Mesaj Önizleme 
 
Konuyu Değerlendir
  • 0 Oy - 0 Ortalama
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Müsahip Kültürü (Özellikle Alevi Türkmenlerde)
01-15-2010, 12:21 AM
Mesaj: #11
RE: Müsahip Kültürü (Özellikle Alevi Türkmenlerde)
(01-13-2010 06:15 PM)Oğuz Kağan demiş ki  Musahib olmak veya musahib tutmak demek yol kardeşi olmak demektir. İyi huyluların kadını bacı, erkeği kardeş saymasıyla gerçekleşir. Erkek-erkek, kadın-erkek, kadın-kadın şeklinde musahib olunabilir. Bu iki kişinin öz kardeşten de öte birbirlerine bağlı olmaları ve yakın durmaları gerekir. Özellikle musahiblerden birinin zengin olmasına dikkat edilir. Bu sebeple paylaşımcılığın, yardımlaşmanın geliştirilmesi ve kibirin kırılması amaçlanmaktadır. Musahib olanlar öncelikle üç yıl birbirlerini sınar ve alıştırma sürecine girerler. Anlaşabileceklerine inanıyorlarsa bu yolda devam edilir.

Bu çiftler Musahib Kardeş olmak üzere önceden ikrar verip anlaşırlar, Cem törenine bir rehber dede öncülüğünde gelip Mürşid'in huzurunda dört kapı selamı verirler. Mürşid, bir daha düşünmeleri için süre tanır. Bir süreden sonra rehber dede, çiftleri yine Mürşid'in huzuruna getirir. Mürşid:

- Musahiblik zordur. Birbirinizi incitirseniz, bunun dermanı yoktur. Kendinizden emin misiniz?

der.

Çiftler:

- Allah, eyvallah!

derler.

Mürşid, üçüncü kez düşündürdükten sonra çiftleri huzura kabul eder.

Rehber dede önde, musahib olacak çiftler arkada boyunlarına ikrar bendi takılmış olarak divana doğru yürürken ''Selamunaleyküm ey şerait erenleri'' der bir adım atıp dururlar. Sonra bir adım atıp '' Selamun aleyküm ey marifet erenleri '' derler ve son olarak, '' Selamun aleyküm ey hakikat erenleri! '' diyerek dört kapı adına hazır canları selamlamış olurlar. Mürşid, der ki:

- Şeriat yasa, tarikat yol, marifet bilim, hakikat doğruluk dost kapısıdır. Bunları bildiniz mi?
Musahibler, ''özümüz darda, yüzümüz yerde, canımız kurban, tenimiz tercüman, Allah eyvallah pirim'' dedikten sonra, Mürşid şunları söyler:
- Ey irfan cemi'nde ki bacılar, babalar! Musahib olmak isteyen bu bacı ve babaların teni teneşirde, Nesimi gibi yüzülmekte, Fazlı gibi hançer boğazlarında!.. Bu canlar, döktükleri varsa dolduracaklar! Ağlatıkları varsa güldürecekler! Yolda-yatakta; suda-sulakta; alacakta-verecekte, incilmiş ve incitmiş canlar varsa söyleyin, dilli-başlısınız!..

Eğer davacı yoksa, cemaat şöyle der:

- Buyrukları tutarlarsa; büyüklerini sayarlarsa, küçüklerini severlerse; Muhammed-Ali yoluna doğru giderlerse Pirlerine, ustazlarına rahmet olsun!..
-Rahmet yoluna doğru rahmet olsun, diyen Mürşid, şu soruları sorar: Bütün mürşitlerden, pirlerden, rehberlerden, ocaklardan el tutacaksınız, Muhammed-Ali yoluna bağlanacaksınız. Bu yoldan dönmeyeceğinize, bu ikrara sadık kalacağınıza, musahib kavline uyacağınıza hazır bulunan cemaat, ay, gün, yer, gök tanık olsun mu? Tanık olsun mu?

Musahib kardeşler de üç kez ''Eyvallah'' demek suretiyle ikrar verip tanıklar huzurunda ''Musahib'' olurlar. Ve Mürşid onlara şu duayı okur:

-Bismişah! Allah, Allah!.. Bu canlar, erenlerimize yüz sürüp Oniki İmam Veli yoluna katılmayı murat edindiler. Muratları kabul ola! Gerçeklerin demine hüüü, mümine ya Ali!...

Teşekkürler Oğuz Bey, bilgilendik sayenizde.

KARADENİZ OKUSUN
Bu kullanıcının gönderdiği tüm mesajları bul
Bu mesajı bir cevapta alıntı yap
Mesaj Önizleme 


Foruma Git: