02-28-2009, 03:35 AM
Dönemin tüm ordularında yaşam koşulları çok zordu ve kışlalar aşırı kalabalıktı.Astsubaylar ve grenadierler iki kişi bir yatakta yatarken,erler üç beş kişi bir yatağı paylaşmak zorunda kalırdı.
Sabah askerlerin kaldığı barakaların kapıları açıldığında,ortalığı müthiş bir koku kaplardı.Bu şartlar altında hastalıktan ölen asker sayısının,çatışmalarda ölen asker sayısından fazla olması şaşılacak bir durum değildir.
Kimi garnizonlarda askerlerin yarısından fazlası,frengi ve bel soğukluğundan mustaripti.Açıktaki tuvaletlerin etrafında sinek bulutları kol gezer ve askerler,müthiş koku nedeniyle,tuvalete gitmektense müsait buldukları her yere tuvaletlerini yapmayı tercih ederlerdi.Ordu kamplarından yükselen odun dumanı,barut,idrar,dışkı ve çöplerin karışımından oluşan kokunun karşısında durabilecek hiçbir güç yoktu.
Elbiselerini ve ortalığı temizleyecek kadınlar olmadığı için,askerler pislik içerisinde yaşamaya devam ederlerdi.Kuzey Amerika’da Yedi Yıl Savaşları’nın ardından İngiliz subaylar,askerlerin “itch”(kaşıntı) denilen hastalığa yakalanmasını engellemek için,onlara akarsularda banyo yapmalarını ve elbiselerini yıkamalarını emretmişlerdi.
Pislik ve yerde yatma yüzünden,kimi askerlerin tüm vücudu yaralarla kaplanır,böylece savaşamaz hale gelirlerdi.Hasta askerler domuz yağı,çam reçinesi ve kükürdün karışımından oluşan ve “pis koku şeytanı” denilen bir ilaçla tedevi edilirdi.General George Washington,askerlerine hava şartları ne olursa olsun yıkanmalarını emretmiş ve şayet bulabilirlerse sabun kullanmalarını söylemişti.
Prusya ordusunda ağır cezalar kışla hayatının ayrılmaz bir parçasıydı.Kamptan izinsiz ayrılmak durumunda,suçlu,gauntlet koşusunu yapmak zorunda kalırdı:200 asker iki sıra halinde dizilir ve suçlu bu sıranın arasında on kez aşağı yukarı koşarken,askerler ellerindeki yaş fındık ağacından sopalarla ona vururdu.Ayrıca suçlunun askerlik süresi bir sekiz yıl daha uzatılırdı(askerlik ortalama olarak 8 ila 10 yıllık bir süreyi kapsardı). Suçlunun çığlıklarının duyulmasını engellemek için davullar çalınır ve bir binbaşı,cezanın usulüne uygun bir şekilde yerine getirilmesini sağlamak için olay yerinde bulunurdu.
İspanyol askerler,bu cezayı tüfeklerinin harbileriyle uygular ve bazen suçluyu kalıcı olarak sakatlarlardı.Savaş dönemlerinde,görev yerinin haricinde rastlanan bir Prusya askeri,firari olarak kabul edilir ve ya asılır ya da kurşuna dizilirdi.Firar hiçbir ordunun müsamaha göstermediği bir suçtu.Askerlerin büyük bir bölümü,disiplinle ilgili konular haricinde subaylarıyla hiçbir iletişim kurmazdı;onlarla çavuş ve onbaşılar ilgilenirlerdi.
Üniformalar
Askerlerin giymek zorunda oldukları üniformalar da çoğu zaman rahatsızlık verici idi.İstisnaları olmakla birlikte,rahatlıktan ziyade görünümün esas alındığı üniformalar, genellikle dar ve rahatsızdı.
Avrupa ve koloni askerlerinin standart üniforması parlak renkli asker ceketi,uzun bir yelek,gömlek,dizlik,ayağın üstünü kaplayan tozluk,uzun çorap,tokalı ayakkabı,üç kenarı kalkık ya da önü pirinçten şapkaydı.Ayrıca her asker tüfek,çapraz kemer,fişeklik,kınıyla birlikte süngü,sırt çantası,çadır çivisi ve yemek için gerekli eşyaları taşırdı.
Kimi grenadier miğferleri(shakos) o kadar ağırdı ki,askerler,metal miğfer kayışı takmak ve başları öne eğik yürümek zorunda kalırdı.Saçların askeri usulde taranıp pudralanması ise çok zaman alan bir uğraştı.Keller de bundan kurtulamazdı;çünkü onların da peruk takması zorunluydu.Yağışlı havalarda ıslanan peruk,vücut ısısının düşmesine ve çeşitli rahatsızlıklara neden olurdu.
Kimi askeri ceketlerdeki klapalar,çok dar kesildikleri için,askeri soğuktan korumaya yeterli olmazdı.Külot henüz icat edilmemişti ve askerler,bunun yerine uzun gömleklerinin alt uçlarını kullanırdı.Kimi birimlerde dizlikler, askerlerin eğilip yerden bir şey almasını bile engelleyecek derecede sıkı bağlanırdı.
Resmi geçitlerde gayet temiz olan beyaz dizlik ve tozlukları sefer sırasında temiz tutmak mümkün olmadığından,hepsi leş gibi olurdu.Tozluklar son derece sıkıydı ve düğmeleri bağlamak,özel bir demir kancayla çok güç olabiliyordu.
Çorapları diz hizasında tutabilmek için de çorap bağları kullanılırdı.Almanların giydiği yün çoraplar,pek çok askerin derisinin kabarmasına,ülsere ve iltihaba yol açmıştı.
Kısa sürede dağılıp parçalanan ya da askerlerin ayaklarına göre olmayan ayakkabılar ise başlı başına bir meseleydi.Askerler derinin kabarmasını önlemek için,intikal sırasında ayaklarını mum yağına batırılmış bezlerla sararlardı.Ayrıca rutubeti engellemek ve ayakları yumuşatmak için yağ kullanılırdı.
Deri kemerleri ya da üniformaları solduran kilden çamur,yağışlı hava,aşınma,yedek elbise olmaması gibi nedenlerden dolayı,arazideki askerlerin üzerindeki kıyafetin,yırtık pırtık bir paçavradan farkı kalmazdı.
Prusyalılar üniformaları yılda bir,Fransızlar üç yılda bir,İspanyollar ise altı yılda bir yenilerdi.Tropik bölgelerdeki birliklerin elbiseleri çürür,boya akıtırdı.İspanyol askerler halk arasına yalınayak ve yarı çıplak çıkmaya utandıkları için,şikayette bulunurlardı.
Soğuk bölgelerdeki askerler kendi paltolarını kendileri dikmek zorundaydı.Avusturyalılar ve Ruslar,askerlerine kalın pelerin ve su geçmez bot dağıtırdı.İngilizler Kuzey Amerika’da ormanda gerekli olan dayanıklı üniformaları kullanırlardı.Ceketlerinin kuyruklarını keser,saçlarını kısaltır,rahat yün şapkalar takar ve kırmızı kıyafetlerinin rengini kahverengiye çevirirlerdi.
Kaynak:World History of Warfare ( Dünya Savaş Tarihi )/Christon I.Archer/John R.Ferris/Holger H.Herwig/Timothy H.E.Travers /(sayfalar:319-323)
Sabah askerlerin kaldığı barakaların kapıları açıldığında,ortalığı müthiş bir koku kaplardı.Bu şartlar altında hastalıktan ölen asker sayısının,çatışmalarda ölen asker sayısından fazla olması şaşılacak bir durum değildir.
Kimi garnizonlarda askerlerin yarısından fazlası,frengi ve bel soğukluğundan mustaripti.Açıktaki tuvaletlerin etrafında sinek bulutları kol gezer ve askerler,müthiş koku nedeniyle,tuvalete gitmektense müsait buldukları her yere tuvaletlerini yapmayı tercih ederlerdi.Ordu kamplarından yükselen odun dumanı,barut,idrar,dışkı ve çöplerin karışımından oluşan kokunun karşısında durabilecek hiçbir güç yoktu.
Elbiselerini ve ortalığı temizleyecek kadınlar olmadığı için,askerler pislik içerisinde yaşamaya devam ederlerdi.Kuzey Amerika’da Yedi Yıl Savaşları’nın ardından İngiliz subaylar,askerlerin “itch”(kaşıntı) denilen hastalığa yakalanmasını engellemek için,onlara akarsularda banyo yapmalarını ve elbiselerini yıkamalarını emretmişlerdi.
Pislik ve yerde yatma yüzünden,kimi askerlerin tüm vücudu yaralarla kaplanır,böylece savaşamaz hale gelirlerdi.Hasta askerler domuz yağı,çam reçinesi ve kükürdün karışımından oluşan ve “pis koku şeytanı” denilen bir ilaçla tedevi edilirdi.General George Washington,askerlerine hava şartları ne olursa olsun yıkanmalarını emretmiş ve şayet bulabilirlerse sabun kullanmalarını söylemişti.
Prusya ordusunda ağır cezalar kışla hayatının ayrılmaz bir parçasıydı.Kamptan izinsiz ayrılmak durumunda,suçlu,gauntlet koşusunu yapmak zorunda kalırdı:200 asker iki sıra halinde dizilir ve suçlu bu sıranın arasında on kez aşağı yukarı koşarken,askerler ellerindeki yaş fındık ağacından sopalarla ona vururdu.Ayrıca suçlunun askerlik süresi bir sekiz yıl daha uzatılırdı(askerlik ortalama olarak 8 ila 10 yıllık bir süreyi kapsardı). Suçlunun çığlıklarının duyulmasını engellemek için davullar çalınır ve bir binbaşı,cezanın usulüne uygun bir şekilde yerine getirilmesini sağlamak için olay yerinde bulunurdu.
İspanyol askerler,bu cezayı tüfeklerinin harbileriyle uygular ve bazen suçluyu kalıcı olarak sakatlarlardı.Savaş dönemlerinde,görev yerinin haricinde rastlanan bir Prusya askeri,firari olarak kabul edilir ve ya asılır ya da kurşuna dizilirdi.Firar hiçbir ordunun müsamaha göstermediği bir suçtu.Askerlerin büyük bir bölümü,disiplinle ilgili konular haricinde subaylarıyla hiçbir iletişim kurmazdı;onlarla çavuş ve onbaşılar ilgilenirlerdi.
Üniformalar
Askerlerin giymek zorunda oldukları üniformalar da çoğu zaman rahatsızlık verici idi.İstisnaları olmakla birlikte,rahatlıktan ziyade görünümün esas alındığı üniformalar, genellikle dar ve rahatsızdı.
Avrupa ve koloni askerlerinin standart üniforması parlak renkli asker ceketi,uzun bir yelek,gömlek,dizlik,ayağın üstünü kaplayan tozluk,uzun çorap,tokalı ayakkabı,üç kenarı kalkık ya da önü pirinçten şapkaydı.Ayrıca her asker tüfek,çapraz kemer,fişeklik,kınıyla birlikte süngü,sırt çantası,çadır çivisi ve yemek için gerekli eşyaları taşırdı.
Kimi grenadier miğferleri(shakos) o kadar ağırdı ki,askerler,metal miğfer kayışı takmak ve başları öne eğik yürümek zorunda kalırdı.Saçların askeri usulde taranıp pudralanması ise çok zaman alan bir uğraştı.Keller de bundan kurtulamazdı;çünkü onların da peruk takması zorunluydu.Yağışlı havalarda ıslanan peruk,vücut ısısının düşmesine ve çeşitli rahatsızlıklara neden olurdu.
Kimi askeri ceketlerdeki klapalar,çok dar kesildikleri için,askeri soğuktan korumaya yeterli olmazdı.Külot henüz icat edilmemişti ve askerler,bunun yerine uzun gömleklerinin alt uçlarını kullanırdı.Kimi birimlerde dizlikler, askerlerin eğilip yerden bir şey almasını bile engelleyecek derecede sıkı bağlanırdı.
Resmi geçitlerde gayet temiz olan beyaz dizlik ve tozlukları sefer sırasında temiz tutmak mümkün olmadığından,hepsi leş gibi olurdu.Tozluklar son derece sıkıydı ve düğmeleri bağlamak,özel bir demir kancayla çok güç olabiliyordu.
Çorapları diz hizasında tutabilmek için de çorap bağları kullanılırdı.Almanların giydiği yün çoraplar,pek çok askerin derisinin kabarmasına,ülsere ve iltihaba yol açmıştı.
Kısa sürede dağılıp parçalanan ya da askerlerin ayaklarına göre olmayan ayakkabılar ise başlı başına bir meseleydi.Askerler derinin kabarmasını önlemek için,intikal sırasında ayaklarını mum yağına batırılmış bezlerla sararlardı.Ayrıca rutubeti engellemek ve ayakları yumuşatmak için yağ kullanılırdı.
Deri kemerleri ya da üniformaları solduran kilden çamur,yağışlı hava,aşınma,yedek elbise olmaması gibi nedenlerden dolayı,arazideki askerlerin üzerindeki kıyafetin,yırtık pırtık bir paçavradan farkı kalmazdı.
Prusyalılar üniformaları yılda bir,Fransızlar üç yılda bir,İspanyollar ise altı yılda bir yenilerdi.Tropik bölgelerdeki birliklerin elbiseleri çürür,boya akıtırdı.İspanyol askerler halk arasına yalınayak ve yarı çıplak çıkmaya utandıkları için,şikayette bulunurlardı.
Soğuk bölgelerdeki askerler kendi paltolarını kendileri dikmek zorundaydı.Avusturyalılar ve Ruslar,askerlerine kalın pelerin ve su geçmez bot dağıtırdı.İngilizler Kuzey Amerika’da ormanda gerekli olan dayanıklı üniformaları kullanırlardı.Ceketlerinin kuyruklarını keser,saçlarını kısaltır,rahat yün şapkalar takar ve kırmızı kıyafetlerinin rengini kahverengiye çevirirlerdi.
Kaynak:World History of Warfare ( Dünya Savaş Tarihi )/Christon I.Archer/John R.Ferris/Holger H.Herwig/Timothy H.E.Travers /(sayfalar:319-323)

