|
Osmanlı'da Son Tartışmalar:İşgal Altındaki İstanbul Basını (1918-1922)
|
|
12-27-2008, 03:12 AM
Mesaj: #1
|
|||
|
|||
|
Osmanlı'da Son Tartışmalar:İşgal Altındaki İstanbul Basını (1918-1922)
Osmanlıda Son Tartışmalar:İşgal Altındaki İstanbul Basını(1918-1922)
"En Son Okuduğunuz Kitap?" bölümünde kısaca değindiğim Orhan Koloğlu'nun "Mondros'tan Mudanya'ya Osmanlı'da Son Tartışmalar" adlı araştırmasından alıntılar yaparak,1918-1922 yılları arasında İstanbul'da yayınlanan bazı gazete ve dergilerin ilginç küpürlerini,yorum ve makaleleri paylaşmak isterim. Öncelikle kaynak kitabın konusu hakkında biraz bilgi vereyim:Kitapta Mondros Ateşkes Antlaşması'nın imzalanmasından Kurtuluş Savaşı'nın sonuna kadar dönemin İstanbul aydınlarının,yazar çizer kadrosunun-Mütareke Basını olarak da tabir ediliyor- fiilen çöken imparatorluğa ve Anadolu'daki mücadeleye bakış açısı anlatılıyor. Yazar,tarihsel sıralamayı takip ederek basının olaylara yaklaşımını irdeliyor.Araştırmayı, Kurtuluş Savaşı sürecinin de daha iyi anlaşılması açısından bölümlere ayırarak (5 Bölüm halinde )anlatmayı uygun buldum.Önce o yıllardaki İstanbul Basınını oluşturan gazete ve dergileri tanıyalım: 1918-1922 Arası İstanbul'da Yayınlanan Gazete ve dergiler( * ): Alemdar Akşam Ati Aydede(Mizah dergisi) Dersaadet Diken(Mizah dergisi) Fağfur(Dergi) Güleryüz(Dergi) Hadisat Hakimiyet-i Milliye İçtihad İfham İkdam İleri İnkılab-ı Beşer İslam İstanbul Minber Peyam Sabah Sebil ür-Reşad Serbesti Söz Tanin Tasvir-i Efkar Tercüman-ı Hakikat Vakit Yenigün Yeni İstanbul Zaman ( * )Bunlara Rum,Ermeni ve Yahudi Cemaatlerinin toplam 18 yayını ile Fransızca ve İngilizce yayınlanan 10 gazete ve dergiyi de ekleyebiliriz. 1.Bölüm:1918 İlk bölümde 1.Dünya Savaşı süresince basının iktidarın izin verdiği bilgileri ve haberleri yayınlayan bir anlayışın parçası olduğunu,1917 yılının 2.yarısından itibaren siyasi ve askeri konular dışında,basına belirli bir eleştiri özgürlüğünün tanındığını,Haziran 1918'de ise siyasi sansürün de kaldırıldığını öğreniyoruz.Ancak askeri konulardaki gerçekler toplumdan hala saklanmaktadır. Savaş boyunca basında Sarıkamış Faciası,Süveyş'teki Kanal Seferi,Hicaz Bozgunu gibi yenilgilerden hiç bahsedilmemiş;tersine Çanakkale Zaferi,Kut-ül Amare Zaferi,Bolşevik İhtilali'nden sonra Azerbaycan'ın kurtarılması gibi başarılardan söz edilmiştir.Askeri alanda "yenilmezlik" inancının dokunulmazlığı devam ettiği için, harb sona erdiğinde toplumda "şerefli bir sulh" elde edebilme umudu vardır. Henüz kimsede "Savaşa neden girdik?" sorusunu dile getirecek cesaret yoktur.İçten içe "Keşke girmeseydik" diye düşünenler,İttihatçılar arasında bile bulunmaktadır.Dolayısıyla suçu başta Enver Paşa olmak üzere "Paşavat"a yani İttihatçı triumvirasını oluşturan Enver,Talat ve Cemal paşalara yükleyenler çoğunluğu oluşturmaktadır. 1918'in Temmuz ayında halk arasında "Evet efendimci" olarak tanınan Sultan Reşad'ın ölümüyle tahta geçen Vahidettin'e bağlanan büyük umutlarla,kamuoyundaki İttihatçı düşmanlığı artık saklanamaz hale gelir.Öyle ki,30 Ekim 1918’de imzalanan Mondros Ateşkes Antlaşması’nın daha mürekkebi kurumadan ertesi gün adı pek çok yolsuzluğa karışmış İttihatçı Topal İsmail Hakkı Paşa’nın ülke dışına kaçışı;akabinde İstanbul Polis Müdürlüğü ve valilikler yapmış olan Bedri ve Azmi beylerin kaçışları toplumda öfkeli tartışmaları başlatır.Ancak asıl gürültü Enver,Talat ve Cemal paşaların kaçmalarıyla kopar.Bu saatten sonra adeta cadı avcılığı gibi, devletin merkez ve taşra teşkilatlarının kadrolarındaki İttihatçıları tasfiye etme çılgınlığı yüzünden devlet işleri yürümez hale gelir ve Vahidettin duruma el koymak zorunda kalır. (M.Kemal Paşa da Kasım 1918'de İstanbul'a geldiğinde İttihatçı damgası yiyecek ve aylarca kendisine görev verilmesi talepleri -kabinede ya da orduda-yanıtsız bırakılacaktır.) Bu bölüm ile ilgili dökümanlar: http://img340.imageshack.us/img340/314/i...basrj3.png http://img117.imageshack.us/img117/8972/...001fe6.png http://img296.imageshack.us/img296/1194/...002tk2.png 1918 Ekim Ayı Gazete Manşetleri/Yorumları: Yenigün:”Yeniden umumi sulh gündeme gelecek.Şartları tayin şimdiden mümkün olamasa da,görüş farklarını telafi edecek prensiplerde ittifak edilmesine artık büyük engel kalmamıştır.” Sabah:”Bulgaristan’ın bütün istiklaline,hürriyet-i dahiliyesine set çeken bir mütareke karşısında,insanın ürpermemesi kabil değildir.Parlamento,metni onaylamakla,egemenliği ve bağımsızlığını kendi eliyle teslim etmiş oldu.Bu şartlar,İtilafçıların savundukları kavimler hukukuna aykırıdır.” İkdam:”Önce,insanlığın içinde dökülen bu muazzam kanlara son verecek bir yasa bulunmalıdır.Her memleketin iç durumu gizli gizli barışa uygun şekilde düzelmektedir.Biz de Almanya ve Bulgaristan’daki meşrutiyet gibi,yeni bir ufka hazırlanmalıyız.Her şey yeni dünyaya uydurulmalıdır.” Zaman:”Harbin ikinci ve üçüncü aylarından beri bahsedilen sulh artık kesin bir şekle girmiştir.Geleceklerini kurtarmak isteyen milletlere şu sırada metin bulunmak görevi düşer.Bunu biz bir an için olsun hatırdan çıkarmamalıyız.” Ati:”Barış saati inşallah haysiyet korur şekilde geliyor.Barış,tekrar savaş getirecek gibi olmamalı.İşgaldeki yerler kurtarılmalı,ayağımızda bir diken kalmamalı.Eğer istirahatımız temin edilmez,eğer yaralı kalırsak,Doğu ilelebet sulh yüzü görmez.Bizimkiler ve karşımızdaki diplomatlar bunu düşünmelidir.Sulandırılmamış bir Wilson Prensibi’ne Türkler taraftardır.” Vakit:”Harp inat ve tutkusunda en ileri olan İngiltere bile artık barış istiyor.Bu günler bir ücret ödeyerek ve üzüntüyle değil,tarihe karşı olan sorumlulukları metanet,ciddiyet ve vakar dairesinde düşünmekle geçirilecek günlerdir.” Tercüman-ı Hakikat:”Almanya’daki,Avusturya’daki barış akımlarını İtilafçıların bir zaaf işareti saymalarına meydan verilmemelidir.Barışı bu engeller.Dolayısıyla bütün cephelerde kuvvetli olmalıdır.Düşman,kendisine mukavemet edebilecek kuvvetlerin varlığına inanmalıdır.” 1918 Kasım/Aralık Ayları Gazete Manşetleri/Yorumları Yenigün:”Haklı veya haksız,doğru veya yanlış,dört sene süren bir mücadeleden sonra,dün büyük bir İtilaf filosu,mızıkaları ve bayraklarıyla limanımıza geldi.Bu geliş ne kadar sessiz ve gürültüsüz olursa olsun,sulh zamanlarında,limandan limana ecnebi sahillerini dolaşan dostane bir ziyaret değil.Belki de uzun ve kanlı bir sergüzeştin hazin akıbetini gösteren galibane bir geçit resmidir.Bu geçit resmini bir kısım İstanbul halkının neşe ve sürur dalgaları içinde karşılamış olmasına rağmen;Çanakkale’de verilen şehitlerin hatırasıyla titreyen öteki kısım,dünkü manzara karşısında açıkça müteessir ve dilhundu.” Tasvir-i Efkar: (Filistin Hezimeti Nasıl Oldu? adlı yazı dizisinden) “...Hataları haksız yere kabahatli olmayanlara yüklemek gibi bir niyetimiz yok.Biz M.Kemal Paşa’yı takdir eyleyenlerdeniz.Ama şunu da söyleyelim ki,kendisi gazetecilerle fazla mülakat ediyor.Suriye’den geldi geleli,üç dört defadır beyanatta bulundu.Öyle zannediyoruz ki,şahsi propogandalar yapılacak,siyasi maksatlar takip edilecek zamanda hiç değiliz.M.Kemal Paşa gibi hayatını tehlikeye koyarak hizmet gösterebilmiş olanlardan,şu gaileli zamanlarda,ileri görüşlü hareket hususunda öncülük bekleriz.Böyle yapılmayıp da,birtakım fırkalara istinaden yükselmek gayesi takip olunursa,zannederiz ki eski hizmetlerinin kıymeti de halkın nazarında derhal hiçe iner.”(*) (* ) M.Kemal Paşa Kasım 1918’de İstanbul’a gelmiş;memleketin içinde bulunduğu durum karşısında gazetecilere bazı açıklamalar yapmış, kabinede görev almak için yakın arkadaşları vasıtasıyla kulislerde bulunmuştu.Ancak toplumun başına ne geldiyse ordu kadrolarından geldiğini düşünen ve sivil yönetime dönme yanlısı olanlar,padişahtan kopmamış gibi görünse de,bir subayın siyasette rol oynamak istemesine,”Enverleşir” korkusuyla karşı olduklarını bu şekilde açıkça ifade ediyorlardı. Adaleti besleyen düzen değildir;düzeni ortaya koyan,gün ışığına çıkaran adalettir... Albert Camus |
|||
|
12-27-2008, 01:01 PM
Mesaj: #2
|
|||
|
|||
|
RE: Osmanlı'da Son Tartışmalar:İşgal Altındaki İstanbul Basını (1918-1922)
çok güzel bir çalışma olmuş
tam arşivlik bire konu teşekkürler |
|||
|
12-27-2008, 07:58 PM
Mesaj: #3
|
|||
|
|||
|
RE: Osmanlı'da Son Tartışmalar:İşgal Altındaki İstanbul Basını (1918-1922)
Sözkonusu dönem gerçekten toplumun en alt tabakasından en üst tabakasına kadar her katmanının sosyal ve psikolojik travma yaşadığı bir dönemdir. Bu dönemde çıkan gazeteler de bu travmaya bağlı olarak tutarsız, kararsız, geçmişi inkar eden, sorgulamaksızın suçlayıcı, kimliksiz ve çekingen (hatta korkak) tavırlar sergilemiştir. Bu dönemde Mustafa Kemal Paşa'nın arkadaşı Ali Fethi Bey'le birlikte ortağı olduğu Minber gazetesi de yayın hayatından kısa bir süre görünmüş, ancak maddi imkanların yokluğu nedeniyle yayın hayatına son vermek zorunda kalmıştır.
Falih Rıfkı Atay Çankaya adlı eserinde İstanbul basını üzerinde siyasi sansür zayıflar zayıflamaz iktidara karşı inanılmaz bir saldırı başlatıldığını yazar. Hatta bu konuda Cemal Paşa'nın Matbuat Müdüriyetini arayarak isyan ettiğini de ekler. Ancak hükümet toplumsal tepkinin patlamaya dönüşmesini engellemek için savaşın sonlarına doğru sansürü azaltma kararı almış idi. Yine aynı eserde düşman donanması Boğazlara girmek üzereyken iki gazetenin eskiden kalma bir satış meselesi nedeniyle birbirleriyle boğazlaştıklarını ve manşette bu haberlerin yer aldığı da yazılıdır. Kısaca mütareke dönemi toplumsal ahlakın (iş ahlakı, cinsel ahlak, ahde vefa ve sair) dibe vurduğu, her türlü değerin aşındığı felaket günleridir. Tanrı o günleri Türk Milletine bir daha yaşatmasın! Saygıyla... İttihatçılar vardı, hilâl bıyıklıydılar.. Sustasına basılmış birer çakıydılar... |
|||
|
12-28-2008, 03:11 PM
Mesaj: #4
|
|||
|
|||
RE: Osmanlı'da Son Tartışmalar:İşgal Altındaki İstanbul Basını (1918-1922)
mr.sensey demiş kiçok güzel bir çalışma olmuş Eyvallah arkadaşım
Adaleti besleyen düzen değildir;düzeni ortaya koyan,gün ışığına çıkaran adalettir... Albert Camus |
|||
|
12-28-2008, 03:24 PM
Mesaj: #5
|
|||
|
|||
RE: Osmanlı'da Son Tartışmalar:İşgal Altındaki İstanbul Basını (1918-1922)
İttihatçı demiş kiSözkonusu dönem gerçekten toplumun en alt tabakasından en üst tabakasına kadar her katmanının sosyal ve psikolojik travma yaşadığı bir dönemdir. Bu dönemde çıkan gazeteler de bu travmaya bağlı olarak tutarsız, kararsız, geçmişi inkar eden, sorgulamaksızın suçlayıcı, kimliksiz ve çekingen (hatta korkak) tavırlar sergilemiştir. Bu dönemde Mustafa Kemal Paşa'nın arkadaşı Ali Fethi Bey'le birlikte ortağı olduğu Minber gazetesi de yayın hayatından kısa bir süre görünmüş, ancak maddi imkanların yokluğu nedeniyle yayın hayatına son vermek zorunda kalmıştır. Ali Fethi Bey ile M.Kemal'in Minber gazetesini birlikte çıkarmaları-dediğiniz gibi yayın hayatı kısa süreli olmuştur-İttihatçılardan 1909'da kesin bir şekilde ayrılmasına rağmen M.Kemal'in yeniden İttihatçı olarak anılmasına sebep olmuştur.Zira yakın arkadaşı Ali Fethi Bey İttihatçı çizgide kalmıştır. Falih Rıfkı'nın "Çankaya" adlı eserini ben de okudum.Düşüncelerinize katılıyorum.Maalesef şahsiyat kavgaları,yaklaşan felaketi manşetlere çıkarmalarına mani olmuş, gereksiz konuları öne çıkartarak basınımız en yozlaşmış hallerini bu dönemde yaşamıştır. Saygılar... Adaleti besleyen düzen değildir;düzeni ortaya koyan,gün ışığına çıkaran adalettir... Albert Camus |
|||
|
12-28-2008, 04:22 PM
(En son düzenleme: 12-28-2008 04:29 PM nina.)
Mesaj: #6
|
|||
|
|||
|
RE: Osmanlı'da Son Tartışmalar:İşgal Altındaki İstanbul Basını (1918-1922)
Fırsat bulmuşken 2.Bölümü de ekleyeyim;çünkü bir süre forumdan uzak kalacağım;malum 23 Ocak'ta okullarda 1.dönem sona erecek ve benim de 10 Ocak'a kadar tüm notlarımı okul idaresine teslim etmem gerek
![]() 2.Bölüm:1919 Yılı Milli Mücadele döneminde en önemli yıl olarak gördüğüm 1919'u,belli başlı olaylarıyla kısaca hatırlayalım: Mondros Ateşkes Antlaşması'nın imzalanmasından (30 Ekim 1918) hemen sonra İttihat ve Terakki Fırkası kendini fesh ederek "Teceddüt Fırkası" adı altında yeni bir parti olarak ortaya çıkar.Teceddüt,yenilenme demekti.Kabine değişse de Meclis'te Teceddütçüler yani İttihatçılar hala en büyük çoğunluğa sahiptir.Bu yüzden Meclis-i Mebusan üyelerinin yenilenmesi amacıyla meclis Aralık ayında fesh edilir(21 Aralık 1918)ve anayasa gereğince 4 ay sonra yeni seçimlere gidileceği ilan edilir. Bu tarihten 1919 yılı Ocak ayına kadar tam 20 parti ve cemiyet kurulur.Seçimlere kadar ise Damat Ferit,sadarete getirilir.Damat Ferid'in ilk icraatı,mevcut Divan-ı Harp kadrolarını tamamen değiştirip,içinde biri savcı iki Ermeni ve iki de Rum bulunan bir Divan-ı Harp kurmak olur.Bu Divan-ı Harp,eski sadrazam Said Halim Paşa'yı,Şeyhülislam Kazım Efendi'yi,Meclis Reisi Halil(Menteşe)Bey'i ve Fethi(Okyar)Bey gibi üst düzey İttihatçıları derhal tutuklayıp yargılamaya başlar. İttihatçılara olan düşmanlık bu kez Teceddütçülere yöneltilir.Basında şahsiyata dönük karalamalar,iftiralar kol gezmekte;İttihatçı olan düşünür ve yazarlar ise suskun kalmaktadırlar.Zira sansür,cevap hakkını kullanmalarına engel olmaktadır. 1919 Şubat ayında Fransız General d'Esperay;Müttefik Doğu Orduları Başkomutanı sıfatıyla İstanbul'a gelir.Rum ve Ermeniler tarafından yapılan büyük karşılama töreniyle İstanbul halkı,işgal donanmasının geldiği günden daha da büyük bir acı duyar. Şubat,Mart ve Nisan aylarında işgal güçlerinin desteğini alan birtakım Rum ve Ermeni çeteler ile haydutlar soygun,cinayet ve yangınlarla İstanbul halkını korku içinde bırakırlar.Ekmek, hala vesikaya bağlıdır.Devlet, memur maaşlarını ödemekte zorlanmaya başlar.Üstelik seferberlik dolayısıyla asıl görevlerinden alınıp cepheye sürülen gençler,birliklerinin dağılması sonucu geri dönünce ortalıkta pek çok işsiz genç dolaşmaya başlar.Bir dernek kursalar da sorunlarının çözümü için kimseden yardım görmezler.(Milli Mücadele başlayınca bu gençlerin çoğu Ankara'ya sığınacaktır.) 15 Mayıs 1919'da İzmir'in Yunan işgaline uğraması, tüm yurtta büyük bir şoka neden olduğu gibi bir taraftan da basın üzerinde eskisinden daha kuvvetli bir sansür başlar.Sansür, hem hükümetin hem de işgalcilerin kontrolü altında yapılmaktadır.İstanbul'un gayrımüslim cemaatlerinin gazeteleri de işgalcilere tam destek vermektedirler.Sansüre rağmen Yunan işgalinden haberdar olan İstanbul halkı Sultanahmet Mitingi'yle işgalcileri protesto eder.Darülfünun öğrencilerinin toplantı ve protesto bildirileri Damat Ferid Hükümeti tarafından derhal "İttihatçılık" damgası yer. Türk halkı,aydınların/yazarların bir kısmının-Ahmet Emin(Yalman),Halide Edip...- acilen Amerikan mandasının istenmesi fikri ile Ali Kemal,Refik Halid (Karay),Said Molla,Refi Cevad(Ulunay)... gibi bir kısmının İngilizlerin himayesini istemesi fikri arasında kalmıştır.Saltanat ve Hükümet İngiliz yanlısıdır.Damat Ferid hükümeti ise Paris'teki Barış Konferansı'na davet edilir. Bu ortam içinde M.Kemal Paşa'nın yaklaşık 7 aydır beklediği görev isteği sonunda kabul edilir.Aslında hepimizin bildiği gibi,direniş göstermeye başlayan Anadolu'yu- özellikle Karadeniz Bölgesi'ni- gezip gözlemlemek ve İstanbul'daki saltanatın devamı için gerekli tedbirleri almakla yetkilendirilen M.Kemal'in İstanbul'dan bir an önce uzaklaştırılması hedeflenmişti. M.Kemal Paşa'nın Samsun'a çıkmasını takip eden günlerde yaptıkları, Anadolu'da ittihatçılığı yeniden hortlatacağı düşüncesiyle İstanbul basınında endişeye sebep olmuş;Erzurum Kongresi'nin başlamasından beş gün sonra da Avrupa'dan dönen Damat Ferid ,Anadolu'daki milli direnci,Paris başarısızlığının nedeni olarak ilan etmiştir. "Devleti batıranlar,barış girişimlerine de çomak sokarak yeni bir felaketi hazırlıyorlar." mantığı yeniden canlanmaya başlamış;M.Kemal Paşa ise Sivas Kongresi'nin açılışında bütün delegelere "Fırkacılık ve İttihatçılık yapmayacağım"diye yemin ettirerek karşı atağa geçmiştir. Sivas Kongresi’nin hemen ardından,İstanbul Hükümeti’nin verdiği tepki çok şiddetli olur(Biraz aşağıda Peyam gazetesinde, Anadolu ile olan tüm bağların kopartıldığını ve Milli Mücadele’nin,işgalcilerin ekmeğine yağ süren bir oluşum olarak görülerek,M.Kemal Paşa’nın eşkıya başı olarak nitelendirildiğini okuyacaksınız.)Ancak Damat Ferid’in izlediği bu politikadan yakınan aydınlar,padişaha daha çok umut bağlayarak onun görevden alınmasını dile getirirler.Sonunda 1 Ekim 1919’da Abdülmecit Efendi’nin padişahı bu konuda ikna etmesiyle Damat Ferid istifaya zorlanır ve yerine Anadolu’ya daha yakın bir çizgide bulunan Ali Rıza Paşa atanır.O güne kadar sansür nedeniyle Anadolu’daki olup bitenlerden farklı şekilde haberdar edilen İstanbul halkı,peş peşe gelen haberlerle adeta istihbarat bombardımanına tutulur.Sansür hafifletilir ve Sivas Kongresi’nde alınan kararlar gazetelerde yayınlanır.Hatta görevinden azledilmiş olsa bile M.Kemal Paşa’nın fotoğraflarına da yer verilir. Ancak Vahidettin’in savaştan sonra Avrupa’daki bütün imparatorluk ve krallıkların cumhuriyete dönüştüğünü aklından çıkarması mümkün değildir.Sivas Kongresi’nde alınan “milli iradenin hakimiyeti” meselesi, ilişkilerdeki yumuşamanın kısa sürmesine ve sansürün yeniden başlamasına sebep olacaktır. Bu bölüm ile ilgili dökümanlar: http://img389.imageshack.us/img389/5549/...basxn6.png http://img389.imageshack.us/img389/1276/...bashx4.png http://img389.imageshack.us/img389/4710/...basip0.png http://img389.imageshack.us/img389/1884/...baswy7.png http://img389.imageshack.us/img389/7702/...basfn1.png http://img511.imageshack.us/img511/9131/...baskt4.png http://img511.imageshack.us/img511/3349/...basdo6.png http://img395.imageshack.us/img395/6238/...basyr8.png http://img395.imageshack.us/img395/6239/...basph7.png Adaleti besleyen düzen değildir;düzeni ortaya koyan,gün ışığına çıkaran adalettir... Albert Camus |
|||
|
12-28-2008, 04:33 PM
Mesaj: #7
|
|||
|
|||
|
RE: Osmanlı'da Son Tartışmalar:İşgal Altındaki İstanbul Basını (1918-1922)
1919 Yılı Gazete Manşetleri/Yorumları
Hadisat(9 Şubat 1919/Süleyman Nazif'in "Kara Bir Gün"adlı makalesinden): "Fransız generalinin dün şehrimize gelişi münasebetiyle bir kısım vatandaşlarımız tarafından icra olunan nümayiş,Türk'ün ve İslam'ın kalbinde ve tarihinde müebbeden kanayacak bir yara açtı.Aradan asırlar geçip bugünkü hüzün ve talihsizliğimiz sevinç ve saadete dönüşse de yine bu acıyı hissedecek ve bu hüzün ve tesiri evlat ve ahfadımıza nesilden nesile ağlayacak bir miras olarak terk edeceğiz." Hadisat(9 Şubat 1919/Faik Ati'nin "Yavuz Sultan Selim'in Türbesi'nde şiiri) ...Bak işte,en büyük evladı olduğun bu vatan, Bu muhterem anavatan,ey büyük sultan, Ne hale geldi...Felaket yatağında o,bak, Nasıl kırık,nasıl hasta,hiç tanınmayacak Kadar küçülmüş,ezilmiş,hemen hemen mürde(ölü) Tevarüs eylediğin bol fesihinde(genişliğinde) Geniş hududundan beş altı defa uzak Mesafelerde dolaştırdığın büyük bayrak Nasıl delik deşik olmuş,zavallı,boynu bükük... Niçin bu günleri ya Rabbi biz niçin gördük? ... Zaman(3 Mart 1919):"Amerikan iaşe müdürü Howard Heinz'in takip ettiği en belirli gaye,piyasaya fazla un getirmek suretiyle fiyatları düşürmek ve bu suretle halka ucuz ekmek temin etmektir.Böylece ihtikarın önü alınacak.Cins ve mezhep ayırmaksızın gösterdiği bu büyük insaniyet,bizim gibi asırlarca kin ve garez görmüş bir memlekette pek ulvi bir şükran hissi uyandırmıştır." Tasvir(12 Mart 1919):"İlk gün 21 kuruştan satılan Amerikan ekmekleri,2 gün sonra 23 ve nihayet 24 kuruşa satılır oldu.Bir ayda 3 kuruş artış,şüphe yarattı.Üstelik fiyat artışlarına pek hassas olan ve her türlü suiistimale hazır bulunan piyasada bu artışın devam edeceği umudu uyanmıştır.Oysa Amerikan iaşe şirketi ve dağıtıcı Vitol şirketi,fiyatların bir müddet sonra düşürüleceğini söylemişlerdi." Tasvir-i Efkar(12 Mart 1919):"Bilhassa şu günlerde,Bostancı'daki soyguna benzer eylemlere giren Rumlar, cüreti artırdı.İki gündür çok cinayet işledikleri haberleri geliyor.Samandıra'da hücum ile birkaç evi yakıp bir köylünün masum kanını akıtanlar çok mal ve para götürdüler.Diğer bir çete,Şile Yeniköy'ü karakoluna saldırmak cüretinde bulundu.Karakolda tutuklu oln iki haydutun serbest bırakılmasını,aksi halde Şile'yi yakacakları tehdidini savurdular.Kemerburgaz'da Panayor Çavuş adlı haydut ve adamları bir Müslüman'ın çiftliğine saldırıp binayı yaktılar." 18 Mayıs 1919(Şair Halil Nihat'ın İzmir'in işgali ile ilgili yazdığı şiiri) Yanık Halil'den Telgraf Türk'ündür bu yerler,dünya işitsin Çekmeli düşman burdan ayağı! Ey büyük devletler iyi düşünün Yunan'ın olamaz İzmir toprağı! Sesime ses verir dağlar,dereler! Başımda efelik rüzgarı eser! Babamın adına Çakıcı derler! Sanmayın oğlunu ondan aşağı! Kalbimde çarpıyor vatan duygusu, Oraya giremez ölüm korkusu, Çakıcı oğlunun kaçtı uykusu İzmir'in dağları olsun yatağı! Babamın adına ant verdim bugün! İzmir'in toprağı kana bürünsün! Bu işin sonunu Wilson düşünsün, Yanığın sesini duysun kulağı! İleri(24 Mayıs 1919):"Muazzam Sultanahmet Mitingi,Müslümanlığa ve Türklüğe has bir vakar ve ciddiyetle dün icra edildi." Ara Başlıklar: "Sultanahmet'te Yüz Binlerce Müslüman" "İzmir İçin Matem-i Umumi" "Müslüman Ölmez,Öldürülemez" "Türk'ün Siyah Bayrağı" "Wilson Prensipleri'nin 12.Maddesi Siyah Çerçeve İçinde" Sabah(23 Haziran 1919/Ali Kemal):" M.Kemal Paşa büyük bir asker olmakla beraber,zamanın siyaseti konusunda yeterince bilgili olmadığı için,aşırı milli onur sahibi olmasına ve gayretine rağmen,yeni memuriyetinde asla başarılı olamadı.İngiliz fevkalade mümessilinin talep ve ısrarıyla azledildi ve arkasından yaptıkları ve yazdıkları ile de bu kusurlarını daha ziyade meydana vurdu. Redd-i İlhak Cemiyetleri gibi Karesi ve Aydın havalisinde Müslüman ahaliyi haksız yere kırdırmaktan ve fakat bu vesileden istifade ile halkı haraca kesmekten başka bir iş görmeyen,emirsiz,saygısız ve gayrı kanuni teşkil eden bazı heyetler için öteden beri çektiği telgrafnamelerle de siyasi hatasını,idarecilik açısından da artırdı.(...)Bu mühim ve vahim dakikalarda memur,ahali,her Osmanlı'ya düşen en büyük görev,Sulh Konferansınca mukadderatımıza dair karar verilirken ve beş senedir yaptığımız cinnetlerin hesabı görülürken,artık aklımızı başımıza devşirdiğimizi göstermektir." Tasvir-i Efkar(21 Temmuz 1919 ...Paşa'nın Tamimi* )"Mukadderat-ı milleti tayin ve tespit etmek üzere şarkta münasip bir mahalde milli bir kongre içtimaından bahisle,murahhaslar çağrısı ile ilgili telgrafnameler mütalaa edildi.(...)Paris Konferansı'nda bulunmam sebebiyle altı hafta devam eden yokluğumda,Anadolu'nun iktisap etmiş olduğu karışıklık ve kararsızlık son derece büyük teessüfe şayandır.Hepimizin itaatle yükümlü olduğumuz Kanun-i Esasi hükmünce,İstanbul şehri payitaht-ı saltanat-ı seniye olduğundan,millet meclislerinin kutsal zat-ı hümayun tarafından açılması kayıtlı ve gereklidir.(...)Sultanın arzu ve iradesine ve vatanın yüce çıkarlarına tamamıyla aykırı hareketler meşrutiyete karşı davranışlardır.Bunların engellenmesi için,şiddetle müdahalede bulunmaları için,idari amirlere talimat verilmesi... 20 Temmuz 1919,Sadrazam Damat Ferid Paşa" *Damat sözcüğü sansüre takılmış.Bu bildirinin altında dokuz satırlık bir yorum yazısı,yine sansür tarafından çıkarılmıştır. Peyam(Sivas Kongresi'nin hemen sonrası) :"Millet parasının blöfü...Döndürülen dolaplar,hainler,ahlaksızlar,vatansızlar,alçaklar,kabadayılar,eşkiyalar... Ey dağ keçisi(M.Kemal Paşa kasdediliyor)nedir bu halin?Anadolu'nun halim selim halkını ne için azdırdın?Ne yersiniz, adam eti mi?Ne içersiniz,insan kanı mı? Bütün meseleler salim bir siyaset ve irfan takibiyle başarılır.Yoksa dağlardan yapılan tehditlerle,bilhassa Bolşeviklik hareketiyle hallolunmaz. Misak-ı Milli,ne çirkin,ne gayri milli bir kelime...Fırıldak,kaşkariko,dalavere..." İleri(21 Eylül 1919’da şair Halil Nihat’ın gazetedeki yayınlanan şiiri):Aklım Ermiyor Mana-i hadisata benim aklım ermiyor Keyfiyet-i necata(işgalden kurtulmaya) benim aklım ermiyor Karpoz ve zırtapoz diye her gün atıp tutan Bir zat var(*),o zata da benim aklım ermiyor (*)Yazar Ali Kemal kasdediliyor. İleri(4 Ekim 1919’da aynı şairin Damat Ferid’in ardından yazdığı şiir):Feridiye Sadaretimde muradım ne ise verdi zaman Hemen bir alamadığım intikam kalmıştır Bütün memaliki düşmandan eyledim tathir(temizlik) Alınamayan geri Beyt ül-Haram kalmıştır Neler neler yapacaktım çekilmeseydim ah! Ceride-i emelim natamam kalmıştır Alemdar(4 Ekim 1919/Refi Cevad’ın sansürden geçmiş bir makalesi): “...Karşı oldukları M.Kemal Paşa’ya para ve özel yetkiler vererek Anadolu’ya gönderdikleri cihetle,M.Kemal Paşa’nın Harekat-ı Milliye meselesinden dolayı Divan-ı Harp’e gönderilmesi gerekirse,sabık sadrazam hazretlerinin(Damat Ferid) de en önde yürümesi icap eder.Mesaisi bu devlete telafisi güç zararlar verdi.Bunu kendileri de takdir ettikleri halde,saygıdeğer arkadaşları Hoca Sabri Efendi Hazretleri’yle makamlarını terk etmemek için son derece kapalı davranışlarada bulunmaları fikren ve vücutça rahatsızlıklarına sebep olmuştu.Sabık sadrazam hazretlerinin icraatında akıl ve mantığa temas eden bir nokta ne görülmüş ne de işitilmiştir!Belki tarih Tevfik ve İzzet paşaları mazur gösterebilir ama... “(Bundan sonraki sekiz satır sansür edilmiştir) Vakit(5 Ekim 1919):”Anadolu’daki Harekat-ı Milliye’nin Esbabı/Sivas Kogresi’nin Mukadderatı: -İstiklal-i millimizin temini -İşgale karşıtlık -Gayrimüslim unsurların haklarına riayet *İrade-i milliyenin hakimiyeti -Kongre istila emeli beslemeyen herhangi devletin fenni,sınai,iktisadi yardımını memnuniyetle karşılıyor.” Vakit(5 Ekim 1919 Ahmed Emin’in makalesinden):”...Harekat-ı Milliye’nin de ilk hedefi,baş ile gövdenin bir an evvel birleşmesinden ve mesul ve muntazam bir hükümetin ortalığa hakim olmasından ibaret bulunmalıdır. Tekrar deriz ki,asıl milli gayeleri ihmal ederek teferruat ve tartışmalarla kaybedecek bir dakikamız bile yoktur.Memleketin bütün kuvvetleri bir an evvel birleşmeli ve ahenk ve düzen içinde bir milli faaliyet başlamalıdır.” Peyam-ı Sabah(Peyam ve Sabah gazeteleri birleşmiş ve bu adı almıştır.1 Aralık 1919/Ali Kemal’in Son Safha başlıklı makalesi):”Tanzimat semere vermediyse yapmamız gereken,Osmanlı toprağında yaşayan Müslüman ve gayrimüslim bütün insanları birbirine ısındırmak,barındırmak,hiç olmazsa bir topraktaş gibi muamele etmek için daha etkili çare aramaktı.O çare bulunsaydı,bu devletin son zamanlarda uğradığı musibetler elbette vukua gelmezdi.Bu mülkte o muhtelif unsurlar beraber yaşamaya mecburdurlar.Çözüm yolu da Tanzimat’ın attığı temel üzerine daha geniş,daha hürriyetçi olmak suretiyle kurulabilir. Osmanlı ülkesi en son hududuna geldi.İzmir ve saire gibi tecrübelerle anlaşıldı ki,bu huduttan ileriye taarruz elini uzatmak,600 yıldan beri bu yerlerde ululukla yaşamış büyük bir ırka,Türklüğe son verdirmektir ki,ne insaniyet,ne de medeniyet böyle bir vahşete boyun eğer.” Adaleti besleyen düzen değildir;düzeni ortaya koyan,gün ışığına çıkaran adalettir... Albert Camus |
|||
|
12-28-2008, 05:15 PM
Mesaj: #8
|
|||
|
|||
RE: Osmanlı'da Son Tartışmalar:İşgal Altındaki İstanbul Basını (1918-1922)
nina demiş kiAli Fethi Bey ile M.Kemal'in Minber gazetesini birlikte çıkarmaları-dediğiniz gibi yayın hayatı kısa süreli olmuştur-İttihatçılardan 1909'da kesin bir şekilde ayrılmasına rağmen M.Kemal'in yeniden İttihatçı olarak anılmasına sebep olmuştur.Zira yakın arkadaşı Ali Fethi Bey İttihatçı çizgide kalmıştır...Sayın Nina tüm söylediklerinize aynen katılıyorum ancak Mustafa Kemal'in İttihat ve Terakki'den kesin biçimde ayrıldığına dair elde hiçbir somut delil bulunmamaktadır. Mustafa Kemal de hiçbir zaman partiden (yahut cemiyetten) ayrıldığını söylememiştir. Aksine Trablusgarp Savaşına katılışı, I. Dünya Savaşı'nda Osmanlı Genç Dernekleri Müfettiş-i Umumiliği yapması, 1917'deki Yakup Cemil hadisesi, mütareke dönemi çalışmaları ve rahip Frew'e verdiği yanıtlar O'nun hala İttihat Terakki içinde olduğuna delalet etmektedir. Mustafa Kemal aslen partiden ayrılmış değildir, sadece 1909'daki 2. Kongrede yaptığı askerlikle cemiyet işinin ayrılması teklifine bağlı kalması nedeniyle cemiyetin siyasi işlerinden elini çekmiştir. Zaten bu dönemde askerliği seçenler (Enver, Hafız Hakkı, Cemal Beyler gibi) ile sivilliği seçenler (İsmail Canbolat gibi) cemiyetten ayrılmış değillerdir. Sadece görev paylaşımı olmuştur. Tarihsel veriler bir bütün halinde değerlendirildiğinde Mustafa Kemal'in muhalefeti hiçbir zaman İttihat Terakki'ye alternatif bir "iktidar biçimi" öngörmek yönünde tezahür etmemiş, genelde parti içi muhalefet şeklinde görünmüştür. Mustafa Kemal'i İttihat ve Terakki'den ayrılmış gibi görme eğilimi sanırım 2. Kongre sonrasındaki siyasi faaliyetlerden elini çekmesi ve ayrıca mütareke döneminde İttihatçı çizgi dışında (biraz da mecburiyetten ötürü) görünme gayretinden ileri gelmektedir. Zaten sizin de ifade ettiğiniz üzere Ali Fethi Bey de partiden ayrılmamıştır. Genel Merkezde Babıali Baskını arefesinde yapılan gizli toplantıya katılarak çekincelerini belirtmiş, Babıali Baskını sonrası Parti Kâtib-i Mesullüğüne getirilmiştir. Bu dönemde baskının yapılış biçimine muhalefeti ve fedailerin ödeneklerine kesik atması nedeniyle Sofya Ataşemiliterliğine atanmış, Mustafa Kemal de Cemal Bey'in tavsiyesine uyarak arkadaşını takip etmiştir. Mustafa Kemal'in Cihan Harbinde ve harp hitamında İstanbul'da yoğun siyasi faaliyetleri de olmuştur ancak konuyu mahdut tutabilmek adına bunları bir başka yerde yazalım. Bir küçük not da karakter sahibi gazeteci Süleyman Nazif için; Kara Gün başlığı az daha hayatına mâl oluyordu. Saygıyla... İttihatçılar vardı, hilâl bıyıklıydılar.. Sustasına basılmış birer çakıydılar... |
|||
|
01-01-2009, 03:18 PM
Mesaj: #9
|
|||
|
|||
|
RE: Osmanlı'da Son Tartışmalar:İşgal Altındaki İstanbul Basını (1918-1922)
M.Kemal'in ittihatçılığı terki çok daha evveldir. ittihatçılarla "asker-siyaset" döngüsü hususunda tartışan atik bir subay olması hasebiyle suriyeden sofyaya "sürülmüştür." İş bu halde diyebiliriz ki hem ittihat terakki mustafa kemali hem m.kemal ittihat ve terakkiyi çoktan terk etmiştir.
"Adalet değeri ölçülemeyecek bir hazinedir,ancak onu merhametin çapulculuğundan kurtarmak gerekir." Muhammed ikbal |
|||
|
01-01-2009, 08:18 PM
Mesaj: #10
|
|||
|
|||
RE: Osmanlı'da Son Tartışmalar:İşgal Altındaki İstanbul Basını (1918-1922)
ba'tuhan demiş kiM.Kemal'in ittihatçılığı terki çok daha evveldir. ittihatçılarla "asker-siyaset" döngüsü hususunda tartışan atik bir subay olması hasebiyle suriyeden sofyaya "sürülmüştür." İş bu halde diyebiliriz ki hem ittihat terakki mustafa kemali hem m.kemal ittihat ve terakkiyi çoktan terk etmiştir.Mustafa Kemal hayatında Suriye'den Sofya'ya hiç sürülmemiştir. Konuyla ilgili bilginiz olmadığından tez ileri sürmeniz bilimsel bir yaklaşım olmuyor. Kusura bakmayın.. İttihatçılar vardı, hilâl bıyıklıydılar.. Sustasına basılmış birer çakıydılar... |
|||
|
« Önceki Konu | Sonraki Konu »
|
| Benzer Konular... | |||||
| Konu: | Yazar | Cevaplar: | Gösterim: | Son Mesaj | |
| osmanlı son dönemindeki eğitim | mr.sensey | 10 | 2,777 |
06-19-2010 02:24 AM Son Mesaj: claudius |
|

Arama
Üye Listesi
Takvim
Yardım


