|
Aydınlanma Çağını Hazırlayan Gelişmeler
|
|
08-18-2008, 02:07 PM
Mesaj: #1
|
|||
|
|||
|
Aydınlanma Çağını Hazırlayan Gelişmeler
Kaynak: İsmail Tosun Saral
18. yüzyıl felsefesine “Aydınlanma Felsefesi”, bu felsefenin içinde yer aldığı tarih dönemine “Aydınlanma çağı” adı verilir. Aydınlanma Osmanlıca “tenevvür”, İngilizce “Enlightment”, Almanca “Aufklaerung”, Fransızca “Enclairement” demektir. Aydınlanma, karanlıktan aydınlığa geçiştir. Yani bilgisizliklerin, noksanlıkların, dogmaların, kör inançların yerini bilgi ve erdemin almasıdır.( Seyhun Tunaşar, Aydınlanma felsefesi ve Özgür Düşünce” Polonya Almanlarından sanatçı Chodowiecki ‘nin güneşin doğarken sabah sisini aralayan ışığını resmettiği bir bakır gravüre “Aufklaerung” adını vermesi ile bu sözcük düşünce hayatında yeni bir felsefi akımın adı haline gelmiştir. Aydınlanmak isteyen “insanın kendisi”, aydınlatılmak istenen şey ise “insan hayatının anlam ve düzenidir. İnsanlık tarihinde bir zaman gelip de hayatın düzenini ayarlamış olan değerler, formlar canlılığını yitirince, yeni bir düzene rehber olacak düşünceler aranır olmuştur. Yeniçağın aydınlanması da bu çeşitten arama, bulmadır. Bu aramalar daha ilkçağlarda, ortaçağda başlamıştır. Rönesans “yeni”yi arama yolunda çoşkun bir araştırma çağıdır. Rönesans ile birlikte bu soru ortaya konmuş, aşağı yukarı 15. yüzyılın ortalarında”insanın varlığının anlamı ve bu dünya içindeki yeri” aranmıştır. (Prof. Dr. Macit Gökberk, Felsefe Tarihi) Felsefe tarihçileri klasik anlamda iki aydınlanmadan bahsederler: Bunlar; Eski Yunanda gerçekleşen “Antik Aydınlanma” ve “18. yüzyıl Aydınlanması”dır. Antik Aydınlanmanın kurucusu ve Aydınlanma Felsefesinin ilk kurbanı Sokrat olmuştur. Sokrat “gençleri yoldan çıkarmak ve devletin tanrılarını yok sayarak yeni tanrılar uydurmak” suçundan M.Ö. 399 yılında zehir verilerek öldürülmüştür. Grek Aydınlanması M.Ö. 5. yüzyılda en yüksek seviyesine ulaşmıştır. Grek Aydınlanmasından önceki dönemlerde Yunan düşüncesine, mitosa dayalı kozmogonik bir inanış hakimdi. Zamanla bu düşünce zayıfladı ve yerini insanı ek ölçü kabul eden akla dayalı bir düşünce aldı. Thales ile başlayan evreni ve doğayı akılla kavrama ve açıklama çabalarını, Sofistlerin eleştirileri ve yeni düşünce ufuklarını yoklama çabaları takip etti. (İsmail Kıllıoğlu, Aydınlanma çağı) Avrupa dünyanın en küçük kıtası olarak beşyüz yıl boyunca diğer kıtalara egemen olmuştur. Bilindiği gibi uygarlık ilk önce Asya’da başlamış, sonraları Ortadoğu’ya gelmiş, bu bölgeden daha batıya kayarak Avrupa’ya ulaşmıştır. Roma döneminde Avrupa uygarlığı Asya’yı geride bırakmıştır. Roma dönemi , Avrupa’nın kıt’a olarak dünyanın merkezi konumuna geldiği bir aşamadır. Roma ile başlayan bu dönem yirminci yüzyıla kadar sürmüştür. Günümüz Avrupa’sı zaman içersinde büyük bir evrim ve dönüşüm ile oluşmuştur. Roma’yı çökerten Hıristiyanlık bütün Avrupa’yı bir din olarak sararken, iki bin yıl süreyle bütün Avrupa’nın kimliğini temsil etmiştir. Roma’nın dağılmasıyla beraber, kilisenin egemenliği başlamıştır. Hıristiyanlık sadece bir din olmanın ötesinde bir birleştirici, bütünleştirici bir faktör de olmuştur. Yahudilik ve Müslümanlık gibi diğer tek tanrılı dinler Avrupa’da kendilerine yer bulamamışlardır. Bu döneme orta çağ denmektedir. Orta Çağ dönemi , dinin baskıları yüzünden karanlık dönem olarak adlandırılmaktadır. Orta Çağ Avrupa’sı karanlıklar içinde bocalarken, İberik yarımadasında kurulmuş olan Endülüs İslam devleti aydınlık bir uygarlığı sekiz yüz yıl daha sürdürmüştür. Hıristiyan baskısından kaçan Yahudiler Endülüs’te güvenlik bulmuşlar ve Endülüs uygarlığının yükselmesinde büyük faydaları olmuştur. Ne var ki ticaretle zenginleşen Yahudilere karşı Hıristiyanlarda büyük bir tepki gelişmiş ve tepki Endülüs devletinin yıktırılmasıyla sonuçlanmıştır. Endülüs’ün yıkılması bir anlamda Avrupa’nın kabuğunu kırması anlamına gelmektedir. Orta Çağın karanlığından bunalan Avrupa, bir Güneş Ülkesi aramak uğruna gemilerle denizlere açılarak yeni yerler keşfetmişler ve Avrupa merkezli yeni bir dünyanın doğmasına etken olmuşlardır. Orta Çağ’daki hurafelerle dünyayı bir düzlük olarak gören Avrupalılar, keşiflerle beraber yer yüzünün bir küre olduğunu anlamışlar ve dünya ile ilgili görüşlerini değiştirerek Avrupa merkezli bir bakış açısı ile bütün yerküreye egemen olmanın yollarını aramışlardır. Bunun sonucu olarak dinde reform ve sanatta Rönesans hareketleri doğmuştur. Reform ve Rönesans kilisenin etkisinin kırılmasına neden olmuştur. Sanat ve kültür alanındaki yeni yapıtlar ile, basım tekniğinin gelişmesi üzerine gazete, dergi, kitap gibi yayınlar Avrupa kıt’asın da aydınlanma çağına girişin gerçekleşmesinde önemli katkıları olmuştur. Özellikle uzun bir süredir unutulmuş olan resim ve heykel sanatının yeniden canlanması, gazete, kitap, dergi gibi yayınların kolaylıkla elde edilebilmeleri ortaçağın aşılmasında önemli roller oynamışlardır. Kilise ve dinin baskısından bıkan Avrupalılar sanata ve kültüre yönelince aydınlanmanın önü açılmış, gazete ve kitaplar din dışı düşüncelerin yayılmasına yardımcı olunca, Avrupa kıtası kendiliğinden bir aydınlanma dönemine girmiştir. Dinin etkisinden kurtulan Avrupa halkları daha özgür ve olumlu düşünebilme olanağını bulmuşlardır.Kültür ve sanatta yeniden başlayan yapılanma daha sonra da din alanında gerçekleşince özgür düşünce ortamının önü açılmış ve böylece Avrupa kıtası aydınlanma çağına girmiştir. Reform ve Rönesans ile aydınlanma dönemine giren Avrupa, zaman içerisinde dinden uzaklaşırken, zenginleşmenin ortaya çıkardığı ulus gerçeği ile tanışmaya başlamış, böylelikle ulus devlet kavramı ortaya çıkmıştır. Modern Avrupa’yı yaratan temel olgu sömürgeciliktir. Avrupa’nın geçmişten gelen bilim ve kültür birikimi modernleşmeye yok gösterirken, sömürgecilik sonrasında gündeme gelen kapitalist sistemde Avrupa merkezli bir dünyanın öne çıkmasına etken olmuştur. |
|||
|
08-21-2008, 10:34 PM
Mesaj: #2
|
|||
|
|||
RE: Aydınlanma Çağını Hazırlayan Gelişmeler
Tosun Saral demiş kiFelsefe tarihçileri klasik anlamda iki aydınlanmadan bahsederler: Bu yazıya Mustafa Armağan'ın "Avrupa Tarihinin 10 Büyük Yalanı" başlıklı yazısında ki bir alıntı ile cevap vermek istiyorum. Alıntı:Tarihimizle ilgili bilgilerimizde Avrupa bu denli sabit, değişmez bir ölçü ise, bizzat Avrupa tarihiyle ilgili bilgilerimizde bu haydi haydi böyledir. Bu yazıda Avrupa’nın kendisi hakkında uydurduğu, sonra da beyinlerimize yerleştirdiği 10 yalana eğilecek ve onların gözlerimize serap serpen kuyu başlarında beliren saflığımıza beraberce güleceğiz. Buyurun. rasti rusti |
|||
|
08-21-2008, 10:47 PM
Mesaj: #3
|
|||
|
|||
|
RE: Aydınlanma Çağını Hazırlayan Gelişmeler
Yunan uygarlığından önce büyük uygarlıklar olarak Mısır,Hind ve Çin uygarlıkları vardır.Piramitleri yapacak teknolojiye ulaşanlar Yunanlılar değil Mısırlılardır.
Bilim tarihi kitaplarında yapılan büyük bir örtbas etme hareketiyle birlikte ortaçağ İslam bilimi hiç olmamış gibi hasır altı edilmektedir.İnsanlar da buna inanmaktadır.Aslında bunun çok basit bir nedeni var.Ortaçağ bizlere hep karanlık bir çağ olarak anlatılmaktadır.Bu ateşli silahları dahi İslam ordularından öğrenen Avrupa kıtası için doğrudur oysa batıda Endülüs'ten doğuda Çin'e kadar uzanan çok büyük bir coğrafya aydınlık zamanlar yaşamaktadır. Bu yazdıklarımla Yunan medeniyetini küçük görüyor değilim.Elbette önemli işler başarmışlardır.Hele ki Avrupa aydınlanmasını ve devrimlerini küçük görüyor hiç değilim.Nitekim son üç yüz yıldır modern dünyayı bu aydınlanma şekillendirmiştir.Benim tek kaygım gerçeklerin hasır altı edilmesidir. |
|||
|
08-22-2008, 10:22 PM
Mesaj: #4
|
|||
|
|||
|
RE: Aydınlanma Çağını Hazırlayan Gelişmeler
Greek bilim ve felsefesinin Mısır ve Babilonya uygarlıklarına dayandığını bildiğim kadarıyla batılılar da artık telaffuz ediyor.
Bu açıdan Greek Felsefesi için "menşei bilinmeyen harika" miti yıkılmış bulunmakta... Parçaları birleştirmeye mecburuz... |
|||
|
« Önceki Konu | Sonraki Konu »
|

Arama
Üye Listesi
Takvim
Yardım


