Konu Kilitli 
 
Konuyu Değerlendir
  • 0 Oy - 0 Ortalama
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Deccal-Kyklop-Tepegöz.. Hakikatten Hurafata..
01-05-2011, 10:21 AM (En son düzenleme: 01-05-2011 10:22 AM akıncı zülfikar.)
Mesaj: #1
Deccal-Kyklop-Tepegöz.. Hakikatten Hurafata..
..Deccal-Kyklop-Tepegöz..
..Hakaikden Tahrifata..
..Ve çağdaş tahrifçiler..


Malumdur ki Semavi olsun İlkel olsun diğer Batıl dinlerdeki bir çok ibadet şekilleri emirler yasaklar ve haberler; Hak din olan İslamiyet’deki bir çok haber, emir, yasak ile benzeşmektedir yer yer.. Ehli Kitab ile daha da çok benzer yanlarımız vardırsa da diğer dinlerin ve kavimlerin de bize benzediği çok şey vardır. Mesela bir çok kişi ve olay gibi, Tufan hadisesi hem Ehli Kitab’ın kaynaklarında ve inancında var hem de diğer biir çok dinde hatta ta Sümer’deki Gılgamış destanlarında bile var… Veya Mesih Aleyhisselam’ın nüzulü ve Mehdi Aleyhimüsselam’ın zuhuru haktır malum; benzer inançlar hemen her dinde vardır, gelecek ve her şeyi yoluna koyacak veya düşmanı şerirleri yok edecek, vs beklenen kurtarıcı şeklinde de olsa vardır..

Biz ve Ateistler Felsefeciler burada şöyle bir temel ayrışma içindeyizdir; onlar diyorlar ki her şey kendiliğinden (?) var oldu haşa, ve başlangıçta insanlar ilkel çok tanrıcı dinleri uydurma ihtiyacı(?) hissetti, sonradan da Peygamber denilen insanlar haşa Tevhid inancı denilen Tek Tanrıcı dinleri uydurdular.. Biz de diyoruz ki, hangi din ve kavim hangi konuda bize benzerse benzesin, bu onların sorunu bizim değil; Eşya Mahlukattır, Allah Halık’tır, her şeyi O yarattı ve ilk İnsan olan Adem Aleyhisselam’a tüm isimleri öğretti.. Adem Aleyhisselam ilk Peygamber idi de. ve ilk başta Tevhid vardı, sonradan Şeytan ve Şeytanlaşan bazı İnsan ve Cinler bildik şirklere putperestliklere ve hurafata çevirdiler işi.. Elbette uydurdukları da çok fakat bir çok şey de, zaten var olan bir hakikati tahrif ederek ortaya kondu.. Bizden de bazı felsefeci mealciler vs de bu telkinlere hemen sazan olmuşlar ve mesela Mehdi ve Mesih Aleyhimüsselam’ın zuhur ve nüzulünü inkar etmişlerdir, gerekçeleri de evlereşenlik; diğer ve eski kavimlerde de bu veya benzer inançlar varmış (?) Oysa eğer benzetmeye çalışırsan eğer, nerdeyse din kalmıyor ortada(!) nice konuda diğer dinler bize benzerler.. Zaten bu felsefeci mealci kafirler ile evrimci ateistler arasında fazla da bir fark yok. Birileri dinleri Peygamberler haşa uydurmuştur diye açıktan söylerken, öbürleri daha da sinsice davranıp tahrifata gitmekteler, aynı inkarı biraz daha derinden derine savunmaktalar. Al işte bu da başka bir tahrifat!.. Oysa aslolan şudur; Ya teslim olursun ya da Yaradanı haşa hesaba çekmeye çalışırsın, iki tavır bir kalpte, bir kişide bir arada olamaz…

Mesela, Allahu Alem ki; İlk Müslüman Oğuzlardaki Dede Korkut Hikayeleri’ndeki Tepegöz veya Antik Yunan’daki Odysse Destanındaki Kyklop denen tek gözlü dev inancı, ve iki hikayede de tek gözlü ve şerli bir dev bahsi, ve Odyssa masalında mızrak ile Tepegöz hikayesinde ise şişle ve her ikisinde de gözünden öldürülebilmesi ve tek gözlü olması, ve onun ancak bir olaganüstü insan tarafından, Odyssa ve Basat tarafından, ve mızraklanarak-saplanarak öldürülebilmesi bahsi de;

Tüm İnsanların en hayırlı beş isminden birisi olan Hz İsa Aleyhisselam’ın, Şeytan’dan sonra en şerli mahluk olan ve sağ gözü kör olan ve halen bir adada mahpus bulunan ve yanında, kendisinin haberlerini tecessüs ettiği için kendisine Cessase de denilen Dabbetül Arz ile beraber bulunan dev Deccal’i, Ahir Zamanda Kıyamete yakın Kudüs’de Bab-ı Lud da denen Doğu Kapısında bir Mızrak ile geberteceği, gibi Sahih haberlerin birer tahrif edilmiş versiyonudur..

Dikkat ediniz ortak-benzer noktalar, tek gözlü ve şerli bir dev insan var; sıra dışı vasıflara sahip bir üstün kişilikteki insan tarafından öldürülebiliyor, ve mızraklanarak öldürülüyor, ve bir adada yaşıyor, yanında yandaşı-yandaşları da var, malum Temim Dari Radıyallahuanh’ın deniz seyahati hadislerinde düştüğü ada ve kapıcı Cessase bahsine dikkat, Odyssa’da da bir adada yaşarlar Kyklop denen dev ve benzeri arkadaşları..

Haa. Denecek ki bunlar, bilhassa Homeros adlı paganist ozan; Hazreti Muhammed Aleyhisselam’dan hatta Hazreti İsa Aleyhisselam’dan da evvelce yaşmış, ta milattan en az beş altı hatta yedi asır evvel yaşadığı sanılıyor…

Nasıl ki "Her Kavme Onları Tağut'dan sakındırmak için Peygamber" gönderilmişse, bu açıkça ayette beyan edilmiş; (Allah'ın Şeriatıyla yasama yürütme yargı ve idarede bulunmayan şahıs olan monarşiler veya şahsı manevi olan oligarşi veya demokrasilerdeki mele-elitler- de birer tağuttur)

Aynı şekilde hadislerde buyrulduğu gibi, "Her Peygamber kavmini Deccal'in fitnesinden sakındırmıştır"..

Ve bazı deccal tarifleri nasıl bizde sahih kaynaklarımızda mevcutsa, sağ gözü kör, hint denizinde veya doğuda bir adada vaktini beklemekte..vs; belli ki diğer evvelki peygamberler de bazı tariflerini vermişler Allahu A'lem.

Ve bakınız insanoğlunun hayalgücü çok da sınırsız ve metafizik değil; bir çok şey bir gerçeğin tahrif edilmesinden doğmuştur sıfırdan uydurulmamıştır. Zaten insanoğlu çağrışımdaki üç kaideyle çalışan bir zihne sahiptir yani yine vardan var eder yoktan var edemez.. Ve bilmediklerini bildiklerine mukayese ederek tefekkür ve tahayyülde bulunur... Evet, insanoğlu çok hayali uyduracak meleke ile yaratılmışsa da sanmayın her şeyi sıfırdan uydurdu, bir kısmını Şeytanlar Vahyetti Kafirlere, bir kısmını da Hevadan uydurdular; ama o denli sınırsız falan değil hayal gücü. Bir çok şey uydurulmamış sadece tahrif edilmiştir.. Bir çok mit ve rit’in ardında tahrif edilmiş bir Hakikat vardır..

Allahu Alem ki, bu bir gözü kör deccal tarifi zaman içinde aşınarak tek gözlü deccal kavramına dönüşmüş. Oradan da İlyada ve Odissa gibi Milattan 500 sene evvelki dönemlerde ortaya çıkan efsanelere şöyle geçmiş malumdur, kykloplar denen "tek gözlü dev" olan bir "ada"ya düşer hikayedekiler.. Bizdeki, miladi olarak asrı saadete yakın asırlarda yaşanıp ve 1300 lerden sonra da kaleme alınmış olan Dede Korkut Hikayelerinde de bu "Tepegöz adlı vahşi sadist bir dev" mitine dönüşüyor..Tepegöz, bir ahmak çobanın bir periye -belki dişi ifrit kastedilmiştir peri derken- tecavüzü sonucu gayri meşru ve gayri fıtri bir ucube çocuk olarak doğar ve bir deve dönüşerek büyür hikayede. Kyklop ise adada yaşayan tek gözlü devdir. İki hikayede de devden kaçmak için koyun sürüsü arasında bir hayvanın derisi içinde saklanarak mağaranın çıkışından kaçma vardır. Malum, Deccal de doğuda bir adada bir mağarada zincirlidir sahih kaynaklarımızda bu hadisler mevcuttur.

"Odysseus ile tayfaları bir akşam dağlık bir kıyıya varırlar. Odysseus on adamıyla keşfe çıkar. Bir mağaraya rastlarlar, içeri girer ve konaklarlar. Büyük bir sürü çıkagelir. Sürüyü yuvarlak tek gözlü dev Kiklop Polyphemos gütmektedir. Polyphemos mağaranın girişini koca bir kaya ile tıkar ve hayvanları sağmaya koyulur. Birden çağrısız konuklarını farkeder. Odysseus ondan tanrılar adına konuksever davranmasını diler ama Kiklop acımasızdır; İki adama saldırır, onları köpek eniği imiş gibi tutar, çarpar yere; beyinleri akar toprağa zavallıların. Onları kendine akşam yemeği yapar ve uykuya çekilir; tıka basa yemiştir. Ertesi sabah canavar iki adamı daha parçalayıp yedikten sonra mağaranın ağzını çarçabuk tıkayarak koyunlarıyla birlikte uzaklaşır. Odysseus devin(zeytin kütüğünden ve bir gemi direği büyüklüğünde)topuzunu alır, ucunu sivriltip ateşte sertleştirir. Akşam canavara şarap ikram eder, canavar ona adını sorar: Hiçkimse'dir benim adım. Odysseus ve adamları o arada kazığı alır, kızarana dek ateşe tutar ve devin gözüne sokarlar. Canavar acıdan böğürür; komşusu Kikloplar üşüşürler: Beni kör eden bu Hiçkimse'dir. Komşuların hepsi çeker gider. Kiklop kayayı girişten kaldırır; elleri ileride, çıkmaya kalkışacak olanı yakalamaya hazırlanır. Ama, koçların karınlarına asılmış ve bol yünlü postlarına gizlenmiş olarak tümü kurtulmayı başarır."
(Vikipedi)

"Oğuzların üstüne düşman gelir. Aruz Koca da kaçarken oğlu Basat'ı düşürür. Oğlanı bir aslan alıp besler. Çocuk zamanla büyür. Evine çağırırlar, gelir. Ama tekrar aslanın yanına gider. Bu arada bir çoban su kenarında gördüğü güzel peri kızını çok beğenir. Dayanamaz ve onunla birlikte olur(peri kızının rızası olmadan). Peri kızı bu birleşmeden bir çocuk dünyaya getirir, fakat bu çocuk bir canavardır, bir samanlıkta büyür ve gelişir. Büyüdükçe büyür, dev kadar olur. Bu yaratığın kafasında sadece bir göz vardır ve bu yüzden tepegöz denilmiştir. Bir türlü besleyemezler, ne verseler yer ama doymaz. Dağlara çıkar, harami olur. Her gün onlarca insan yer. Bunun üzerine Dede Korkut’u çağırırlar ve Tepegöz’e haraçta anlaşmak isterler. Tepegöz, her gün beş yüz koyunla, bu koyunu pişirecek aşçıya razı olur. O sırada Basat, ailelerin feryatlarını duyar ve sorar. Öğrenince Tepegöz’le savaşmaya gider. Dövüşte Tepegöz'ün gözüne kızgın şişi saplayarak onu öldürür ve halkı tepegözden kurtarır. Burada çobanın peri kızına verdiği zarar sonucu oğuzların başına gelen felaketler, toplumda kadınlara iyi davranılması konusunda ders vermektedir."
(Vikipedi)

Evet, çoğu mit ve rit aslında bir hakikatin tahrif olmuş formu değil mi?

Bu gün Yahudi asıllı ve de “Tanrıların Arabaları” adlı kitabın yazarı Eric Von Daniken veya haşa “Başörtüsünü Sümer’de fahişeler takardı, Tesettür ordan kalmadır” diyen Laikçi Ateist Sümerolog Muazzez İlmiye Çığ (ki, kendisi aslen yahudi-sabatay dır, kızının adı tipik men li man lı biten ad ve soy adlı sabataylarınkisi gibidir, ‘Yülmen'dir, Yülmen’e ulaşamadım ama diğer kızı Esin Çığ annesi hakkındaki bir yazımı görmüş bana yalancısın dedi atıştık nette, ilk molada kaçtı daha fazla deşifre olmamak için; ve İlmiye Çığ'ın kardeşi pskyatri profesörü ve vatanı amerikada yaşayan Turan İtil de malum seksen ihtilalinde ülkücüler ve bilhassa solcu mahkumlar üzerinde, hayvanlarda farelerde yapılması gereken EEG deneylerini yapmış insanları kobay olarak kullanmıştı, çok soruşturma ve habere konu oldu amma arkası sağlam; Yahudi! Her seferinde yırttı..) veya Turan Dursun, Aziz Nesin, Salman Rüşdi vs ateist kesimin komik iddiaları vardır; dillerine pelesenk etmişler aynı teraneleri, Pozitif ve en hayırlı bilimlerden olan “Fizik” Allah'a koşuyor, Psikoloji Sosyoloji gibi, Sosyal Bilimlerden bile sayılmayan yani bir halta yaramayan “Felsefe” ise iblis'e !

Bunlar; islamiyetteki bazı ibadetlerin diğer kadim ve muasır bir çok dinde de var olduğunu, yani ilk başta insanların ilkel dinleri icat ettiğini (Neden dinlere ihtiyac duysun veya icat etsinler ki? Sebep; düşmanlar ve vahşi çevre mi? Elindeki mızrak veya taş sopa vs var ya, faydası bu alemde her zaman için tecrübe de edilen aletleri var, daha manevi güçlere neden birden ihtiyaç duysun veya inansınlar? (?) Madem maneviyat ve öte bir alem veya ruh cin melek ve haşa Allah yok ise? O halde Olmayan bir şeyi neden ve nasıl uydururlar? Smile Sonsuz bir hayat yok ise sonsuzluk arzusu-ümidi nerden konmuş her insanın içine? Veya ilk insan neden var oldu ki? Veya ilk kök madde, big bang dan önceki o kök ve ilk madde neden kendi kendine var oldu veya doğru ise bu patlama, sonra hangi güç neden ona "ol" dedi de patladı ki? (?)bunları açıklayamazlar amma Yaradan hakkında küfür kebair kelamlar ötmesini de bilirler) ve sonradan peygamber denen insanların da bu dinleri tek tanrı icadıyla tekellerine aldıklarını -haşa- söylerler. Tek delilleri de diğer veya islamdan daha eski sanılan paganistlerde de sunak, kurban, secde, dua, yıkanma arınma, oruç, vs daha bir çok benzer ibadet ritlerinin olması Smile
Oysa İlk önce kalem yaratıldı ve yaz dendi.. Bu müteşabih haberin keyfiyetini bilemeyiz ama iman ederiz, ve sonra alem ve adem yaratıldı ve Adem'e tüm isimler öğretildi. İlk insan da o ilk Peygamber de.. Bütün Peygamberlerin dini İslam idi. Sonradan bir çok kavimler bazı şeyleri tahrif etti, bu aralarda gelip geçen nebilerin şeriatları da aynı şekilde tahrif edilerek taklit edildi, Hak kah örtüldü kah batılla karıştırıldı, ve diğer bölgelere yayıldı, ve bu nebevi kavimleri gören diğer insanlar da etkilendi zaman zaman taklit ederken tahrifata uğratarak insanlar bizimle benzeşen ritleri oluşturdu. Tahrif edilmiş amma aslı Peygamberlerin kalıntıları olan hakikatler idi bunlar.. Bazı da tek tük şeylerde de isabet etmiştir birbirinden habersiz de olsa insanlar isabet etmiş, aklın fıtratın yolu bir olan şeyler de var, bazısı da tamamen tesadüf ve uydurma vesselam..

Yani bizim bir başka eski ya da yeni kavme millete benzeşdiğimiz yerler olması bizim onlardan çaldığımız manasına gelmez, onlar tarihin bilinmeyen bazı devrelerinde tahrif etmişlerdir bazı hakikatleri..Ve onlar bize benziyorlar biz onlara değil…

"Nazmdan Nesre" adlı ve Freud-Darvin-Marks teslisinin şeytanın kilisesinin bilim şekeri altında zerk ettiği zehirlere reddiye olarak yazdığım eserimde yeterince isbat ve izahat vardır mailimizden isteyiniz. Ve yine; İnsan ancak İnsandan ve Nakli öğrenerek irşad olur, sırf Kendi başına ve Aklıyla, Vahy almadıkça veya Aklı Aciz bırakan Mantık Dışı bir Mucizevi İkramat olmadıkça; değil Müslüman, İnsan bile olamayacağını nakille, ve de akılla bilimsel verilerle modern psikolojinin verileriyle isbat ve izah ettiğimiz, başlığı biraz latifeli amma içeriği çok hakikatli “Hay Bin Yekzan, Tarkan Bin Kurt, Tarzan Bin Aslan Masalları” adlı reddiyemizi de isteyiniz.. (aknczulfikar@gmail.com)

Bakınız; Tahrifata bir misal daha verem; Halkın nesilden nesile nasıl bazı hadiseleri bilerek-bilmeyerek çarpıttığına bir tarihi örnek vereyim; ben Psikoloji mezunuyum amma üniversitede iken her bölümden akademisyenin yanına girer çıkardım araştırmalarım ve tartışmalarım olurdu; bir gün bir edebiyatçı ve tarihçi doçentten dinlemiştim; demişti ki: Buhara veya Semerkant'da olması lazım Uluğbey bir tarihte gün tutulmasını zannı galible tabi, hesap ediyor ve rivayetlere göre tellallarla askerlerle davullar çaldırıp sokaklarda ilan ettiriyor bu gün misal öğlen güneş tutulacak haberiniz olsun! Yani küsuf namazı kılınsın diye, hamileler ve hastalar vs aniden ürküp korkup strese girip sıkıntı yaşamasın diye, vs sebeblerle bu ilanı yapıyor ve davul ve görevli kafi gelmiyor çoluk çocuk teneke kova tas çanak ne varsa o günkü teknik tas çanak kazan malzeme olarak onları çala çala sokaklarda gezip ilan ediyorlar..

Bizim Anadolu'da hala bazen köylerde kırsalda güneş tutulunca yaşlılar tencereleri kazanları davul gibi çalarlar Smile bakınız bilimsel bir merak ve ilan zaman içinde nasıl mite rite hurafata dönüştü? Smile

Yine, bakınız Peygamber Aleyhisselam Ehli Sünnet Hadis kaynaklarında geçer bazı hadislerde, sizden biri kardeşi istediğinde onun için yıkansın der. Birinin nazarına geldiği zannı galibi uyandığında, o müslümandan rica ederdi ashab, yıkanırdı veya abdets alırdı o aldığı su nazara gelen sahabinin ensesinden aşağı dökülürdü. Bunlar sahih kaynaklarda var.

Bakınız halk arasında bu gün kurşun dökme diye bir hurafe var. Malum kişi çömelir üstünde bir bez muşamba vs gerilir ve eritilmiş sıvı kurşun yukardan aşağı bir kaba dökülür, nazarı anlamak veya gidermek için Smile Ya bu hadisteki enseden artık suyu dökme hakikatinin tahrif olmuş halidir bu, ya da kadim cahiliyyeden şamanizmden vs gelmiş amma hadisteki enseden suyu dökmeye çok da benzediği için kolay kamufle olup uygulanagelmiş, veya bir diğer nebinin aynı şekilde uygulatmalarından tahrif olarak kalan bir kalıntıdır, Allahualem.. Fakat form çok benziyor iki haldeki form da çok benziyor. Biri Hakiki Gerçek tedavi yolu diğeri onun tahrif olmuş hali Allahualem..

Yine bakınız, bu gün nerdeyse tüm dinlerde Hac, Namaz, Oruç, Zekat, Abdest Gusl, Dua, Kurban, Nikah ve Aile Kurumu, Kabaca On Emir ve benzer emir ve yasaklar, vs bildik ibadetlerimiz ile örtüşen benzeşen ibadet şekilleri vardır, bunların da hemen hemen hepsi veya çoğu bu hakikatleri tahrif edilmiş halleridir, belki birazı da tesadüfen uydurulmuş ritlerdir vesselam..

Az evvel yukarda Ateist Filozofların her oltasındaki kancalı yeme sazan olan felsefeci İslamcılardan bahsetmiştim. Ateist Evrimcilerle bu Mealci Evrimciler aslında aynı haltlar lakin biri da sinsi ve tahrifatçı yani.. Bakınız Roger Graudy güya Müslüman oldu. İki günde de alim ve mütefekkir oldu. Başladı habire kitaplar yazmaya İslam üzerine atıp tutmaya. Bir kitabında bizzat okudum şöyle şeyler diyordu; bir çok cahiliye inanç ve uygulamasını haşa güya Allah Teala kaldıramayacağını iptal edemeyeceğini bildi ve bunları (kurban, abdest gusl, namaz, oruç, hacc, ataerkillik veya kadın erkek eşitsizliği, çok hanımlılık, kölelik cariyelik vs vs) kullanarak, bu malzemelerden bir din vahyeti! (?) Subhanallah! Allah Teala, Resulü Muhammed Aleyhisselam’a Müşriklerin en kıymetli şeylerini ilahlarını putlarını yıktırıyor! Ve Allah Teala hurafat şeyleri din diye vahyetti, vahyetmek zorunda kaldı öylemi? Haşa Subhanallah! Bu Kafire, bu Tağuta, bu Samiri, bu Belam, bu Cipt, bu Amon Rahibi, bu Pavlus kılıklı köpeğe de piyasada İslam düşünürü diyorlar, haşa Müslüman diyorlar! Estağfirullah! Subhanallah!

Dediğim gibi, Ateist Felsefecilerin Evrimcilerin ne oldukları bellidir; bir de onların akidesinde olup da bunu sözde İslami(?)leştirmeye çalışan, Aşağılık Kompleksli Kör Taklitçi Maymunlar olan bu, Mealci İslamcı Felsefecilerin Evrimcilerin, bu gizli ateistlerin yaptığı tamm bir tahrifattır, tıpkı büyücü Samiri’nin ve Belam’ın yaptığı gibi! Al sana bir tahrif çeşidi daha!...Tepegöz dedik Kyklop dedik nereye vardık. Evet halkların, uzun zamanlar içinde belki çoğu kez istemeden veya bilmeden tahrif ettiği Deccal haberleri bahsi ve diğer hurafat bir yana, aha işte bile isteye tahrifat yapan bir deccal-i şağiyr size! Piyasa böyleleri ile doldu! Halife Sultan Süleyman’ların Kılıçları ve Şeyhülislam Ebu Suud’ların Kalemleri, Yani Hilafet Devleti’miz olmayınca işte böyle meydanı boş buluyor böylesi tağutlar cibtler!
Özellikle Fatih’de metrekareye bilmem kaç tane düşer bu zındıklardan!..

Neyse.. Bunlar tadımlık olsun, doyumluk için eserlerimizi isteyiniz..




akıncı Zülfikar
Bu kullanıcının gönderdiği tüm mesajları bul
01-08-2011, 03:11 AM
Mesaj: #2
RE: Deccal-Kyklop-Tepegöz.. Hakikatten Hurafata..
Çok önyargılısınız.Yazınızda kullandığınız bazı sözcükler nefret ve aşağılama ile dolu..."Üniversite eğitimi gördüm ;psikoloji okudum" diyen bir aydına, bu şekilde bir görüş ortaya koyma biçimini hiç yakıştıramadım doğrusu...Neyse, yazınızı sonuna kadar okumaya tahammül ettikten sonra şunu diyebilirim:Eğer edebiyat ve mitoloji, "tahrifat"tan doğmuşsa, "Yaşasın edebiyat,yaşasın kültür!" diyorum.

Adaleti besleyen düzen değildir;düzeni ortaya koyan,gün ışığına çıkaran adalettir... Albert Camus
Bu kullanıcının gönderdiği tüm mesajları bul
01-08-2011, 11:45 PM
Mesaj: #3
RE: Deccal-Kyklop-Tepegöz.. Hakikatten Hurafata..
(01-05-2011 10:21 AM)akıncı zülfikar demiş ki  .....Hay Bin Yekzan, Tarkan Bin Kurt, Tarzan Bin Aslan Masalları� adlı reddiyemizi de isteyiniz.. (aknczulfikar@gmail.com)


.....Neyse.. Bunlar tadımlık olsun, doyumluk için eserlerimizi isteyiniz.

akıncı Zülfikar

Ucuz reklamlar bitti, yayınımız kaldığı yerden devam ediyor.
Kilit.

Aşk derdiyle hoşem el çek ilacımdan tabib!
Kılma derman kim, helakim zehri dermanındadır.
Fuzûli
Kullanıcının websitesini ziyaret et Bu kullanıcının gönderdiği tüm mesajları bul
Konu Kilitli 


Foruma Git: