2.imageshack.us/img2/3932/httinsavaalan2.jpg)
![[Resim: hittngnmz.jpg]](http://img2.imageshack.us/img2/7338/hittngnmz.jpg)
![[Resim: hittngnmz2.jpg]](http://img2.imageshack.us/img2/2307/hittngnmz2.jpg)