07-14-2009, 12:49 AM
Ahşap Tekneli Askeri Gemilerden, Demir Tekneli Askeri Gemilere Geçiş ve Bu Dönemde Kruvazörlerin Gelişim Süreci
Sanayi devrimi ile birlikte gelişen teknoloji ile demir de gemi inşasında kullanılmaya başlanmıştır. Bu dönemde gemi yapımında ahşap hala en önemli malzeme olmasına rağmen, zamanla demirden yapılmış parçaların kullanımı da artmış, ahşap tekne yapısının son sınırlarına ulaşmasını müteakip gemi inşa mühendisliğinin de gelişmesi ile gemi teknelerinin demirden yapılması, daha büyük gemilerin inşasına imkan tanımıştır. Askeri maksatlı olarak demirden yapılmış olan ilk gemiler İngiliz donanmasında 1840 tarihinden itibaren kullanılmaya başlanan küçük tonajlı sahil koruma gambotlarıdır. 1845 yılında yine İngiliz donanmasında görev yapmak üzere 2900 tonluk demir tekneli firkateynlerin yapımına başlanmıştır.
Kırım Harbi esnasında Fransız donanmasına ait ahşaptan imal edilmiş, ancak demirle kaplanmış ve buhar gücüyle çalışan bir filonun 16 Ekim 1855 tarihinde Sivastapol’da Bug nehri ağzında ki Kinburn bataryalarına düzenlediği başarılı saldırı demir kaplamanın zırh olarak kullanıldığında ki koruyucu etkisini dünyaya göstermiştir. Bu gemilere isabet eden 130 mermi önemli bir hasar yaratmadığı gibi mürettebattaki kayıplar da önemsiz denebilecek kadar az olmuştur. Kırım Harbi’ne ağaç tekneli gemileri ile katılan İngiltere uğradığı kayıplar karşısında teknoloji yarışında Fransa’dan geri kalmakta olduğunu fark etmiştir. Kırım Harbi’nin ardından Fransızlar demir kaplama gemilerin başarısını daha da geliştirmek için çalışmalarını artırırken, İngilizler de Trafalgar’dan itibaren sürdürdükleri denizlerdeki üstünlüklerinin tehlikeye gireceği düşüncesiyle demir tekneli gemi inşasına yöneldiler. Fransa’nın 1860 senesinde denize indirdiği gerçek manadaki ilk demir zırhlı savaş gemisi GLOIRE’e İngiltere 1859 yılında kızağa konulan WARRIOR ile karşılık vermiştir.
Amerikan İç Savaşı esnasında Hampton Roads Muharebesinde güneye ait VIRGINIA adlı zırhlı, 8 Mart 1862 yılında York ve James nehirlerinin girişini bloke eden Kuzey filosuna saldırarak, tahta gövdeli Cumberland ve Cogress firkateynlerini batırmış; Minnesotta firkateynini de karaya oturmaya mecbur etmiştir. Bu olay zırhlıların gemilere karşı ilk başarıları olarak tarihe geçmiş ve artık herkes eski moda savaş filolarının devrinin sona erdiğini kabul etmek zorunda kalmıştır.
Buhar gücünün denizcilikte etkin olarak kullanılmaya başlanmasından önce kruvazör terimi ana filodan bağımsız olarak keşif maksatlarıyla görevlendirilen hafif ve hızlı gemiler için kullanılmakta, muhasımın deniz ticaretine taarruz eden hafif savaş gemileri de aynı terim kullanılmaktaydı.
Kruvazör olarak sınıflandırılan gemilerin en önemli özellikleri; yüksek sürat yapmalarını sağlayan yelken aksamları ile hafif olmalarıydı ve bu özellikleri ile bir yandan düşmana taarruz ederken gerektiğinde de düşman savaş gemilerinden kaçma kabiliyetlerine de sahiptiler. Buhar gücünün gemilerde kullanılmaya başlaması ile kruvazörlerin yapısı da değişmeye başlamış ancak işlevleri bir değişiklik göstermemiştir. Fakat özellikle Amerikan İç Savaşı esnasında konfederasyona ait ALABAMA, FLORİDA gibi kruvazörlerin, birliğin deniz ticaret yollarına etkili saldırılar düzenlemeleri 1860’ların sonlarından itibaren kruvazörlerin önem kazanmalarını sağlamıştır.
Konfederasyon kruvazörlerinin başarıları bu tarihlerden itibaren donanma stratejistlerinin fikirlerini önemli ölçüde etkilemiş, pek çok ülke donanmalarına kruvazörler eklenmeye başlanmıştır. Özellikle Fransa ve Rusya, İngiltere’nin denizlerde ki üstünlüğüne karşı konfederasyon başarılarını tekrarlayabilecek stratejiler geliştirmeye başlarken, daha küçük donanmalara sahip devletler de pahalı zırhlı gemilerin yapımı yerine daha az maliyetli olan kruvazörlerin yapımına yönelmiştir.
Demirin daha sonra da çeliğin savaş gemilerinde zırh olarak kullanılmaya başlaması ve buhar makinelerinin yavaş yavaş yelken aksamının yerini almaya başlaması ile kruvazörlerin de yapıları değişmeye başlamıştır. 1880’lerde savaş gemilerinde tamamen kaldırılmaya başlanmasına rağmen, aynı dönemde kruvazörler buhar makinelerinin yanında hala yelken aksamlarını korumuştur. Bunun başlıca nedeni kruvazörlerin ikmal yapmadan uzun süre denizlerde görev yapabilme yeteneklerini korumalarının sağlanmasıdır. Yine bu nedenle bu tip gemilerin tasarımlarında büyük kömür ambarları ortak bir özellik olarak göze çarpmaktadır.
Diğer taraftan, işlevleri itibariyle düşmanın savaş gemileriyle çatışmaya girmekten kaçınmaları hesaplandığından, kruvazörlerin daha hızlı ve hafif olmaları için yalnızca belli bölümleri zırhla kaplanmış ve hafif silahlarla donatılmıştır.
1880’lerin sonlarından itibaren kruvazör tasarımı önemli gelişmeler göstermiştir. Daha önceden yapılan tekneler bu tarihten itibaren demirden yapılmaya başlanmış, diğer taraftan kruvazörlerin zırh koruması da artırılmıştır. 1890’larda tamamen zırhla kaplı büyük kruvazörlerin yapılmaya başlanması ve bu gemilere daha ağır silahların yerleştirilmesi ile kruvazör sınıfı donanmaların envanterinde büyük zırhlılardan sonra ikinci en güçlü gemi sınıfına yükselmiştir.
1906’da ki Dretnot Devrimi ile beraber yeni tür bir kruvazör tasarımı ortaya çıkmıştır. Dretnotlar ile aynı silah donanımına sahip ama onlardan daha hızlı olması hesaplanan bu yeni sınıfa “muhabere kruvazörü” adı verilmiştir. Muhabere kruvazörleri yapıları ve büyüklüleri ile dretnotların tasarımlarına pek çok yönden benzemektedir.
Diğer taraftan bu yeni sınıf kruvazörleri dretnotlardan ayıran en önemli özellik zırhlılarıdır. Hız kazanabilmek gayesiyle muhabere kruvazörlerinin zırhlıları dretnotlara oranla daha ince tasarımlanmıştır. Buna rağmen ağırlıkları muhafazalı ve zırhlı kruvazörlerin ağırlıklarını önemli ölçüde aşarak 20000 tonun üzerine kadar çıkmıştır.
Muhabere kruvazörleri dretnotlara benzerlikleri, nedeniyle çoğu zaman dretnot sınıfına dahil olarak anılmış olmakla birlikte gerçekte klasik kruvazör taktiklerini uygulamak amacıyla yapılmış ve ana savaş filosu için keşif, düşman ticaret gemilerine taarruz, dost ticaret gemilerini koruma gibi görevleri yerine getirmek maksadıyla tasarımlandırılmışlardır. Fakat bu gemiler, sahip oldukları yüksek ateş gücü nedeniyle, Birinci Dünya Harbi’nde genelde ana savaş filoları ile muharebelere katılmış ve bu çerçevede ince zırhlıları nedeniyle gerçek dretnotlar karşısında ağır kayıplara uğramışlardır.
Kaynak : Şanlı Yavuz, Haziran 2008, İstanbul, s. 7-8 (bahse konu kitabın giriş bölümünden alıntı yapılmıştır)
Not: Sayın site yöneticileri biliyorum ki büyük harfle forumda kelimeler yazmak yasak ama burada önemli bir hususu dile getirmek istiyorum. Hem ülkemizde hem de gelişmiş ülkelerde gemi adları zikredilirken büyük harflerle yazılırlar. Örneğin yakın zamanda Somali'ye korsan kovalamak için giden Gediz fırkateyninin adının TCG GEDİZ olarak yazılması gibi veya Amerikan Bahriyesine mensup bir gemi olan şu meşhur Missouri savaş gemisinin USS MISSOURI yazılması gibi. Resmi vesikalarda bu hususa dikkat edilir. Askerliğimi bahriyeli olarak yaptığımdan dolayı bunları biliyorum. Bu yüzden mevcut durumu göz önünde tutmanızı rica ediyorum.