|
Abdülhamid'in Kurtlarla Dansı-Mustafa Armağan
|
|
02-21-2009, 02:44 AM
Mesaj: #21
|
|||
|
|||
RE: Abdülhamid'in Kurtlarla Dansı-Mustafa Armağan
bayundur demiş kiŞimdi H.Avni Paşa ile Mithat Paşa'nın aynı darbe içinde yer alması aynı siyasi fikirleri paylaşacakları manasına gelmemelidir. H.Avni Paşa'nın İngilizlere yanaşması padişaha ve bazı devlet erkanına karşı olan kindarlığındandır. Sultan Aziz iki kere azledip, sürgüne gönderdiği Avni Paşa'nın (ki bu hatalarından en büyüğü Sultan'ın hanımlarından birisine, dolayısıyla hanedana yaptığı uygunsuz harekettir) defterini dürmek yerine affetmeyi seçmiş, yani basiretsizlik örneği göstermiştir. Sultan Aziz'e kinlenen Avni Paşa dışarıdan dolaylı olarak bir destek olmadan darbe yapılamayacağının bilincindeydi. Bu yüzden başta Mithat Paşa olmak üzere Meşrutiyet taraftarlarının önde gelenlerine yanaşmıştır. Mithat Paşa'nın ki ise tam bir İngiliz hayranlığıdır. Onun darbeden menfaati ise İngiltere ile ittifakımızı sürekli hale getirme, özellikle İngiliz yönetiminin gizlice desteklediği veliaht Murat (V.Murad)'a yanaşmak olmuştur. İngiltere ise anılan dönemde Rus yayılmacılığına karşı Fransa ile birlikte Osmanlı Devletini tutmaktaydı. Ancak daha önce de belirttiğim gibi bu taraftarlık Osmanlı'nın belirli bir çapta seviyesini tutma, daha ileriye gitmemesi üzerine kurulu idi. Bu yüzden de kara ordusu ve donanmada ki gelişmelerden rahatsız olmuş ve Sultan Aziz'in bu yöndeki ısrarlı tutumu veliahti desteklemelerine ve bu darbeye destek vermelerine yol açmıştır. Anılan dönemde Rusya'ya baktığımızda ise Rusya'da özellikle Pan-Slavizm yanlıları ve aşırı milliyetçiler Çarlık yönetimini daha fazla yayılmacılık hususunda sıkıştırmaktadır. Sultan Abdülhamit'in ileri de 93. Harbi öncesi içeriden yaşadığı sıkıntının bir benzerini de Rus Çarı yaşamaktadır. İngiltere ve Fransa ileride çıkarlarına ters gelebileceği mülahazasıyla bu iki ülkenin savaşmamasını istemekte ve özellikle kendilerine bel bağlamış olan Mithat Paşa ekibi ile diplomatları ve özellikle Hindistan Genel Valisi Lord Salisbury vasıtasıyla İstanbul'da ilişkiler kurmuştur. Sultan Hamit de Lord Salisbury'e savaşa taraftar olmadığını ancak Sadrazam Mithat Paşa'nın ve ekibinin Kırım Savaşı'nda bizimle nasıl ittifak yapmak zorunda kaldılarsa eğer savaşa girersek yine bizimle ittifak yapmak zorunda kalacaklar mülahazasıyla hareket ettiklerini dile getirmiştir. Lord Salisbury ise hem padişaha hem de sadrazama İngiltere'nin kesinlikle Ruslarla aramızda çıkabilecek bir savaşta bize destek vermeyeceğini dile getirmiştir.Yazdıklarınızı dikkatle inceliyorum ama Hüseyin Avni Paşa'nın padişaha niçin "bu denli" kin duyduğunu hala belirtmediniz. Fakir aileden gelmesi midir sebep, yoksa hanım meselesi midir? Ancak Mithat Paşa ile siyaseten aynı fikirde sayılamayacağı konusunda haklısınız. Klikten kastım sadece hareket birliği idi, siyasi fikriyat birlikteliği değil. Yapılan aslında bir çıkar birliğinden ibaretti, zaten siyasi kıymet olarak Hüseyin Avni Paşa kesinlikle Mithat Paşa mertebesinde olamaz. Mithat Paşa'ya haksızlık edildiği kanaatindeyim. O'nu salt İngiliz hayranı olarak göstermek bağnaz saltanatçıların yahut Abdülhamid'i mit kılanların klasik bir tavrıdır. Kendisinin idarecilikteki başarılarını ve özgün yönetim uygulamalarını bilmeyen veya görmezden gelen birtakım çevreler Taif'te saray emriyle boğdurulmasını meşrulaştırabilmek adına hakikate aykırı, ifrata meyleden yorumlarla O'nu karalamaya çalışmışlardır. Oysa kendisi sırf İngiltere ile ittifakımızı daim kılmak için darbeye katılmış değildir. Böyle bir suçlama gerçekçi de sayılmaz. Kimse sadece bir dış devletle ilişkiler daim kılınsın diye bir ideale sahip değildir. Bu olsa olsa bir araçtır. Bunun o dönemin koşullarında kullanılması elbette gayet doğaldır. Mithat Paşa da parlak zekası ve ileri görüşlülüğüyle yapmak istediklerini V. Murad'la gerçekleştirebileceğini düşünmüştür. Bunun yadsınacak bir tarafı da yoktur. Gelelim İngiltere'ye... İngiltere'nin Rusya'ya karşı Osmanlı'yı tutması gayet doğaldır, çünkü boğazların güçlü Rusya yerine zayıf Osmanlı elinde olması o dönem için kendi çıkarına daha uygundur. Abdülaziz'e karşı V. Murad'ı desteklemesinin temel nedeni ise aslında padişahtan değil onun kadrolu sadrazamı Nedimof'tan (Mahmud Nedim Paşa) kaynaklanır. Mahmud Nedim Paşa'nın padişahı parmağında oynattığını farkeden İngiltere Osmanlı'nın Rus nüfuz alanında kaynamasına engel olmak için bu şekilde davranmıştır. Kaldı ki Abdülaziz'e satın aldığı gemilerin bir bölümü İngiliz yapımıydı. Yani İngiltere aslında Abdülaziz'in devletin mali çöküşüne zemin hazırlayan, nicelikten yana çok, nitelikten yana yok donanmasından korkmuş falan değildir. Onun asıl korkusu Nedimof ve onun saray üzerindeki itibarıdır. Son söz Lord Salisbury'ye kendi sadrazamını şikayet ve ihbar eden padişah için söylenmek gerekir ama siz bunun ne anlama geleceğini ve hakkında ne söylenebileceğini pekala tahmin buyurursunuz. Saygıyla... İttihatçılar vardı, hilâl bıyıklıydılar.. Sustasına basılmış birer çakıydılar... |
|||
|
« Önceki Konu | Sonraki Konu »
|

Arama
Üye Listesi
Takvim
Yardım


