Mesaj Önizleme 
 
Konuyu Değerlendir
  • 0 Oy - 0 Ortalama
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Bir Göçün hikayesi ve Türk olmak...
08-28-2008, 12:47 AM
Mesaj: #1
Bir Göçün hikayesi ve Türk olmak...
Anadolu Oğuzeli olmadan önce birkaç defa farklı Türk boyları tarafından yerleşim alanı olarak düşünüldü hatta kullanıldı.

Bunlara örnekler çok kısıtlı kalmakla beraber varlığından haberdarız.

Ne yazik ki tam manası ile Anadolunun Bizim yurdumuz olması Selçüklülere denk gelmiştir.


Anadoludan sonra ise göçün ve yeni yurtluğun ismi Balkanlar olmuştur.

Tıpkı Anadolu gibi (Hatta daha yoğun) bazı Türk boyları balkanlara yerleşmişlerdir. Bunlardan bazıları asimile olmuş ve kimliklerini unutmuş bazıları sonradan gelen oğuzlara karışıp güçe güç katmış bazılarıda günümüze kadar gelmiştir. (Gök Oğuzlar gibi)

2.Keykubat zamanında Bizans ile iyi geçinildiğinden Bizansın kendi isteiği ile Saltuklulardan birkaç aşiret Balkanlara yerleştirilmeye başlandı. Aralarında Saltuknamesi ile meşur olan ve hristiyan müslüman herkesin sevgilisi Sarı Saltuk da bulunmaktaydı. Bu tarz aşiret yerleştirmeleri çok ağar olmaktaydı.

iki devletin karşılıklı siyasi manevraları olarak ilerlemekteydi.

Bu ilk yerleştirmelerden sonra ORhan Gazi zamanında Çimpe kalesinin Türklerin eline geçmesiyle yoğun akış başladı. Özellikle Horosan civarından gelen Türkmenler Rumeliye uçlara İskan edilmeye başlandı. Bu iskan olan Türkler enerjileri ile Osmanlı toprakları genişletmekte ve Haclı orduları daha balkanlarda durdurmaya başladı.

FAtih Sultan Mehmet'İn Karamanoğulları ile olan savaşları neticesinde Karamanoğlu ve ondan Önce Aydınoğulları yıkılınca, İleride anadoluda devlet kurabilecek Yörük Türkmenleri balkanlara yerleştirildi. O zamanlar Karamanoğlu Beyliğinin nüfüsünün 2 mlyon olduğu düşünülüyordu. VE bu ciddi kuvvet balkanlar ve anadolu ya bölünerek biraz da olsa etkisiz hale getirildi.


Velhasıl Balkanlara yerleştirilen ailelerin sayısı binlr onbinler yüzbinler ile ifade edilmektedir. YErleştirilen halk önceki halkın toprağına el koydurulmadan yeniden bir şehir kasaba köy kurularak yerleştirilmiştir.

Ne varki adaleti balkanlara öğreten OSmanlı güçsüz düştükten sonra özellikle 1789 Fransız İhtilalinin yaydığı milliyetçi hava ile eski balkan kavimleri Türkleri balkanlardan atmak için onca zülüm yapmıştır.

Bu zülümler neticesi ile Türkmenler Anadoluya zorunlu geri dönüş yapmıştır.

Tahmini rakamlar geri dönen Türkmenlerin yaklaşık 150 yılda 1.5 milyon olduğunu söylemekte.

Bende böyle göçürülen ailelerden birinin neslindenim. Özellikle karadeniz bölgemizin doğusunda Balkanlardan göç etmiş birçok Türkmmen ailesi bulunmaktadır. Bunu soyadlarından çok rahat anlayabilirsiniz. (Arnavutoğlu, Filibelioğlu, Sancaklıoğlu)

Ne varki özellikle Balkanlardan gelen halkımızı öz yurdunda farklı isimler hatta farklı milletten gelmiş gibi davranıldığıda görülmüştür. Balkan milletlerin müslüman olanlarından az miktarda vatandaş ülkemize Türkmenler ile birlikte göçmüştür. Ama engin Türk hoşgörüsü bunların ne diline ne yaşam tarzına karışmıştır. Bu nedenle Her Türk vatandaşı gibi üst kimlikte Yasa gereği Türk olan bu vatandaşlarımız alt kimliklerini korumuşlardır.

Öte yandan göçen bazı Türkmen ailelere de alt kimlik yakıştırmaları yapılmıştır. Örneğin benim aile soyadım Arnavutoğludur. Bilinen en eski mezarlığımız 1856 da Rİzede bulunmaktadır. Ondan önce ise selaniktedir. (O zamanlar göçün merkezi) Benim atalarım geldiğinden beri köyde muhtar öğretmen hoca olmuştur. İlk üniversite öğrencileri ve en çok üniversiteli bizim aileden çıkmıştır.

işte bu ahval de bize Arnavut alt kimliğini zorla kabul ettirmeye çalışmaktadırlar. Oysa dedeme sorduğum ve onun büyüklerinden duyduğu bizim bir kelime bile arnavutça bilmediğimiz hiçbir arnavut adetinden anlamadığımız ve o bölgeden geldiğimizden bize bu adı taktıklarıdır. Nİtekim Dedemin Amcaçocukları yaptıkları araştırmada Arnavutluk bölgesinede Konya Karamandan göç ettiğimiz ortaya çıkmıştır.


Sonuç olarak her balkanlardan gelen Boşnak Arnavut kosavali alt kimliğine sahip değildir. Büyük bir çoğunluğu iskan politikaları ile buralara yerleşmiş Türkmenlerdir. Bu topraklarda hakları belkide Anadoluda mevcut bulunanlardan daha çoktur.

Muhammet Çelik

KARADENİZ OKUSUN
Bu kullanıcının gönderdiği tüm mesajları bul
Bu mesajı bir cevapta alıntı yap
08-28-2008, 01:45 AM
Mesaj: #2
RE: Bir Göçün hikayesi ve Türk olmak...
Eline sağlık Tenrikut. Balkanlar'dan Anadolu'ya geri dönen Türkler'in hikayeleri hep ilgimi çekmiştir.

Balkan göçmeni çok arkadaşım var. Maalesef bir çoğu öyle olmadıklarını bildikleri halde kendilerini Arnavut, Makedon, Boşnak diye tanıtıyor. Çok ilginç geliyor bu şahsen bana.

Benim memleketim Kayseri'nin de merkeze yakın kasabalarına özellikle İstiklal Savaşı sonrası mübadele sırasında Balkanlardan çokça Türk aile göçmüş ve Rumlar'ın terkettikleri yerlere yerleştirilmiş. Ancak bu aileler farklı nedenlerden dolayı yerli halkla geçinememişlerdir. Kayseri'de Rumlar'ın yerine gelen Balkan göçmenleriyle ilgili bir söz vardır. "Altın verdik, paslı demir aldık." derler.

Bu uyum sağlayamamanın sebebi nedendir acaba? Türkiye'nin diğer yerlerinde de var mıdır?

Non Silba Sed Anthar...
Kullanıcının websitesini ziyaret et Bu kullanıcının gönderdiği tüm mesajları bul
Bu mesajı bir cevapta alıntı yap
08-28-2008, 01:52 AM
Mesaj: #3
RE: Bir Göçün hikayesi ve Türk olmak...
Selçuklular ile Anadoluya kesin girişimizden önce Türkmenler tarafından Anadoluya çoğu kez başarılı akınlar yapılmış ve zemin hazırlanmıştır. Bunu belirtmemin sebebi, sanki Selçuklular Anadoluya paldır küldür bir zemin hazırlamadan çiçek gibi yerden biterek girdiler gibi gösterildiği içindir. Konu ile pek doğru orantılı olmadı ama, belirtme gereği duydum.

Jarchi'ut Adangkhan
Kullanıcının websitesini ziyaret et Bu kullanıcının gönderdiği tüm mesajları bul
Bu mesajı bir cevapta alıntı yap
08-28-2008, 01:55 AM
Mesaj: #4
RE: Bir Göçün hikayesi ve Türk olmak...
Abi bizim aile yaklaşık 4 nesil dışarı kız alıp vermemiş. Hep akraba evliliği yapmış. Ve köyde bazı aileler bizi sever bazı aileler ise hiç sevmez. Dedemler köyün hocası falan bizim aileden çıkıyor diye sevmezler der.

KARADENİZ OKUSUN
Bu kullanıcının gönderdiği tüm mesajları bul
Bu mesajı bir cevapta alıntı yap
08-28-2008, 01:56 AM
Mesaj: #5
RE: Bir Göçün hikayesi ve Türk olmak...
Cakabey demiş kiSelçuklular ile Anadoluya kesin girişimizden önce Türkmenler tarafından Anadoluya çoğu kez başarılı akınlar yapılmış ve zemin hazırlanmıştır. Bunu belirtmemin sebebi, sanki Selçuklular Anadoluya paldır küldür bir zemin hazırlamadan çiçek gibi yerden biterek girdiler gibi gösterildiği içindir. Konu ile pek doğru orantılı olmadı ama, belirtme gereği duydum.

Ben onu belirttim. Hatta balkanlara da paldır küldür girmedik. Yazının içinde bu belirtilmiştir.

KARADENİZ OKUSUN
Bu kullanıcının gönderdiği tüm mesajları bul
Bu mesajı bir cevapta alıntı yap
12-03-2008, 03:47 PM
Mesaj: #6
RE: Bir Göçün hikayesi ve Türk olmak...
yerleşmek için en uygun yer olan orta asyanın uygun hale getirilmiş minyatürü anadoluya daha önceden türk akınları yaıldığı muhakkak ki doğrudur. ve hatta bizansa gönderilen türk elçileri sırf buraları keşfetmesinler diye bizanslılar tarafından dolambaçlı yollarla aylar sonra istanbula getirilmiştir. oysa türkler her göç edecekleri yere (bir şehir uzakta olsa dahi) tüccarlar,askerler yahut genç türkmenler göndererek buraları avuçlarının içi gibi bilir hale gelmişlerdir.

gelelim rumeliye yerleşimimize orhan gazi han ilk olarak çimpi kalesine anadoluda sayıları milyonları bulan ve gün geçtikçe anadoluya sığmaz olan gözüek türkmenleri getirmiş ve rumeliyi türk iline götürecek ikinci adımı atmıştır(ilki çok sönüktür ve peçenekler zamanında yaılmıştır fakat malazgirt muharebesinde peçenekler anadoluda kalmışlardır.)
böyşece türkmenleşen ilk yer olan çanakkale sırtlarından türkler rumeliye geçmeye başlamıştır. bu sırada alınan her yere anadoludan türkmenler getirilerek balkanlardaki nüfus ıslah edilmiştir. bu (ıstıfa) yoğunluk ve soy düzenleme hareketi osmanlının yükselme devrinden yıkılışına kadar farklı bir boyutta devam etmiştir. bu dönemlerde kavgalı aşiretlerden güçsüz olanı balkanlardaki bir başka aşiretle değiştirilerek takasla kavganın önlenmesi yoluna gidilmiştir. nitekim arnavutluktaki malatyalılar ve malatyadaki arnavutların çokluğu(ki bundan kendilerinin haberi yoktur) bunu kanıtlamaktadır.

"Adalet değeri ölçülemeyecek bir hazinedir,ancak onu merhametin çapulculuğundan kurtarmak gerekir."
Muhammed ikbal
Bu kullanıcının gönderdiği tüm mesajları bul
Bu mesajı bir cevapta alıntı yap
Mesaj Önizleme 


Foruma Git: