Mesaj Önizleme 
 
Konuyu Değerlendir
  • 0 Oy - 0 Ortalama
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Osmanlı'da Oğlancılık ve Zina
03-12-2009, 03:28 PM
Mesaj: #21
RE: Osmanlı'da Oğlancılık ve Zina
Bence padişahların içki içip içmemeleri o kadar önemli değil. Asıl önemli olan liyakatli olup olmadıkları...

İttihatçılar vardı, hilâl bıyıklıydılar..
Sustasına basılmış birer çakıydılar...
Bu kullanıcının gönderdiği tüm mesajları bul
Bu mesajı bir cevapta alıntı yap
03-12-2009, 07:57 PM (En son düzenleme: 08-27-2010 04:46 AM bayundur.)
Mesaj: #22
RE: Osmanlı'da Oğlancılık ve Zina
okaplan78 demiş kiOsmanlı Padişahları İçki İçermiydi...

Buna göre Sultan Hamid rom içermiş. Gazete yazarı, "Dedesini defalarca görmüş olan torunundan daha mı iyi bileceğiz?" diye de soruyor. Gel gör ki bunu söylediği iddia edilen Şehzâde Ertuğrul Efendi 1912 doğumludur. Sultan Hamid 1918 yılında vefat etti. Ertuğrul Efendi’yle biz de görüştük. Kendisinden bizzat işittiğimize göre, dedesi Sultan Abdülhamid’i ömründe bir defa, mahbus bulunduğu Beylerbeyi Sarayı’nda görmüş. O zamanlar beş yaşında imiş. Babası Şehzâde Burhaneddin Efendi ile beraber ziyaret etmişler. Dedeleri kendilerini kucağına alıp sevmiş. Ömründe bir defa o da beş yaşında iken gördüğü dedesinin rom içtiğini Ertuğrul Efendi bilir mi? Bunu nezaketen kendisine sormak istemedim. Belki başkasından işitmiştir. Ama Sultan Abdülhamid’i çok daha yakından tanıyan ve onu defalarca görmüş olan yakın çevresinden böyle bir şey işitilmiş değil.
Kaynak : Prof. Dr. Ekrem Ekinci

Sultan Hamid dönemini incik incik inceleyen bir kardeşim vardı. Bana Sultan Hamid'in sürgün yıllarında ve Beylerbeyi'nde ki esaret günlerini günlük şeklinde kaleme alındığı bir eseri tavsiye etmişti bundan yaklaşık 5 sene kadar önce. Eseri yayına yakın tarih konusunda kitapları olan ve özellikle muhafazar kesime yakınlığı ile bilinen Metin Hülagü hazırlamıştı ve günlükleri de Sultan Hamid'e tahsis edilen doktor tutmuştu. (bu doktor üstüne üstlük İttihat ve Terakki Fırkasına mensup birisiydi. Abdülhamit'i sevmediği de yazdıklarından anlaşılıyordu lakin daha sonraları Sultan Hamid'e karşı yazdıklarına bakarsak uslubunda giderek bir yumuşama da söz konusudur.) Neyse Sultan Hamid biraderi Sultan Murad Han'ın şehzadeliğinde işreti çok sevdiğinden, içki meclislerinde bulunduğundan bahsetmiştir. Ancak kendisinin de gençlik hevesiyle çok genç yaşta bir kereye mahsus olmak üzere içki içmeyi denediğini de itiraf etmiştir. Ancak hiçbir zevk alamadığından ve pişman olduğundan dolayı da bir daha ağzına sürmediğini söylemiştir.

Eser için: http://www.netkitap.com/ayrinti.asp?id=46203&id2=45655 tıklayın.

rasti rusti
Bu kullanıcının gönderdiği tüm mesajları bul
Bu mesajı bir cevapta alıntı yap
03-12-2009, 08:17 PM (En son düzenleme: 03-12-2009 08:18 PM enver paşa.)
Mesaj: #23
RE: Osmanlı'da Oğlancılık ve Zina
bayundur demiş ki
okaplan78 demiş kiOsmanlı Padişahları İçki İçermiydi...

Buna göre Sultan Hamid rom içermiş. Gazete yazarı, "Dedesini defalarca görmüş olan torunundan daha mı iyi bileceğiz?" diye de soruyor. Gel gör ki bunu söylediği iddia edilen Şehzâde Ertuğrul Efendi 1912 doğumludur. Sultan Hamid 1918 yılında vefat etti. Ertuğrul Efendi’yle biz de görüştük. Kendisinden bizzat işittiğimize göre, dedesi Sultan Abdülhamid’i ömründe bir defa, mahbus bulunduğu Beylerbeyi Sarayı’nda görmüş. O zamanlar beş yaşında imiş. Babası Şehzâde Burhaneddin Efendi ile beraber ziyaret etmişler. Dedeleri kendilerini kucağına alıp sevmiş. Ömründe bir defa o da beş yaşında iken gördüğü dedesinin rom içtiğini Ertuğrul Efendi bilir mi? Bunu nezaketen kendisine sormak istemedim. Belki başkasından işitmiştir. Ama Sultan Abdülhamid’i çok daha yakından tanıyan ve onu defalarca görmüş olan yakın çevresinden böyle bir şey işitilmiş değil.
Kaynak : Prof. Dr. Ekrem Ekinci

Sultan Hamid dönemini incik incik inceleyen bir kardeşim vardı. Bana Sultan Hamid'in sürgün yıllarında ve Beylerbeyi'nde ki esaret günlerini günlük şeklinde kaleme alındığı bir eseri tavsiye etmişti bundan yaklaşık 5 sene kadar önce. Eseri yayına yakın tarih konusunda kitapları olan ve özellikle muhafazar kesime yakınlığı ile bilinen Metin Hülagü hazırlamıştı ve günlükleri de Sultan Hamid'e tahsis edilen doktor tutmuştu. (bu doktor üstüne üstlük İttihat ve Terakki Fırkasına mensup birisiydi. Abdülhamit'i sevmediği de yazdıklarından anlaşılıyordu lakin daha sonraları Sultan Hamid'e karşı yazdıklarına bakarsak uslubunda giderek bir yumuşama da söz konusudur.) Neyse Sultan Hamid biraderi Sultan Murad Han'ın şehzadeliğinde işreti çok sevdiğinden, içki meclisllerinde bulunduğundan bahsetmiştir. Ancak kendisinin de gençlik hevesiyle çok genç yaşta bir kereye mahsus olmak üzere içki içmeyi denediğini de itiraf etmiştir. Ancak hiçbir zevk alamadığından ve pişman olduğundan dolayı da bir daha ağzına sürmediğini söylemiştir.

Eser için: http://www.netkitap.com/ayrinti.asp?id=46203&id2=45655 tıklayın.
Murat Bardakçı Abdulhamit'in torunu Orhan Efendi'nin bant kaydını yayınlamıştı ve bu kayıtada Orhan Efendi dedesinin rum içtiğini bununda Kuranda yasak olmadığını iddia ettiğinden bahseder hatta etrafındakileride içmeye teşvik ettiğini "İçin için şifadır" dediğinde bahseder.Bu söylediklerine hem kendisinin şahit olduğunu hemde babalarından defalarca dinlediğinide ekler.Abdulhamit'in içki içip içmemesi onun büyüklüğüne şüphe düşürecek bir durum değildir.Bu konuda hiçbir tarihçi bazı dayanaklar edinerek kesin sözler telaffuz etmemelidir diye düşünüyorum.

Mehmet Akif Asım'ın nesli cepheden dönmediği için Türkiye'den gitti!

Galip Erdem
Bu kullanıcının gönderdiği tüm mesajları bul
Bu mesajı bir cevapta alıntı yap
03-12-2009, 08:25 PM (En son düzenleme: 08-27-2010 04:48 AM bayundur.)
Mesaj: #24
RE: Osmanlı'da Oğlancılık ve Zina
enver paşa demiş ki
bayundur demiş ki
okaplan78 demiş kiOsmanlı Padişahları İçki İçermiydi...

Buna göre Sultan Hamid rom içermiş. Gazete yazarı, "Dedesini defalarca görmüş olan torunundan daha mı iyi bileceğiz?" diye de soruyor. Gel gör ki bunu söylediği iddia edilen Şehzâde Ertuğrul Efendi 1912 doğumludur. Sultan Hamid 1918 yılında vefat etti. Ertuğrul Efendi’yle biz de görüştük. Kendisinden bizzat işittiğimize göre, dedesi Sultan Abdülhamid’i ömründe bir defa, mahbus bulunduğu Beylerbeyi Sarayı’nda görmüş. O zamanlar beş yaşında imiş. Babası Şehzâde Burhaneddin Efendi ile beraber ziyaret etmişler. Dedeleri kendilerini kucağına alıp sevmiş. Ömründe bir defa o da beş yaşında iken gördüğü dedesinin rom içtiğini Ertuğrul Efendi bilir mi? Bunu nezaketen kendisine sormak istemedim. Belki başkasından işitmiştir. Ama Sultan Abdülhamid’i çok daha yakından tanıyan ve onu defalarca görmüş olan yakın çevresinden böyle bir şey işitilmiş değil.
Kaynak : Prof. Dr. Ekrem Ekinci

Sultan Hamid dönemini incik incik inceleyen bir kardeşim vardı. Bana Sultan Hamid'in sürgün yıllarında ve Beylerbeyi'nde ki esaret günlerini günlük şeklinde kaleme alındığı bir eseri tavsiye etmişti bundan yaklaşık 5 sene kadar önce. Eseri yayına yakın tarih konusunda kitapları olan ve özellikle muhafazar kesime yakınlığı ile bilinen Metin Hülagü hazırlamıştı ve günlükleri de Sultan Hamid'e tahsis edilen doktor tutmuştu. (bu doktor üstüne üstlük İttihat ve Terakki Fırkasına mensup birisiydi. Abdülhamit'i sevmediği de yazdıklarından anlaşılıyordu lakin daha sonraları Sultan Hamid'e karşı yazdıklarına bakarsak uslubunda giderek bir yumuşama da söz konusudur.) Neyse Sultan Hamid biraderi Sultan Murad Han'ın şehzadeliğinde işreti çok sevdiğinden, içki meclisllerinde bulunduğundan bahsetmiştir. Ancak kendisinin de gençlik hevesiyle çok genç yaşta bir kereye mahsus olmak üzere içki içmeyi denediğini de itiraf etmiştir. Ancak hiçbir zevk alamadığından ve pişman olduğundan dolayı da bir daha ağzına sürmediğini söylemiştir.

Eser için: http://www.netkitap.com/ayrinti.asp?id=46203&id2=45655 tıklayın.
Murat Bardakçı Abdulhamit'in torunu Orhan Efendi'nin bant kaydını yayınlamıştı ve bu kayıtada Orhan Efendi dedesinin rum içtiğini bununda Kuranda yasak olmadığını iddia ettiğinden bahseder hatta etrafındakileride içmeye teşvik ettiğini "İçin için şifadır" dediğinde bahseder.Bu söylediklerine hem kendisinin şahit olduğunu hemde babalarından defalarca dinlediğinide ekler.Abdulhamit'in içki içip içmemesi onun büyüklüğüne şüphe düşürecek bir durum değildir.Bu konuda hiçbir tarihçi bazı dayanaklar edinerek kesin sözler telaffuz etmemelidir diye düşünüyorum.

Murat Bardakçı'nın Orhan Efendi ile Marsilya'da yaptığı röportajları okumuştum. (kendi eseri olan bir kitaptan) Ancak Orhan Efendi'nin dedesi hakkında böyle bir ithamda bu röpartajların hiç birinde bulunmamıştı çünkü dedesini hayal meyal gittiği bayram ziyaretlerinden hatırlıyordu. (bayramlar haricinde özellikle kız evlatlarını ve torunlarını pek göremiyordu) "Beni ve kardeşimi kucağına alır suratımıza sigara dumanı üflerdi" diye anlatırdı dedesini. Ayrıca bırakınız bir Türk hükümdarının, aklı başında hiç bir Türk evladının mübarek bir gün olan bayram günü insanları içki içmeye teşvik edebileceğini sanmıyorum. Murat Bardakçı eğer bunları gerçekten demişse öyleyse önceden yazdıkları ile ilgili tutarsızlık mevcuttur diyeceğim kendisi için.

rasti rusti
Bu kullanıcının gönderdiği tüm mesajları bul
Bu mesajı bir cevapta alıntı yap
03-12-2009, 08:33 PM (En son düzenleme: 03-12-2009 08:34 PM enver paşa.)
Mesaj: #25
RE: Osmanlı'da Oğlancılık ve Zina
Bu iddiayı ortaya attığında birçok küfürlü mail ve tepki almıştı haftalarca programını kesip bu küfürlü maillere veyahut kendisini gaztelerinin köşelerinde eleştiren tarihçilere laf yetiştirmeye ayırmıştı.Kayıdı programında yayınladı Kanal D'de galiba yanıltmak istemiyorum 2000 yılında bir gaztecinin röportajında konuşan orhan efendi bu sözleri aynı şekliyle söylüyordu yani bunlar söyleNTİ değil bizzat orhan efendinin ağzındna çıkan sözlerdi murat bardkaçı hatta kafmaı bozmayın osmanlı ailesinden kimseleri çıkartırım programa size nahoş gibi gelen durumları ne kadar normal bir üslupla anlattıklarını kendi bakış açılarının sizin hayal dünyanızdakiyle alakasının olamdığını gösteririm demişti.Ben gördüklerimi bildiklerimi anlattım bir hatam olmuşsa affola.

Mehmet Akif Asım'ın nesli cepheden dönmediği için Türkiye'den gitti!

Galip Erdem
Bu kullanıcının gönderdiği tüm mesajları bul
Bu mesajı bir cevapta alıntı yap
03-12-2009, 08:50 PM (En son düzenleme: 08-27-2010 04:50 AM bayundur.)
Mesaj: #26
RE: Osmanlı'da Oğlancılık ve Zina
enver paşa demiş ki
Bu iddiayı ortaya attığında birçok küfürlü mail ve tepki almıştı haftalarca programını kesip bu küfürlü maillere veyahut kendisini gaztelerinin köşelerinde eleştiren tarihçilere laf yetiştirmeye ayırmıştı.Kayıdı programında yayınladı Kanal D'de galiba yanıltmak istemiyorum 2000 yılında bir gaztecinin röportajında konuşan orhan efendi bu sözleri aynı şekliyle söylüyordu yani bunlar söyleNTİ değil bizzat orhan efendinin ağzındna çıkan sözlerdi murat bardkaçı hatta kafmaı bozmayın osmanlı ailesinden kimseleri çıkartırım programa size nahoş gibi gelen durumları ne kadar normal bir üslupla anlattıklarını kendi bakış açılarının sizin hayal dünyanızdakiyle alakasının olamdığını gösteririm demişti.Ben gördüklerimi bildiklerimi anlattım bir hatam olmuşsa affola.
Öncelikle daha önce yazdıklarımda ufak bir yanlışlık var onu düzelteyim. Murat Bardakçı, Orhan Efendi ile (Mehmet Orhan Efendi) Marsilya'da röportaj yaptı demiştim aslı Nice şehri olacaktı. Neyse şimdi de sana yanıt vereyim Enver Paşa kardeşim. Mehmet Orhan Efendi 2000 senesinde maalesef hayatta değildi. Kendisi 1994 yılında vefat etti. Bu yüzden yukarıda yazıldığı gibi bir bant kaydının mevcut olması söz konusu olamaz. Murat Bardakçı ile Orhan Efendilerinin arasında bir baba-oğul ilişkisi olduğu gerçektir. Hatta 1992 senesinde Orhan Efendi seneler sonra ilk kez vatanına ziyaret maksadıyla geldiğinde kendisini Murat Bardakçı ağırlamıştır. Dolayısıyla Murat Bardakçı'nın da böyle bir iddiada bulunacağını sanmıyorum. Sen zannedesem isimleri veya zamanları karıştırmış olabilirsin. Elindeki malumatlara bir göz atmanı tavsiye edeceğim bir büyüğün olarak.

rasti rusti
Bu kullanıcının gönderdiği tüm mesajları bul
Bu mesajı bir cevapta alıntı yap
03-12-2009, 09:15 PM (En son düzenleme: 03-12-2009 09:24 PM enver paşa.)
Mesaj: #27
RE: Osmanlı'da Oğlancılık ve Zina
http://videonuz.ensonhaber.com/haber-189...cerdi.html


Çok özür dilerim abi bahsettiğim zat Orhan Efendi değil Osman Efendi'ymiş verdiğim linkteki videoda 1999'da yayınlanan röportaj devreye girecek.Murat Bardakçı birkaç şey söylüyor ardından da rörportaj videonun sonlarına doğru devreye giriyor.

Mehmet Akif Asım'ın nesli cepheden dönmediği için Türkiye'den gitti!

Galip Erdem
Bu kullanıcının gönderdiği tüm mesajları bul
Bu mesajı bir cevapta alıntı yap
03-12-2009, 09:29 PM (En son düzenleme: 03-12-2009 09:30 PM enver paşa.)
Mesaj: #28
RE: Osmanlı'da Oğlancılık ve Zina
Ayrıca Murat Bardakçı Dolmabahçe kayıt defterlerine baksınlar Abdulhamit zamanında saraya hangi, marka içkilerin girdiğini görürler demişti Fatih Altaylı ile teke tek özel programında.Ben kesin içer demiyorum ama içer veyhahut içmez yönündeki tezlerin kesin bir şekilde sununlmasınıda pek sağlıklı bulmuyorum.

Mehmet Akif Asım'ın nesli cepheden dönmediği için Türkiye'den gitti!

Galip Erdem
Bu kullanıcının gönderdiği tüm mesajları bul
Bu mesajı bir cevapta alıntı yap
03-12-2009, 09:34 PM (En son düzenleme: 03-12-2009 09:35 PM enver paşa.)
Mesaj: #29
RE: Osmanlı'da Oğlancılık ve Zina
Abdülhamid içki içer miydi?

Tarihin dalgaları, kimlik sorunlarımızın artışına paralel olarak toplumsal hafızanın kıyısına giderek daha sık çarpar oldu. Kimlik cüzdanımızda o bir türlü kapatamadığımız boşluğu, tarihe giderek çözebileceğimizi umuyor, bu yüzden tarih okuyor, tarih dinliyor, tarih 'seyrediyoruz'! Ancak televizyon programlarının zaman zaman zihinleri çorbaya çevirme fırsatı kollayanların elinde zehirleyici birer alet olabildiği de bir gerçek.
Nitekim Murat Bardakçı, 4 Ocak 2009 akşamı Kanal 1'de o kadar çok sayıda çam devirdi ki, sayamadım. Herkesi cahil buluyor Bardakçı; zaten kendisinden başka bu ülkede doğru dürüst Osmanlıca okumayı bilen de yok. Oysa büyük ölçüde Vahdettin'in ailesinin kendisine verdiği belgeleri düzenlemekten ibaret bir çalışma olan "Şahbaba"da bile yığınla Osmanlıca okuma hatasını görmezden gelmek için kör olmak lazım. En basiti, sayfa 574'e koyduğu Harbiye Nazırı Şakir Bey imzalı 2 No'lu belgedeki "lede't-tezekkür" ibaresini "ledet'-tezkir" okumuştur. Ortalama Osmanlıca bilgisine sahip birisi bile kelimenin "tezkir" okunması için "kef" harfinden sonra "ya" harfinin gelmesi lazım geldiğini bilir.

Hata aramaya devam edersek, "tarihçimiz"in aynı kitabın 475. sayfasında okumaya çalıştığı mektubun bir tek sayfasında tam 5 yanlış yaptığını görürüz. Mesela Vahdettin'in "Cenâb-ı Erhamü'r-Rahîmîn" ibaresi, grameri ve anlamı tamamen bozularak "cenabu'r-rahmanu'r-rahim" haline getirilmiş. İnsanın Arapça bilmesine gerek yok, biraz camiye devam etmiş bir kimse bile kulak aşinası olurdu bu klasik dinî ibareye.

Devam edelim. Ufak tefekleri atlıyorum ama Bardakçı'nın "tahsîn" kelimesini "tahmin" diye okumasına ne demeli bilmem? Bir kere kelimenin "tahmin" okunabilmesi için "ha" harfinin üzerinde nokta ve "mim" harfinin de bir çentiği olmalı değil miydi? Tabii "erae" kelimesi de yanlış okunmuş, aslı "irâe" olacaktı vs.

Uzatmak mümkünse de bunlar 25 Mart 2001 günkü "Hürriyet"te Tanzimat'ı 1826 yılında ilan ettirmesi gibi fahiş hatalar yanında affedilir cinsten sayılır. Ne var ki Tanzimat'ı tam 13 yıl önce ilan ettiren bu hata dahi Abdülhamid'in içki içtiği iddiası yanında çocuk oyuncağı kalır.

Bize sürekli belge olmadan tarih yazılmaz, diye pes perdeden dersler veren Bardakçı, bu iddiasında neyi delil gösteriyor, biliyor musunuz? Hanedan reisi Osman Ertuğrul Efendi'nin bir çocukluk hatırasını. Kendisine demiş ki, "Dedem Porto şarabı içerdi, hatta içtiğiyle yetinmez, şifadır diye bize de tattırırdı." Delil dediği bu.

Bir kere Osman Ertuğrul Efendi'nin doğum tarihi 18 Ağustos 1912'dir. Onun görebileceği tarihlerde Abdülhamid, Beylerbeyi Sarayı'nda hapistir. Evlatları ancak bazı bayramlarda, bir de çok özel izinlerle görüşebilirlerdi babalarıyla (yanlarında bazen torunlarının bulunduğu da olurdu). Özel doktoru Atıf Hüseyin Bey'in notlarından, ölümünden önce kızlarıyla yaptığı son görüşmenin 22 Temmuz 1917'ye rastlayan Kurban Bayramı'nın 3. gününde gerçekleştiğini öğreniyoruz. Osman Ertuğrul Efendi eğer o gün dedesini görmüş ise -ki bu da kesin değil-, o sırada henüz 4 yaşını 11 ay geçmiş bir ufaklıktır. Bu durumda bacak kadar çocuğun şarap markasını hatırlaması gibi bir hafıza mucizesi karşısındayız demektir. (O ânı 90 küsur yıl sonra ayrıntısıyla hatırlaması da ayrı bir mucize sayılmalı değil midir?)

Bardakçı'ya ne kadar güvenilir?

Bir kere gözaltında bulundurulduğu Beylerbeyi Sarayı'nda mübarek bayram günü elinde şarap kadehiyle torununu karşılayan bir dedeyi düşünmenin garabeti bir yana, Atıf Hüseyin Bey'in günü gününe tuttuğu notlarda onun içki içtiğine dair hiçbir ipucu vermeyişini neye yormalıyız? Abdülhamid'den pek de haz ettiğini söyleyemeyeceğimiz doktorun Selanik ve Beylerbeyi'ndeki 9 yıllık mahpusluk günlerinde bir tek defa olsun içki içmekte olduğundan söz etmemiş olması yeterince anlamlı bir cevap değil midir?

Aşağıda kendisini en yakından tanıyan güvenilir şahısların dilinden Abdülhamid'in içki içmediğine dair tanıklıkları okuyacaksınız. Fakat meselenin bilimsel değil, maalesef politik olduğunu da hatırlatalım. Abdülhamid bahane yani. Asıl dava başka.

Sizin anlayacağınız, bu milletin Abdülhamid'in etrafında sımsıkı kenetlendiğini görenler, hazmedemiyorlar bu sevgiyi. Bu yüzden işleri güçleri, milletin değerlerini gözden düşürmek, hassasiyetlerini kaşımak ve onları kendi yorum tekellerinde tutmak oluyor.

Ben şahsen Bardakçı'nın, "Şahbaba" ile bir kesimin Vahdettin aleyhindeki direncini kırmasını takdir etsem de, titizliğine ve en önemlisi de samimiyetine güvenmiyorum. Çalakalem ve belden aşağı vuruşlarla tarihi yağmalıyor ve değiştiriyor. Öyle olmasa, sokaklardaki 'çıplak denilecek derecede açık saçık' giyinenlere yönelik bir düzenleme yapılması için verdiği emri çarpıtıp "Abdülhamid çarşafı yasaklamıştı" diye yutturmaya kalkmadan önce belgeyi okuyup ne dediğini anlamaya çalışırdı. (haberturk.com, 8 Şubat 2008)

Kendi hatalarına bakacaklarına, bu ülkenin yetiştirdiği değerlere sataşmayı ve onların sırtından prim elde etmeyi marifet sayan bir kesim hiç eksilmedi Türkiye'de maalesef.

İttihatçılık böyle bir şey işte. Çamur at, izi kalsın. Amacına ulaştıktan sonra insanların zihinleri karışmış, umurlarında değil. Bunlara en iyi cevabı vaktiyle Ahmed Rıza Bey vermiş, İttihat ve Terakki'nin Merkez-i Umumi'sinde Talat Paşa ve Eyüp Sabri Bey'in yüzlerine şu acı sözleri tokat gibi çarpmıştı:

"Ayıp, ayıp. Bu adam 32 sene Hakan ve Halife idi. Sultan Hamid için şu söylenen, yazılan, çizilenlerin büyük kısmının yalan ve iftira olduğunu bildiğimiz halde, nasıl tahammül edip imkân veriyoruz? Bu iftira selinin yarınki muhatapları da bizler olacağız."

Dediği gibi olmadı mı?

Tarihten ders almak bunun için önemlidir işte. m.armagan@zaman.com.tr






--------------------------------------------------------------------------------


İŞTE TANIKLAR
"Abdülhamid içki içmezdi"

Şadiye Osmanoğlu (kızı)

Babam içki içmez, içenleri hoş görmezdi. Saraya sokulmasını da yasak etmişti. Dindar, Allah'ına bağlı, büyük bir Müslüman idi. Abdestsiz yere basmazdı.

Ayşe Osmanoğlu (kızı)

Babam doğru ve tam dinî itikada sahip bir Müslüman'dan başka bir şey değildir. Beş vakit namazını kılar, Kur'ân-ı Kerim okurdu. Herkesin namaz kılmasını, camilere devam edilmesini çok isterdi. Sarayın hususî bahçesinde beş vakit Ezân-ı Muhammedî okunurdu.

Celâleddin Velora Paşa (Avlonyalı Ferid Paşa'nın oğlu)

Az yer, içki içmez, kumar oynamaz, ibadetinde kusur göstermezdi. Çok defa; "Boş olan bu hayatı, Tanrı'ya teşekkür için ibadetle geçirmek gerekir." derdi.

Semih Mümtaz (Reşid Mümtaz Paşa'nın oğlu)

Şehzadeliğinde bilhassa açıklıklarda yemek yemeyi tercih eder, bu gibi âlemlerin içkisiz eğlencelerine iltifat eylerdi.

İbnülemin Mahmud Kemal İnal (alim)

Ayş ü işrete ve fuhş u rezîlete rağbet etmezdi. Salâbet-i diniyyesi müsellem bir Müslim idi. Ferâiz-i diniyyeyi edâda asla tekâsül [kusur] göstermezdi.



--------------------------------------------------------------------------------


Meraklısı için notlar
Abdülhamid'in iki kızı, babalarını dindarlığı ve içkiye yaklaşımını bizimle paylaştılar: Ayşe Osmanoğlu, "Babam Abdülhamid", 1960, s. 11-22; Şadiye Osmanoğlu, "Hayatımın Acı ve Tatlı Günleri", 1966, s. 22.

Abdülhamid'in içki içmediğini iki paşa oğlu dile getirmiştir: Celaleddin Velora Paşa, "Madalyonun Tersi", İst. 1970, s. 16; Semih Mümtaz S., "Sultan Hamid'in Hususiyetleri", Resimli Tarih Mecm., Temmuz 1950, s. 244-46.

İbnülemin Mahmud Kemal İnal "Son Sadrazamlar"ında Abdülhamid'in içki içmediğinden birkaç yerde söz eder. Cüz VIII, 1948, s. 1288-89 ve 1301.

http://www.zaman.com.tr/yazar.do?yazino=804829



Buda Mustafa Armağan'ın Murat Bardakçı'yı tenkid eden yazısı Murat Bardakçı Mustafa Armağan'a çok sert cevap vermişti .Ayrıca Ayşe Osmanoğlu'nun hatıratının kaynak göstermesini alaycı bir üslupla sahte hatıratları önüme getiriyorsun Ayşe Osmanoğlu'nun hatıratı Topkapı Sarayı'na ailesi tarafından okunmamak ve basılmamak üzere teslim edilmiştir demişti.

Mehmet Akif Asım'ın nesli cepheden dönmediği için Türkiye'den gitti!

Galip Erdem
Bu kullanıcının gönderdiği tüm mesajları bul
Bu mesajı bir cevapta alıntı yap
03-13-2009, 01:03 AM
Mesaj: #30
RE: Osmanlı'da Oğlancılık ve Zina
İçki içen Osmanlı padişahları vardır. Ne olmuş yani buradan çıkacak netice nedir? İçki içen kafir mi oluyor? Tarihçi geçinen şu adamların zihniyetine bakın, al baltayı vur kafaya yaş kütük değilse ben de bir şey bilmiyorum.
Bu kullanıcının gönderdiği tüm mesajları bul
Bu mesajı bir cevapta alıntı yap
Mesaj Önizleme 


Foruma Git: