|
Barbaros Hızır Hayrettin Paşa
|
|
01-25-2012, 01:32 AM
Mesaj: #1
|
|||
|
|||
|
Merhaba arkadaşlar. Ben eskişehirde tarih bölümü okuyorum. Sınavda hocamız bize '' Hayrettin Paşa hangi padişah döneminde Osmanlı hizmetine girmiştir ?'' diye sordu. Biz de arkadaşlar olarak Kanuni dönemi dedik. Ama hocamız ısrarla Yavuz Sultan Selim dönemi dedi. Pek fazla araştırmadım ama bana yardımcı olursanız sevinirim...
|
|||
|
01-25-2012, 09:00 PM
Mesaj: #2
|
|||
|
|||
|
RE: Barbaros Hızır Hayrettin Paşa
Kışı Tunus’ta geçirdik. Bir yeni bahar daha geldi. 12 pare tekneyle mübarek bir saatte deryaya çıktık. Sicilya’da bir kaleyi bastık. 300’e yakın esir aldık. Teknelere pay edip küreğe koyduk. Deli Mehmed Reis, limanda yatan bir ticaret gemisini ele geçirdi. Tekne, ağzına kadar şeker yüklüydü. 650 çift sandık şeker saydık. Deli Mehmed Reis’i, bu malı Tunus’a götürmeye memur ettim. Ertesi gün kısmetimiz daha da açıldı. 4 pare tekne ele geçirdik ki, ikisi çuha yüklüydü. Biri seren direğiyle doluydu. Fransa’ya götürülüyordu. Dördüncü gemiden kurşun, barut ve gülle çıktı. Velhasıl dört parça da güzel ganimetti.
33 gün sonra Tunus’a döndük. O kadar çok çuha ele geçirmiştik ki, teknelerde ayak basar tahta zeminleri bile çuha döşedik. Her levendin payına 7,5 kantar şeker, 12 top çuha, 125 top kumaş düştü. Ele geçirdiğimiz seren direkleri, çok iyi keresteden yapılmıştı. En büyük teknelerde kullanılabilecek derecede sağlam ve uzundu. Bu seren direklerini Şevketlü Sultan Selim Han padişahımıza hediye göndermeye karar verdik. Direklerle beraber 200 de esir seçtik. Bunları Muhiddin Piri Reis, İstanbul’a, Sultan Selim Han’a götürecekti. Muhiddin Piri Reis, merhum Kemal Reis’in yeğeni idi. Zarif ve alim bir arkadaşımızdı. Padişah kapısında nasıl davranmak lazımdır, çok iyi bilirdi. Uğurlu bir saatte Piri Reis’i Tunus’tan İstanbul’a yola çıkardık. "PADiŞAH DUASI ALDIK İKİ CİHANDA AZİZ OLDUK" Muhiddin Piri Reis, 6 pare tekneyle Tunus’tan hareketinin yirmi birinci günü İstanbul’a vardı. Sarayburnu önünde demirledi. Toplarını ateşleyip hakanımız Sultan Selim Han’ı selamladı. Sultan Selim Han, Piri Reis’i huzuruna kabul etti. Benim yazdığım nameyi bizzat kendi okumak inayetinde bulundu. Ağam Oruç Reis’in ve benim gazalarımdan hoşnud oldu. Mübarek ellerini kaldırıp bize ve levendlerimize dualar eyledi : "Hak Taala, dünya ve ahirette Oruç ve Hayreddin kullarımın yüzlerini ak eylesin," dedi; "kılıçları keskin, düşmanları mahkur, denizde ve karada gazaları mansur olsun. Daima muzaffer olalar!" Böylece padişah duası aldık. Artık sırtımız yere gelmezdi. İki cihanda aziz olmuştuk. Piri Reis yoldaşımız, hakanımızdan büyük iltifat gördü. On kese akça ihsan aldı. Sırtına hıl’at giydirildi. Selim Han, hediyelerimizi tenezzülen kabul etti ve teker teker bakmak suretiyle lütfunu esirgemedi. Hatta Piri Reis’in teknelerinin Yalı Köşkü’ne yanaşmasını irade buyurdu ki, şimdiye kadar hiçbir geminin saray sahiline yanaşmak haddi değildi. Piri Reis, hediyelerimizi 200 kafir esirinin sırtına yükletmiş ve iyi bir alay düzenlemişti. 200 levend de, sırmalı urbalar kuşanmış olarak sahile çıktılar, Hakanımıza gösteriş yaptılar. Selim Han, her levende ellişer altın ihsan etti. İstanbul’da kaldıkları müddetçe iaşe ve ibatelerinin miriden temin olunmasını buyurdu. Muhiddin Piri Reis için ayrı bir konak tahsis edildi. Sultan Selim Han, teknelerin tersaneye çekilmesini irade buyurdu. Teknelerimiz burada yağlandı, eksikleri tamamlandı, gedikleri düzüldü, mühimmatı koşuldu. Ayrıca hakanımızın emriyle 27’şer oturak iki kadırga inşasına başlandı. Selim Han bu kadırgalardan birini bana, diğerini ağam Oruç Reis’e ihsan buyuracaktı. Kadırgaların kıçları altın yaldızla yaldızlandı. Güvertelerine mükemmel toplar kondu. Dökümhaneden çıkmış olan bu toplar pırıl pırıldı. Piri Reis, vezirleri de ziyaret etti. Hediyelerimizden peşkeşler sundu. Günlerden bir gün Sultan Selim Han Hazretleri, Piri Reis’i tekrar çağırdı. Huzuruna kabul buyurdu. İki elmas kabzalı kılıç verdi. Her biri birer Rum haracı ederdi. Ayrıca hıl’atlar, sorguçlar ihsan buyurdu: "Baka Reis," dedi; "verdiğim kadırgalardan birine Hayreddin Bey, öbürüne Oruç Bey binsin. Sorguçlarımdan birini Hayreddin Bey, öbürünü Oruç Bey sokunsun. Kılıçlarımdan birini Hayreddin Bey, öbürünü Oruç Bey kuşansın. Cümle peşkeşleri makbul-i hümayunum olmuştur. Böyle diyesin. Sizi Allah’a ısmarladım. Mansur ve muzaffer olasınız. Duam berekatı sizinle biledir. Her neye ki ihtiyacınız varsa, eşiğime arz edesiniz." Piri Reis yoldaşım, hakanımızın hatt-ı hümayunlarını aldı. Üç defa öpüp başına koydu. Yedi kere eğilip selam verdi. Selim Han’ın mübarek elini öptü. Veda eyledi. Cihan Hakanı’nın huzurundan kemal-i huzur ve rahat, ıkbal ve saadetle çıktı. Selim Han’ın bana ihsan buyurduğu kadırgaya bindi. Diğer kadırgaları peşine taktı. Sekiz pare tekneyle Sarayburnu’nda padişahı selamladı, Selim Han, Yalı Köşkü’nden gemilerimizi seyrediyordu. Cihanın taht şehri olan İstanbul’dan ayrıldı. Tunus’a doğru yola düştü... Diye geçiyor gazavat-ı Hayreddin Paşa'da Aşk derdiyle hoşem el çek ilacımdan tabib! Kılma derman kim, helakim zehri dermanındadır. Fuzûli |
|||
|
« Önceki Konu | Sonraki Konu »
|
| Benzer Konular... | |||||
| Konu: | Yazar | Cevaplar: | Gösterim: | Son Mesaj | |
| talat paşa ve şükrü paşa | enver paşa | 3 | 1,481 |
08-31-2009 02:18 PM Son Mesaj: İttihatçı |
|

Arama
Üye Listesi
Takvim
Yardım



