|
Ziya Gökalp'in Dini Türkçülüğü
|
|
06-27-2009, 04:25 PM
Mesaj: #31
|
|||
|
|||
RE: Ziya Gökalp'in Dini Türkçülüğü
Oğuz Kağan demiş kiOsmanlının milli kimlikten uzaklaştığı açıktır enver pasa. Neyi savunuyorsunuz anlamadım? İdraksiz Türk ü,Aptal Türk Osmanlı'da devlete isyan eden türkmenler için kullanılırdı.Yani daha açık bir ifaqdeyle Şah İsmail yanlısı devleti fitneye fesata düşüren kimseler için bu ifadeler kullanılıyordu.Bu tüm aklı başında tarih otoriterleri tarafından ifade edilen geçrektir.Halil İnalcık, İlber Ortaylı, Erhan Afyoncu... Öte taraftan tüm Osmanlı tarihlerinde aşık paşazade solakzade gibi imparatorluk tarihçileri tarafından hazırlanana eserlerde neden Osmanlı soyu mete hana dayandırlılıyor bunu farkında mısınız??????? Çünkü Türk Devlet Töresinde kağan olmanın başlıca yolu sdoyunun mete hana dayanmasıdır ve osmanoğullarıda soy olarak mete hana dayanmış ve bu şekilde hanedan olmaları meşruu bir hale dönüşmüştü aksi takdirde Safevi İsmail gibi ancak ŞAH ,Timur gibide ancak EMİR olabilirlerdi. Sizin belirttiğiniz gibi eğer Osmanlı devleti türklüğü vurgulamaktan imtina ediyorsa ve her fırsatta türklüğü aşağılıyorsa nedendir acaba kendisinin soyunun METEHANA dayandığını defalarca belirtmiştir.Çünkü bu milli devlet şuurunu iliklerine kadar hissedişlerinden gelen bir özelliktir. Mehmet Akif Asım'ın nesli cepheden dönmediği için Türkiye'den gitti! Galip Erdem |
|||
|
06-27-2009, 05:05 PM
Mesaj: #32
|
|||
|
|||
|
RE: Ziya Gökalp'in Dini Türkçülüğü
Ayrıca Necip Fazıl'ın Atatürk'e ve devrimlerine son derece karşı, Kürtçü-Şeriatçı olduğunu da eserlerinden ve söylemlerinden biliyoruz.
..................................................................................................................... Atatürk'e karşı olan sadece Necip Fazıl değildir bu ülkede.Halide Edip Adıvar'da Atatürk'e muhalif bir görüntü çizmiştir Atattürk'ün en yakın mücadele arkadaşları Kazım Karabekir Paşalar,Rauf Orbaylar da Atatürk'e muhalif bir görüntü çizmişlerdir. Necip Fazıl Türk Milli Mücadelesini destanlaştıran bir şairdir. Sakarya sana mı düştü bu yük. Bu dava hor bu dava öksüz bu dava büyük diyen anlayışa sahiptir. Necip Fazıl diğer yandan İlsamcı_Kürtçü değil TÜRK MİLLİYETÇİSİDİR. İçi alev alev İSLAM dışı pırıl pırıl TÜRK yeni türk neslinin maya çalma ehliyeti hangi çanaktaysa ben oradayım diyen bir TÜRK milliyetçisidir. Eserlerindede içi İSLAM'IN nuruyla aydınlık dışı TÜRK'ÜN seciyesiyle parlak bir neslin özlemini duymuş ve tüm eserlerindede bu özlemi okuyuclara aksettirmiştir. Lütfen bilmeden fikir sahibi olmayalım. Mehmet Akif Asım'ın nesli cepheden dönmediği için Türkiye'den gitti! Galip Erdem |
|||
|
06-29-2009, 04:02 PM
Mesaj: #33
|
|||
|
|||
|
RE: Ziya Gökalp'in Dini Türkçülüğü
Ah! küçük hokkabazlık, sefil aynalı dolap;
Bir şapka, bir eldiven, bir maymun ve inkılap! ----- "Amerikan politikasını korumakla mükellefiz... Amerikan siyasetini tutmak biricik yol... Amerika'dan nazlı bir sevgili muamelesi görmek biricik dikkatimiz olmalı. Yoksa bir Amerikan bahriyelisinin iki yana açık bacakları arasında mütalaa ettiği kadından ileri geçemeyiz. Dış siyasetimizde Amerikan siyaseti ve iç bünyemizde Amerikanizm politikasını kendimize tecezzi etmez (birbirinden ayrılmaz) bir siyaset vahidine (tekliğine) göre ayarlamakta büyük ve her işe hâkim bir mânâ gizlidir." 7 Temmuz 1959 Büyük Doğu dergisi Necip Fazıl KISAKÜREK Necip Fazıl, Cumhuriyet döneminde yetişen en büyük Türk düşmanlarından birisidir. Ne hazindir ki; eğitim seviyesi düşük insanlar bu adamı milliyetçi bir kimse olarak tanırlar. Türklük ve Atatürk düşmanı, fikrî dönek, kadın bacağına şiirler yazan bir müptezel olan bu şahsın herzelerinden ve saklanan adî kişiliğinden birkaç değerlendirmeyi dikkatinize sunmak isterim... MÜSLÜMAN (!) NECİP FAZIL HAKKINDA YAZILANLAR… "Üstad, yüz tikleri olan, çok sigara içen ve tanımadıklarının yanında az konuşan, at yarışlarına pek meraklı biriydi. Devlet bankalarının genel müdürleri üzerinde büyük nüfuzu vardı. Örneğin; Ziraat Bankası Genel Müdürü Mithat Dülge'nin odasına kapıyı vurmadan girer ve "Oğlum Mithat. Bana para, sana da bir iki skeç lazım der" sonra genel müdürün özel çalışma odasına girer ve birkaç saat içinde Ankara Radyosu için nefis iki skeci kaleme alır ve merkez veznesinden gelecek binlikleri beklerdi. Oradan da bahis oynamaya Hipodrom'a. Çoğu kez o morlar orada erir ve üstat hiç üzülmezdi... İçkiye çok düşkündü ve ben o gençlik yıllarında bu ehlî keyif yazarın nasıl olup da din simsarlarının idolü olduğunu anlamaya çalışır dururdum." http://www.milliyet.com.tr/2006/05/2...t/axsiy01.html NECİP FAZIL'IN TUTUKLANMA NEDENLERİNDEN BİRKAÇI: Türklüğe Hakaret: 9.6.1947–5.8.1947 (1 ay, 27 gün) *Türklüğe Hakaret Davası Bitti, Son Posta, 6 Ağustos 1947 Türklüğe Hakaret: 21.4.1950–15.7.1950 (3 ay, 25 gün) *Tevkif Müzekkeresi, C. Savcı No:950 / 5191 Atatürk'e Hakaret: 15.10.1960–18.12.1961 (1 yıl, 65 gün) *1960 / 3349 numaralı Mahkûmlar için müddetnâme ''Destân'' adlı şiirinde Cumhuriyet devrimlerine ve Atatürk'e dolaylı yoldan hakaret vardır. İŞTE MİLLÎ DEVLET VE LAİK REJİME MUHALEFETİNİ İSPATLAYAN BİR MISRASI… "Ah küçük hokkabazlık, sefil aynalı dolap; Bir şapka, bir eldiven, bir maymun ve inkılâp!" NECİP FAZIL VE İBDA/CTERÖR ÖRGÜTÜ İLİŞKİLERİ İBDA/C (İslami Büyük Doğu Akıncılar Cephesi) "İBDA fikriyatı, İslamcı edebiyatçı Necip Fazıl Kısakürek ve onun Şeyhi Seyyid Abdülhakim Arvasi yanlısı akıncı gençler tarafından 15 Kasım 1975 tarihinde, Salih Mirzabeyoğlu öncülüğünde çıkarılan Gölge Dergisi çerçevesinde oluştu." "Necip Fazıl Kısakürek'in "BÜYÜK DOĞU" fikriyatından etkilenerek ortaya çıktığı iddia edilen, Osmanlı Devleti modelinde federatif yapılı bir İslam Devleti kurulması amacını güden ve bu amaç doğrultusunda silahlı mücadele yöntemini benimseyen terör örgütüdür." http://www.yesil.org/teror/ibdac.htm "İslami Büyük Doğu" Necip Fazıl Kısakürek'in düşüncelerini yansıtan bir dernektir. Akıncılar Birliği de 80 öncesinin MSP Gençlik Kolları'nın kurduğu dernektir. Bu iki dernek birleşmiştir, İBDA- C'yi oluşturmuşlardır." http://www.sabah.com.tr/2003/12/14/yaz33...31205.html "Necip Fazil Kisakurek, the IBDA-C's ideologue, published 130 books on Islamic thought, Islamic arts and other issues. His thought continues to influence the IBDA-C." http://www.intelligence.org.il/Eng/var/yf_12_03.htm "Necip Fazıl Kısakürek için yürüyüş yapan İBDA/C'ciler" http://www.milliyet.com.tr/2006/05/25/son/sontur34.asp Necip Fazıl "Son Devrin Din Mazlumları" isimli kitabında Dersim İsyânı'nı, Şeyh Said'i, Said'i Kürdî'yi vs. öve öve bitiremez. 1937'de Tunceli isyanında Türk Silahlı Kuvvetleri'nin katliam yapıp bilmem kaç yüz bin kürt'ün öldürdüğünü iddia eder. Necip Fazıl, 1946'da İstanbul'da verdiği bir konferansta Atatürk'ü sâhte kahraman ilan etmiştir. ABDULLAH ÖCALAN denen Allah'ın insan ziyânı olan aşağılık köpek, Necip Fazıl ile ilgili bir soruya aynen şöyle cevap vermiştir… "20 YAŞLARINDA YA VARDIM, YA YOKTUM. NECİP FAZIL KISAKÜREK'İN KONFERANSLARINA GİDER, BAYAĞI DA ETKİLENİRDİM..." (APO VE PKK ADLI KİTAPTAN) Tayip Erdoğan'ın başdanışmanı olan, Amerikalılara ''bizi delikten aşağı süpürmeyin diyen'' şerefsiz kürt Cüneyt Zapsu'nun dedesi Abdürrahim Zapsu, Necip Fazıl'ın yazdığı haftalık "Ehli Sünnet" dergisinin yayıncısıdır. Bu sahtekârın meşhur şiiri "Kadın Bacakları"nı okuyalım da, nasıl bir Müslüman (!) olduğunu da görelim… Her ayağın bastığı yerde sanki kalbim var, Kalbim ki vahşi bir zevk alır ezilişinden. Ömrümün geçtiği yolda bana sorsalar, Gidiyorum bir kadın bacağının peşinden. Bir kadının içinden ağlayışı, gülüşü, Gözlerinden ziyade bacaklarına yakın, Bir lisandır onların duruşu, bükülüşü, Kadınlar! Onlar varken konuşmayınız sakın. İnce sütunlardaki ilahi güzelliğe, Bacakların ruhudur şekil veren diyorum. Bacakları bir kalın örtüde saklı diye, Mermerde kalbi çarpan Venüs'ü sevmiyorum. Boynuma doladığın güzel putu görseler, İnsanlar öğrenirdi neye tapacağını. Kör olsam da açılır gözüm, ona sürseler, İsa'nın eli diye, bir kadın bacağını. (NECİP FAZIL KISAKÜREK) Bu şiire göre Necip Fazıl'ın, bir ayak fetişisti olduğu ortaya çıkıyor. Necip Fazıl, 1934 yılına dek kadınların bacaklarına şiirler yazacak kadar nefis düşkünü bir adamdı. Eğlence ve kadınlar onun hayatının baş unsuruydu. Daha sonra da bu pislik hayatını devam ettirmediğini iddia etse de ''döneklerden, dönenlerden'' hayır gelmez. Devam edelim… Bu müfteri ayrıca Türkçe düşmanıdır. Türkçe'ye ağır hakaretler içeren yazısını aktarıyorum… • KISA HECELER... Aşağıdaki cümleyi, ona hususî bir mâna biçmeden, onda ayrı bir mâna murad edildiğini hesaba katmadan, sadece Türkçe olarak okuyunuz: • "Ciğerimi delici, yüreğimi yakıcı, kafamı kemirici soru şu ki, gericiliğe mi, ilericiliğe mi, ne tarafa döneceğini bilemeyene, ne diyeceğini, ne edeceğini bulamayana, baba izini görmeyene, anadilini yitirene, yolunu şaşırana, ya kuzu gibi boyuna budalaca acı acı meleyene, ya da kısa heceli ölü kelimeleri dizi dizi boşuna sıralayana, şu yeni kuşağa ne demeli; acımalı mı, acımamalı mı?" İçinde 50 kelime ve 162 hece bulunan bu cümlede tek bir uzun hece yoktur ve böyle bir lisan yeryüzünde mevcut değildir. • Bu hâl, tarihin ilk çağlarında, henüz hançeresi gelişmemiş bir millete işarettir. • TEK HECELER... Dilimiz umumiyetle tek, hiç değilse az heceli kelimelerden örülü: al, kal, çal, dal, ol, sol, dol, yol, ser, ver, ger, yer, yar, ban, kan, san, at, kat, tat, çat, kap, sap, tap, yap, say, yay, kay, cay, sil, bil, ek, çek, şiş, piş, ye, de, filân, falan, sayısıza kadar giden bir dizi... Askerî kumanda sesine benzeyen ve sonlarına birer "mak" veya "mek" edatı eklenince ancak iki heceli masdarlığa çıkabilen "emr-i hâzır"lardan ibaret bu tek veya az heceli kelimeler kalabalığı içinde yabancı dillerden devşirilmiş dolgun heceler de Türk hançeresine uymadığı için bölünmüştür: Psomi (rumca ekmek)-İpsomi... Fikr-Fikir... Spor-Sipor... Film-Film... Nefs-Nefis... Remz-Remiz... Vesaire... • Başka dillerde tek hecede 4-5 sese kadar çıkabilen (rast, drops) dolgun heceler Türkçede 2-3 sesi aşamaz ve ancak kültürlü insanların hançeresinde yer bulabilir. • Bir dilde uzun, dolgun ve çok heceli kelimeler, tefekküriyet ve medeniyet işaretidir. • Türk Milleti'nin, ruhunu dayayacağı üstün bir medeniyet mihrakı buluncaya kadar sürdüğü hayat içinde dili, kısa heceler bahsinde olduğu gibi, konuşmaya ve dolayısıyla düşünmeye vakti olmayan bir topluluğu ifade eder. • MÜCERRET MEFHUM... Türkçede, kendi öz anlamı olarak tek bir mücerret mefhum yoktur. Aşağıdaki, hemen her lisanda mevcut mücerret mefhumların Türkçe karşılığını arayınız: Zaman, mekân, mesafe, zevk, şevk, mevzuu, merkez, mihrak, gaye, mefkûre, din, Allah; ve nâmütenâhîye kadar sayabiliriz. Mücerret mefhumların hattâ basitlerinden olan bu kelimelerden bir tanesini bile Türkçede bulamazsınız. "Allah" adının hiçbir lisanda eşi bulunmaz hâs ve âlem ismi olması bir tarafa, ilâh mânasına her dilde mevcut kelime bile Türkçede yoktur. "Tanrı" kelimesi "tanyeri"nden gelir ve mücerretlikle alâkasız, putperestlikten kalma bir madde ismi olmaktan ileriye geçemez. "Mevzuu" kelimesine uydurulan "konu" ise "koymak" gibi kaba ve maddî bir fiile dayanır. "Vazetmek" fiili "koymak" değildir ve onun üstünde bir mânayı (nüans-gamiza) belirticidir. • Neticede, sade ve mahdut madde isimlerine mahsus, beşerî tefekkür malzemesinden mahrum bir lisan karşısında kalıyoruz. Hattâ "dil" bile "lisan" kelimesine uymuyor ve ağızdaki et parçasından ibaret kalıyor. • Cedlerimiz İslâmı kabul edip kâinat çapında bir tefekkür ve tahassüs hazinesini yüklendikleri ân, takdir ettiler ki, kumanda seslerinden ibaret tek ve kısa heceli, âhenksiz sadece yalçın madde plânına bağlı, mücerret mefhumdan sıfır derecesinde bir dille ne insan, ne cemiyet, ne de devlet teşkil edilebilir. Artık Türk, madde fatihliğinden, onunla beraber mâna fâtihliğine geçmiştir; bunun için de maddî kılıcına eş bir mâna kılıcı lâzımdır. Hâlbuki elinde, mânevî kılıç adına, çelik değil, bir saman parçası bile yoktur? Ne yapsın? • Türk, İslâmiyeti kabul ettikten sonra düşünmeye başlamıştır. (?) Bu, anlayan ve insafı olan için riyazî bir hakikattir. İşte bu Türk, yani İslamiyet’i kabul ettikten sonra gerçek Türk’ü bulan Türk, ilk iş olarak, kaba müşahhaslardan ileriye geçemeyen dilini zenginleştirmek zaruretini idrak etmiştir. Bunun için de, Batılının, Yunan ve Lâtin kaynaklarına uzanışı gibi, öz kültür kaynağının iki örnek diline el uzatmış ve Türkçenin çarşafı üzerine Arap ve Fars ağaçlarının meyvelerini silkelemeyi tek yol kabul etmiştir. Necip Fazıl Kısakürek, İdeolocya Örgüsü, Büyük Doğu Yay. İstanbul Bu yazıda Necip Fazıl, Türk diline hakaret ederek, Arap dilini kutsadığı gibi ''Türkler Müslüman olduktan sonra düşünmeye başlamıştır'' diyerek de koskoca İslâm öncesi Türk tarihine ve Türklerine bile sövmüştür. Alıntıdır. Yabancı hakimiyetler altında kırılan, sürülen milyonlarca soydaşımızın bulunması bize vazifemizin büyüklüğünü ve şerefini hatırlatsın. |
|||
|
06-29-2009, 05:35 PM
(En son düzenleme: 06-29-2009 05:47 PM enver paşa.)
Mesaj: #34
|
|||
|
|||
|
RE: Ziya Gökalp'in Dini Türkçülüğü
Böyle alıntılarla vakit kaybedip beynin yıkattığın için ben bir araştırmacı olarak burada NECİP FAZIL hakkındaki bazı yalan _yanlış ifadeleri düzelteyim.
Öncelikle Necip Fazıl'ın cumhuriyet devrimlerine karşı olduğu doğrudur.Necip fazıl cumhuriyete değil İslami düşüncesine uymayan devrimlere karşı çıkmıştır.Bu devrimlere birçok milli mücadeleci birçok islam aydını çıkmıştır.Necip Fazıl'ın bu düşüncesi bencede tasvip edilemez ama yaşadığı devir milli_şef diktatoryasıdır ve devrimlerin baskıcı zulmü altında bir halk inlemektedir.Necip Fazıl'ın bu tavrı takınmasınıda hoş görüyorum. Diğer yandan kadın bacakları şiiri kadın bacakları şiiri Necip FAZIL'IN HAYATIMIN İLK DÖNEMLERİ DEDİĞİ iLSAMLA ALAKSI OLMAYAN DÖNEMLERİNDE YAZILMIŞTIR.nECŞİP fAZIL VASİYETİNDE İLK DÖNEMİNE AİT HERŞEYİ ÇÖPE ATTIĞINI HERŞEYİNİ İNKAR ETTİĞİNİ ÇÖPLÜĞÜ KARIŞTIRANALRIN İSE KÖPEKTEN FARKINNI OLMADIĞINI İFADE ETMİŞTİR. Türklüğe hakaret davası altında açılan davaların çoğu Atatürk'e hakarettir.Gerçi Necip Fazıl bunu hakaret değil eleştiri olarak belirtiyor.(Benim Gözümde Menderes) Necip Fazıl kumarbaz vs. gibi söylemlerin tamamı küllliyen iftiradır.Arkadaşım bu adam doğru yada yanlış inandığı davasını belli bir makam ve mevkii için yapmadı bu adam inandığı davası için 100 yılla yargılanan biridir VE işlediği suçların hepsi düşünce suçudur.Bu adam senin belirttiğin gibi kumarbaz olsaydı istanbul'da boğaza nazır yalısını verdiği mücadele ve büyük doğu dergisi için satmak zorunda kalmaz ayrıca hayatının son demlerinde EYYÜP'tE bir apartman dairesine sığmazdı.Necip Fazıl'ın Büyük Doğu dergisini hangi zorlukla çıkardığını bir araştır istersen.Adama birde kumarbaz diyorsun önce bilgi edin daha sonra fikir sahibi ol. Necip FAZIL'IN GENÇLERİNE GİDİN iBDA_C'Yİ KURUN DEMEMİŞTİR.Dediklerini ve söylediklerini yanlış yorumlayıp yanlış işlere bulaşanlar olmuştur bunun için Necip Fazıl'ı suçlamazsak iyi olur.Dikkatinizi çekerim bugünkü genç kuşak Milliyetçi ve İslamcı yazarların birçoğu Necip Fazıl'ın rahle_i tedrisatından geçmiştir.Necip Fazıl gençlerine gidin yayınei kurun gidin kitapçı açın gidin okyun eğitiminizi tamamlayın demiştir.(Ötüken Yayınevinin kurucularından Mehmet Niyazi yayınevinin kuruluş amacını Necip Fazıl gibi mütefekkirlerin kitaplarını halk kitlelerine yaymak olarak açıklar ilk bastıkları kitap Necip Fazıl'ın Reis bey'idir.) Necip Fazıl "Son Devrin Din Mazlumlaı" isimli kitabında Saidi Nursi Hazretlerini öve övwe bitiremez doğrudur. Ama Necip Fazıl Şey Sait'i övmemiştir.Şeyh Sait'in akılsızca hareket ettiğni dile getirmiştir.Şeyh Sait'in idamından evvel suçlu olduğunu itiraf ettiğini ve suçuna rıza göstereceğini belirtmiştir.O kitabı ben okduum ve bu olayın kaç defa çarpıtılarak önüme getirirldiğine şahit oldum.Dersim isyanında biraz devleti suçlayıcı yanı var ama fazla bir ksıım ayırmamıştı o bölüme ama bu olayı sizin zikrettiğiniz gibi devlet katliam yapğtı kürtler öldürüldü gibi kürtçü ifadelerle açıklamıyor daha tarafsız bir bakış açısıyla olaylara yaslanıyor. O dönemde Amerikan politikası tüm siyaset ve aydın çevrelerince gerekli olarak görülüyordu bu yüzden biz ATATÜRK ile batıcı politikaya İnönü ilede amrika yanlsı poltikalara başlamışızdır.Sebep ise hemen yukarımızdaki tehlike KOMÜNİZM o dönemlerde Türkiye komünist emperyalizminin kıskacındaydı ve bu sebeplede en kolay yol Amerika'ya yanaşmaktı.Demem o ki Necip Fazıl'ın Amerika hakkındaki açıklamaları genel bir kanaattır.Yalnız bu kadar abartacağınıda zannetmiyorum ya bir paragrafını buraya koydukları için böyle bir mana çıkıyordur yada tamamıyla çarpıtmadır.Okumadığım için bilemeyeceğim. Abdullah Öcalan'a gelince öğrencilik yıllarındaki derin faaliyetleri herkesin dilindedir.Aponun ülkü ocaklarına gidip gelmişliğide vardır ülkücülerin arasında gezip tozmuşluğuda vardır, Necip Fazıl'ın konferansınada gitmişliğide vardır ayrıca Mahir Çayan için bildiri dağıttığı diğer arkadaşları ceza aldığı halde Apo'nun hiçbir ceza almadan elini kolunu sallaya sallaya çıkışıda vardır. "Cedlerimiz İslâmı kabul edip kâinat çapında bir tefekkür ve tahassüs hazinesini yüklendikleri ân, takdir ettiler ki, kumanda seslerinden ibaret tek ve kısa heceli, âhenksiz sadece yalçın madde plânına bağlı, mücerret mefhumdan sıfır derecesinde bir dille ne insan, ne cemiyet, ne de devlet teşkil edilebilir. Artık Türk, madde fatihliğinden, onunla beraber mâna fâtihliğine geçmiştir; bunun için de maddî kılıcına eş bir mâna kılıcı lâzımdır. Hâlbuki elinde, mânevî kılıç adına, çelik değil, bir saman parçası bile yoktur? Ne yapsın?" Diller kelimeler medeniyetler arası etkileşim ile kemale erişebilir.Necip Fazıl Türkçe'yi en ince en doygun bir biçimde kullananaaydınlarımızdan biridir.Sen Necip Fazıl'ı Türkçe düşmanı olarak getirirp koyuyorsun arkadaşım saçmalayan saçlamamamış zaten sen getirirp bu herzeleri yazı olarak koyuyorsun yapma Allah aşkına birde bu forumda takıldığına göre okuyan bilen birisin. Necip Fazıl'ın Türkçeciliğni öğrenmek istiyorsan Çile isimli şiir kitabını oku manzumelerini oku Türkçecilik neymiş görürsün. Mehmet Akif Asım'ın nesli cepheden dönmediği için Türkiye'den gitti! Galip Erdem |
|||
|
06-29-2009, 05:48 PM
Mesaj: #35
|
|||
|
|||
|
RE: Ziya Gökalp'in Dini Türkçülüğü
İnsan bu, su misali, kıvrım kıvrım akar ya:
Bir yanda akan benim, öbür yanda Sakarya. Su iner yokuşlardan, hep basamak basamak; Benimse alın yazım, yokuşlarda susamak. Her şey akar, su, tarih, yıldız, insan ve fikir: Oluklar çift, birinden nur akar, birinden kir. Akışta demetlenmiş, büyük, küçük, kainat: Şu çıkan buluta bak, bu inen suya inat! Fakat Sakarya başka, yokuş mu çıkıyor ne? Kurşundan bir yük binmiş, köpükten gövdesine: Çatlıyor, yırtınıyor yokuşu sökmek için. Hey Sakarya, kim demiş suya vurulmaz perçin? Rabb'im isterse, sular büklüm büklüm burulur. Sırtına Sakarya'nın, Türk tarihi vurulur. Eyvah, eyvah, Sakarya'm, sana mı düştü bu yük? Bu dâvâ hor, bu dâvâ öksüz, bu dâvâ büyük!.. Ne ağır imtihandır, başındaki Sakarya! Binbir başlı kartalı nasıl taşır kanarya? İnsandır sanıyordum mukaddes yüke hamal; Hamallık ki, sonunda, ne rütbe var, ne de mal, Yalnız acı bir lokma, zehirle pişmiş aştan: Ve ayrılık, anneden, vatandan, arkadaştan! Şimdi dövün Sakarya, dövünmek vakti bu ân; Kehkeşanlara kaçmış eski güneşleri an! Hani Yunus Emre ki, kıyında geziyordu? Hani ardına çil çil kubbeler serpen ordu? Nerede kardeşlerin, cömert Nil, yeşil Tuna? Giden şanlı akıncı, ne gün döner yurduna? Mermerlerin nabzında hâlâ çarpar mı tekbir? Bulur mu deli rüzgâr o sedayı: Allah bir! Bütün bunlar sendedir, bu girift bilmeceler; Sakarya, kandillere katran döktü geceler. Vicdan azabına eş kayna kayna Sakarya. Öz yurdunda garipsin, öz vatanında parya! İnsan üç beş damla kan, ırmak üç beş damla su: Bir hayata çattık ki, hayata kurmuş pusu. Geldi ölümlü yalan, gitti ölümsüz gerçek: Siz, hayat süren leşler, sizi kim diriltecek? Kafdağını assalar, belki çeker de bir kıl! Bu ifritten sualin, kılını çekmez akıl! Sakarya, saf çocuğu, mâsum Anadolu'nun, Divanesi ikimiz kaldık Allah yolunun! Sen ve ben, gözyaşıyle ıslanmış hamurdanız; Rengimize baksınlar, kandan ve çamurdanız! Akrebin kıskacında yoğurmuş bizi kader; Aldırma, böyle gelmiş, bu dünya böyle gider! Bana kefendir yatak, sana tabuttur havuz: Sen kıvrıl, ben gideyim, Son Peygamber kılavuz! Yol onun, varlık onun, gerisi hep angarya: Yüzüstü çok süründün, ayağa kalk, Sakarya! NECİP FAZIL KISAKÜREK Mehmet Akif Asım'ın nesli cepheden dönmediği için Türkiye'den gitti! Galip Erdem |
|||
|
06-29-2009, 08:00 PM
Mesaj: #36
|
|||
|
|||
RE: Ziya Gökalp'in Dini Türkçülüğü
Oğuz Kağan demiş kiAh! küçük hokkabazlık, sefil aynalı dolap; Necip Fazıl'ın Atatürk'ü sevmediği fikrine katılıyorum. Bu şiiride N.Fazıl'ın sesinden 90'lıu yıllardan bir kasetçalardan dinlemiştim. Ancak her Atatürk sevmeyeni de bu ülkenin düşmanıdır mülahazasıyla Türk ve Türkiye düşmanı ilan etmekte haksızlık olur. (Bu ülkede Milli Mücadeleye katılıp da Atatürk ve devrimlerinin düşmanı Aziz Nesin'in babası gibi nice insanlar var) Kimin ne kadar vatansever olduğu zor zamanda anlaşılır. Ne kadar Atatürkçü olduğu da vakti, zamanı gelince anlaşılır. Ben Atatürkçülüğü ideolojik biçimde savunupta üniversite de İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük dersinden çakanları da gördüm. Hatta milli marşımıza saygı duruşunda bulunmayıp (yakın zamanda başıma geldi bu olay) saygısızlıkta bulunanları da gördüm. Din simsarı hacı, hoca takımından çalıp, çırpan insanları da gördüm. Oğuz Kağan demiş ki"Amerikan politikasını korumakla mükellefiz... Amerikan siyasetini tutmak biricik yol... Amerika'dan nazlı bir sevgili muamelesi görmek biricik dikkatimiz olmalı. Yoksa bir Amerikan bahriyelisinin iki yana açık bacakları arasında mütalaa ettiği kadından ileri geçemeyiz. Dış siyasetimizde Amerikan siyaseti ve iç bünyemizde Amerikanizm politikasını kendimize tecezzi etmez (birbirinden ayrılmaz) bir siyaset vahidine (tekliğine) göre ayarlamakta büyük ve her işe hâkim bir mânâ gizlidir." Bu ülkede belirli dönemlerde İslami yaşayışı benimsemiş cemiyetlerde Amerikan sempatisi olduğu gerçektir. Aslında bunu toplumumuzda entellektüel veya aydın dediğimiz kesimde zaman zaman yapmıştır. Ben bu yanlış tutumu feraset sahibi olmamaya, dünyayı okumamaya, dar bakış açısı ile dünyaya bakmaya yorumluyorum ki okur-yazar oranı daha şunun şurasında yarım asır önce bir çok ülkeden geri seviyede olan, ilkokul mezunu adamın 60'lı senelerde itibarı olduğu vasatta yaşayan insanların olduğu toplumlarda normal karşılıyorum. Maalesef insanlar yanlış yapa, yapa doğruyu bulabiliyorlar bazen ve halen yanlışları yapmaya toplumca devam ediyoruz. Ne zaman toplumun zihniyeti arzu edilen seviyeye gelirse, ona buna yaslanma politikasından kurtuluruz. Bu arada yazdığınız yazıda hakaret unsurları içeren ifadeler de bulunmakta. (bunları aynen yazmaya gerek duymuyorum.) Bu forumda sevilmeyen insanlara dahi yaklaşırken hakaret etmemek, aşağılamamak gibi bir düsturumuz var. Netice de sizin sevmediğinizi kişileri seven insanlarda olabilir ve onlarla luzumsuz gerginlikler yaşayarak forumu amacından saptırabiliriz. Bir miyas vermem gerekirse, peygamberimiz hayatında kendisine en büyük muhalefeti eden ve yapmadığını bırakmayan Ebu Cehil hakkında oğlu olan İkrime'nin (Mekke'nin fethinden sonra müslüman olmuştur) yanında asla babasından bahsetmez, babasından kötü olarak ta bahsedilmesine müsaade etmezdi. rasti rusti |
|||
|
06-29-2009, 11:52 PM
(En son düzenleme: 06-29-2009 11:52 PM Oğuz Kağan.)
Mesaj: #37
|
|||
|
|||
|
RE: Ziya Gökalp'in Dini Türkçülüğü
Yazıdaki hakaret unsurlu içerikleri silmiştim bazıları gözümden kaçmış özür dilerim onlar için.
Necip Fazıl'ın Sakarya Şiiri güzeldir, Nazım Hikmet'in Davet şiiri veya aklıma gelmeyen bir sürü şiiri.. Fakat ben İslamcıların üstadı Necip Fazıl'ı, aynı zamanda başka yerlerde başka konularda tartıştığım solcuların üstâdı Nazım Hikmet'i Türkiye Cumhuriyeti'nde siyasi ve toplumsal bakışları açısından sevmediğim için bu yazıyı alıntı yaptım. Yani en basit olarak benim üstadım değil.. Eleştirmeye hakkım olduğuna inandığım için bunu aldım mesajda. Yabancı hakimiyetler altında kırılan, sürülen milyonlarca soydaşımızın bulunması bize vazifemizin büyüklüğünü ve şerefini hatırlatsın. |
|||
|
06-30-2009, 12:33 AM
Mesaj: #38
|
|||
|
|||
RE: Ziya Gökalp'in Dini Türkçülüğü
Oğuz Kağan demiş kiYazıdaki hakaret unsurlu içerikleri silmiştim bazıları gözümden kaçmış özür dilerim onlar için. Atladığın bir nokta var Necip Fazıl Türk Milliyetçisidir. Nasıl Nihal Atsızın milliyetçiliği İlsami unsurları hasıraltı ediyorsa Necip Fazıl anlayışı milliyetçilik ağırlığı İslama vermiştir.Necip Fazıl'ın ender olarak saygı gösterdiği şahıslardna birisi olan Seyyid Abdulhakim Arvasi Dünyada üç türk varsa biri benim dünyada iki türk varsa biri benim dünyada bir türkl varsa oda benim diyne bir şahıstır. Oğlu S.AHMET ARVASİDE türk millyietçiliğini Türk_islam ülküsüyle açıklayarak son mertebesine eriştirmiştir. Necip Fazıl'ı Arap hayranı güya müslümanlar sahipleniyor snaatıyla edebiyatıyla ve fikriyle Necip Fazıl büyük türk millyietçisidir. Mehmet Akif Asım'ın nesli cepheden dönmediği için Türkiye'den gitti! Galip Erdem |
|||
|
06-30-2009, 12:48 AM
(En son düzenleme: 06-30-2009 12:49 AM Oğuz Kağan.)
Mesaj: #39
|
|||
|
|||
|
RE: Ziya Gökalp'in Dini Türkçülüğü
Türk milliyetçiliğini İslamla birleştirmek ne kadar "milli"yetçilik veya akıl kârı bir durum onu da başka bir konuda tartışırız inşallah.
Teşekkürler. Yabancı hakimiyetler altında kırılan, sürülen milyonlarca soydaşımızın bulunması bize vazifemizin büyüklüğünü ve şerefini hatırlatsın. |
|||
|
06-30-2009, 11:40 AM
Mesaj: #40
|
|||
|
|||
RE: Ziya Gökalp'in Dini Türkçülüğü
Oğuz Kağan demiş kiTürk milliyetçiliğini İslamla birleştirmek ne kadar "milli"yetçilik veya akıl kârı bir durum onu da başka bir konuda tartışırız inşallah.TÜRK EZANSIZ OLMAZ Türk milliyetçiliği ise yoz ve hodbin bir kavmiyetçilik değil insanlığa hizmet aşkı ile yanan bir mefkureler terkibidir. Mehmet Akif Asım'ın nesli cepheden dönmediği için Türkiye'den gitti! Galip Erdem |
|||
|
« Önceki Konu | Sonraki Konu »
|

Arama
Üye Listesi
Takvim
Yardım

