Mesaj Önizleme 
 
Konuyu Değerlendir
  • 0 Oy - 0 Ortalama
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Osmanlılarda feodalite yoktu
12-01-2010, 10:28 PM
Mesaj: #1
Osmanlılarda feodalite yoktu
Derebeylik de denilen feodalite, Orta Çağ Batı Avrupasında câri olan bir toprak sistemidir. Roma, ardından Frank İmparatorluğu yıkılıp merkezî otorite kaybolunca, iktisadî faaliyetler zayıfladı. Cemiyet parçalandı. Bunun üzerine halkın müşterek menfaatler karşılığında birleşmesi gerekti. Böylece IX. asırda feodalite doğdu. Burada kişiler arasında mal varlığı ve kuvvete göre bir hiyerarşi ve buna paralel unvanlar bahis mevzuu idi. Fransa’dan bütün Avrupa’ya yayıldı. XI. asırda İngiltere’ye geçti. Krallar senyörlerin elindeki gücü kendi elinde toplamak için çok uğraştı. Nihayet XV. asırda feodalite ömrünü tamamladı.

Feodalitenin başında kral var
Feodalitenin esasında, kuvvetli ve yüksek bir askerî güç ile bunun emri altında çalışan bir serf (köylü) topluluğu vardır. Askerî gücün sahibi devlet değil, senyör denen ve kale hâkimi olan derebeyidir. Mal ve toprak senyöründür. Senyör, köylülere toprak verip, mukabilinde mahsul ve her türlü hizmet talep eder; adlî işlere de bakardı. Senyörün hizmetine kabul olunan insanlar, İncil üzerine yemin ederek ona bağlanırlardı. Senyörler de daha güçlü senyörlere bağlanırdı. Bu takdirde başsenyöre süzeren, diğer senyörlere vasal denirdi. Vasal, beldesinde topladığı hâsılâtın bir kısmını süzerene gönderirdi.
Feodalite sisteminin en aşağı unvanı barondur. Sonra kont, marki ve dük gelir. Bunlar umumiyetle birbirlerine vasal-süzeren münasebetiyle bağlıdır. Bu sistemin en üstünde ülkeye göre prens veya kral bulunurdu. Bazen bu unvanlardan birkaç verâset veya zorlama yoluyla bir kişide birleşebilirdi. Asalet unvanlarını kral tevcih edebilirdi. Derebeylik muhariblerine şövalye denirdi. Baronların bir unvanı da şövalye idi. Avrupa’da derebeylerin siyasî hâkimiyeti, kralların merkezî otoriteyi tesis etmeleriyle sona erdi. Asalet unvanları ve toprak mülkiyeti ise varlığını devam ettirdi.

Toprağa bağlı köleler
Çok kimseler, Osmanlılardaki tımar sistemi ile Avrupa’daki feodalite arasında bağlantı kurarak senyörün yerine sipahiyi koyarlar. İkisi arasında benzerlikler olmakla beraber, farklılıklar daha çoktur.
Bir kere feodalitede merkezî idareden söz edilemez. Siyasî otorite parçalanmıştır. Kralın kendi askerî birlikleri yoktur. Kuvvet bakımından feodal beylere bağlıdır. Senyörler topraklarında yaşayan köylüler üzerinde hâkim sıfatıyla karar verebilir. Tımar sisteminde merkezî otorite güçlüdür. Adlî işlere sipahi değil, merkezden tayin olunan kadılar bakar.
Senyör, toprağın sahibidir, köylülere zulmetse bile azli bahis mevzuu olamaz. Sipâhi toprağın sahibi değildir. Topraklar, fetihle ele geçtiği için devlete aittir. Sipahi, bir beldedeki devlet vâridâtını toplayan bir tahsildar gibidir. Avrupa’daki serfler toprağa bağlı bir nevi köledir. Toprak ile alınır, satılır; miras olarak senyörün vârisine intikal ederler. Osmanlı köylüleri hür insanlardır. Devlete ait araziyi sipahiden kiralayarak ekip biçerler. Köylüler, kira müddeti sonunda toprağı ekip biçmekten vazgeçebilir; başka yere göçebilir.
Feodal köylerde serflerin oturduğu ev ve bahçeler de derebeyinindir. Tımar köylerindeki ev, ahır, samanlık, harman ve bahçeler umumiyetle köylüye aittir.

SENYÖRDEN İZİN ALINIRDI!..
Feodalitede mahsul senyöre ait olduğundan tamamı alınır; ölmeyecek kadar bir kısmı serflere bırakılırdı. Mahsulün olmadığı, ya da az olduğu devirlerde köylünün perişanlığı kaçınılmazdı. Tımar sisteminde ise toprak vergisi mahsulün muayyen bir yüzdesinden alınırdı. Dolayısıyla mahsul az olduğu zaman, vergi de az olurdu. Köylü daha çok çalışırsa, daha çok mahsul elde ederdi. Bu da köylüyü daha çok çalışmaya ve üretmeye teşvik ederdi.
Senyörler arasında hiyerarşi vardır. Tımar sisteminde böyle bir hiyerarşiden söz edilemez. Bir sipahi, diğerinin üstü değildir.
Feodalitede, içine kapalı bir hayat vardır. Dolayısıyla bu devirde Avrupa’da ticarî faaliyetler durma noktasına gelmiş; neredeyse şehirler ortadan kalkmıştır. Osmanlı ülkesinde ise bu devirde canlı bir ticaret hayatı ve çok sayıda hareketli şehir bulunuyordu.
Feodalitede senyörün topraklarında yaşayan köylülerin şahsî hayatlarını tanzim salâhiyeti vardır. Evlenirken senyörden izin alınır. Küçük çocukların vasîsi senyördür. Hatta senyöre, evlenen köylü kadınlarıyla ilk geceyi geçirme hakkı tanınmıştır. Tımarlı sipahi, çiftçinin şahsî hayatına müdahale edemez.
Avrupa’da feodalite kaldırıldıktan sonra bile, aristokrasi resmen ve fiilen varlığını devam ettirdi. Halbuki sipahilerin ekserisi ise halka karışarak ya köylü veya burjuva sınıfına dâhil oldu. Pek azı da âyân sıfatıyla araziyi elinde toplayan toprak ağaları hâline geldi. Tımar sisteminin çöküşünden sonra Karaosmanoğlu, Çapanoğlu, Pizvantoğlu gibi Rumeli ve Anadolu’da ortaya çıkan ve mütegallibe denilen başına buyruk ve güçlü kimseler derebeyi diye anılmışsa da, Avrupa’daki gibi feodal bey sayılamazlar.

Prof.Ekrem Buğra Ekinci

http://www.turkiyegazetesi.com/makaledet...?id=469265

rasti rusti
Bu kullanıcının gönderdiği tüm mesajları bul
Bu mesajı bir cevapta alıntı yap
12-14-2010, 09:40 PM
Mesaj: #2
RE: Osmanlılarda feodalite yoktu
Feodalite ile ilgili Leo Huberman adlı yazarın "Feodal Toplumdan yirminci Yüzyıla" adlı kitabını okuyorum. Geldiğim yere kadar anladığım feodalitenin Türklerde oluşması imkansız. Detaylı bir bilgiyi başlık olarak açmayı düşünüyorum.

KARADENİZ OKUSUN
Bu kullanıcının gönderdiği tüm mesajları bul
Bu mesajı bir cevapta alıntı yap
12-15-2010, 02:19 PM
Mesaj: #3
RE: Osmanlılarda feodalite yoktu
Tam bir Ortaçağ Avrupası feodalitesi oluşmadı. Evet. Ama 1820'lerde yapılan toprak reformunun ardından ortaya çıkmaya başlayan ''Ayan'' denilen kesimi de - toprak ağası da deniliyor- yabana atmamak lazım. Osmanlı bir %25 feodalite yaşadı bana kalırsa, o da son donemlerinde. Hatta bazı oryantalistler, batılılar, Türk toplumunun toplumsal süreçleri tam olarak yaşamadığını, batıyı bu yüzden ''yakalayamamakta'' olduğunu söylüyorlar. ''Öldürmeyen şey bana güç verir.'' Şeklinde bir mantık yürütürsek doğrudur da aslında.
Bu kullanıcının gönderdiği tüm mesajları bul
Bu mesajı bir cevapta alıntı yap
01-03-2011, 04:19 PM
Mesaj: #4
RE: Osmanlılarda feodalite yoktu
(12-15-2010 02:19 PM)Bourbon demiş ki  Tam bir Ortaçağ Avrupası feodalitesi oluşmadı. Evet. Ama 1820'lerde yapılan toprak reformunun ardından ortaya çıkmaya başlayan ''Ayan'' denilen kesimi de - toprak ağası da deniliyor- yabana atmamak lazım. Osmanlı bir %25 feodalite yaşadı bana kalırsa, o da son donemlerinde...
Katılıyorum, ancak Osmanlı'da âyanlar 1820'den sonra değil, 18. yüzyılın ortalarından itibaren güçlenmeye başladılar bana kalırsa. Buna en büyük delil de Alemdar Mustafa Paşa vakasıdır. Keza II. Mahmud'un âyanlarla imza ettiği ve modern anayasa hukukumuzun başlangıç noktasını teşkil eden Sened-i İttifak tarihi (1808) bu kanıyı takdik eder. Âyanların devlete efelenen son üyesi de Kavalalı Mehmet Ali Paşa olmuştur. II. Mahmud'un büyük gayretleri neticesinde devletin modernizasyonu çerçevesinde merkezileştirme büyük ölçüde başarılı olmuş ve âyanların gücü büyük ölçüde sınırlandırılarak merkezi otoriteye bağlanmıştır..

İttihatçılar vardı, hilâl bıyıklıydılar..
Sustasına basılmış birer çakıydılar...
Bu kullanıcının gönderdiği tüm mesajları bul
Bu mesajı bir cevapta alıntı yap
01-07-2011, 05:35 PM
Mesaj: #5
RE: Osmanlılarda feodalite yoktu
Sanırım ''18. yüzyılın ortaları'' kelimesini yanlışlık eseri kullandınız.O tarih 1750 lere isabet eder. Bildiğiniz üzere o tarihde ayan denecek şahıslar mevcud değildi.
Sened-i İttifak 1808 tarihlidir doğrudur. Lakin ayanlar o zamanda toprak sahibi değil sadece fiilen(de facto) güçlü kimselerdir. Toprakları olmadığı için feodalite kavramı içerisinde onları değerlendirmem mümkün değildi.
Ayrıca Kavalalı da ayan değil Mısır'a sonradan gelmiş(tıpkı Selahaddin-i Eyyubi gibi), orada güçlenmiş ,hatta valiliğe kadar yükselmiş, sonra bunu bir hidavete (hidiviliğe) çevirmeğe muvaffak olmuş bir kimsedir. Kavalalı ayanı aşan bir şahsiyettir.
Bu kullanıcının gönderdiği tüm mesajları bul
Bu mesajı bir cevapta alıntı yap
01-08-2011, 02:02 AM (En son düzenleme: 01-08-2011 02:52 AM nina.)
Mesaj: #6
RE: Osmanlılarda feodalite yoktu
Avrupa feodalizmi ile Osmanlı tımar sistemi arasında ne hukuki ne de siyasi bakımdan bir benzerlik yok.Osmanlıda ortaya çıkan "ayan" kavramı da tam bize özgü... Devletin siyasi otoritesinin zayıfladığı zamanlarda yöresel gücünden cesaret alarak ortaya çıkan,bazı yönlerden devletin kendisine karışmasını istemeyen-adeta Osmanlı Devletinin kuruluş aşamasından önceki beylikler gibi davranma eğiliminde olan-ama devlete de bağlı gibi görünmeye çalışan,özellikle siyasi olaylar ve atamalarda kendi sözünü ya da adamlarını devlete kabul ettirmeye çalışan kişilerdir bunlar.

Adaleti besleyen düzen değildir;düzeni ortaya koyan,gün ışığına çıkaran adalettir... Albert Camus
Bu kullanıcının gönderdiği tüm mesajları bul
Bu mesajı bir cevapta alıntı yap
01-09-2011, 11:55 AM
Mesaj: #7
RE: Osmanlılarda feodalite yoktu
Tımar sistemini kast etmiyorum zaten. Ayanların zaman zaman devlete baş kaldırması, oturdukları bölgelerde başlarına buyruk hareketleri yine de, zaman zaman devletle anlaşmaları, uzlaşmaları, itaatlerini göz önünde bulundurarak %25 feodalite diyorum. Alemdar olayını da Sened-i İttifak'ı da genel durumu da dikkate alarak böyle bir yüzde veriyorum.
Bu kullanıcının gönderdiği tüm mesajları bul
Bu mesajı bir cevapta alıntı yap
Mesaj Önizleme 


Foruma Git: