|
Lost
|
|
11-30-2008, 09:28 PM
Mesaj: #1
|
|||
|
|||
|
Lost
Aegarmageddon kardeşimin de isteği üzerine bu ilginç televizyon dizisi ile ilgili bir başlık açmaya karar verdim. Bu başlığı dizi hakkında teoriler başlığından ziyade, dizideki felsefi ve dini göndermeleri tartışmak üzere açtım. O yüzden dizi hakkındaki teorilerimizi kendimize saklayalım derim.
Lost kesinlikle bir 21. yüzyıl fenomeni. Yaklaşık 3 yıldır diziyi takip ediyorum. Şimdiye kadar izlediğim en sürükleyici hikayeye sahip televizyon dizisi olduğunu belirtmem lazım. Öyle ki, izleyici üzerinde hipnotize edici bir etkiye sahip. Öncelikle konudan bahsedelim. Konu aslında orijinal olsa da gayet basit bir hikaye temeline sahip. Sydney'den Los Angeles'a uçan bir uçak, Pasifik'te ıssız bir adaya çakılır. Kazadan kurtulan yolcular adada hayatta kalmaya çalışırlar. Hikaye ilerledikçe anlarız ki, ne bu ada, ne de uçak kazası aslında göründüğü gibi değildir. Dizide ana karakter şu veya budur diyemiyoruz. Zira her bölümde farklı bir karakter ön planda. Özellikle her bölümün yarısı adada geçen olaylardan, yarısı da o bölümün ana karakterinin geçmişinde yaşadığı olaylardan ibaret. Konu derinleştikçe derinleşiyor ve izleyicinin kafasında devamlı yeni sorular ekleniyor. Dizinin konusu iki ayrı boyuta sahip. Birincisi yüzeyde görünen adadan kurtulma, tehlikelerle başetme boyutu, diğeri ise daha derinde olan ve dinler tarihi, ideolojiler, felsefe üzerine yoğun göndermelerin olduğu boyut. Ayrıca uzay-zaman düzlemi konusunda şimdiye kadar izlediğim en etkileyici konulardan birine sahip. Bu da diziyle ilgili en beğendiğim özelliklerden birisi. Dizinin bu derin boyutu, diziyi gözümde ilgi çekici kılan unsurların başında geliyor. Karakterlerin isimleri bile titizlikle seçilmiş. Neredeyse hepsi bir anlam taşıyor. Karakterlerin hepsinin kendilerine belirledikleri misyon ve hayat felsefeleri çok farklı. Mesela dizinin popüler karakterlerinden John Locke'un adı boşuna 18. Yüzyıl empiristlerinden filozof John Locke ile aynı değil. Dizideki John Locke karakterinin sürekli akılcılığa önem veren Jack Shephard ile çatışma halinde olması da isminin manasının bir sonucu. Bu arada Jack Shephard demişken, kendisi kazadan sonra adadakilerin de facto lideri olmuştu. Bu karakterin adı da aslında tesadüf değil. İngilizce'de çoban anlamına gelen shepherd kelimesi ile isminin arasındaki benzerlik karakterin liderliğine yapılmış bir gönderme. Hatta ve hatta, bana göre İncil'de kendisini "iyi çoban" olarak tanıtan Hz.İsa'ya yapılmış bir gönderme. Adadakileri kurtuluşa erdirmeye çalışması ve bunun için her türlü şeye katlanması gibi konular hıristiyanlık kültüründeki İsa'ya uyan davranışlar. Ünlü bilimadamları ve filozoflarla aynı ismi taşıyan daha bir çok karakter var. Mikhael Bakunin, Edmund Burke, David Hume, Daniel Faraday, Danielle Rousseau, Ms. Hawking, Anna Lucia Cortez vs. Bu karakterlerin isimlerinin hiçbiri rastgele seçilmemiş. Bu söylediklerim diziyi izlemeyen arkadaşlar için bir şey ifade etmeyebilir. Diziyi izleyenler de daha bir çok şey ekleyebilir. Bu konu büyük ihtimalle ilerledikçe bir çok spoiler içerecektir. O yüzden diziyi izlemeyen ve izlemeyi planlayan arkadaşlar uzak dursunlar bence. İzleyen arkadaşların da fikirlerini bekliyorum. Non Silba Sed Anthar... |
|||
|
11-30-2008, 11:08 PM
Mesaj: #2
|
|||
|
|||
|
RE: Lost
Valla tüm bölümlerini seyrettim ama açıkcası hiç kafa yormuyorum izlerken. Akışına bırakıyorum; zira kafa yorulacak gibi değil. Her sahnesi ayrı bir detay
Ülkem, Bayrağım, Onurum... |
|||
|
12-01-2008, 12:46 AM
Mesaj: #3
|
|||
|
|||
|
RE: Lost
Şu an'a kadar çok şükür, bu diziye 1 dakikamı bile ayırmadım. Bu ve benzeri diziler çaktırmadan batı kültürünü yayma politikası güttüğü için izlemeyi düşünmüyorum.(Bu lafım belki önyargı ifadesi olmuş olabilir fakat bu batı dizilerine de önyargı ile bakılmayacak bir durum kalmadı. Kültürel asimilasyona sonuna kadar hayır diyorum)
TF'den Akıncı |
|||
|
12-01-2008, 01:18 AM
Mesaj: #4
|
|||
|
|||
|
RE: Lost
amerikan sinamasıda öyle
her filimde klise-papa-peder-ingiliz-fransız-kutsal günleri-değer yargıları inceden inceden verilir onlarda bu şekil varsa bizde inceden inceden ayıklamaya alıştık artık ne olursa olsun en kaliteli sinema bana göre kore ve amerikan sineması elimde bütün sezonları olmasına rağmen diziyi izlemeyen ender kişilerden biriyimdir heralde genede diziyi tavsiye ederim çok emek ve para harcanmış |
|||
|
12-01-2008, 01:21 AM
Mesaj: #5
|
|||
|
|||
RE: Lost
Dengizik demiş kiŞu an'a kadar çok şükür, bu diziye 1 dakikamı bile ayırmadım. Bu ve benzeri diziler çaktırmadan batı kültürünü yayma politikası güttüğü için izlemeyi düşünmüyorum.(Bu lafım belki önyargı ifadesi olmuş olabilir fakat bu batı dizilerine de önyargı ile bakılmayacak bir durum kalmadı. Kültürel asimilasyona sonuna kadar hayır diyorum) Adaya düşen bir grup insanın hikayesini anlatan diziyi izleyip asimile olacak adam(seni tenzih ederim) zaten izlemesin bu diziyi. Kafası almaz. Bu arada konudan sapma gibi olacak ama, yerli dizilerimizin bu ecnebi dizilerinden bir farkı var mı Dengizik hocam? Ayrıca batının her türlü kültür sanat ürünü doğal olarak batı kültürünü yansıtacaktır. Adam tutup da doğu kültürünü yansıtacak değil ya. Kudüs'ün fethini anlatan filmde genç hıristiyan şövalyesinin erdemini izlersin, samurayların son direnişini anlatan filmde alkolik Amerikan subayının kahramanlığını izlersin. Bu kadar basit. "Yok, hayır kabul etmiyorum batı yapımlarını" dersen, izleyecek dizi/film kalmaz.
Non Silba Sed Anthar... |
|||
|
12-01-2008, 01:36 AM
Mesaj: #6
|
|||
|
|||
|
RE: Lost
Ağabey zaten durum dediğin gibi. Yerli dizlerin bu duruma gelmesi yabancı özentisinden kaynaklanıyor. Birde uzun bir süredir tv ve sinema ile alakam yok! Herkese tavsiye ederim, çok güzel oluyor. Sabah ve akşam haberleri dışında tv'yi kullanmıyorum.
TF'den Akıncı |
|||
|
12-01-2008, 02:18 AM
Mesaj: #7
|
|||
|
|||
|
RE: Lost
Lost gibi diziler bağımlılık yapıyor, ben de bugüne dek izlemedim ama izleyenleri sanki dünyadan koparıyor o an için, beyin tutulması ibi birşey neredeyse.. İyi mi kötü mü bilmiyorum...
İttihatçılar vardı, hilâl bıyıklıydılar.. Sustasına basılmış birer çakıydılar... |
|||
|
12-01-2008, 09:55 AM
Mesaj: #8
|
|||
|
|||
|
RE: Lost
Lost,şimdiye dek izlediğim en sürükleyici dizi...kutup yıldızı arkadaşımızın da dediği gibi her bölümde adadaki ve karakterlerdeki sırlar, izleyicilerin kafasındaki soru işaretlerini azaltacağına arttırıyor.
Ben de karakterlerin isimlerinin boş yere seçilmediğini düşünüyor; felsefe ve dinler tarihine yapılan göndermelere dikkat çekmek istiyorum. Dizide anlatılanların birçoğunun İsrailoğullarının öyküleri ve Tevrat ile bağdaştıranlar var...Evde sık sık konu ile ilgili teoriler üretiyoruz ![]() Önceleri favori karakterim Jack idi.Fakat ortaya çıktığından beri Benjamin Linus yeni adamım...Gizemi,adadakiler üzerindeki etkisi ve insanı delirten sakinliği yok mu;hem ona kızıyorum hem de hak veriyorum;biraz da acıyorum... Bu arada dizinin yaratıcılarından J.J.Abrams'ın ilk adının Jakob olduğunu ilave etmek isterim. Adaleti besleyen düzen değildir;düzeni ortaya koyan,gün ışığına çıkaran adalettir... Albert Camus |
|||
|
12-01-2008, 10:47 PM
Mesaj: #9
|
|||
|
|||
|
RE: Lost
Lostla ilgili olarak burada konuşacağımız çok şey var ,bu başlık da umarım uzar gider...Şimdilik yukarıdaki yazılardan yola çıkarak aklıma gelenleri anlatayım:
Dizinin akışı içerisinde John Locke ve Jack Shephard liderlik yarışına girişen iki insan...Dizinin başlarında John Locke kendi halinde fakat bazı esrarengiz tavırları olan bir adamdır , ilerleyen bölümlerde hareketlerinde bazı değişiklikler görülür. Jack Shephard ise dizinin başlarında neyse dizinin ilerleyen bölümlerinde de odur.Burada aslında iki büyük karşıt felsefe Jack ve John'un karakterlerinde çatıştırılmaktadır.Jack tamamen kendine göre tavırları olan,bazı değişmezleri olan bir adamdır.Sürekli olarak çevresine kendi görüşüne göre bildiği yolda birşeyler verir ve dizideki flashbacklerden de anladığımız kadarıyla adaya düşmeden önce de adadaki gibi yaşamaktadır.John Locke ise adaya düşmeden önce bir zavallı olarak-başına gelen kötü hadiselerin de bundaki payı büyüktür- yaşamaktadır.Adaya düştükten sonra edindiği deneyimler ve izlenimler sayesinde kendisinde büyük değişiklikler izlenmektedir. Bu iki karakter ile birlikte çatıştırılan iki felsefi akım rasyonalizm(akılcılık) ve empirizm(deneycilik)dir.Akılcılık Jack Shephard, deneycilik John Locke ile adada hayat bulur ve amansız bir çatışmaya tutuşur.Akılcılık ve deneycilik ile ilgili olarak biraz konuşursak konuyu daha da açıp daha anlaşılır hale getirebiliriz: Akılcılık;edindiğimiz bilgilerin kaynağının akıl olduğunu ve doğru bilgiye sadece akılla ulaşılabileceğini iddia eden felsefedir.Akılcılık matematikle özdeştir diyebiliriz.Akılla düşünürsek "2+2=4" deriz.Bu kesin ve değişmez bir bilgidir.Akılcılık tümdengelimi savunur.Matematiğin değişmez "aksiyom" ları tümdengelime örnektir.Mesela;"iki noktadan yalnız bir doğru geçer" cümlesi baştan bir kabullenmedir ve bunu akıl bulmuştur.Bu aksiyomların üzerine diğer bilgiler inşa olunur,bu aksiyomlardan türetilir.Bu felsefeyi savunan filozoflara örnek olarak Platon,Hegel,Kant verilebilir. Deneycilik;edindiğimiz bilgilerin kaynağının duyumlar ve deneyimler olduğunu savunan akımdır.Bu görüşe göre insan zihninde doğuştan gelen bir bilgi yoktur.İnsanın zihninin boş oluşuna "boş levha" manasına gelen "tabula rasa" denilmiştir.Deneycilikle bugünkü modern pozitif bilimler(fizik,kimya...) özdeştir diyebiliriz.Akılcılık tümdengelimi savunurken deneycilik tümevarımı savunur.Bilgiler duyu organlarımızdan giriş yapar ve akıllarımız tarafından değerlendirilir, daha sonra yavaş yavaş doğruyu bulana dek bina olunur.Deneycilikte materyalizmi savunan filozoflar olduğu gibi materyalizmi tamamen reddeden fizoloflar da mevcuttur.Ortak yanları tek bilgimiz deneyimlerimiz ve duyularımızdır derler.Bu felsefeye göre doğada eğer bir olay "2+2=5" eder diyorsa doğru olan budur.Aklımıza her ne kadar ters gelse de doğru olan daha doğrusu "doğru kabul etmek durumunda" olduğumuz gerçek "2+2=5" bilgisidir.Buna en büyük örnek son yüz yılda geliştirilmiş olan "kuantum teorisi" dir.Akla tamamen ters gibi görünen! şeyleri söyler kuantum teorisi ama ne yazık ki doğru olan aklımıza ters gelen bu şeylerdir.Bu felsefenin savunucuları olarak eski çağlardan Demokritos,Epikuros'u yeni çağlardan da John Locke,David Hume,Thomas Hobbes,George Berkeley(kendisi deneyci olmasına rağmen maddenin varlığını reddeder),Francis Bacon gibi isimlerdir. Dizi bu iki felsefeyi Jack ve John'un karakterlerinde çatıştırmaktadır.Yalnız burada benim gözüme şöyle bir nokta çarpıyor.Dizideki John Locke ile filozof John Locke deneyci tavırlarıyla özdeşleşmesine rağmen materyalizm noktasında birbirlerinden ayrılmaktadırlar.Filozof Joch Locke materyalizme yakın görüşler savunurken dizideki John karakteri olaylardan anladığımız kadarıyla metafiziğe inanan -hem de gönülden- bir insandır. |
|||
|
01-25-2009, 07:20 AM
Mesaj: #10
|
|||
|
|||
|
RE: Lost
Ben dizi izleyenlerle dalga geçerim genelde, bir sebepten ötürü son birkaç hafta içinde bu diziyi izlemeye mecbur oldum. İyi bir dizi, pek çok tutarsızlık da var fakat uzun bir süreye yayıldığından diziyi benim gibi kısa sürede izlememiş olanlar bunları fark etmemiş olabilir. Her neyse. Ben de bir teori yumurtlayayım dedim yoksa uzun uzun Lost filozofluğu yapacak değilim.
Dizi bence uçak sahnesiyle bitecektir. Oceanic 815 ya hiç kazaya karışmayacak yahut uçaktaki herkes bu sefer ölecektir (bunu şöyle görebiliriz, adaya geri döndüklerinden sonra yapmaları gerekeni yaparlar ve o anda Jack Shephard'ın gözüne yakın çekim olur kamera uzaklaşır sanki Jack'in bilinci zamanda yolculuk etmiş izlenimi verilir kaza anı tekrar canlandırılır ancak bu sefer herkes ölür) herkesin ölmesi daha yakın ihtimal. Bu daha ilginç bir son olur. Adadaki gizemler ise Atlantis'e bağlanacak, adanın aslında Atlantisliler'e ait olduğunu öğrenmemiz büyük ihtimal. Bu da son derece ileri teknolojiyi ve zamanda yolculuğu açıklar. Normal şartlar altında ölmesi gereken bu insanlar adanın gizemli gücü (kazanın nedeni o elektro-manyetik zımbırtının harekete geçmesi idi hatırlarsanız) sayesinde kurtulmuştu fakat bunlar adadan çıkınca her şey tersine gitmeye başlamıştı hatırlarsanız bunun sebebi de -ne yaparsan yap kader-evren kendi yolunu bulur- yahut bilimsel dille uzay-zamanda olmuş olması gereken bir şeyi değiştirmeye kalkışmak olumsuz olarak neticelenecektir şeklinde açıklanacaktır... |
|||
|
« Önceki Konu | Sonraki Konu »
|
| Benzer Konular... | |||||
| Konu: | Yazar | Cevaplar: | Gösterim: | Son Mesaj | |
| Lost'tan Son Klip | nina | 2 | 991 |
11-30-2008 04:03 PM Son Mesaj: aegarmageddon |
|

Arama
Üye Listesi
Takvim
Yardım



