Mesaj Önizleme 
 
Konuyu Değerlendir
  • 0 Oy - 0 Ortalama
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
20. Yüzyıl Öncesinde Gerçekleşmiş Bazı Önemli Savaşlar
05-09-2009, 11:01 PM
Mesaj: #11
RE: 20. Yüzyıl Öncesinde Gerçekleşmiş Bazı Önemli Savaşlar
TERMOFİL SAVAŞI (M.Ö. 480)

Termofil Savaşı, Herodot'un verdiği bilgiye göre M.Ö. 480 yılında Yunan kent devletlerinden oluşan bir ittifakın Mora yarım adasını Balkanlar'a bağlayan Termofil dağ geçidinde kendisinden çok daha kalabalık istilacı Pers ordusuyla yaptığı savaştır. Tarihteki en ünlü direnişlerden biridir. Termofil geçidi Antik Yunandan itibaren savaşlara da sahne olmuştur.

M.Ö. 480 yılında Pers kralı Serhas (Kserkses) babası Darius'un Atinalılara yenilmesinin öcünü almak için Çanakkale'yi geçerek, Yunanistan'ı istila etmek üzere yola çıktı. Herodot'un belirttiğine göre iki yüz elli bin savaşçıdan oluşan Pers ordusunun vatanları üzerine yürüdüğü haberi bütün Yunanistan'ı dehşete düşürdü. Yunanistan o tarihten aralarında siyasal birlik oluşturamamış ve birbirleri ile sürekli çatışan şehir devletlerinden oluşuyordu. Ancak Yunanistanın topyekün istilası tehdidi şehir devletlerinin bir ittifak oluşturmasını sağlamıştır. En büyük şehir olan Atina'nın en zayıf günlerini yaşıyor olması Antik Yunanistandaki bütün ümitlerin, Dor savaşçı özelliklerini taşıyan Spartalılara bağlanmasına sebep oldu. İki yüz elli bin kişilik ordunun başka türlü durdurulamayacağına inanan Sparta'nın eş iki kralından biri olan Leonidas tek çarenin Termofil Geçidi'nin tutulması olduğuna karar verdi. Kalabalık orduların hareket alanını kısıtlayan ve askeri manevralara izin vermeyen kayalık geçit ancak göğüs göğüse mücadele ile ele geçirilebirdi.


Pers Ordusu'nun Termofil'e İntikal Güzargahı...


[Resim: thermo1.jpg]



Savaşın Vuku Bulduğu Yerin Bugünkü Hali...


[Resim: thermobugn.jpg]



[Resim: themobugndenz.jpg]



Sparta'da Karnia Festivalinin başlaması Sparta'nın üst düzey yargıçlardan oluşan yönetim kurulu Eforların Sparta ordusunun yola çıkmasına izin vermemelerine neden oldu. 5 gün süren festivalin bitmesini beklemenin geçidin tutulması için geç kalınmasına yol açacağına karar veren Leonidas, 300 kişilik muhafız birliğini alarak geçidi tutmak ve yardım gelene kadar Pers ordusunu oyalamak için yola çıktı. Spartalılar müttefik de toplayarak MÖ 486 yılında Termofil geçidinde Perslerle karşı karşıya geldi. Persleri burada olabildiğince oyalayarak geride kalanlara ordu hazırlamaları için süre kazandırmış olacaklardı. 7 gün boyunca 300 Spartalı ve 700 Tespialıdan oluşan küçük Yunan birliği iki yüz elli bin Pers askerini geçitlerin öte tarafında tutmayı başardı. Ancak beklenen yardım gelmedi.



Sparta Ordusu Askerlerinin Temsili İllustrasyonları...


[Resim: spartaordu1.jpg]



[Resim: spartaordu2.jpg]

(Sparta toplumu acımasız ve verimsiz bir yapıya sahipti. Çok elit ama az sayıda asker yetişiyordu. 6 yaşına kadar ailelerinin yanında kalan çocuklar bu yaştan sonra askeri disipline yavaş yavaş alıştırılmak üzere devletçe alınır ve ilerleyen yaşlarında eziyet verici şartlara dayanıklı olabilmeleri için bölge bölge dolaştırılırdı [Bu şartları kısaca; açlık-susuzluk-uykusuzluk-yorgunluğa dayanma, ayakkabısız yürüme, kış aylarında nehrin soğuk sularında yıkanma gibi tanımlayabiliriz]. 20 yaşına geldiğinde tam bir asker olarak hizmete başlar ve 60 yaşına kadar asker sayılırdı. Çok sert bir askeri disiplin yönetimi vardı.)



7. günün sonunda Pers generali Hidasnes, bir grup askeri Malisli Efialtes adında bir hainin gösterdiği bir dağ patikası üzerinden Yunanlılar'ın arkasına çıkartınca Persler geçidi arkadan sarabildiler. Bunun üzerine Sparta kralı Leonidas Tespialı askerlere geri çekilme emri verdi. Kendisi ise 300 askeriyle ülkesinin kanunları gereğince burada savaşarak ölecekti. Son muharebenin bitimine doğru ölen Leonidas'ın cesedini korumak için kalan son Spartalıların tırnak ve dişleriyle mücadele ettiği Herodot'un kayıtlarında belirtiliyor. Burada kahramanca ölen askerler sayesinde güç toplayan Yunan kentleri bu savaşın ardından Persleri Salamis ve Plateade mağlub ederek tarihin ilk demokratik düzenini korumuşlardır.


Pers Ordusu Askerlerinin Temsili İllustrasyonları...


[Resim: persasker1.jpg]

(Pers ordusu çok farklı kökenden gelen askerler ile besleniyordu. Hintliler, Nubyalılar, Afgan Sarangitanlar, kement ve hançer taşıyan develi Araplar vs.)


Pers Ordusundaki Bir Med Askeri...

[Resim: persmed.jpg]

(Med askerleri Pers'lerin 6 ağır piyade ordusunun çekirdeğini oluşturmaktaydı. Mızrak-yay-kılıç ve sopa taşırlardı.)



Pers Askerlerinin İçerisinde Bulunan En Elit Birim: Ölümsüzler...

[Resim: perslmsz2.jpg]

(Ölümsüzler, Pers ordusunun en elit birliğiydi. Sayıları 10000'di ve bu sayının altına hiç düşürülmezlerdi. Ölümsüzlerin içerisinde de iki alaylık seçkin bir birim vardı. Bunlar kralın yakın korumalığını yapardı. Boyu 2,5 metre olan mızraklar taşıyan bu askerlerin omuzlarında asılı yayları ve kalkanları vardı. Mızrakların alt ucunda elma şeklinde altın rengi saplar vardı ve ayaklarının üzerine koyarlardı. Ölümsüzlerin ilk safı gerideki okçuların güvenliklerini sağlamak için önde yaklaşık 2 metre boyunda kalkanlar açardı.)



Pers ordusunun buradaki ağır kayıplar Serhas'ı o kadar korkutmuştur ki daha sonra Pers donanması Salamis'te yenilgiye uğradığında istilayı tamamlamak üzere ordusunun sadece çok küçük bir kısmını geride bırakarak Yunanistan'dan çekildi. Kalan bu ordu ise Platea Savaşı'nda yenilir. Termofil'deki Yunan savunmacıların başarısı, bir ordunun manevi gücünü yükseltmek için eğitimin, donanımın ve savaş alanın taktik kullanımındaki avantajları vurgulamak ve aynı zamanda bunaltıcı üstünlüğe karşı gösterilen cesaretin örneği olarak gösterilebilir. Spartalı ve Tespialı'ların kahramanca fedakarlığı çağlar boyunca birçoklarını etkilemiştir.

Tüm Spartalı ve Tespialı askerler cesurca savaşmışlarsa da, hepsinin en cesuru olarak Spartalı Dienekes gösterilir. Savaş arifesinde bir Trakya yerlisi Pers okçularının sayısını anlatmak için, Perslerin attığı okların güneşin yüzünü örttüğünü söylemiştir. Dienekes ise buna yanıt olarak gülmüş ve şöyle cevap vermiştir: "Öyleyse biz de gölgede savaşırız".



Termofil Savaş Alanını Anlatan İllustrasyonlar...



[Resim: termopil.jpg]


[Resim: thermosavaalanp.jpg]




Termofil Savaşının tarihteki varlığı tamamen Herodot'un kayıtlarına dayanır. Diğer bütün tarihçiler (Romalılar dahil) bu savaş için Herodot'a atıfta bulunmuşlardır. Tarihte Pers -Yunan savaşlarının olduğu yadsınmadığı halde, Pers ordusunun 2 milyon 600 bin gibi bir sayıya ulaştığını askerlik mesleğinden biraz anlayanlar için mümkün olmayan, sadece Yunan kahramanlığını abartmak için kullanan Herodot 'un Termofil savaşı ile verdiği bilgiler son derece şüphelidir.

Büyük bir ordu (30.000 askerden den büyük) her zaman paralel kollar halinde ve lojistik esaslar dahilinde hareket eder. Bu durumda koca bir ordunun dar bir geçitte sıkıştığı ve önündeki 300 kişiyi 7 gün aşamadığı bilgisi gerçekçi değildir.

Tarihte bilindiği üzere Yunan şehir devletlerinin kendi aralarında savaşlar hariç herhangi bir işgalinin başarılı olmadığı düşünüldüğünde, Pers istilasının başka bir şekilde durdurulduğunu düşünmek yerinde olacaktır.




Strateji - Taktik

Termofil Savaşı'nda Persler üstün asker sayılarına rağmen lojistik olarak bu üstünlüklerini destekleyememiştir. Kalabalık Pers ordusunda yalnız askerler yoktu; askerlerle beraber gelen hizmetkarlar, cariyeler vs. bulunuyordu. Ör: Ölümsüzler kendi özel arabalarında taşınıyor, farklı hayvanların taşıması icap giyecek-yiyecek-özel eşyalar savaş alanına götürülüyordu. Ordunun geçeceği güzergahın üzerine ikmal merkezleri yapılmasına rağmen bu keşmekeş içerisinde sıkıntı yaşanıyordu. Buna ek olarak, Heredot’un bize aktardığına göre lojistik-ikmal ile görevli gemiler kıyıya yaklaştığında ortaya çıkan büyük bir fırtına gemilerin bir bölümünü kullanışsız hale getirdi. Böylece karadan ilerleyen piyade ve süvariler olumsuz etkilendi.

İkinci olarak, bu savaşı ilginç ve ünlü kılan bir gelişme yaşandı: Spartalılar, Pers ordusunun hücumunu dar bir boğazda karşılamayı başardı. 50 metre genişliğindeki boğazı kapatan Sparta ordusu üç gün boyunca binlerce kişilik Pers ordusuna akıllı vur kaçlarla (üzerine çekerek) büyük zaiyatlar verdirdi. Bu çarpışma bir Yunan’ın Perslere gizli bir geçidin yerini gösterinceye değin Sparta üstünlüğüyle devam etti. Gizli geçidi kullanan Pers askerleri Spartalıları kuşatarak etkisiz hale getirdi.


Öte yandan, savaş denizde de devam ediyordu. Spartalıların müttefiki Yunanlılar aynı taktiği denizde uyguladılar. Persleri sığ ve dar bir boğaza çekmeyi başaran Yunan donanması oldukça etkili hücumlarda bulundu. Heredot’un verdiği rakamlara göre 350 Pers, 380 de Yunan savaş gemisi deniz savaşına katıldı. Gemiler birbirlerine iyice yaklaştığında ağır zırhlı üstün Yunan Hoplitleri Persleri perişan etti; zira Pers askerlerinin ekseriyeti yüzme bilmiyordu. Savaşta 200 kadar Pers gemisi zayi olmuşken, Yunanlılarda bu sayı 40 kadardı.

Deniz savaşlarının akabinde Persler bir dizi saldırıda daha bulunmuşlarsa da, gerek kış aylarının bastırması gerekse gıda sıkıntısı – dizanteri gibi hastalıkların ortaya çıkmasıyla Pers ordusu yenilgiyi kabullendi.



KAYNAKLAR:

* Thermopylae 48 B.C: Last Stand of The 300 [OSPREY]

* The Spartan Army [OSPREY]

* Persian Army 560 – 330 B.C. [OSPREY]

* Chiriston I. Archer, Dünya Savaş Tarihi, Tümzamanlar Yayıncılık, İstanbul, 2006, s. 42-47 ve 66-67.

* http://tr.wikipedia.org/wiki/Termofil_Sava%C5%9F%C4%B1

Ülkem, Bayrağım, Onurum...
Bu kullanıcının gönderdiği tüm mesajları bul
Bu mesajı bir cevapta alıntı yap
05-12-2009, 10:39 PM
Mesaj: #12
RE: 20. Yüzyıl Öncesinde Gerçekleşmiş Bazı Önemli Savaşlar
Thermopylae geçidinin yüzyılları aşan sloganı herhalde ''Gel de Al'' dır (Yunancası Molon Labe).Çağımız Yunan milliyetçiliğininde sembollerinden olan bu slogan en son Kıbrısta Beşparmak dağlarına Adaya çıkartma yapan Türk ordusuna atfen yazılmış ancak adalı rumlar ataları Leonidas ve yoldaşları gibi tarihe geçememiştir.
Bu kullanıcının gönderdiği tüm mesajları bul
Bu mesajı bir cevapta alıntı yap
05-12-2009, 11:04 PM
Mesaj: #13
RE: 20. Yüzyıl Öncesinde Gerçekleşmiş Bazı Önemli Savaşlar
Emek mahsulü bir tane daha...

Bu arada savaşları anlatan yazılar alıntı, "Strateji - Taktik" bölümü ise benim muhtelif askeri tarih kitaplarından yaptığım özet nitelikli derlemelerdir.


Cannae Savaşı M.Ö. 216


Cannae Muharebesi, Kartaca ile Roma arasında yapılan II. Pön Savaşı’nın başlıca üç çatışmasından biridir. Bu muharebe, 2 Ağustos M.Ö. 216 tarihinde, güneydoğu İtalya’nın Cannae kasabası yakınlarında gerçekleşmiştir. Muharebe sonunda konsül Lucius Aemilius Paullus ve Gaius Terentius Varro komutasındaki Roma ordusu, Hannibal komutasındaki Kartaca ordusu tarafından imha edilmiş ve başta Capua olmak üzere birkaç şehir devletinin Roma ile bağları kopmuştur.

Öncesi...

Daha önceki Trebia ve Trasimene yenilgilerinin acısını çıkartmak isteyen Roma, Kartaca ordusunun Güney İtalya yönündeki ilerleyişini Cannae’de karşılamak amacıyla harekete geçmiştir. Roma ve müttefiklerinin oluşturduğu yaklaşık 87 bin kişilik bir ordu, sağ kanadını Adriyatik denizine dökülen Ofanto ırmağına dayayarak düzen almıştır. Roma ordusu, süvari birliklerini kanatlara alarak ağır piyadelerini merkeze yığacak biçimde yerleşmiştir.

Roma ordusunun bu pozisyonu, Hannibal’in kanatlardan kuşatma taktiğini uygulaması için büyük bir fırsat yaratmıştır. Hannibal, en zayıf piyade birliklerini merkeze, süvarisini ise kanatlara yerleştirmiştir. Roma ordusunun merkezden saldırısında bu merkez kuvvetler kısa sürede çökmüş, Roma ordusu hızla merkezde oluşan boşluğa yığılmıştır.
Trebbia ve Trasimene yenilgilerinin ardından Roma Senatosu Fabius Maksimus’u, İtalya topraklarındaki Kartaca askerî varlığını sona erdirmek üzere diktatör olarak atamıştı. Fabius Maksimus, Roma ordusunda yeni düzenlemelere geçtiği gibi, Roma’nın Hannibal karşısındaki konseptini de (askeri literatürde konsept, bir karar merciinin, mücadelenin sürdürülüş biçimine ilişkin tüm düşünce ve tasarılarını kapsayan bir kavramdır) tümden değiştirmiştir.



Hannibal'ın Kartaca'dan Cannae'ye Gelirken Katettiği Yol...

Hannibal, Alp Dağları gibi çok zorlu bir engeli filleriyle birlikte aşabilmiştir.


[Resim: hanibalalpler.jpg]



Fabius Maksimus’un uyguladığı strateji, bugün Fabian Strateji olarak bilinen ve tarihte pek çok olayda izlenen ya da izlenmeye çalışılan bir stratejidir. Bu strateji, kabaca yıpratma savaşı ya da oyalama savaşı olarak da bilinir. Fabius Maksimus, sürekli olarak bir meydan savaşından kaçınmış, çeşitli vur-kaç taktikleriyle, erzak tedariki için hareket halindeki ikmal birliklerine, yayılmış kuvvetlerine saldırarak Hannibal’i yıpratmaya çalışmıştır. Hannibal ordusundaki süvari birliklerini etkisiz hale getirebilmek için dağlık bölgelerde harekâtı tercih etmiş, Hannibal kuvvetlerine sürekli saldırılar düzenlemiştir. Ne var ki yıpratma savaşı, uzun sürede sonuç alınabilecek bir stratejidir ve bu yüzden de iki yanı keskin bir kılıçtır. Fabius Maksimus’un bu tutumu, Roma’da kısa bir süre sonra sorgulanmaya, eleştirilmeye başlanmıştır. Roma senatosu ve halkı, onun izlediği bu stratejinin, İtalya kent ve köylerinin Hannibal tarafından yağmalanmasını önleyemediğinden yakınmaya başlamışlardır. Daha da kötüsü, Roma askerî gücünün Hannibal ordusunu İtalya topraklarında yenilgiye uğratamamasının, Roma’nın müttefiklerinin güvenini sarsacağını ve desteklerini çekerek Hannibal tarafına geçecekleri endişesinin yaygınlaşmasıydı.

Sonuç olarak Roma Senatosu Fabius Maksimus’un görev süresi dolunca, onu yeniden göreve getirmedi. İ.Ö. 216 yılında Caius Terentius Varro ve Lucius Aemilius Paullus Konsül seçildiler.
İ.Ö. 216 yılının baharında, Hannibal inisiyatifi tümüyle ele geçirmişti ve Cannae dolaylarında çok miktarda erzağa el koymuştu. Hannibal’in bu manevrası Roma Senatosunda genel bir hezeyana yol açmıştır. Kriz katlanılmazlığı, sadece Kartaca ordusunun Roma topraklarından bir bölümü istila etmesi değil, aynı zamanda bu bölgenin sağladığı çok önemli kaynakların da Roma elinden çıkmasından kaynaklanmaktadır. Roma, bu duruma seyirci kalamazdı. Roma ordusunun Cannae’ye ilerleyerek Kartaca ordusuyla çatışmasına karar verilmiştir.


Roma Ordusuna Mensup Askerler...


[Resim: romaasker.jpg]



Piyadeler:

[Resim: romapiyade.jpg]



Süvariler:

[Resim: romasvari.jpg]



Roma siyasi geleneklerine göre, savaş sırasında her iki Konsül de ordunun kendi sorumlulukları altındaki bölümlerine komuta edeceklerdir ama, savaşa kadar tüm orduya dönüşümlü olarak birinin komuta etmesi gerekmektedir.

Cannae yönündeki yürüyüş sırasında, bir Kartaca birliği Roma ordusuna saldırısını, Varro’nun başarılı bir şekilde geri püskürtmesi Roma ordusunda belirgin bir güven duygusu oluşturmuştur.

Varro’ya göre daha soğukkanlı ve ihtiyatlı bir komutan olan Paullus, Varro’nun tersine Kartaca ordusuyla, Roma ordusunun sayı üstünlüğüne karşın açık arazide çatışmanın tehlikeli olacağına inanmaktadır. Paullus’un bu düşüncesi, Kartaca ordusunun süvari unsurları yönünden sayı ve hareketlilik yönünden avantajlarına dayanmaktadır.

Bu düşüncesine karşın son başarının Roma üzerindeki etkisi yüzünden Paullus kaçınık bir tutuma girememiş, nehir kıyısında orduya kamp kurdurmuştur.

Roma ordusunun komutasına ertesi gün Varro’nun geçeceğini haber alan Hannibal, rakibinin kişilik yapısını bilmektedir. Onun bu atılganlığından yararlanmak için süvari birliklerinden bir müfrezeyi nehirle Roma ordusu kampı arasına baskınlar düzenlemekle görevlendirir. Ertesi gün komutayı alan Varro, kampın su gereksiniminin tehdit altında olmasını kabullenemeyecek ve orduyu Hannibal üzerine harekete kaldıracaktır.


Kartaca Ordusu...


[Resim: kartacaasker.jpg]


[Resim: kartacaasker2.jpg]


Kartaca Ordusu İçerisinde Başka Toplumlardan Da Askerler Vardı...

Kelt Askerleri...

[Resim: galyalaskerler.jpg]


[Resim: galyalaskerler1.jpg]


Roma Süvarisiyle Savaşan Bir Numidian Askeri...

(Fırlatmak için mızrakla beraber kısa kılıç kullanan birliklerdir. Atlarını çok hızlı kullanma özellikleriyle,bulundukları yüzyılın en yetenekli atlı birlikleri sayılırlar.)


[Resim: numidianx.jpg]



İberyalı Askerler...


[Resim: beryasavalar.jpg]

(Ağır ve orta ağırlıkta zırh kullanan atklı birliklerdir. Savaşa atları üzerinde başlayıp, zaman ilerledikçe piyade gibi savaşan birimlerdir.)


Balearyalı Birlikler...

Balear Adaları'ndan (Menorca, Mallorca, Cabrera, Ibiza ve Formenteragelen) katılan ve taş atarak savaşan askerlerdir.


[Resim: balearicslingers.jpg]


Kuvvetler...

Roma ordusu, 70.000 Roma piyadesi ve 2.400 Roma süvarisiyle müttefiklerin göndermiş olduğu 4.000 süvari, 2.600 hafif ve 7.400 ağır piyade olmak üzere yaklaşık 86.400 kişilik bir kuvvettir. Kartaca ordusu ise 40.000 ağır piyade, 6.000 hafif piyade ve 8.000 süvariden oluşmaktadır.


Taktik Pozisyonlar...

Dönemin geleneksel meydan savaşlarında orduların pozisyon alışları, piyadenin merkezde, süvarilerin ise kanatlarda yer alması sistemine dayanmaktadır. Roma ordusu da bu geleneksel pozisyon alışı benimsemiş, ancak piyade hatlarını alışılmışın üstünde bir derinlikte düzenlemiştir. Varro’nun amacı bu derinliğin sayesinde Kartaca ordusunun merkez bölümünü kısa sürede dağıtmaktır. Trebia Savaşı’nda Roma piyadesinin Kartaca kuvvetlerinin merkezini yarışının daha geniş ölçekli bir uyarlamasını planlamaktadır. Birliklerini daha sıkışık düzende yerleştirerek daha sık saflar oluşturmuştur.
Varro, Kartaca ordusu ile nehri konumunun kendisine avantaj sağladığını düşünmektedir. Ona göre Kartacalıların gerisinde rahatlıkla manevra yapabilecekleri bir alan yoktur. Roma ordusu yeterince güçlü yüklendiğinde nehire kadar sürüp sıkıştırabilecek, böylece Kartaca ordusunda panik çıkabilecektir.

Varro, Hannibal’in önceki iki zaferinin de hile ve aldatmaya dayandığını düşünmektedir. Oysa Cannae’deki savaş alanı bütünüyle düz bir alandır, birliklerin gizlenebileceği, tuzak kurulabilecek engebeler yoktur.

Hannibal’in savaş düzeni ise yine geleneksel düzenleniştir. Fakat Hannibal, elindeki savaşçı unsurların savaş gücü ve yeteneği yönünden ayrım yaparak bir yerleşim seçmiştir. Savaşta daha disiplinsiz, daha gevşek davranacağını bildiği İspanyol ve Kelt savaşçıları tam merkeze yerleştirmiş, Kartaca piyadelerini de onların her iki yanına ve gerisine yerleştirmişti. Süvariler ise iki kanattadır.
Hannibal sol kanadının nehre dayanıyor olmasından endişe duymamaktadır. Tersine nehir, onun sol kanat açığını bir bakıma örtmektedir. Öte yandan Hannibal’e göre Roma ordusunun Cannae’ya hakim bir tepenin önünde ve sağ kanatlarını nehre dayalı olarak tertiplenişleri onlar açısından sıkışık bir durum yaratmaktadır, çekilme yapabilecekleri sadece sol kanatları yönü bulunmaktadır.
Hannibal’in seçtiği düzenlenişin iki avantajı daha vardır. Yüzünü doğuya dönük olarak dizilmiş olan Roma ordusu, sabah güneşinin gözkamaştırıcı etkisini karşısına almıştır ve güney doğudan esen rüzgar, savaş alanından kalkan tozu Roma ordusu üzerine sürecekdir.


Cannae: Orduların Savaş Düzeni...


[Resim: cannaesavadzenin.jpg]



Savaş...

İki ordu birbirine doğru ilerlerken Hanibal, merkezindeki İspanyol ve Kelt savaşçıları yavaşça ileri sürmüştür. Böylece hataları dış bükey bir şekil almıştır. İlerleyen Roma piyadesi ise ister istemez bu çıkıntının iki yanında kıvrılmış ve böylece iç bükey bir durum almıştır. İspanyol ve Kelt savaşçılar, ağır baskı altında gerilemeye başladığında Roma piyadesi de, giderek daha sıkışık bir durum alarak ilerlemiştir. Karşılarından esen rüzgarın getirdiği toz bulutlarının bunda etkisi olmuştur, Romalıların görüş alanı iyice daralmıştır.


Kartaca Ordusunda Fillerin Önemli Yeri Vardı...


[Resim: 14020556.jpg]


[Resim: 64436228.jpg]


Bu sırada kanatlarda, süvari birlikleri arasındaki çatışmalar da başlamıştı. Kartaca sağ kanadında sert çatışmalar olurken sol kanattaki İspanyol ve Kelt süvariler, Roma süvarisinin kanatlarını yararak onları kuşatmış ve kısa sürede saf dışı bırakmıştır. Bu süvari, geniş bir yay çizerek diğer kanada akmış, diğer kanattaki Roma süvarisine saldırmıştır. Bunun üzerine bu kanattaki Roma süvarisi dağılmıştır. Roma ordusunun süvari unsurlarının böylece saf dışı bırakılmasının ardından Kartaca süvarisi bu kez merkezde yığılmış olan piyadeye saldırmıştır. Bu arada Kartaca piyadesinin kanatlardaki birlikleri, açılan boşluktan ileri hareket ederek Roma ordusunun kanatlarını sarmıştır. Roma piyadesi açısından tam bir kuşatma durumu böylece ortaya çıkmıştır.

Savaşın bundan sonraki olayları, silahlarını kullanamayacak kadar bir araya yığılan Roma piyadesinin sistemli olarak kılıçtan geçirilmesi olmuştur.


Cannae: Savaş Alanı...


[Resim: cannaesavaalan.jpg]



Kayıplar...

Yunan tarihçi Polybius, (M.Ö. 203-120) Roma ordusunun piyade olarak 70.000 kayıp, 10.000 tutsak verdiğini, muhtemelen 3.000 piyadenin sağ olarak kurtulabildiğini yazmaktadır. Polybius’a göre Roma ordusunun süvari kaybı ise 6.000 kadardır. Sadece 370 süvari kurtulabilmiştir.

Romalı tarihçi Titus Livius (M.Ö. 59 – M.S. 17) ise, Roma ordusu kayıplarını 45.500 piyade ve 2.700 süvari olarak verir. Tutsakların sayısı ise 3.000 piyade, 1.500 süvaridir. Livius Kartaca kayıplarının ise 8.000 olduğunu yazmaktadır.


Sonuçları...

Cannae Muharebesi yenilgisi Roma açısından tam bir yıkım olmuştur. Trebia ve Trasimene Gölü Muharebelerinin kayıpları da eklenince Roma’nın savaşta kullanılabilir insan kaynaklarının neredeyse yüzde yirmisi erimişti. Daha önemlisi bu yenilgi üzerine, askeri ve siyasi baskıyla Roma “müttefiki” durumundaki Yunan siteleri, taraf değiştirdiler. Sicilya’daki ve Güney İtalya’daki Yunan siteleri, Roma’yla köprüleri attılar. Makedonya kralı 5. Philip, Hannibal’a destek sözü vermiştir. Böylece Cannae yenilgisi, Birinci Makedonya Savaşı’na giden sürecin ilk adımına yol açmıştı. Sarakuze sitesine bir kral atayan Hannibal, bu adada bir politik üstünlük elde etmiştir.

Hannibal’in süvari komutanı Maharbal, doğrudan Roma üzerine saldırmak görüşündedir. Ancak Hannibal, elinde etkili kuşatma silahı olmaması nedeniyle, Roma’yı kuşatmanın, kısa dönemde bir başarı getirmeyeceği görüşündedir. Bu durumda Roma’nın, eski müttefiklerinin desteğini yeniden kazanması olasıdır. Gerçekte Hannibal’in stratejisi, Roma ordularını İtalya’da yenilgiye uğratarak onu politik ve askeri bakımdan yalıtmak, yalnız bırakmaktır.


Cannae Savaşı'nın Gerçekleştiği Alan...


[Resim: cannaebugn.jpg]



Strateji - Taktik:

Hannibal'ın Kartaca Savaşı'nda izlediği strateji çok önemlidir. Roma üzerine yürürken kolay deniz yolunu değil de, Alp Dağları'nı aşmayı gerektiren zorlu kara yolunu seçmiştir. Bunda en önemli sebepler; Roma'nın üstün deniz gücü ve Kartaca'nın ilkel sayılabilecek gemilere sahip olmasıdır. Böylelikle Kartacalıların zorlu kara yolu ile üzerlerine geleceğini hiç tahmin etmeyen Romalılar çok büyük şoka uğramıştır.

İkinci olarak Hannibal, güçlü Roma ordusuna bir aldatma taktiği uygulayarak çekilir gibi yapmış, Roma ordusunu peşine takmış ve vur-kaçlar ile Romalıları kendi merkezine çekerek, kanatlardan kuşatmayı başarmıştır. Burada Kelt askerleri çok önemli bir rol oynamıştır: Roma ordusuna vur-kaç yaparak Kartaca ordusunun merkezine çeken Kelt'ler, Kartaca'nın üstün süvarilerine Roma ordusunu kanatlardan kuşatabilmeleri imkanını sağlamıştır.

Kelt askerleri bir nevi "harcanabilir" askerler olmuşken, İberyalı askerler kılıç becerileri ve Numidyalılar da süvari etkinliklerini sergilemişlerdir.

Kartacalılar Roma ordusunu yenmelerine karşın ihtiyatları kuvvetli değildi. Roma ağır yenilgiye rağmen bir süre sonra toparlanmayı başarmışken Kartacalılar ekonomik ve siyasal olarak dayanıklı olmadıklarından 10-15 sene sonra küçük sayılabilecek bir Roma ordusu Kartacalıları ağır hasara uğratmayı başarmıştır.




Kaynaklar:

* CANNAE - 216 BC [OSPREY]

* ARMIES OF CARTHAGİNİAN WARS M.Ö. 265 - 146 [OSPREY]

* ANCİENT ARMİES [OSPREY]

* Chiriston I. Archer, Dünya Savaş Tarihi, Tümzamanlar Yayıncılık, İstanbul, 2006, S. 78-83.

* Sir Liddell Hart, Strateji: Dolaylı Tutum, ASAM Yayınları, 2. baskı, Ankara, 2002, S. 18-24.

* http://tr.wikipedia.org/wiki/Cannae_Muharebesi

Ülkem, Bayrağım, Onurum...
Bu kullanıcının gönderdiği tüm mesajları bul
Bu mesajı bir cevapta alıntı yap
05-13-2009, 05:46 PM
Mesaj: #14
RE: 20. Yüzyıl Öncesinde Gerçekleşmiş Bazı Önemli Savaşlar
İlber Hoca Termopil Savaşını anlatan "300 Spartalı" filimi için İran'ı aşağılamak için yapılmış abartılı bir filim demişti. ABD kaynaklı Hollywood filim endüstrisi siyasi vaziyetlere göre filimler hazırlamasını gayet iyi becerip, cahil insanların kafalarını yıkamayı çok iyi becerebiliyor.

rasti rusti
Bu kullanıcının gönderdiği tüm mesajları bul
Bu mesajı bir cevapta alıntı yap
05-14-2009, 02:14 AM
Mesaj: #15
RE: 20. Yüzyıl Öncesinde Gerçekleşmiş Bazı Önemli Savaşlar
Cannae'de iki ordunun nicelik bakımından karşılaştırmasını yaptığımızda Roma'nın açık ara üstünlüğü göze çarparken,savaşın neticesinde Roma ordusunun neredeyse tamamının yok olmasını açıklayan iki husus var:biri Hannibal'in askeri dehası,diğeri de Numidyalı süvarilerin savaşın kaderini belirlemeleri...Çünkü bundan sonraki büyük savaş olan Zama'da Hannibal'in ordusu ikinci bir Cannae zaferine ulaşabilecekken Numidyalı süvarilerin Roma'nın tarafına geçmeleri her şeyi alt üst etmiştir.

Romalıların bu kadar ağır kayıp vermelerini de her Romalı askerin aldığı katı askeri disipline bağlamak gerekir:"Savaşarak ölmek;kaçmak veya teslim olmaktansa kendini öldürmek" anlayışı...
Yine de bu kadar ağır kayıplara rağmen Roma ordusunun eskisi kadar büyük bir kuvvete çok kısa zamanda ulaşması,asla kökünün kurutulamaması,askeri tarihçilerin vazgeçemedikleri incelenmeye değer bir konu olmaya devam ediyor.

Adaleti besleyen düzen değildir;düzeni ortaya koyan,gün ışığına çıkaran adalettir... Albert Camus
Bu kullanıcının gönderdiği tüm mesajları bul
Bu mesajı bir cevapta alıntı yap
05-14-2009, 03:15 AM
Mesaj: #16
RE: 20. Yüzyıl Öncesinde Gerçekleşmiş Bazı Önemli Savaşlar
Burada Roma senatosunu takdirle karşılamak gerekir. Müthiş bir sabır ve inatla eninde sonunda zafere ulaşıyorlar. BBC'nin Hannibal ile ilgili yaptığı belgesele göre Romalılar, askere alma yaşını 17'ye çekiyor, köleleri ve borçluları yükümlülüklerinden kurtulmak karşılığı askere alıyor hatta tapınaklarındaki değerli eşyaları elden çıkarıp savaş ekonomisini güçlendiriyorlar. (ki birçokları buna karşı çıksada belgesele göre Fabius "Eğer bu önlemleri almazsak yarın tapınaklarımız hiç olmayacak" gibi bir cümleyle senatoyu ikna ediyor)

Karşı tarafta Kartaca senatosuna baktığımızda zaferden memnun olmayan senatörler görüyoruz ki birçokları bu zaferleri Kartacanın değilde Barca ailesinin zaferi olarak görüyorlar. Zama yenilgisinden sonra Kartaca senatosu, Cannae yenilgisinden sonra Roma senatosunun gösterdiği tavrı ortya koyabilirdi.

TF'den Akıncı
Bu kullanıcının gönderdiği tüm mesajları bul
Bu mesajı bir cevapta alıntı yap
05-14-2009, 05:46 PM
Mesaj: #17
RE: 20. Yüzyıl Öncesinde Gerçekleşmiş Bazı Önemli Savaşlar
Sayın nina'nın sorusunu aslında dengizik cevaplamış sayılır. Roma'nın Kartaca'ya karşı elde ettiği başarı iki medeniyet arasındaki kültürel gelişmişlik farkının bir yansımasıdır bana kalırsa. Kartaca medeniyeti Roma kadar gelişmiş olsaydı tarihin seyri muhakkak ki daha farklı olurdu...

İttihatçılar vardı, hilâl bıyıklıydılar..
Sustasına basılmış birer çakıydılar...
Bu kullanıcının gönderdiği tüm mesajları bul
Bu mesajı bir cevapta alıntı yap
05-22-2009, 04:37 PM
Mesaj: #18
RE: 20. Yüzyıl Öncesinde Gerçekleşmiş Bazı Önemli Savaşlar
Milattan sonrasına girelim artık Smile


ADRİANOPLE (EDİRNE) SAVAŞI - M.S. 378

Adrianople Savaşı, Kartaca Savaşı'ndan sonra Roma ordusunun en büyük kayıplara uğradığı savaştır.

Modern bakış açısından Roma'nın "çöküşü"nün en ilginç yanı batıda barbar krallıklarının ortaya çıkışıdır. Bu süreçte önemli bir katalizör 370'li yıllarda Orta Asya'dan göçebe bir halk olan Hunlar'ın Doğu Avrupa'ya gelmeleridir.

Bunların Karadeniz'in kuzeyindeki bölgelere göç etmeleri 3. yüzyıldan beri Roma İmparatorluğu'nun aşağı Tuna sınırında yerleşmiş olan bir dizi Got krallıklarının çökmesini hızlandırmıştır. Roma İmparatoru Valens 376 yılında, belki de Gotlar'ı Roma ordusuna almayı umarak, çok sayıda Got mültecisinin Tuna'yı geçerek Roma'nın Balkan eyaletlerine yerleşmelerine izin verdi. Roma İmparatoru Valens'ten yiyecek ve barınak sozu alan Got'lardan bunun karşılığında da silahlarını teslim etmeleri istendi. Yalnız ne Got'lar ne de Roma'lılar birbirilerine güveniyorlardı, Got'lar silahlarını vermediler, gizlediler. Sonra Got kavimleri istedikleri yardımları(ozellikle gıda) alamayıp gida yoklugundan aç kalınca, bir bir Kuzeydogu Roma şehirlerini Marcianopolis'ten başlayarak yağmaladılar.

Bunun sonucunda Roma İmparatoru Valens, doğu eyaletlerindeki ordularıyla Hadrianopolis'te (Edirne'de) Got'ların karşısına çıktı (9 Ağustos 378).


Roma ve Got Ordularının Savaş Alanına İntikali...


[Resim: edirneintikal.jpg]



Savaş Alanı...

[Resim: edirnesavaalan.jpg]


Savaş başladığında önce Roma'nın ağır piyadesi saldırıya geçti. Got piyadeleri gorunurde yalnız gözukseler de ormanların içerisinde Got süvarileri hazır bekliyordu. Akabinde, Got süvarileri Roma ordusuna ansızın sol cenahtan saldırdılar. Roma imparatoru Valens'i koruyan kıtaların ikisi onlara doğru gelen Got süvarilerinin yolunu kesmeye çalıştıysa da, atlıların ayakları altında ezildiler. Daha sonra Got'lar Roma piyadelerini kuşatıp, merkeze doğru sürükledi. Kanat-merkez biçiminde örgütlenen Romalılar'da ne kanat ne de merkez birlikleri ayırt edilebilir hale geldi. Got süvarilerinin baskısıyla iyice sıkışan Roma piyadesinin silahını kullanacak manevra alanı bile kalmamıştı. Pek çok Romalı asker sıkışma sonucu hayatını kaybetti. Bunların arasında İmparator Valens de vardı.

Roma'yı ağır bir yenilgiye uğratan Got'lar ve diğer bazı Barbar kabileler bu tarihten sonra Roma topraklarına kalıcı olarak yerleşti.


Savaş Alanından Bir İllustrasyon…

[Resim: edirneillus1.jpg]



Goth Savaşçıları…

[Resim: goth1a.jpg]


[Resim: goth2.jpg]



Roma Piyadesi...

[Resim: extraordinarii.jpg]



Strateji - Taktik:

Adrianople Savaşı ağır süvarinin kazandığı ilk büyük savaştır. Ağır süvari, Roma'nın esas gücünü oluşturan ağır piyadenin yerine geçebilek yeteneğe sahip olduğunu göstermiştir.

Güney Rusya steplerinde yaşayan Got kavimleri İskit'lerden Tatar ve Kazak dönemine kadar atlı süvarinin yapabileceklerini kavramış, at üzerinde savaşmanın yaya savaşmaktan daha şerefli olduğunu kanaat getirmişlerdi. Ordu birimlerinde şefler bulunuyor, her şefi de kendisine bağlı birer atlı grup izliyordu. Romalılar ise geleneksel falanks düzeninde savaşıyorlardı. Sağlam mızrak ve kılıçlı piyade lejyonları saflar halinde pozisyon alıyordu. En büyük artıları sağlam disipline sahip olmalarıydı. Başına buyruk Barbar kavimlerde ise disiplin olgusuna pek riayet edilmezdi. Buna rağmen Got süvarilerinin Roma ağır piyadesini büyük bir mağlubiyete uğratması savaş tarihinde bir ilki de beraberinde getiriyordu.

Bununla birlikte, Romalı savaş uzmanı Vegetius bu savaşta ilginç bir nüansa vurgu yapar: Vegetius'a göre normal şartlarda ağır teçhizat kullanan Roma piyadesi Got kavimlerini küçük görüp kendilerinin hareket kabiliyetini sınırlayan göğüs zırhlarını ve miğferlerini çıkarma izni almışlardır. Got'ların ani saldırısına hazırlıksız yakalanınca da savunmasız bir biçimde Got mızrak ve kılıçlarına hedef olmuşlardır.




KAYNAKLAR:

* ADRİANOPLE - A.D. 378 [OSPREY]

* ROME'S ENEMİES 1 - GERMANIES AND DACIANS [OSPREY]

* C.W.C Oman, Ok Balta ve Mancınık: Ortaçağ'da Savaş Sanatı 378-1515, Kitap Yayınevi, İstanbul, 2002, s. 14-23.

Ülkem, Bayrağım, Onurum...
Bu kullanıcının gönderdiği tüm mesajları bul
Bu mesajı bir cevapta alıntı yap
05-25-2009, 01:51 AM
Mesaj: #19
RE: 20. Yüzyıl Öncesinde Gerçekleşmiş Bazı Önemli Savaşlar
Roma uygarlığı için -hele askeri bakımdan-ne hazin bir son...

Bu savaştaki Barbar süvari birliklerinin,ağır Roma piyadelerini ezip geçmesi ,askeri alanda yeni bir süreci başlatacaktır:Süvarilerin öneminin artması ve piyade birliklerinin küçümsenerek dönemin tüm ordularında adeta üvey evlat muamelesine maruz kalmaları...Ama piyadeler intikamlarını çook sonra -Agincourt Savaşı'nda -alacaklar ve yeniden eski önemli konumlarına yükseleceklerdir.

Adaleti besleyen düzen değildir;düzeni ortaya koyan,gün ışığına çıkaran adalettir... Albert Camus
Bu kullanıcının gönderdiği tüm mesajları bul
Bu mesajı bir cevapta alıntı yap
05-25-2009, 08:43 AM
Mesaj: #20
RE: 20. Yüzyıl Öncesinde Gerçekleşmiş Bazı Önemli Savaşlar
Eline sağlık Ottoman Abi.

Yanlız çok ilginçtir ki, Gotlar normalde bugünkü İsveç'in Gotland adasından gelmiş ve Karadeniz'in batısına yerleşmiş, etliye sütlüye karışmayan, tarımla uğraşan bir kavimdirler. Hun akınları yüzünden Roma'ya sığınmışlar, Roma'nın ihanetine uğramışlardır.

Yağma akınlarını durdurmaları için, Adrianople Muharebesi'nden evvel Gotlar'a bugünkü kuzey Bulgaristan'da toprak veriliyor. Gotlar tekrar ticaretle uğraşmaya başlıyorlar. Büyük kısmı Roma Ordusu'nda hizmet veriyor. Ama savaşlarda düşman üzerine ilk yollananlar Gotlar oluyor. Got nüfusu hızla azalmaya başlıyor. Tüm bu fedakarlıklarına rağmen Romalılar tarafından şehirlerde hor görülmeye devam ediliyorlar. En sonunda da kendisi de Roma Ordusu'nda Got birliklerine komuta eden Fritigern isyan bayrağını açıyor, Adrianople Muharebesi oluyor. Çok değil, 32 sene sonra da Gotlar'ın lideri Alaric Roma kentine girip şehri 3 gün yağmalıyor. İtalya'nın güneyine kadar her şehri yağmalayarak ilerliyor. Ancak o ölünce duruyor Gotlar.

Yani kısacası, Roma kendisini yıkacak iradeyi kendisini yaratmıştır. Çiftçilik yapan, sessiz sakin bir kavme zulüm etmiş ve onları tarihin gördüğü en sert savaşçı kavimlerden birine dönüştürmüştür. Bu kavmin ilk hedefi de kendisi olmuştur.

Ders niteliğinde bir olay cidden.

Non Silba Sed Anthar...
Kullanıcının websitesini ziyaret et Bu kullanıcının gönderdiği tüm mesajları bul
Bu mesajı bir cevapta alıntı yap
Mesaj Önizleme 


Foruma Git: