|
Efsanevi Mu Kıtası
|
|
12-23-2008, 11:50 PM
(En son düzenleme: 12-24-2008 12:05 AM adonibal.)
Mesaj: #1
|
|||
|
|||
|
Efsanevi Mu Kıtası
Mu, Büyük Okyanus'ta yer aldığı iddia edilen efsanevi batık kıta. Bilim çevrelerinde levha tektoniği konusundaki bilgi birikimi sayesinde Atlantis gibi bir efsane olduğu konusunda görüş birliği vardır. Levha tektoniğine göre kıtaları oluşturan SiAl (silisyum/alüminyum) kayalar, okyanus diplerini oluşturan SiMG (silisyum/magnezyum) kayalar üzerinde "yüzerler". Büyük Okyanus dibinde Mu kıtasını kanıtlayacak herhangi bir SiAl kayaya rastlanmamıştır.
Mu Kıtası varsayımının bilimdeki kabul derecesi ;İlk kez James Churchward tarafından ortaya atılan, geçmişte üzerinde ileri bir uygarlığın bulunduğu, Pasifik Okyanusu’nda bir kıtanın varlığı konusundaki görüş, çeşitli belge ve bulgular mevcut olmakla birlikte, henüz arkeologlar arasında yaygınlık kazanmamış bir görüş veya bir varsayım olmaktan öteye gidememiştir. Türkler'in de Mu Kıtasından geldiği söylentileri de varsayım olarak eklenmiştir. Mu Kıtası, Türkiye'nin ilk cumhurbaşkanı M. Kemal Atatürk'ün talimatıyla kurulan bir ekip tarafından araştırılmıştır. Churchward'un İddiası ; Churchward'un iddia ettiğine göre Mu uygarlığını araştırmasına başlaması, Batı Tibet'teki, adını vermediği gizli bir tapınağın arşivlerinde bulunan, çok eski bir dilde yazılmış olan Naacal Tabletleri'ni okumasıyla başlamıştır. Söylediğine göre, bu tabletleri okuyabilme becerisini de yine o tapınakta bulunan bir Tibet rahibinden öğrenmiştir. Churchward sonraki yıllarda, mineralog ve arkeolog olan Dr. William Niven tarafından Meksika'da ortaya çıkarılan tabletler üzerinde çalışmıştır. Churchward’a göre,Mexico City yakınlarında 1921–1923 yılları arasındaki kazılarda keşfedilen bu 2600 tablet, Tibet’te öğrendiği Naga-maya dilinde yazılmıştı. Churchward’a göre bu tabletler 12.000 yıldan daha eskiydi. Varsayımı savunanların görüşleri :Yaklaşık 50 yıl boyunca 20’den fazla ülkeye giderek Mu uygarlığı hakkında veri toplayan James Churchward’un ve Mu varsayımını destekleyenlerin Mu uygarlığı hakkındaki görüşleri kısaca şöyle özetlenebilir: Yeryüzünde insanın ilk ortaya çıktığı kıta Mu kıtasıdır. Mu kıtası kuzeyden güneye 3000 mil, doğudan batıya 5000 mil kadar uzanan,üç kara parçasından oluşan büyük bir kıtaydı Günümüzde Polinezya, Mikronezya ve Melanezya takımadalarını oluşturan adalar, muhtemelen bu kıtadan arta kalan kara parçalarıdır. Bu kıta, kıtanın altında yer alan gaz odacıklarının patlamalara yol açması nedeniyle, yaklaşık 12.000 yıl önce 64 milyon nüfusuyla birlikte sulara gömülmüştür. Bu kıtada 70.000 yıl önce tek tanrılı bir din bulunuyordu. Aynı tarihlerde Mu'lular diğer kıtalarda koloniler oluşturmaya başlamışlardı ki, anavatan dışındaki en büyük imparatorluk, başkenti günümüzde Gobi Çölü’nün uzandığı bölgede bulunan Uygur İmparatorluğu’ydu. Mu dininin öğretimini Naakaller adı verilen rahipler üstlenmişlerdi ve sembolizme dayalı bir öğretimleri vardı. Mu dininin esası, Tanrı’nın tek oluşuna ve ruhsal gelişim için sürekli olarak tekrar doğmak inanışına dayanıyordu. Atlantis’teki din Mu’nun tek tanrılı dininden başka bir şey değildir. "Ra" sözcüğü güneş anlamına gelirdi ki, daire ile ifade edilen güneş sembolü, bir ad ve sıfat vermek istemedikleri, "O" diye hitap ettikleri Tek Tanrı'yı simgelemede kullanılırdı; Mu imparatoru da “Mu’nun güneşi” anlamında Ra-Mu adıyla ifade edilirdi. Ra sözcüğü sonradan diğer kıtalara ve Atlantis yoluyla Mısır'a da taşınmıştır. Dört ırktan oluşan Mu'lularda yazı dilleri farklı olmakla birlikte, konuşma dilleri ortaktı.. Mu'lular günümüz uygarlığına kıyasla manevi alanlarda çok daha ileriydiler. Telepati, durugörü, çift bedenlenme, astral seyahat gibi, uygarlığımızda ancak kimi medyumlarda ve mistiklerde görülebilen olağanüstü yetenekler Mu'lularda olağan yetenekler olarak mevcuttu. (Bu, Churchward’un değil, bazı izleyicilerinin görüşüdür). Mu uygarlığının en önemli çöküş nedeni, teşevvüş adı verilen, bir aşamadan diğerine geçilirken yaşanan kargaşa dönemini atlatamamasıdır. (B.Ruhselman’a göre) Genelde bu iddiaların herhangi birini destekleyecek arkeolojik veya antropolojik bulgu bulunmamaktadır. Mu dinine, kolonilerine (örneğin Uygur İmparatorluğu kolonisi fikri) ve Mu kıtasının nasıl battığına ilişkin iddialar Mu varsayımını savunanlar arasında da genel geçer kabul görmemiştir ve farklı düşünceler mevcuttur. Churchward'un yararlandığı ve tezini desteklediğini ileri sürdüğü kaynaklar şöyledir: Dr. William Niven'in 1921-1923 yılları arasında keşfettiği, günümüzde Mexico Müzesi’nde bulunan 2600 tablet. Yucatan'da hazırlanmış eski bir Maya kitabı olan 'Troano El Yazması'. British Museum'da bulunmaktadir. Bir başka Maya kitabı olan Cortesianus Kodeksi. Bugün Madrid Ulusal Müzesi'nde bulunmaktadır. Paul Schlieman tarafından Tibet'teki bir Budist tapınağında keşfedildiği ileri sürülen “Lhassa Belgesi”. Yucatan'da (Meksika) Churchward’un batan Mu kıtasının anısına inşa edilmiş olduğunu ileri sürdüğü Uxmal tapınağı'ndaki yazıtlar. Bu tapınaktaki yazıtlarda “geldiğimiz yer olan Batı ülkelerinin anısını korumak için inşa edilmiştir” ifadesi bulunmaktadır. Meksiko şehrinin 96 km. güneybatısında yer alan Xochicalo Piramiti yazıtları. Bu piramit, üzerindeki yazıtlara göre, “Batı ülkelerinin yıkımının anısına” inşa edilmiştir. Perezianus ve Dresden kodeksleri. Auguste Le Plongeon ve Brasseur de Bourbourg adlı araşturmacılar da Churchward'la aynı dönemde Mu konusunda araştırmalarda bulunmuşlardır; kimilerine göre konuyu ilk kez Le Plongeon gündeme getirmiştir. Arkeolog Egisto Roggero, baron D’Espiard de Cologne, Hans S.Santesson, J.Churchward’dan sonra konuyla ilgilenen önemli araştırmacılar arasında sayılırlar. Mu araştırmacılarına göre, Büyük Okyanus'daki, Mu kıtasından arta kalan, çoğu insanlarca meskun olmayan adalardaki devasa kalıntılar da Mu varsayımını destediği iddia edilmektedir.Ancak bu iddiaların hiçbiri bilimsel yönden Mu efsanesine kanıt sağlamamaktadır. Mu'dan yapılan göçler :Mu araştırmacılarına göre, Mu kıtasından her kıtaya göçler yapılmışsa da başlıca göçler Kuzey ve Güney Amerika'ya, Orta-Asya'ya, Mısır ve Anadolu'ya yapılmıştır. Churchward'a göre 70.000 yıl önce mevcut olan Uygur imparatorluğu Avrupa içlerine kadar uzanmaktaydı. Uygur imparatorluğu birine Churchward'un manyetik felaket adını verdiği iki büyük doğal afetle (-diğer afet dağların yükselmesidir-) darbe yemiş ve sağ kalanlar aralarında Avrupa'nın birçok kavminin de bulunduğu çeşitli ari kavimleri oluşturmuşlardır. Kimilerine göre ,Mu ya da Orta-Asya kökenli bu kavimlerin hemen hemen hepsinde (yaklaşık 40 dilde) telaffuzları az çok ufak farklarla, "baba" anlamına gelen ata sözcüğü mevcuttur. Churchward Uygurlar'ın torunları olan bu kavimlerden bazıları olarak Keltler'i, Basklar'ı ve Asyalı İskitler'i sayar. Yine Churchward'a göre Osiris Mu kıtasında eğitilmiş, Atlantis'te reform yapmış, Atlantis'li bir bilge ya da peygamberdir; öğretisi sonradan "Osiris dini" adını almış olup Hermes-Thot tarafından Mısır'a getirilmiştir. ABD’nde “uyuyan peygamber” lakabıyla anılmış Edgar Cayce’in “akaşik okumalar”ına göre, Atlantis gibi Mu kıtası'nın da batmasına neden olan etken, Atlantisliler'den satanik yol mensuplarının, ellerindeki nükleer güçleri yıkıcı amaçlarla kullanmaları yüzünden yerkabuğunun dengelerini bozmalarıydı. Tahsin Mayatepek'in araştırmaları :Atatürk, 1930’lu yıllarda James Churchward'un kitaplarından haberdar olur olmaz onun kitaplarını getirtmiş ve içerdiği bilgileri kısa zamanda öğrenebilmek için bu kitapları 60 çevirmene kısım kısım taksim ederek hızla çevirtmiştir. Ardından Tahsin Mayatepek'i Meksika’ya elçi olarak göndermiştir. Meksika’da Maya kültürünü inceleyen Tahsin Mayatepek, incelemeleri sonuncunda çok sayıda sözcüğün Türk ve Maya dillerinde aynı olduğunu saptamıştı. Bu sözcüklerden biri de Türkçe’deki “tepe” sözcüğüydü (Maya dilindeki karşılığı “tepek” idi ve tepe anlamına geliyordu). Bunun üzerine Atatürk Meksika’ya elçi olarak atadığı Tahsin beyin soyadını “Mayatepek” olarak değiştirmiştir.Fakat Tahsin Mayatepek’in iki kültür arasında bulduğu ortak noktalar sözcüklerden ibaret değildi; her iki kültür arasında, Mayalar’ın ayyıldızlı davullarından, Şamanik kültüründen, kilim desenlerinden, sembollerinden tüy takma alışkanlıklarına kadar pek çok ortak nokta mevcuttu.Tahsin Mayatepek, çalışmalarını belge ve fotoğraflarla 3 ciltlik bir defter halinde toplayarak Atatürk'e gönderdi. Bunların ikisi 1970'lere kadar TDK kütüphanesinde bulunuyordu,Üçüncü defter kayıptır. Bu defterlerde dini tören, ibadet ve tapınaklarda da benzerlikler bulunduğu belirtiliyordu. Tahsin Bey, 1932 senesinde Atatürk’le kendi aralarında yaptığı sohbetlerden birinde kayıp kıta Mu ve Mayalardan bahsetmişti. Bu sohbet, bir süredir bu konuda belirgin biradım atmayı düşünen Atatürk’ü harekete geçirecekti. Tahsin Bey, Atatürk’ün isteğiyle 1935 senesinde Meksika Büyükeliçiliği’ne atandı. Ancak Büyükelçi Tahsin Bey’in Vazifesi çok daha farklıydı; Mustafa Kemal Atatürk Tahsin Bey’i Mu Kıtası, Mayalar ve Türkler arasındaki ilişkiyi araştırmakla görevlendirmişti. KAYNAK:vikipedia mu kıtası benimde kafamı çok kurcalar.birikimlerinizi ve internette aktardığım bilgiler haricinde bir şeyler bulup bizlere aktarırsanız sevinirim saygılar. resim:www.antrak.com.tr Söz var iş bitirir,söz var baş yitirir. |
|||
|
12-24-2008, 01:56 AM
Mesaj: #2
|
|||
|
|||
|
RE: Efsanevi Mu Kıtası
Atlantis'in bununla bir ilgisi var mı bilmiyorum ama bildiğim kadarıyla Atlantisin Akdeniz havzası yahut Atlantik içerisinde olduğu ileri sürülüyordu.
Paylaşım için sağolun.. İttihatçılar vardı, hilâl bıyıklıydılar.. Sustasına basılmış birer çakıydılar... |
|||
|
12-24-2008, 09:17 PM
(En son düzenleme: 12-24-2008 10:39 PM Temür Melik.)
Mesaj: #3
|
|||
|
|||
|
RE: Efsanevi Mu Kıtası
Ali Kuzu'nun Atatürk'ü kimler öldürdü? İsmili kitabında Atatürk'ün Mu kıtası ile ilgili araştırma ve çalışmalarından ve alakasından ayrıntılı olarak söz ediliyor.. Bu konu gerçekten de çok ilginç bir konu bence..
Mesela Kültür benzerliklerinin yanında Tahsin Mayatepek,iki dil arasındaki kelime ve deyim benzerliklerinin 100'den fazla olduğundan söz etmiş.Kitapta Türklerin 70 bin yll önce buradan dünyaya yayıldığı ve bu yayılmadan dolayı Türklerin yalnız Ortaasya kavimleinin değil,Mayaların,Azteklerin ve Kuzey Amerikalı kızılderililerin de atasının Türkler olduğundan bahsediyor. Mu kıtası,pek çok kültürün mitolojisinde de yer almış.Örneğin;hintlilerin Ramayana Destanın'da,Mısır'ın ölüler kitabında açıkça Mu uygarlığından söz edilmiş,fakat Mu uygarlığını Dini ve mitolojik kimliğinden sıyırıp,konuyu bilimsel bir temele oturtan ilk kişi,sizinde söz ettiğiniz James Churcward'mış. Mu kıtası ile ilgili söz ettiğiniz tabletlerin en önemlisi ise sizinde söylediğiniz gibi "NAACAL TEBLETLERİ"dir.Bu tabletleri okuyabilmek içinse Nacal dilini bilmek gerekiyordu ve Churcward bu dili yanında iki yıl kaldığı(1883-1885) Batı Tibet baş rahibi Rishi'den öğrenmiştir. Çözüldüğünde,15.000 yıl önce yazıldığı ortaya çıkan bu tabletlerin Tibet'e Naacal rahipleri tarafından getirildiği ortaya çıkıyordu.Kendilerine"Naacal Kardeşlik Örgütü"diyen Naacallar,hem Bilim adamı,hem de rahiptiler ve Mu kıtasında yönetici konumundaydılar.Mensubu oldukları ilk ve tektanrılı dini hem kendi kıtalarında hemde kolonilerinde daha rahat yaymak amacıyla bu sembollere dayanan dili,yani Naacal dilini kullanıyorlardı.Bu dili ise yalnızca kendileri ve imparator bilyordu.(Yani gerçekten çok gizli bir dildi) Churcward,Nacal tabletlerinin gizemini çözdüğünde,Pasifik okyanusunda Asya ile Amerika arasında büyük bir kıtanın varlığını ortaya çıkardı.Bu kıta,yalaşık 200.000 yıl önce üzerinde belki de ilk insanı barındırmaya başlamıştı.Tablette yazılanlara göre Kıtanın toprakları o kadar geniş ve bereketli,havası o kadar güzel ve ılımandı ki herşey hızla çoğaldı ve Mu kıtası günümüzden 70.000 yıl önce üzerinde 60.000.000'dan fazla insanı barındıran dev bir kıta oluverdi(Hayvanı,bitkisi ve aynı zamanda fena sayılmayacak teknolojisi ile)İşte ilk kolonileşme ve yeni yerler arama dürtüsü bu yıllara rastlar.. James Churdward'dan başka bir Jeolog-arkeolog olan William Niven'de 1921-1923 yılları arasında yaptığı Meksika kazıları sırasında bulduğu 2600'ü aşkın tabletle,Mu uygarlığına ilişkin geçerli kanıtlar elde etmiştir.TAbletleri inceleyen Carnegie Enstitüsü uzmanları,bunların gerçek tabletler olduğunu ve şimdiye kadar bilinen hiç bir uygarlığa ait olmadıklarını açıklamıştır. Niven'in araştırmalarını duyan Churdward,Meksika'ya giderek tabletleri inceler ve bu tabletlerin Hindistan'da gördüğü tabletlerdeki Naacal diline çok benzeyen bir dilde yazılmış olduklarını görür(Meksika'da bulunan tabletler yaklaşık 12.000 yıl öncesine aittir)Tabletler bugün Meksika müzesinde sergilenmektedir.. Kısacası bu bilgilere göredoğu ve batı uygarlıklarının kaynağı büyük anavatan Mu Uygarlığı'dır.Batık Mu uygarlığı hakkındaki bilgi ve belgeler o kadar fazla birikmiştir ke, bu belgelere dayanarak dünya beşer tarihinin geçmişi yeniden yazılsa kuşkusuz pek çok şey değişecektir.. "Buhara Semerkand Der Ağlarım, Nerede? Nerede Benim Ural,Altay Dağlarım" |
|||
|
12-24-2008, 10:35 PM
(En son düzenleme: 12-24-2008 10:36 PM Temür Melik.)
Mesaj: #4
|
|||
|
|||
|
RE: Efsanevi Mu Kıtası
MU KITASI ve MU'LAR İLE İLGİLİ EFSANELER
1-)Bilindiği gibi Mu kıtasından pek çok Göç yolu çıkmıştır ve bazı tarihçilerin söylediğine göre bu göç yollarından en önemlisi Anadolu'dan geçmiştir.Mu kıtası ile ilgili yapılan haritalar incelendiğinde,Anadolu'nun hem Atlantis,hem de Uygur İmp. üzerinden gelen göçyollarının birleşme noktası olduğu görülmektedir.Eğer durum böyle ise bilinen Anadolu,Sümer,Babil,Asur,Grek uygarlık etkileşimlerinden çok daha önce tarihin derinliklerinde Mu,Uygur,Atlantis,Anadolu uygarlık etkileşimleri olduğu ortaya çıkmaktadır. Ali Kuzu'nun bahsettiğine göre,yaklaşık 12 yıldır Anadolu'nun tam orta yerinde,Peri Bacaları'nın olduğu yerde Japonlar arkeolojik kazılar yapıyorlar(Sizce ne arıyorlar?) ve en önemlisi Ali Kuzu'nun kitabında söylediği üzere yılda 2-3 kez ziyaretlerine gelen Japon Prensi her geldiğinde "Kapıyı daha bulamadınız mı?"diye soruyor.. 2-) Tüm bu efsanelere dayanaraktan Hititlerinde Türk ırkından olduğunu söyleyebiliriz.Bu uygarlığın en büyük kralı'Güneş Kral'dı.Efsaneye göre Hititlerin güneş kralı öldüğü vakit Ankara'nın en yüksek tepesi olan ve şimdi Anıtkabir'in bulunduğu yerde bir höyük içine gömülmüştü.Kral Höyük'ü denilen bu yerde şimdi Atatürk yatmaktadır. 3-) Mu'larla ilgili efsanelerden bir diğeri ise Hz. Muhammed(S.A.V)'in Türk olduğudur.Bu tezi bir çok tarihçi savunurlar ama bunlardan en önemlisi hiç kuşkusuz Atatürk'dür. Tarih araştırmacıları,Hz Muhammed(S.A.V)'in Sümerlerle bağlantısından yola çıkarak Türk olduğunu söylemektedirler; MU-hammed MU-sa ve İb-Ra-him ayrıca tarihçilere göre binlerce peygambeirin adı Türkçe özleriyse Türk'dür. İbrahim'deki Ra'da Mu ların tanrılarının ismi olan RA-MU'dan gelmektedir. 4-) Hepimizin bildiği Ergenekon efsanesininse aslında Mu kıtasından çıkış olduğu ileri sürülmektedir.Ergenekon efsanesi ve Mu kıtasından çıkış arasındaki benzerlikler tarihçilerin böyle düşünmesine sebep olmuştur... "Buhara Semerkand Der Ağlarım, Nerede? Nerede Benim Ural,Altay Dağlarım" |
|||
|
12-27-2008, 02:27 AM
Mesaj: #5
|
|||
|
|||
|
RE: Efsanevi Mu Kıtası
Mu kıtasını biraz araştırdım, gerçekten bu konuda bilgim yokmuş. Atlantis'in Mu uygarlığının ortaya çıkardığı bir koloni olduğu iddia ediliyormuş.
Mu uygarlığıyla ilgili İngiliz Albayın bazı uçuk tezleri bulunuyor olsa da genel anlamda böyle bir yerin varlığı ve uygarlık tohumlarını diğer bölgelere de attığı gayet mantıklı bir iddia gibi görünüyor. Beni özellikle dini sembollerle ilgili tez çok etkiledi. Çünkü bu tezle Mu uygarlığının tek tanrı inancını sembollerle ifade ettiği, bu sembollerin inancın özü değil sadece bir aracı olduğu, uygarlığın yıkılmasıyla birlikte buna bağlı kolonilerin sembolleri inancın merkezine oturttuğu ve putperest geleneğin bu noktadan itibaren yayılmaya başladığı ileri sürülüyor. Bu akla ve mantığa çok uygun bir iddia. Elbette daha güçlü kanıtlara ihtiyaç var. Saygılar... İttihatçılar vardı, hilâl bıyıklıydılar.. Sustasına basılmış birer çakıydılar... |
|||
|
06-29-2009, 03:12 AM
Mesaj: #6
|
|||
|
|||
|
RE: Efsanevi Mu Kıtası
teşekkürlker..
|
|||
|
07-07-2009, 01:14 PM
Mesaj: #7
|
|||
|
|||
|
RE: Efsanevi Mu Kıtası
Bu konunun "Büyük Selçuklular ve Ardılları" bölümünde olmaması gerekmez mi? Ben de deminden beri arıyorum da bulamıyorum bu konuyu....
Düşünüyorum o halde vurun... |
|||
|
07-07-2009, 01:31 PM
(En son düzenleme: 01-25-2011 06:22 PM erkut.)
Mesaj: #8
|
|||
|
|||
|
RE: Efsanevi Mu Kıtası
Maya Alfabesi ve Mayaların Türk Orijini
Dr.Werner Wolf'un "le déchiffrement de l'écriture Maya" üzerine olan komünikasyonu dikkati caliptir. James Churchward'un Mu adlı 5 ciltlik eserinde de bir Mu kıt'asından ve oradan dünyaya yayılan Mayalardan bahsolunmaktadır. Bu kitapların "The Children of Mu" adlı cildinin 32. sahifesinde, 6000-7000 seneden daha eski hiçbir tablet veya enskripsiyonun deşifre edilmesi, bu günkü tanınmış arkeologlarca kabil olmadığı ve bunları okumak için Mu'nun lisanını, sembollerini, alfabesini ve kozmogonisini bilmek lâzım olduğu yazılmaktadır. (...) Müellif James Churchward'un Mu tesmiye ettiği kıt'a, onun telâkki ve izahına göre Pasifik'te sular altında kalmış bir yerdir. Yine müellifin yazdığına göre, Asyada büyük imparatorluk ve medeniyet kurmuş ve Avrupanın garbine kadar yayılmış bulunan Uygur'lar, Mu kıt'asından çıkmış Maya'lardır. Halbuki tarihçe kat'î olarak tespit olunmuştur ki Uygur'lar Türktür. Bizce, müellifin kitaplarına isim olarak aldığı Mu kelimesi -ki bunun Ma ve Mo olarak ta telaffuz edildiği düşünülebilir- bugün Çin şimalinde Moğolistan dediğimiz Mo kıt'asıdır. Filhakika Andrees atlasının 164 numaralı kartında Scha - Mo sözünde gördüğümüz Mo kelimesi, Mu'dan başka birşey değildir. (...) H.R.Tankut Şubat 1938 Türk Dili Belleten No:27-28 s.17 Düşünüyorum o halde vurun... |
|||
|
12-13-2009, 04:22 PM
Mesaj: #9
|
|||
|
|||
|
RE: Efsanevi Mu Kıtası
Bugün akşam gazetesinde okuduklarımı sizlerle paylaşmak istiyorum. Gerçi, anlatılanlar üç aşağı beş yukarı aynı ama birde buradan okuyalım.
Alıntı: rasti rusti |
|||
|
12-22-2010, 09:16 PM
(En son düzenleme: 12-22-2010 09:53 PM ra-mu.)
Mesaj: #10
|
|||
|
|||
|
RE: Efsanevi Mu Kıtası
Churchward'ın yayınladığı kitaplarda idda ettiği Mu kıtasının batık bir kıta olduğu düşüncelerine katılmıyorum. Benim düşüncelerime göre bu kıta batmadı ve halen gözümüzün önünde apaçık olarak duruyor. Bizler dünya haritasına her zaman ekvatoryal düzlemden bakarız. Bundan dolayı bakış açısının çok önemli olduğunu düşünüyorum. Oysa dünyamıza ekvtorun bulunduğu bölge yerine kutupların bulunduğu bölgeden bakarsak Churchward'ın kitabında yayınladığı harita ile antartika kıtasının çok büyük benzerlik içerisinde olduğunu görürüz.
Yorumu size bırakıyorum. Kimbilir o buzulların altında neler vardır? ![]() ![]() Konuyu merak edenler ve araştırma yapmak isteyenler için, Türk Dil Kurumu Kütüphanesinde bulunan Tahsin Mayatepek imzasıyla yapılan yazışmaların linkleri; Yazışma - 1 Yazışma - 2 Yazışma - 3 Yazışma - 4 Yazışma - 5 James CHURCWARD'ın Türk Tarih ve Dil Kurumu Kütüphanesinde bulunan eserlerinin New York, Iver Washburn, 1934, S. basımının çevirisinin linkleri; Mu Çocukları kitabı Mu'nun Mukaddes Sembolleri Kaybolmuş Mu Kıtası Kozmik Kuvvetler 1 Kozmik Kuvvetler 2 Mu Çocukları (Ekler) Mu Kıtası ve Kıt'anın (11.500) Yıl Önce Pasifik Denizine Ne Surette Battığı Hakkında İzahat 3. Kısım - Amerika'daki Yerli Kabilelerden Birkaçının Dillerinde Bulduğum Türkçe Sözler. Yazan : Tahsin MAYAKON; Amerika Yerli Kabilelerde Tespit Edilen Türkçe Kelimeler Amerika Yerli Kabilelerde Tespit Edilen Türkçe Kelimeler Daha detaylı bilgiler için; Türk Dil Kurumu Tezler sayfası'nı ziyaret edebilirsiniz. |
|||
|
« Önceki Konu | Sonraki Konu »
|

Arama
Üye Listesi
Takvim
Yardım



![[Resim: antartika.jpg]](http://www.turkceyazi.com/wp-content/uploads/2010/05/antartika.jpg)
![[Resim: mumap.jpg]](http://www.antrak.org.tr/gazete/081998/mumap.jpg)