Mesaj Önizleme 
 
Konuyu Değerlendir
  • 0 Oy - 0 Ortalama
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Platon'un Atlantis Yorumu
08-15-2008, 10:39 PM
Mesaj: #1
Platon'un Atlantis Yorumu
Platon veya bildiğimiz adıyla Eflatun'un "Critias ve Timaeus Diyalogları" adlı eseri Atlantis kıtasının en canlı aktarıldığı eser olarak geçmekte. Platon, "Timaeus" adlı diyalog kitabında efsanevi Atlantis kıtasıyla ilgili şu bilgileri vermekte:
"Bugün Herkül Sütunları (Gibraltar Geçidi veya Cebel-i Tarık Boğazı) diye adlandırılan yerin ötesinde bir zamanlar büyük Posedion yada Atlantis denilen bir kıta vardı. Bu kıta Asya ile Libya'nın toplamından büyüktü. Genişliği 3000 stadio (1/8 kara mili), uzunluğu 2000 stadio idi. Bu kıtadan başka adalara geçiliyor, bu adalardan da bu adla adlandırılan denizi çevreleyen kara parçasına geçiliyordu."
Platon'un "Crietas" adlı söylevinde ise Atlantis bir Tsunami dalgası yüzünden yok olmuştu. Platon'un anlatımına göre Atlantis'te yüksek ve görkemli dağlar, göller, nehirler, yemyeşil ovalar, zengin ormanlar vardı. Madenler boldu ve "orichaic" adlı ateş gibi parlayan bir madenden söz edilmekte. Adanın güney kısmında, tarım amacıyla kullanılan ve mükemmel bir kanal sistemiyle sulanan dikdörtgen biçiminde düz bir ova vardı. Bu bölge, kuzey rüzgarlarını engelleyen zincir biçiminde bir dizi dağ tarafından korunuyordu. Ovaya giden yolun yarısında daire biçiminde çapı 10 km.'yi bulan ve kıyıdan uzaklığı 15 km. olan bir göl bulunmaktaydı. Göl denize bir kanalla bağlıydı ve 100 m. genişliğinde, 30 m. derinliğindeydi. Gölün ortasında 1 km. çapında küçük bir ada bulunmaktaydı. Tüm Atlantis Adası halka şeklinde iki kara parçasıydı ve aralarında sular yer alıyordu.
Küçük adanın tam merkezinde bulunan saray Atlantis'in her yerinden getirilen beyaz, siyah ve sarı taşlardan yapılmıştı. Dıştaki halkada, tapınaklar, bahçeler ve sportif yarışmaların yapıldığı alanlar vardı. Ortadaki göl aynı zamanda korunaklı bir limandı ve Atlantis'in egemenliğindeki her yerden gemiler buraya kadar gelip demirliyorlardı. Kanal boyunca, ticari bölgeler ve halkın yaşadığı binalar konuşlandırılmıştı. Buradaki kent Atlantis'în başkentiydi. 700 m.'lik bir alanı kaplayan saray çapı 15 km.'yi bulan bir duvarla çevriliydi.

rasti rusti
Bu kullanıcının gönderdiği tüm mesajları bul
Bu mesajı bir cevapta alıntı yap
08-16-2008, 12:29 AM
Mesaj: #2
RE: Platon'un Atlantis Yorumu
Platon bu tasvirleri nasıl yapmış acaba?Kullandığı kaynak neymiş?Efsanlere dayanarak mı yapmış ya da elinde bir harita bir belge mi varmış?Orası belli mi?
Bu kullanıcının gönderdiği tüm mesajları bul
Bu mesajı bir cevapta alıntı yap
08-16-2008, 05:17 PM (En son düzenleme: 08-16-2008 05:18 PM bayundur.)
Mesaj: #3
RE: Platon'un Atlantis Yorumu
Doğrusu hangi kaynaklardan istifade ederek bu yorumu yazdığını bilemiyorum. Ancak Platon harici başka kaynaklarda da kayıp kıta Atlantis'le ilgili bahisler mevcut. Örneğin Yunan Filazofu Proclus'un da bir yorumu var konu hakkında.
"Ünlü Atlantis artık mevcut değildir ama, bir zamanlar var olduğu hakkında herhangi bir kuşkumuz olamaz. Çünkü, Habeşistan tarihini yazan Marcellus, bir zamanlar böyle büyük bir adanın mevcut olduğunu ve okyanusla ilgil tarihleri derleyenein bunu onayladıklarını söylemektedir. Bu tarihçiler, Atlantis adasının muazzam cesametinin ve onu bir çok dönemler boyunca Atlantik okyanusundaki tümm adaları yönetişinin hatırasını korumuşardı."
Homeros da Odyssey'de, Atlaslardan ve adalarından bahsetmekte ve bunların Atlantislilerden başkası olmadığını iddia etmektedir.

Heredot ise Batı Afrika'da yaşayan ve adlarını Atlas Dağı'na veren bir halk olan Atlaslar'dan söz eder.

Mısır Firavun'u III.Ramses'in yazdırdığı yazılarda ise Atlantislilerin "büyük su dairesi üzerindeki kara parçasından ve adalardan geldikleri", "dokuzuncu kuşaktan eldikleri" aktarılmaktadır. Dokuzuncu kuşak ise eski Mısır, Yunan ve Roma'da kullanılan coğrafi konuma göre 52.ci ile 57.ci kuzey enlemleri arasında kalan bölgedir.

Atlantis'e ayrıca Hindlilerin Purana'sında da rastlanmaktadır. Bu metinlerde Atlantik okyanusunda bulunan büyük ve çok güçlü bir ülkeden bahsedilmekte. Bazı Asya yazıtları ve amerikan efsanelerinde 'Batı Denizi İmparatorluğundan' ve bu imparatorluğun güçlü depremler sonucu dalgalar tarafından yutulduğundan bahsedilmekte. Ayrıca bazı Amerikan yerlilerinde de benzer bir inanış bulunmaktadır. Bu yerliler ana vatanlarının Amerika kıtasının doğusunda "güneşin doğduğu ve şimdi sudan başka bir şeyin olmadığı bir yerde" olduğuna inanıyorlar. Aztekler ana vatan olarak Aztlan kıtasına inanmaktalar. Venezuella'ya ayak basan İspanyollar, atalarının suların içinde boğulduğunu anlatan Atlan adlı bir kabileyle karşılaştıklarını kayda geçirmişlerdir.

Germen efsaneleri, Hitt tablatleri, Mısır papürüsleri ve Medinet Habu yazıtları Atlantis'in yok olmasından bahsetmekte.

Mısırlı rahip Sulon'a göre eski Yunanlıların tarihsel anılarında da bazı çok büyük doğal afetlerin izleri bulunmaktaydı. Örneğin Phaeton öyküsünde insanlar ile bazı göksel varlıklar arasında geçen bir anlaşmazlığa değinilirken, Deuclion adında küçük bir tufandan bahsedilmekte. Mısırlı rahip, Tufan öncesindeki Atlantik'i ve politik gücünü anlatıyordu. Atlantis bir ada devletiydi ve bulunduğu yer Akdeniz'le Atlantik'i ayıran Herkül Sütunları'nın (Cebel-i Tarık Boğazı) karşısıydı. Atlantis devleti, adalarının çoğunu, şimdiki Avrupa kıtasının bir kısmını ve okyanusu kontrol ediyordu. Atlantisliler filolarıyla akdeniz'e giriyorlar, İtalya'ya (Thyrrenia), Afrika'da Libya'ya ve hatta Yukarı Mısır'a kadar geliyorlardı. Atlantis istilasını gerçekleştiremeden, birden bire sebebi anlaşılamayacak bir şekilde ortadan kaybolmuştu.

Yararlanılan kaynak: Ezoterika, Aydoğan Vatandaş, Timaş Yayınları s.34-35

rasti rusti
Bu kullanıcının gönderdiği tüm mesajları bul
Bu mesajı bir cevapta alıntı yap
08-16-2008, 06:47 PM
Mesaj: #4
RE: Platon'un Atlantis Yorumu
Atlantik'te Atlantis Adası, Pasifik'te Mu Adası, Hint Okyanusu'nda Lemurya Adası, yine Kuzey Atlantik'te Thule Adası... Varlıkları hala ispatlanamamış 4 ayrı mitolojik ada.

Özellikle Atlantis'in varlığı gerçeğe en yakın olanı. Bir çok eski uygarlığın yazılı veya sözlü kaynaklarında bahsedilen, gönderme yapılan bir ada. Atlantis gerçekte varolduysa, Mısır uygarlığı ile aralarında biyolojik bir bağlantı olduğu muhakkak. Bazı araştırmacılar Mısır Uygarlığı'nı Atlantis devletinin bir kolonisi olarak kabul ederler. Atlantis'i bir uzaylı kolonisi olarak gören araştırmacılar da yok değil tabi.

Ne olursa olsun bu kayıp kıtalar, özellikle Atlantis, çoğunlukla Orta ve Kuzey Amerika yerlileri olmak üzere bir çok kavmin hatırasında yerini koruyor. İlginç bir şey, Çerkezler'de bir beddua vardır. Birine kızınca "Allah seni o batan adaya sürsün" derler. Kafkas dağlarında eskiden ada falan yoksa, nereyi kastetmişler Allah bilir...

Non Silba Sed Anthar...
Kullanıcının websitesini ziyaret et Bu kullanıcının gönderdiği tüm mesajları bul
Bu mesajı bir cevapta alıntı yap
08-17-2008, 03:30 PM
Mesaj: #5
RE: Platon'un Atlantis Yorumu
kutup yıldızı demiş kiAtlantik'te Atlantis Adası, Pasifik'te Mu Adası, Hint Okyanusu'nda Lemurya Adası, yine Kuzey Atlantik'te Thule Adası... Varlıkları hala ispatlanamamış 4 ayrı mitolojik ada.

Özellikle Thule adası İzlanda mitoslarınma dayanan bir efsane. Ayrıca Grönland'ın batısında bu adla anılan bir yerleşim birimi mevcut. Bu Thule adası efsanesi özellikle Nazi hareketine Tibet kökenli Agharta efsanesi ile birlikte esin kaynağı olmuştur. Bu mevzudan ileride bahsedeceğim.

rasti rusti
Bu kullanıcının gönderdiği tüm mesajları bul
Bu mesajı bir cevapta alıntı yap
08-17-2008, 08:27 PM
Mesaj: #6
RE: Platon'un Atlantis Yorumu
Kanun yapıcı lakaplı Solon adlı devlet adamınında Atlantis hakkında yorumları mevcuttur. Bu bilgiyede Mısıra gittiğinde Yüksek Rahip Amenhotep ulaştığını fakat Yunanistana dönerken bildiklerini yazdığı parşomenler bir baskın sonucu ortadan kaybolunca çok bir bilgi getiremez. Fakat Atlantise gidiş yolunu şöyle tanımlar; " Engin denizlerde ilerledikten sonra çok adalıklı sulara girilir. Onunda ötesinde dar bir boğazdan geçtikten sonra Atlantis tüm ihtişamıyla gözükür....(Atlantisin tasviri yapılır)" .Genelde Atlantis İspanyanın batısında gösterilir. Tabi kesin değildir fakat bu tanımdan sonra sizcede Akdeniz-Ege-Boğazlar aklınıza gelmedi mi? Karadenizde bile olabilir Atlantis.

Kaynağım Atlantis-David Gibbins.(Fakat önerebileceğim sağlam bir kaynak değildir.)

İkbal devrinde sahip olmadığın meziyetlerden dolayı övenler, Güç devrinde sahip olmadığın günahlarla suçlyacaklarından şüphe etme...

Biz Türklerin viyana'ya kadar gitmesinin nedeni haçlılara iade-i ziyaretdendir.
Bu kullanıcının gönderdiği tüm mesajları bul
Bu mesajı bir cevapta alıntı yap
08-18-2008, 01:54 PM
Mesaj: #7
RE: Platon'un Atlantis Yorumu
Kaynak: İsmail Tosun Saral
İş Dergisi, Türkiye İş Bankası A.Ş. İç Yayın Organı, Nisan 1981, sayı ;174, s.30-31
ESRARLI ADA: ATLANTİS
“Evvel Zaman içinde, Herkül Sütunları adı verilen boğazın ötesinde, Ön Asya ve Libya'nın kapsadığı alandan daha büyük bir ada vardı. Atlantis denilen bu adada büyük ve hayranlık uyandıran bir krallık bulunuyordu..." Yunanlı filozof Plato, İsa'dan önce 350 yıllarında yazdığı "Timaeus" isimli dialogunda, Atlantis'den böyle bahsediyor ve "Critias" isimli diğer bir dialog unda sözlerine şöyle devam ediyordu : "Atlantis 154 bin mil ka.re büyüklüğünde, tahminen 20 milyon insanın yaşadığı, yarı tropik bir ada kıta idi. Kuzeyde büyük sıra dağlar ile kuşatılmıştı. Atlantisliler bu dağların en yükseğinde tanrıların tek başına oturduklarına inanırlardı. Sıcak ve şifalı sular boldu, filler ve diğer hayvanlar ormanlarda dolaşırlardı. Yılda iki defa bol ürün veren verimli toprakları erozyondan korumak ve ürünleri kolayca nakletmek için ülke boydan boya kanallarla kaplanmıştı. Poseidon 'Deniz Tanrısı' tapınağının da bulunduğu başkentin çevresi, dışı bronz kaplı dev bir duvarla çevrilmişti. Saray ve tapınaklarda altın ve gümüş pırıldardı".
Plato'nun dediğine göre Atlantis'liler İsadan önce 12000-9000 yılları arasında dünyanın tek hâkim uygarlığını kurmuşlar ve Akdeniz imparatorlukları İtalya ve Mısır sınırlarına kadar uzanmıştı. Kardeşlik ve âhlak'ın en yüksek değerler olduğu bir toplum kurmak için uğraşıyorlardı. Fakat zamanla daha fazla mal ve güç sahibi olmak istemeleri yüzünden, bütün Akdeniz bölgesini fethetmeğe kalktılar. Ancak, Greklerin ataları tarafından yenilgiye uğratılarak geri püskürtüldüler.
Sonra; yine Platoya göre "Korkunç bir gün ve korkunç bir gece içinde Atlantis deniz tarafından yutuldu."
Plato'nun ölümünden sonra Atlantis unutuldu ve bir efsane olarak kaldı. Fakat tarihten ve esrarlı şeylerden hoşlananların ilgisini çekmeye devam etti. Bir takım teorisyenler Atlantis'in İsveç'te, Güney Amerika'da, Güney Afrika'da, Girit'te, Bahamalar'da, Seylan'da bulunduğunu savundular. Bu konu ile ilgili olarak on bin kitap ve makale yayınlandı. Hiç biri Otto Heinrich Muck'un "The Secret of Atlantis" (Atlantis'in Esrarı] isimli kitabı kadar ilgi çekmedi.

Muck Viyana'lı bir mühendisti. Denizaltıların su altında haftalarca kalmasını sağlayan "snorkel" cihazını geliştirerek II. Dünya Savaşında büyük rol oynamalarını sağladı. Ayrıca V 1 ve V 2 roketlerini geliştiren bilginlerdendi. O'na göre "Plato'nun tanımı her yönden bir gerçek olarak kabul edilmeli"dir.
Plato, Atlantis'in Herkül Boğazı'nın ötesinde bulunduğunu söylemişti. Muck; bu boğaz'ın bugün Cebelitarık diye isimlendirilen yer olduğuna ve Atlantis'in de Avrupa’nın 750 mil batısındaki Azor Takım Adaları civarında yer almış olabileceğine inanıyordu. Buna karşılık arkeologlar ise; Atlantis'in Avrupa'da kolonileri olabileceği varsayımından yola çıkarak çok ileri olan bu uygarlığın izlerinin bulunması gerektiği fikrindeydiler. Fakat o yüzyılda yaşamış olan Neanderthal insanının kullandığı silah ve toprak kaplar, o yüzyılın taş devri olduğunu kanıtlıyordu. Muck ise iddiasında Cro-Magnon adamı'nı ileri sürmekteydi. Cro-Magnon'lar Neanderthal'lilerden daha uzun boylu ve daha uygar kişilerdi, ispanya ve Fransa'da bulunan kırmızı derili insanları tanımlayan, çok güzel mağara resimleri Cro-Magnonlara atfedilmektedir. Onların ziynet eşyaları, silahları ve diğer gereçleri Neanderthal adamlarınkinden çok daha üstündü. Muck; Cro-Magnon mezarlarında yaptığı incelemelerde bunların batıdan, Atlantik'ten geldiklerine ve Atlantis'liler olduklarına inanmıştı. Arkeologlar Cro-Magnon'ların Neanderthal'lilerin kaba stillerinden çok farklı olan ileri kültürlerinin kaynağını tam olarak tespit edememişlerdir.
Bu arada Avrupa'nın büyük bir kısmının, Atlantis'liler zamanında kar ve buzla kaplı olduğu ve buzulların ancak, İsa'dan Önce 11000 senelerinde çözülmeye başladığı unutulmamalıdır. Bugün Avrupa sahillerini ısıtan Gulf Stream akıntısı muhakkak Atlantis kıtası tarafından engelleniyordu. Muck'a göre bu büyük okyanus akıntısı Atlantis'e hoş bir iklim sağlamış ve bu yüzden de orada büyük bir uygarlık doğmuştu. Muck; Atlantis'le Gulf Stream arasındaki ilişkiye örnek olarak Avrupa yılan balıklarının şaşırtıcı çiftleşme âdetlerini göstermektedir. Azor Takım Adalarının güney batısında Sargossa Denizin de doğan bu balıklar Gulf Stream'le birlikte aptalca üç sene süren bir yolculuk sonunda Avrupa kıyılarına ulaşırlar, sonra da nehir ağızlarından Avrupanın içine kadar girerler. 10-15 sene sonra üremek için tekrar Sargossa Denizi'ne dönerler. Bu balıkların niçin bu kadar uzun ve tehlikeli bir yolculuğa katlandıkları sorusunu Muck; "Yılan balıklarının iç güdülerinin oluştuğu yıllarda Atlantis'in taze sulu nehirleri çok yakındı ve yılan balıklarına okyanustaki düşmanlarından koruyucu sığınak görevini görüyordu. Bu yüzden de Atlantis yok olduktan sonra bile bu balıklar bir iç güdü körlüğü ile Gulf Stream akıntısı ile yolculuklarına devam etmektedirler" diye yanıtlamıştır.
Muck ayrıca, Amerika kıtası ile eski dünya arasında bir bağlantı olması gerektiğini savunmakta, Mısır piramitleri ile Orta ve Güney Amerika piramitleri arasında bir benzerlik olması nedenini Atlantis'in Amerika kıtası ve eski dünya arasında bulunmasına bağlamaktadır.
İspanyol Bask'ları ve Maya Kızılderilileri arasındaki benzerlik daha da şaşırtıcıdır. Bask'lar ve Maya'ların yüz profilleri birbirlerine çok benzemektedir. Bask dilinin dünyanın diğer dillerinin hiç birisine benzemediği bilindiği halde, Muck; bir Bask misyonerinin Guatamala'nın uzak bir köşesinde yaşayan Mayaların kendi konuştuğu dili anlamalarından hayrete düştüğünü kitabında yazmaktadır. Her iki toplum da ekin'i biçmeden önce toprağı gevşetmek için aynı cins aleti kullanmaktadırlar. Bask'ların ulusal sporu olan ve küçük bir topla iki kişi tarafından oynanan "Pelota", Meksika kızılderililerinin de pek sevdikleri bir oyundur.
Platonun yazdığı gibi eğer deniz Atlantisi yutmuşsa, acaba hiç kimse bu kayıp ada-kıtayı aramak için suların altında araştırma yapmamış mı dır? Muck bu cümle üzerinde de durmuştur. Oceanography sayesinde bugün okyanus tabanının resimleri yapılmıştır. Atlantik Okyanusu Kuzey de İzlanda'dan, Güneyde Antartika kıta sahanlığına kadar uzanan 9 bin ayak yüksekliğinde bir tepe silsilesi ile ikiye ayrılmıştır. Bunlar Azor Takım Adaları civarında doğudan batıya doğru uzanan 250 mil genişliğinde ve 678 mil uzunluğunda, masiv bir düğüm meydana getirirler. Düğümün kuzeyinde ise zirveleri deniz üstüne çıkmış olan (ki bunlara Azor Adaları denir) volkanik denizaltı dağları vardır. Bu sualtı yaylasının genişliği ve şekli Plato'nun Atlantis tarifine çok ilginç bir şekilde benzemektedir.
Şimdi biraz Kuzey Amerika sahillerine, Charleston dolaylarına yönetelim. 1930'da uçakla havadan yapılan bir inceleme sonucunda 3 bin'e yakın halka biçiminde ya da oval kraterin araziye yayılmış olduğu çekilen topoğrafik resimlerden ortaya çıkmıştı. Bütün bu deliklerin güneydoğu kenarlarında sanki büyük bir itme gücü ile meydana gelmiş kanısını veren yığma duvarlar vardı. Muck'a göre bu kraterler kuzeybatı ufkundan gelen büyük göktaşları tarafından açılmışlardı. Carolina delikleri diye isimlendirilen bu delikler sahilden biraz daha uzaktaki iki büyük çukur yanında çok küçük kalmaktaydı. Porto Rico çukuru diye tanınan bu çukurlar 30 bin ayak derinliğinde ve 277 bin mil kare genişliğindedirler. Deniz tabanındaki bu büyük çukurlar ve binlerce küçük delikler nasıl meydana gelmiştir? Bu soruya Plato'nun "Yıldızların rotalarından sapması ve yeryüzünde herşeyin yanarak mahvolması" şeklindeki sözleri bir yanıt olmaktadır.
Muck bu yolundan sapmış yıldızın, güneşin etrafında tehlikeli açılarla acaip bir yörünge çizen ve muhtemelen Adonis grubundan bir Asteroid olduğu sonucuna varmakta ve bu davetsiz konuğa Asteroid A adını vermektedir. Asteroid A kuzeybatı ufkundan dev bir roket gibi hızla dünyaya çarptı. Su altındaki kraterlerin büyüklüğünden Muck, bu gök canavarının çapının 6 mil olduğunu tahmin etmektedir. 250 mil yükseklikte atmosfere girince yanmaya başladı. Arkasında yanan gazlardan 20-30 mil uzunluğunda bir kuyruk oluşmuştu. Atmosfere girişinden iki dakika sonra infilak etti. Her biri milyonlarca ton ağırlığında olan iki parçaya ayrıldı. l\ı parçalardan birisi denize düş tü ve düştüğü yerde Porto Rico çukurunu meydana getirdi. Daha küçük parçalar ise Carolina'ya düştüler.
Bu büyük çarpışma çok korkunç bir infilaka sebeb oldu. Dünyanın en hassas bir bölgesine düşmüş olması o bölgedeki bütün volkanların faaliyete geçmesine yol açtı. Büyük depremler Atlantis kıtasını sarstı, taş üstünde taş bırakmadı. Bütün ada-kıta cayır cayır yanmaya başladı. Yanan lavlar sulara karıştıkça çok büyük bir ısı meydana getirdi. Fırtınalar, tornadolar ve yangınların neden olduğu dumanlar troposfer'in en uzak kısımlarına kadar yükseldi. Buhar ve kül bulutları bütün dünyayı kapsadı. Eriyen magma tabakası, ve depremler sonucunda Atlantis batmaya başladı. Bu batış 24 saat sürdü. En yüksek 9 zirvesi bugünkü Azor Takım Adalarını doğurdu. Sonunda, Plato'nun dediği gibi "Korkunç bir gün ve korkunç bir gece içinde" Atlantis yok oldu.
Asteroid A'nın dünyaya çarpması dört bir yönde felaketler üstüne felaketlere neden oldu. Hemen hemen her kıtada depremler tahribat yaptı. Güney Amerika'nın kuzey ucu Atlantik'e gömülürken, kuzeybatı ucu yükselerek, deniz kenarında bulunan yerleşme merkezlerini bugünkü Ant dağlarının zirvelerine çıkarttı. Öldürücü gazlarla dolu dev bir kara bulut rüzgarlarla sürüklenerek her gittiği yere ölüm götürdü. O zamanlar buzla kaplı olmayan Sibirya'da yaşayan ve dünyanın en büyük yaratıkları olarak kabul edilen mamutlar'ın binlercesi oldukları yerde boğularak can verdiler.
Asteroid A'nın çarpması ile dünya rotasından çıktı. Bunun sonucu olarak iklimler değişti. Kuzey kutbu ve Sibirya ani bir soğuk dalgası ile buzla kaplandı.
Bu kara bulut içindeki milyonlarca ton su zerrecikleri İncil ve diğer kutsal kitaplarda sözedilen ünlü Tufana neden oldu. Bu felaketlerden başka Plato'nun dediğine göre Cebelitarık Boğazının ötesinde "bir büyük çamur denizi" oluştu ve çok uzun yıllar öte tarafına geçilemedi.
İnsanlık bu felaketin yaralarını ancak 3000 senede sarabildi. Bu binlerce sene boyunca volkanik küllerle dolu kalın bir kara bulut kuzey Avrupayı kapladı. Tufandan kurtulanlar bu bulutun altında yaşamak zorunda kaldılar. Bunlar için yaşam kısa ve tahammülü güç bir şeydi. Gökyüzü kahverengimsi siyah bir hal almıştı. Zamanla insanoğlu yeni uygarlıklar kurdu, İsa'dan Önce 4000 yıllarında Atlantis artık bir masaldan ibaretti. İlmine, sanatına, diline ait bütün izler silinmişti.
Bu kullanıcının gönderdiği tüm mesajları bul
Bu mesajı bir cevapta alıntı yap
08-18-2008, 11:38 PM
Mesaj: #8
RE: Platon'un Atlantis Yorumu
Alıntı:Plato'nun dediğine göre Atlantis'liler İsadan önce 12000-9000 yılları arasında dünyanın tek hâkim uygarlığını kurmuşlar ve Akdeniz imparatorlukları İtalya ve Mısır sınırlarına kadar uzanmıştı. Kardeşlik ve âhlak'ın en yüksek değerler olduğu bir toplum kurmak için uğraşıyorlardı. Fakat zamanla daha fazla mal ve güç sahibi olmak istemeleri yüzünden, bütün Akdeniz bölgesini fethetmeğe kalktılar. Ancak, Greklerin ataları tarafından yenilgiye uğratılarak geri püskürtüldüler

Bildiğim kadarıyla Platon Greklerin soyunu Atlantis'e yakın bir adaya dayandırıyor.Greklerin Atlantislileri yendiğinden de bahsetmiş.Belki de Platon bu hikayeyi kendi soyuna bir yücelik katmak için uydurmuştu.Şöyle de olabilir:Atlantis gerçektir, bazı efsanelerde izleri kalmıştır ama Platon kendi kafasına göre bu gerçekliği yeniden yazmıştır.

Bir de benim anlamadığım bir konu var.Böyle büyük çapta bir afeti,büyük bir adanın batışını yer ve okyanus bilimciler nasıl kesin kanıtlarla tam olarak belirleyemiyorlar?Hala efsane mi gerçek mi diye bazı efsanelere, metinlere ve Muck'un yaptığı gibi doğruluğu şüpheli bazı kurgulara göre tartışıyoruz.
Bu kullanıcının gönderdiği tüm mesajları bul
Bu mesajı bir cevapta alıntı yap
Mesaj Önizleme 


Benzer Konular...
Konu: Yazar Cevaplar: Gösterim: Son Mesaj
  Esrarlı Ada Atlantis Tosun Saral 3 2,272 08-19-2008 10:28 PM
Son Mesaj: aegarmageddon

Foruma Git: