Mesaj Önizleme 
 
Konuyu Değerlendir
  • 0 Oy - 0 Ortalama
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Varlık gerçek mi yoksa serap mı???
12-22-2008, 08:45 PM
Mesaj: #1
Varlık gerçek mi yoksa serap mı???
Okuyacağınız bu metin, yaşamınızın bana göre çok önemli bir sırrını içermektedir.


Bu metinde anlatılanlar, farklı bir yaklaşım yada herhangi bir felsefi düşünce değil, bilimsel olarak kanıtlanmış kesin birer
GERÇEKTİR..!!!

Yaşamın boyunca bir maddesel gerçeklik üzerine şartlanmışsındır. Bu şartlanma içinde büyür ve tüm hayatını bu bakış açısı üzerine kurarsın. İnsan doğduğu andan itibaren 5 duyuya bağımlıdır ve dış dünyayı bu duyuların tanıttığı şekli ile tanırız. Oysa dış dünya dediğimiz kavram hakkında yapılan bilimsel araştırmalar sanıldığından tümüyle farklı gerçekleri ortaya koymuştur..!

Bazı düşünürlerin “ insan bir hayaldir, aslında bütün yaşananlar geçici ve aldatıcıdır, bu evren bir gölgedir ” şeklindeki sözleri, günümüzde bilimsel olarak kanıtlanıyor gibidir.!!!

Frederick VESTER

Görüyorum derken aslında gözümüze gelen ışınların elektrik sinyaline dönüşerek beynimizde oluşturduğu etkiyi görürüz.. görüyorum derken aslında beynimizdeki elektrik sinyallerini seyrederiz…

Bu arada beyin, ışığa kapalıdır ve içi tamamen karanlıktır. Dolaysıyla beynin ışığın kendisiyle muhatap olması asla mümkün değildir.
Şimdi.. Karşına bir yanan mumu alıp onun ışığını seyrettiğini düşün. Mumun ışığını seyrettiğin süre boyunca kafatası ve beynin içi karanlıktır. Mumun ışığı hiçbir zaman beynimizi ve görme merkezimizi aydınlatmamaktadır. Fakat biz karanlık beynimizin içinde son derece aydınlık ve renkli bir dünya seyrederiz.. Ses, dokunma, tat ve koku bunlarda beyinde yalnızca birer elektrik sinyali olarak algılanır. Dolaysıyla beynimiz maddenin bizim dışımızdaki aslı ile değil sadece elektriksel bir kopyası ile muhatap olmaktadır. Bizse bu kopyaları dışımızdaki gerçek madde zannederek yanılırız…!!!

Bu gerçekler inanılmaz bir sonuç çıkartıyor. Gördüğümüz, duyduğumuz, dokunduğumuz yada adına madde, dünya, evren dediğimiz kavramlar sadece beynimizde yorumlanan elektirik sinyalidir.
Örneğin dış dünyada bir kuş görürüz, fakat gerçekte bu kuş dış dünyada değil beynimizdedir. Eğer beyne giden görme sinirini kesersen kuş görüntüsü de bir anda yok olur. Aynı şekilde kulaktan beyne giden siniri de kesersen geride kesersen geride hiçbir ses kalmaz. Kısacası şeklini gördüğümüz sesini duyduğumuz kuş, beynin elektrik sinyallerini yorumlamasından başka bir şey değildir.
Üzerinde düşünülmesi gereken başka bir noktada uzaklık hissidir. Uzaklık ( yani ekranla arandaki mesafe ) boşluk hissinden başka bir şey değildir. Bir insanın kendisinden çok uzakta sandığı maddelerde aslında beyinde tek bir noktada toplanmış görüntülerdir.
Örneğin insanlar göğü seyreder ve yıldızların kendinden milyonlarca ışık yolu uzakta olduğunu sanır, gerçekte ise yıldızlar onun içinde beynindeki görüntü merkezindedir. Sen bu yazıyı okurken içinde oturduğun mekanında aslında içinde değilsin aksine salon senin içinde. Bedenini görmen seni mekanın içinde olduğun hissine kaptırır, ancak unutma bedeninde beyninde oluşan bir görüntüden ibarettir.
Buraya kadar bir dış dünyadan virde bizim gördüğümüz ve beynimizde oluşan bir algılar dünyasından söz edildi, ama dış dünyaya hiçbir zaman ulaşamadığımıza göre böyle bir dünyanın gerçekten varolduğunu bilebilir miyiz ..?
Elbette bilemeyiz, çünkü bizim muhatap olduğumuz tek gerçek zihnimizde yaşadığımız algılar dünyasıdır..!!!
( GERÇEK ŞU Kİ, MADDENİN ASLI İLE MUHATTAP OLMAMIZ İMKANSIZ )
( BU BİLİMSEL BİR GERÇEK )

“ Nesnelerin varlığına, kendilerini gördüğümüz ve dokunduğumuz için, bize algılarımızı verdikleri için inanırız. Oysa algılarımız sadece zihnimizde var olan fikirlerdir.. Bütün bunlar mademki zihinde var olan şeylerdir, öyleyse evreni ve maddeyi zihnin dışında varlıklar olarak hayal ettiğimizde, büyük bir yanılgının içine düşmüş oluruz ”

Georgei POİTRER


Maddeyi zihin dışında bir varlık sanmak yanılgıdır. İzlediğin algılar bir yapay kaynaktan geliyor olabilir.
Bunu şöyle bir örnekle zihnimizde canlandırabiliriz.
Önce beynimizi vücudumuzun dışına çıkarıp cam bir küpün içinde yaşattığımızı varsayalım, birde bunun yanına her türlü bilginin kaydedilebildiği bir bilgisayar yerleştirelim. Sonra herhangi bir ortama ait, görüntü, ses, koku gibi verilerin elektrik sinyallerini bu bilgisayara yükleyelim. Bu bilgisayarı elektrik kablolarıyla beynimizdeki algı merkezlerine bağlayalım ve bilgisayara yüklediğimiz bilgileri beynimize gönderelim. Beynimiz bu sinyalleri algıladıkça bunların karşılığı olan ortamı görecek ve yaşayacaktır. Bu bilgisayardan beynimize kendi görüntümüze ait sinyalleri de gönderebiliriz. Bu durumda beynimiz ( örn ) kendisini bürosunda oturmakta olan iş adamı sanacaktır. Bilgisayardan gelen uyarılar devam ettikçe de bu hayali dünya devam edecektir… Kısacası maddesel karşılıkları olmayan algıları gerçek sanarak aldanmamız çok kolaydır, nitekim rüyada olan şeyde budur.

Bizim için gerçek elle tutulur gözle görülür şeylerdir. Oysa rüyamızda da elimizle tutar gözümüzle görürüz. Ama gerçekte ne elimiz vardır ne gözümüz nede görülüp tutulacak bir şey. Bütün bunları beynin dışında sağlayan hiçbir maddi gerçeklik yoktur. Ancak rüyamız da algıladıklarımızı da maddi gerçekler sanıp açıkça yanılırız.
Rüyasında farklı mekanlara gidip, dostları ile görüşebilir, sohbet edebilir, yiyip içebilir. Tüm bunlar maddesel karşılığı bulunmayan birer algı olduğu halde, çok gerçekçi bir biçimde yaşanır. Kişi gördüklerini birer algı olduğunu ancak rüyadan uyandığında anlar.
Rüyada gerçek olmayan bir dünyada rahatlıkla yaşayabiliyorsak, aynı durum, içinde bulunduğumuz dünya içinde geçerlidir. Rüyadan uyandığımızda gerçek yaşantı dediğimiz daha uzun bir rüyaya başladığımıza düşünmemize engel hiçbir mantıksal gerçek yoktur.
Rüyayı hayal, dünyayı saymamızın nedeni, sadece alışkanlıklarımız ve önyargılarımızdır.
Ve bu durum şu anda yaşadığımızı sandığımız dünya bir gün aynen rüyadan uyandığımız gibi uyandığımızın hiç de uzak olmadığını gösterir…

Asıl önemli soru; bildiğim tüm varlıklar algı ise beynim nedir..?
Oda diğer maddeler gibi bir algı olmalıdır. Örneğin ; onu beynimizin sinirlerini uzatarak kafatasımızın dışına çıkararak gözümüzün gördüğü bir yere koyduğumuzu var sayalım. Bu durumda beynimizi de gözümüzle görüp parmağımızla ona dokunabiliriz. Bu şekilde beynimize yine görme ve dokunma duygularının oluşturduğu bir algıdan başka bir şey olmadığını anlayabiliriz.
Peki duyan, gören ve diğer tüm duyuları algılayan irade beyinde değilse nedir..?
Ve daha da ötesi ben benim diyen bu varlık kimdir ..?

“ Yunanlılardan beri, filozoflar ‘makinenin içindeki hayalet ’ yada ‘ küçük insanın içindeki küçük insan ’ üzerine düşünüp durmuşlardır ‘ BEN ’ yani beyni kullanan varlık nerededir..? Asıl bilmeyi gerçekleştiren kimdir..? Aradığımız şey bakanın ne olduğudur..! ”

Karl PRİBİRAM


Beyni kullanan, bakan gören ve hisseden bu madde ötesi varlık ruhtur. Maddesel dünya dediğimiz şey işte bu ruh tarafından seyredilen, hissedilen algılar topluluğudur.. Gerçek olan ruhtur. Madde ise sadece ruha hissettirilen hayallerden ibarettir.

Filozoflar tüm nesnel gerçekleri algıların bir gölge dünyası haline getirirken, bilim adamları insan duygularının sınırlarını korku ve endişe ile sezdiler..

Lincoln BARNEİT
( evren ve EINSTAIN )

Allah… yarattığı varlıkların vücutlarını yokluktan başka bir şey yapmadı..Tüm bunları his vehim ( yani algı ) derecesinde yarattı. Alemin varlığı his ve vehim derecesinde olup, maddi derecede değildir…
Gerçek manada dışarıda Zat’ dan ( yani ALLAH’TAN ) başkası yoktur…

İmam RABBANİ Hz.
MEKTUBAT


Yoksa hileli bir düzen mi kurmak istiyorlar..? Fakat ( asıl ) o inkar edenler hileli düzene düşecek olanlardır…

KAF SURESİ

ayrıca MATRİX felsefesini araştırdığımızda karşımıza birçok döküman çıkmaktadır.matrix filmide bu düşünceden esinlenerek ortaya çıkmıştır.
Bu kullanıcının gönderdiği tüm mesajları bul
Bu mesajı bir cevapta alıntı yap
12-22-2008, 09:23 PM
Mesaj: #2
RE: Varlık gerçek mi yoksa serap mı???
Bu yazı http://jerichocomestrue.blogcu.com/okuya...22671.html adresinden alınmıştır. Verilen adresteki arkadaş ise Harun Yahya takma adıyla yazan grubun "Evrim Aldatmacası" isimli eserinden özet çıkarmıştır. Adı geçen eser internette bedâva yayınlanmaktadır.

Te'lif hakkına olan saygımdan ötürü bunu söyledim, tartışma lûtfen eserin yazarı üzerinden değil de, yazılanlar üzerinden yürüsün.

"Silahların yetersizliği, mağlubiyet için bahane değildir." Korgeneral Mataguchi
Bu kullanıcının gönderdiği tüm mesajları bul
Bu mesajı bir cevapta alıntı yap
12-23-2008, 04:51 PM
Mesaj: #3
RE: Varlık gerçek mi yoksa serap mı???
Evet aslında Kur'anda da bu konuda dünyanın sadece bir oyalanma olduğu ve ahiretin ise "gerçek" hayat olduğu geçer.Yani bu dünya bir uyku(gaflet uykusu) ölüm sonrası ise uyanıştır.

"Adalet değeri ölçülemeyecek bir hazinedir,ancak onu merhametin çapulculuğundan kurtarmak gerekir."
Muhammed ikbal
Bu kullanıcının gönderdiği tüm mesajları bul
Bu mesajı bir cevapta alıntı yap
12-23-2008, 06:34 PM
Mesaj: #4
RE: Varlık gerçek mi yoksa serap mı???
Yazar(lar) ilk başta ilginç bir çıkış noktası ile tezlerini kanıtlayacaklarını düşünmüşler. Daha sonra bu çıkış noktasından öyle bir akıl yürütme yapmışlar ki, ilk başta kendi içinde tutarlı bir nihilistik tez oluşurken, daha sonra tıpkı Einstein'ın kozmolojik sâbiti gibi bir ekleme ile kendi varmak istedikleri yere varmışlar.

Yazı tutarsızlıkla dolu.

"Silahların yetersizliği, mağlubiyet için bahane değildir." Korgeneral Mataguchi
Bu kullanıcının gönderdiği tüm mesajları bul
Bu mesajı bir cevapta alıntı yap
12-23-2008, 06:41 PM
Mesaj: #5
RE: Varlık gerçek mi yoksa serap mı???
aslında hiççilik bir bakıma doğru(bu dünya hakındaki görüşleri)
nihilist bakış açısıyla yazdıkları konusunda size katılmıyorum
imam RABBANİ'nin yaptığı yorum gayet mantıklı ve ben RABBANİ HZ.lerinin yorumunda hiççiliğe dair bir şey göremedim
Bu kullanıcının gönderdiği tüm mesajları bul
Bu mesajı bir cevapta alıntı yap
12-23-2008, 11:27 PM
Mesaj: #6
RE: Varlık gerçek mi yoksa serap mı???
GEORGEİ POİTRER in düşünceleri bana pek makul gelmedi özellikle bir nesneyi görme ve duyma konusunda konuyu baya derinleştirmiş fakat dokunma konusuna pek gireremiş bize algılarımızı verdiği için dokunduğumuzda inanırız demiş .bana imam RABBANİ nin söyledikleri daha mantıklı geldi.

Söz var iş bitirir,söz var baş yitirir.
Bu kullanıcının gönderdiği tüm mesajları bul
Bu mesajı bir cevapta alıntı yap
12-24-2008, 05:53 PM
Mesaj: #7
RE: Varlık gerçek mi yoksa serap mı???
Köktürk demiş kiYazar(lar) ilk başta ilginç bir çıkış noktası ile tezlerini kanıtlayacaklarını düşünmüşler. Daha sonra bu çıkış noktasından öyle bir akıl yürütme yapmışlar ki, ilk başta kendi içinde tutarlı bir nihilistik tez oluşurken, daha sonra tıpkı Einstein'ın kozmolojik sâbiti gibi bir ekleme ile kendi varmak istedikleri yere varmışlar.

Yazı tutarsızlıkla dolu.
Tutarsızlıklar burada da bitmiyor.

Yazıyı yazanların Kur'ân'da yazan herşeyi doğru kabûl ettiklerini biliyoruz. Pekiyi, Kur'ân'da anlatılan olaylar birilerinin kafasındaki algılar mıdır? Başka bir deyişle, Firavun, aslında Mûsâ'nın zihninde olan birşey midir? Daha da ileri gidersek Mûsâ ve Firavun bizim beynimizde canlanan şeyler midir? Olaylar hiç de böyleymiş gibi anlatılmıyor. Oysa tartışmamızın konusu olan yazı gerçeği beyinde olan biten birşey gibi ya da olmayan birşey gibi gösteriyor. Yazar(/lar)ın idealizm ile nihilizm arasında bile karar kılamadıklarını görürken, üstüne bir de realist Kur'ân'ı doğru kabûl ediyor oluşları açıklanamaz bir çelişkiler yumağı oluşturuyor.

"Silahların yetersizliği, mağlubiyet için bahane değildir." Korgeneral Mataguchi
Bu kullanıcının gönderdiği tüm mesajları bul
Bu mesajı bir cevapta alıntı yap
12-25-2008, 12:46 AM
Mesaj: #8
RE: Varlık gerçek mi yoksa serap mı???
Aslında tartışılması gereken konu varlık olgusundan ziyade, algı olmalıdır. Yazıyı yazanlar yeri gelmiş varlığı sorgulamışlar, yeri gelmiş algılardaki farklılıkları sorgulamışlar. İki bambaşka şey birbirine girmiş.

Bana göre asıl sorgulanması gereken şey algıdır. Kendi kafamda uzun zamandır yaptığım iç tartışmalar ortaya şöyle bir sonuç çıkartmıştır. Ortada sabit bir varlık vardır ama bu varlık herkesin zihninde farklı algılanmaktadır. Örneğin renkleri ele alalım. Kırmızı rengi herkes bilir.(protonopia rahatsızlığı olanlar hariç) Kırmızı dahil 5 ayrı renkte topu masanın üzerine koysanız ve insanlara kırmızı olan topu göstermelerini söyleseniz, herkes tereddüt bile etmeden kırmızı topu gösterir. Kırmızı rengin varlığından herkes haberdardır. Ama kırmızı renk, her insanın algısında farklıdır. Kişinin bilincinin gelişmeye başladığı yaşlardan itibaren o rengin kırmızı olduğu o kişiye söylendiği için, kişi artık o rengi kırmızı olarak kabul etmiştir. Ancak iki ayrı kişinin algısındaki kırmızı renk bir diğerinden çok farklıdır. O iki insan tabii ki kırmızı rengi göstermeleri istediğinde aynı şeyi göstereceklerdir ama elimizde o kişilerin algılarını oluşturan beyin dalgalarını bir ekrana yansıtma imkanı olsa, göreceğiz ki kişilerin kırmızı algısı bambaşkadır. Belki o insanın kafasındaki kırmızı renk, benim kafamdaki sarı renktir, belki de yeşil renktir. Aynı şeyin kokular ve sesler için de geçerli olması bana göre muhtemeldir.

Bu söylediklerimi destekleyecek hiçbir bilimsel kanıt yoktur. Bu yazdıklarımı sadece kafamı kurcalayan bir konu üzerine uzun yıllar düşünmemin sonucu ortaya çıkmış bir önerme olarak görüyorum.

Non Silba Sed Anthar...
Kullanıcının websitesini ziyaret et Bu kullanıcının gönderdiği tüm mesajları bul
Bu mesajı bir cevapta alıntı yap
12-25-2008, 04:36 PM
Mesaj: #9
RE: Varlık gerçek mi yoksa serap mı???
Köktürk demiş ki
Köktürk demiş kiYazar(lar) ilk başta ilginç bir çıkış noktası ile tezlerini kanıtlayacaklarını düşünmüşler. Daha sonra bu çıkış noktasından öyle bir akıl yürütme yapmışlar ki, ilk başta kendi içinde tutarlı bir nihilistik tez oluşurken, daha sonra tıpkı Einstein'ın kozmolojik sâbiti gibi bir ekleme ile kendi varmak istedikleri yere varmışlar.

Yazı tutarsızlıkla dolu.
Tutarsızlıklar burada da bitmiyor.

Yazıyı yazanların Kur'ân'da yazan herşeyi doğru kabûl ettiklerini biliyoruz. Pekiyi, Kur'ân'da anlatılan olaylar birilerinin kafasındaki algılar mıdır? Başka bir deyişle, Firavun, aslında Mûsâ'nın zihninde olan birşey midir? Daha da ileri gidersek Mûsâ ve Firavun bizim beynimizde canlanan şeyler midir? Olaylar hiç de böyleymiş gibi anlatılmıyor. Oysa tartışmamızın konusu olan yazı gerçeği beyinde olan biten birşey gibi ya da olmayan birşey gibi gösteriyor. Yazar(/lar)ın idealizm ile nihilizm arasında bile karar kılamadıklarını görürken, üstüne bir de realist Kur'ân'ı doğru kabûl ediyor oluşları açıklanamaz bir çelişkiler yumağı oluşturuyor.

öncelikle ben KUR'AN-I KERİM'in realist olduğu noktasonda size katılmıuyorum.Yüce ALLAH'I anlatan kudretini anlatan bir kitaba realist ifadesini kullanmak bana mantıksız geliyor.

aslında ben bu konuda çekimser biriyim.konuya baktığımız zaman algıladığımız her şeyin aslında olmadığımızı bizim serap gördüğümüzü söylüyorlar ama KUR'AN-I KERİM'de defalarca ''ALLAH YERLERİ VE GÖKLERİ YARATANDIR''-''ALLAH HER ŞEYİN SAHİBİDİR'' gibi ifadeler yer alıyor.durum böyle oluncada düşünüyorum eğer bu algıladıklarımız serapsa ALLAH serapların mı sahibi oluyor diye.ALLAH'ın serapların sahibi olması gibi bir durum olmıyacağına göre varlık hakkatende var ve ALLAH serap yerine hakkaten yoktan vaar etmiş ve algıladıklarımız gerçek şeylerdir.
Bu kullanıcının gönderdiği tüm mesajları bul
Bu mesajı bir cevapta alıntı yap
12-25-2008, 05:58 PM
Mesaj: #10
RE: Varlık gerçek mi yoksa serap mı???
mr.sensey demiş kiöncelikle ben KUR'AN-I KERİM'in realist olduğu noktasonda size katılmıuyorum.Yüce ALLAH'I anlatan kudretini anlatan bir kitaba realist ifadesini kullanmak bana mantıksız geliyor.
Neden katılmıyorsunuz? Realizm nedir?

"Silahların yetersizliği, mağlubiyet için bahane değildir." Korgeneral Mataguchi
Bu kullanıcının gönderdiği tüm mesajları bul
Bu mesajı bir cevapta alıntı yap
Mesaj Önizleme 


Foruma Git: