03-01-2009, 02:32 AM
Yüzyılın başında Fransa'da,tıp müfettişleri ve cerrahlarca idare edilen 85 askeri hastane kurulmuştu.Ayrıca cephede savaşamayacak durumdaki eski askerlerden birlikler kurularak ve onlara sıhhiye hizmetlerini kapsayacak ikinci derece görevler verilmiştir.
Büyük hastanelerde askeri tıp gelişmiş olmakla birlikte,kalabalık,yetersiz havalandırma,pislik,kötü yiyecekler,pis yataklar ve kirli su bu yerleri hasta ve yaralılar için tam bir cehennem haline getirirdi.Bu yüzden hasta ya da yaralı askerlerin büyük bir bölümü,ancak ayakta duramayacak hale gelmişse hastaneye gitmeyi kabul ederdi.
Hastalar çoğunlukla ayakları insan pisliğiyle kaplı,saman yatakların üzerine yatırılırdı.Kampların vazgeçilmez hastalıkları olan dizanteri ve makattan kan kaybı,hastaneleri açık hava tuvaletine çevirirdi.
Observations on the Diseases of the Army(1752) adlı önemli ve ünlü kitabın yazarı Sir John Pringle,hastaların kanının belirli aralıklarla akıtılmasını ve hastalara uyuşturucu,kusturucu ilaç ve müshil verilmesini tavsiye etmektedir.Pringle,öksüren hastalarından kan almış ve onları afyon ve afyon tentürüyle tedavi etmiştir.Doktorlar,ordudaki zührevi hastalıkların tedavisi için,aralarında civanın da bulunduğu farklı tedavi metotlarını uygulamışlardı.
Sıhhiye hizmetleri ise 17.yüzyıldan bu yana pek gelişmemişti.Yaralılar savaş alanında hala saatlerce ya da günlerce beklemek zorunda kalabiliyordu.Ambar,baraka,bodrum gibi steril olmayan yerlerde en ilkel koşullarda çalışmak zorunda kalan cerrahlar da bir hastadan diğerine hastalık yayarlardı.Yaralı kol ve bacakları keser;kurşun yaralarına da cerrah mili sokarlardı.
Yedi Yıl Savaşları sırasında görev yapmış olan Dr.John Hunter(1728-93),tüfek yaralarının tedavi tekniklerini geliştirmiş ve kan akıtılmasına karşı çıkmıştı."Debridement"(ölü dokunun ya da yaradaki yabancı maddenin alınması) terimini ilk kullanan kişi olan Fransız Pierre-Joseph Desault(1744-95),mermi yaralarının açılmasına karşı çıkmış ve derin yaralardan yabancı maddeleri çıkarma teknikleri geliştirmişti.
Bazı cerrahlar,butun kesilmesine imkan veren turnikelere ve forsepse sahip olsa da,cerrahların büyük bir bölümü ilkel aletlerle görev yapıyordu.Ameliyatlar sırasında en çok tetanos ölüme yol açardı.
Kaynak:World History of Warfare(Dünya Savaş Tarihi)/C.I.Archer/J.R.Ferris/H.H.Herwig/T.H.E.Travers
Büyük hastanelerde askeri tıp gelişmiş olmakla birlikte,kalabalık,yetersiz havalandırma,pislik,kötü yiyecekler,pis yataklar ve kirli su bu yerleri hasta ve yaralılar için tam bir cehennem haline getirirdi.Bu yüzden hasta ya da yaralı askerlerin büyük bir bölümü,ancak ayakta duramayacak hale gelmişse hastaneye gitmeyi kabul ederdi.
Hastalar çoğunlukla ayakları insan pisliğiyle kaplı,saman yatakların üzerine yatırılırdı.Kampların vazgeçilmez hastalıkları olan dizanteri ve makattan kan kaybı,hastaneleri açık hava tuvaletine çevirirdi.
Observations on the Diseases of the Army(1752) adlı önemli ve ünlü kitabın yazarı Sir John Pringle,hastaların kanının belirli aralıklarla akıtılmasını ve hastalara uyuşturucu,kusturucu ilaç ve müshil verilmesini tavsiye etmektedir.Pringle,öksüren hastalarından kan almış ve onları afyon ve afyon tentürüyle tedavi etmiştir.Doktorlar,ordudaki zührevi hastalıkların tedavisi için,aralarında civanın da bulunduğu farklı tedavi metotlarını uygulamışlardı.
Sıhhiye hizmetleri ise 17.yüzyıldan bu yana pek gelişmemişti.Yaralılar savaş alanında hala saatlerce ya da günlerce beklemek zorunda kalabiliyordu.Ambar,baraka,bodrum gibi steril olmayan yerlerde en ilkel koşullarda çalışmak zorunda kalan cerrahlar da bir hastadan diğerine hastalık yayarlardı.Yaralı kol ve bacakları keser;kurşun yaralarına da cerrah mili sokarlardı.
Yedi Yıl Savaşları sırasında görev yapmış olan Dr.John Hunter(1728-93),tüfek yaralarının tedavi tekniklerini geliştirmiş ve kan akıtılmasına karşı çıkmıştı."Debridement"(ölü dokunun ya da yaradaki yabancı maddenin alınması) terimini ilk kullanan kişi olan Fransız Pierre-Joseph Desault(1744-95),mermi yaralarının açılmasına karşı çıkmış ve derin yaralardan yabancı maddeleri çıkarma teknikleri geliştirmişti.
Bazı cerrahlar,butun kesilmesine imkan veren turnikelere ve forsepse sahip olsa da,cerrahların büyük bir bölümü ilkel aletlerle görev yapıyordu.Ameliyatlar sırasında en çok tetanos ölüme yol açardı.
Kaynak:World History of Warfare(Dünya Savaş Tarihi)/C.I.Archer/J.R.Ferris/H.H.Herwig/T.H.E.Travers