Mesaj Önizleme 
 
Konuyu Değerlendir
  • 0 Oy - 0 Ortalama
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Paralı idi mecburi oldu
10-08-2010, 07:36 PM
Mesaj: #1
Paralı idi mecburi oldu
Osmanlı kara ordusu kapıkulu ve eyâlet askerleri olmak üzere iki sınıf idi. Kapıkulu askerleri ücretli ağır piyade, ağır süvari, topçu, istihkâm ve levâzım sınıflarından müteşekkil profesyonel bir orduydu. Eyâlet askerleri tımarlı sipahilerin beslediği hafif süvâri ve piyâdelerden teşekkül ederdi.

ASKERLİK KURÂ İLE
Sultan II. Mahmud zamanında 1826’da Yeniçeri Ocağı’nın kaldırılmasından sonra mecburî askerlik getirildi. Asâkir-i Mansûre-i Muhammediyye diye bilinen bir ordu kuruldu. Askerî mektepler açıldı. Mektepli zâbitlerin yanı sıra, askere alınan istidadlı gençlerin tezkere bırakarak alaylı zâbit olarak paşalığa kadar yükselmeleri mümkündü. 1843 tarihinde Prusya’dan mülhem Kurâ Nizamnâmesi kabul edildi. Beş yıllık muvazzaf askerliği bitirenler, yedi senelik redif sınıfına geçirilerek terhis edilip memleketlerine gönderilirdi. Gerektiğinde askere çağrılmak üzere senede bir ay tabur merkezlerinde tâlime tâbi tutulurdu.
1848’de bahriye askerleri için muvazzaflık 8, rediflik 5 sene olarak tesbit olundu. 1869’da kara ordusu nizâmî, redif ve mustahfız olarak üç kısma ayrıldı. Askere alınanlar 4 yıl nizâmî askerlikten sonra, terhis edilip 2 yıl ihtiyat sınıfına geçirilirdi. Bu 6 yılın bitimiyle redif sınıfına geçilirdi. 32 yaşını dolduranlar, bedel verenler, muînsiz (ailesi kimsesiz) olanlar da hemen redif ordusuna ayrılırdı. 6 yıl rediflikten sonra seferberlik vukuunda çağrılmak üzere mustahfız sınıfı gelirdi.
1886’da Ahz-ı Asker Kanunu çıkarıldı. 20 ile 40 yaş arası askerlik çağı olarak tesbit oludu. 6 yıllık nizâmiye müddetinin piyâdede 3, diğer sınıflarda 4 yıldan sonrası ihtiyat idi. Sonra 8 yıl sürecek olan ve yarısı mukaddem, yarısı tâli olmak üzere rediflik başlardı. Mustahfızlık da 8 yıldan 6 yıla indirildi. 20 yaşını takib eden Mart ayında her redif taburu bölgesindeki gençler kurâya girerdi. Ordunun ihtiyacı olan sayı dolana kadar olanlar tertib-i evvel (birinci tertip) adıyla muvazzaf asker olurdu. Tertib-i sâni (ikinci tertip) denilen geri kalanı tertib-i evveller ihtiyata geçince muvazzaf hizmete alınırdı. Sâhil ahâlisinden gençler bahriye ihtiyacı karşılanmadıkça kara ordusuna alınmazdı.

İSTANBULLULAR MUAFTI
Kâdılar, müderrisler, imamlar, müezzinler, tekke şeyhleri, muayyen derslerini vermek şartıyla medrese talebesi, Harem-i şerif (Kâbe-i Muazzama, Mescid-i Nebevî, Mescid-i Aksâ) hademesi, Peygamber kabirlerinin türbedarları, bizzat padişah hizmetinde ondört sene bulunanlar (bendegân), mızıka-ı hümâyun efrad ve hademesi, muhtedîler (sonradan Müslüman olanlar), beş seneden çok prangabend cezâsı alan cinâyet suçluları, askerliğe yaramayacak derecede sakat ve mâluller, İstanbul ahâlisi ile başka yerde otursa bile İstanbul’da doğmuş olanlar askerlikten muaf idi. Tıbbiye, baytar, hendese, mülkiye gibi yüksek mektepten mezun olup devlet hizmetinde bulunanlar tertib-i sânide addolunurdu. Ancak tabib, cerrah, baytar gibiler ihtiyaç olduğunda askerî sıhhiyede hizmet ederlerdi. Medreseyi muvaffakiyetle bitirenler redif sınıfında sayılırdı. Yukarıdaki muafiyetleri devam etmeyenler askerlik çağında ise askere alınırdı.
70 yaşını geçen veya sakat birinin başka kimsesi yoksa askerlik çağına gelmiş ve işe yarar tek oğlu askere alınmayıp tecil edilirdi. Evinde veya köyünde kendisine bakacak 15 ile 70 yaş arası, iki gözü görür, sağlam oğul, torun, peder, kardeş, damat gibi kimsesi olmayan erkek veya dul kadının tek oğlunun askerliği ertesi seneye tecil edilirdi. Başka yakını bulunsa bile, iki oğlu olup, biri askerde bulunan kimsenin ikinci oğlu, ağabeyi terhis olmadan askere alınmazdı. Müstakil evi olup, köyü içinde evinin işini görecek baba, kayınpeder, 25’ini geçmiş kayınbirader gibi yakını bulunmayan veya yakını olsa bile evinde bakmakla mükellef olduğu küçük çocuk ve yetimler bulunan gence muînsiz (yardımcısız) denirdi ve askerliği tecil olunurdu. Bu sebeple bir günlük yol mesafedeki köylerden evlenenlerin sayısı az değildi.

ATINI GÖTÜR ERKEN TERHİS OL
Askere gönüllü gidenler, istedikleri yerde askerlik yapabilirdi. Adına kurâ isâbet edenler, 50 altın bedel-i nakdî ödeyip en yakın askerî kıt’ada 5 ay askerlik yaparak mükellefiyetten düşmüş olurlardı. Gayrimüslimler üçte bir fazla bedel ödeyip askere gitmezdi. Yerine bir başkasını göndermek (bedel-i şahsî) veya askeriyeye iki hayvan beslemeyi taahhüt etmekle de askerlik mükellefiyeti yerine getirilmiş sayılırdı. Bu usul sonradan lağvolundu. Askere kendi atıyla gelenler yarım müddet askerlik yapardı.
1909’da rediflik kaldırıldı. Müslüman-Gayrimüslim herkes için mecburî askerlik getirildi. Askerlik müddeti 3, bahriyede 5 senedir. Liseden yukarı tahsili bulunanlar ihtiyat zâbiti (yedek subay) olur. Ancak uzun süren harbler halkı bezdirmiş; son asırda askere gitmek kaçınılması gereken bir eziyet olarak görülmüştür. Asker kaçaklarının sayısı artmıştır. 1921 Yunan Harbi’nde bile binlerce asker kaçağı sebebiyle İstiklâl Mahkemeleri kurulmuş, çok sayıda kaçak ve yatakçısı ağır cezalandırılmıştır. Cumhuriyetten sonra askerlik normalde 18 ay, mızıkada 2, jandarmada 3 ve bahriyede 5 senedir. Sonra ihtiyat (yedek) gelir. 1927’de jandarma 2.5 ve bahriyede 3 seneye indirildi. 1950’de deniz 3 yıl, jandarma 30 ay ve diğerleri 2 yıl oldu. 1963’te 24, 1970’de 20, 1984’te 18, 1992’te 15 aya indirildi. Önceki muafiyetlerin çoğu kaldırıldı. Tecil imkânı da tahdit edildi. 600 lira bedel ödeyenler diledikleri birlikte 6 ay askerlik yapardı. Birkaç sene sonra bedelli askerlik kaldırıldı. 1984 ve 1999’de asker fazlasını eritmek için muvakkaten tatbik edildi.

Prof. Ekrem Buğra Ekinci

http://www.turkiyegazetesi.com/makaledet...?id=463931

rasti rusti
Bu kullanıcının gönderdiği tüm mesajları bul
Bu mesajı bir cevapta alıntı yap
10-10-2010, 02:26 PM
Mesaj: #2
RE: Paralı idi mecburi oldu
Zorunlu askerliğe Avrupa’dan 121 yıl sonra geçebilmiştik

İmparatorluğun ilk 300 yılında dünyanın en önemli askeri gücünü oluşturan Osmanlı ordusu, 17. Yüzyıl'dan itibaren değişen askeri sistemlere ayak uydurmak için imparatorluğun son 300 yılını ise arayışlarla geçirdi.

KUR'AYLA ASKER
Yeniçeri Ocağı'nın 1826'da kaldırılmasından sonra Asâkir-i Mansure-i Muhammediye adı altında yeni bir ordu kuruldu. Her ne kadar padişahın fermanı ile yeni ordunun esasları tespit edilmişse de askere almada tam bir sistem yoktu. Maaş karşılığı 12 yıl askerlik yapılacaktı. Ancak verilen maaşın azlığı yüzünden istenilen netice alınamadı. Mevcut askerlerin haricinde savaş sırasında yaşı uygun olanlar da zorla askere alınırdı. Sistem yeterli olmayınca yeni çıkarılan kanunlarla askere almaya bir düzenleme getirilmeye çalışıldı.
1846 tarihli Kur'a Kanunu ile askere alma işlemlerine bir düzen getirildi. Bölgenin ileri gelen yöneticilerinin nezareti altında nüfus sayımı yapılmış yerlerde yaşı 19-20 olanlar arasında kur'a çekilerek askere alınanlar tespit edildi. Gitmek istemeyenler bedel-i şahsî adı altında kendi yerlerine askere gidecek olanları tespit ederlerdi. Yerine gidecek birisini bulamayan ise bedel-i nakdî adı altında belirli bir miktarda para verirlerdi. Ancak gayrimüslimlerin askere gitmek istememeleri, kanundaki askere gitmede muaf grupların fazlalığı ve uygulamalardan doğan noksanlıklar yüzünden askere alma başarılı olamadı. Medrese talebeleri, üst düzey bürokrasisi, ailesine bakacak kimsesi olmayanlar vs. gibi birçok grup askere gitmiyordu.

88 YILDA BİR SİSTEM KURULDU
1846 kanunundaki aksaklıkları düzeltmek için 1870 ve 1886 da yeniden askere alma kanunları çıkarıldı. Muafiyetler azaltıldı. Ancak istenilen netice yine alınamadı. Özellikle gayrimüslimler askerlik yapmamak için
1908'deki düzenlemeden de bir sonuç çıkmadı. Ancak dünya savaşına doğru 12 Mayıs 1914'te "Mükellefiyet-i Askeriye Kanun-ı Muvakkatı" adıyla geçici bir askere alma kanunu çıkarıldı. Bu kanunla ülkemizde zorunlu askerlik başladı. Kanunun birinci maddesine göre "Osmanlı hanedanının üyeleri dışında kalan tüm tebaa için askerlik hizmeti zorunlu kılınmıştı". 18 ile 45 yaş arasındaki her erkek askerlik yapmakla mükellefti. Önceki kanunlardan doğan eksiklikler iyi tespit edildiği ve seferberlik ilan edildiği için Birinci Dünya Savaşı'nda Osmanlı ordusunda askerlik yapanların sayısı çok büyük rakamlara ulaştı.
1914 tarihli kanun, Millî Mücadele dönemi ile Cumhuriyet'in ilk yıllarında da uygulanmaya devam etti. Cumhuriyet'in ilanından sonra 1927'de yeni bir askere alma kanunu kabul edildi. Bu kanun daha sonra onlarca değişiklikler yapılarak günümüze kadar uygulandı.

ZORUNLU ASKERLİK FRANSIZ İHTİLALİ'YLE YAYILDI
Osmanlı'da profesyonel askerlik varken Avrupa ordularında paralı askerler ve asillerin gönderdiği birlikler ağırlıktaydı. Osmanlı ordusu 100 bin kişilik bir büyüklüğe ulaşırken Avrupa ordularının çoğu 25-30 bin kişiyi geçmiyordu.
Aristokratlar komutan ve onların adamları da askerleriydi. 17. yüzyılda Fransa Kralı XIV. Louis aristokratları sarayında topladı ve asillerin askerlerinden büyük bir ordu meydana getirdi.
Fransa'da profesyonel askerlik Fransız İhtilali'nin bir sonucudur. İhtilal yüzünden Avrupa'da savaş çıkınca "Levee en masse" olarak bilinen ve kitlelerin topluca askere alınmasını öngören kanun 23 ağustos 1793'te Milli Konvansiyon'da kabul edildi. Bu kanuna göre bütün vatandaşlar askerdi. Genç erkeklerden savaşmaları evli erkeklerden nakliyata ve mühimmat teminine yardımcı olmaları, kadınlardan üniforma ve çadır dikmeleri, çocuklardan bez toplamaları, yaşlılardan ise meydanlarda toplanmaları isteniyordu. Bu uygulama Fransız İhtilal Savaşları boyunca geçerliliğini korumuştu. Bu durum Fransız ordusunun çok büyük bir sayıya ulaşmasını sağladı. Bu yeni sistem Fransa'dan sonra Kıta Avrupası'na da yayıldı.

SUBAY YETİŞTİRİLEMEDİ
Osmanlı ordusunun en büyük problemi subay yetiştirilememesiydi. Askeri akademi kurulamadığı için istenilen vasıflarda subay yetiştirilemedi. Mühendishanelerden çok az subay yetişti ve yetişen subaylarda alaylılarla çekişti. Kavalalı Mehmed Ali Paşa isyanında Osmanlı ordusunun Mısır birlikleri karşısında mağlup olmasının en önemli sebebi subay eksikliğindendi. İkinci Mahmud döneminde yeni askeri sistemle birlikte Mekteb-i Harbiye kuruldu. Ancak okula almada yapılan hatalardan dolayı yine yeterli subay yetiştirilemedi. Tanzimat döneminden itibaren modern tarzda subay yetiştirilmeye başlandı. Özellikle İkinci Abdülhamid döneminde yetiştirilen subay sayısı arttı.

Erhan Afyoncu

http://www.bugun.com.tr/kose-yazisi/1221...alesi.aspx

rasti rusti
Bu kullanıcının gönderdiği tüm mesajları bul
Bu mesajı bir cevapta alıntı yap
Mesaj Önizleme 


Foruma Git: