e-tarih forum

Tam Versiyon: Yatağan
Şu anda tam olmayan bir versiyonun içeriğine bakıyorsunuz. Tam versiyona bakınız.
Sayfa: 1 2
[Resim: 34864_b.jpg]
Yatağanlar, herhangi bir kılıcın savunma ve saldırı görevini yapmakla beraber biçim, yapı ve ölçü yönünden birçok farklılık taşır. Beyaz veya siyah kemik, fildişi, ahşap ya da boynuzdan yapılan kabzanın baş kısmı iki geniş kulak şeklinde sağa ve sola ayrılır. Bunlar yatağanın hamle sırasında elden çıkmasını önledikleri gibi silaha ayrı bir estetik görünüm verir. Bu görünüm nedeniyle halk arasında Kulaklı diye adlandırılır.

Namlunun eğimine paralel eğim yapan kabza başı hafifçe içeri kıvrılarak tutulduğunda eli kavrayan bir tırnak meydana getirir, balçak bulunmazdı. Bir “Y” harfi meydana getiren kabza enli ve kalın bir metal bilezik altında namlu ile birleşir, namlu kabza içinde baş kısma kadar uzanırdı. Yatağanlarda namlu bildik kılıçlara göre daha kısa olur ve onların aksine iç bükey kenar keskin, dış bükey kenar düz olurdu. Dışbükey kenarda genellikle demir, keskin olan iç kenarda ise çelik kullanılırdı. En önemli özelliği, palalarda olduğu gibi eğimin uzun olan kenarının değil aşağı bakan ters kısmının keskin olmasıdır.

Osmanlı’da yeniçerilerin, piyadelerin ve leventlerin kullandığı bir silah olan yatağan kını içerisinde belde, kuşağa veya silahlığa sokulmuş olarak taşınırdı. Boyları 60-80 cm. arasındadır. Yatağanlar ve yatağan kınları üzerinde de kılıçlarda olduğu gibi çeşitli bitkisel geometrik motifli süslemeler yapılmış, kartuşlar içerisinde kitabelere yer verilmiştir. Süslemede daha ziyade gümüş, altın ve kıymetli taşlar kullanılmıştır. Kitabelerde kullanılan yazılar, hat sanatı açısından kılıçlarda olduğu gibi yüksek seviyede değildir. Özellikle ucuz ve adi yatağanlarda herhangi bir zanaatkârlık görülmez, yazılar özensiz, çoğu zaman yanlış yazılırdı. Yatağan'da motifler ve yazılar bazen bir şiir bazen bir özlü söz olmakla beraber çoğunlukla ayetler, kılıcın sahibinin ismi, dualar ve kılıcı yapan ustanın mührü ile yapım tarihi görülmektedir. Dua olarak genellikle "Ya Muhammed kıl şefaat" yazıldıktan sonra kılıç sahibinin ismi geçerdi. Üzerlerinde çoğunlukla kan oluğu da bulunurdu. Yatağanın ağzının çok keskin olmasından dolayı zamanla bir kullanım kültürü gelişmiştir. Örneğin yatağan sahibi, karşısındaki kişi zayıf ise yatağanın keskin ağzı ile değil de kesmeyen sırtı ile müdahale ederdi.

Kaynak : Vikipedi Yatağan maddesi
Resim http://www.zenyolu.net/images/34864_b.jpg
Yatağan kılıçları Denizli şehri ile anılan (Denizli Osmanlı İmparatorluğunda ve Anadolu Türk tarihinde demircilik sanatı ile meşhurdur) ulusal bir kılıcımızdır. Günümüzde sembolikte olsa da halen Yatağan kılıcı hediyelik eşya olarak üretilmektedir. Milletimizin ekseriyetinin varlığından bihaber olduğu bu kılıç dünyanın bir çok askeri müzesinde halen sergilenmektedir. İnternetten araştırıldığında kılıcın meraklılarından bir kaçı kılıç hakkında şunları yazmış:
"Bu kılıç bana Avrupalılar’ın kılıç yapma konusunda ne kadar yeteneksiz olduklarını göstermiştir; ayrıca bana -bir yerlerden bulup alsam da evin bir duvarına asıp bütün gün onu izlesem- dedirtecek kadar güzel işçiliğe sahip olan bu silah, her gün Topkapı Sarayı’na gidip görülesi bir alettir."
bir başkası da şunu yazmış:
"Harbiye Askerî Müzesi’nde himaye edilen bir yatağanın üzerinde şunlar yazar: ‘Senin yatağanınla ölen, çabuk ve mutlu ölür... şarapla mı dövdün çeliğini… Bir an ustasının o silahı dantel gibi ince ince işleyişi, göz nuruyla gecelerce uğraşması, silahdarının o yatağanı savaşlarda binlerce sefer kınından parlatarak çıkarması, defalarca hasmın etini dağlaması gözümün önünde parladı gitti…"

Not: Bu bilgiler için Ahmet Turan Alkan'ın internet sitesinden yararlandım. Daha ayrıntılı bilgi için linki tıklayabilirsiniz.

http://ahmetturanalkan.net/turk-kilici-yatagan/

Ayrıca kılıcı temin etmek isteyenlere şu bilgiyi de verebilirim. Günümüzde turistik amaçlı üretilen yatağanlar özgün ebatlarında değildir. Ayrıca namlu ve kılıç kabzaları işçiliğinde abartıya kaçınılmıştır.
Peki katanamı yatağanmı ?
Vallahi kılıçlara merakım olmadığı için bir şey diyemeyeceğim. Eğer günün birinde yine kılıç, kalkanla savaşlar olacaksa ve o günleri göreceksem önce bakarım, hangisini daha etkili kullanıyorsam onu tercih ederim.
Bence en mantıklı ok. Uzaktan vur adamı, ne uğraşıyorsun boğazlamakla. Kılıçla savaşmaya göre daha az riskli ve temiz iş.
E tüfek kullan o zaman Smile okmu dedik ne kıl adamsın yahu kuzen Smile
Vallahi ben taş atmasını bile beceremem. Mecburen yakından çalışmak zorundayım. Artık Allah ne verdiyse, vur Allah'ım vur.
Yeniçeri ve Leventlerin taşıdıkları o ünlü kılıç Yatağan hakkında bir kaç alıntı:

Alıntı:İlk olarak Yeniçerilerin Piri Hacı Bektaşı Veli Tarafından yeniçeri ağasına hediye edilmiş ve daha sonra ordumuz tarafından kullanılmıştır.
Bu kılıcın özelliği sadece bir tarafının/ağzının keskin olması diğer agzının ise kör olması, yani kesmemesidir.
Çünkü aman diyen düşmana ,hayvana Türk askeri yaşama fırsatı verir ve kılıcın keskin olmayan yönüyle vurarak oradan uzaklaşmasını söyler.
Bu yatağan kılıcı Türk'ün Yeniçerilerin,Leventlerin asilliğini,insancıllıgını gösterir.
Türk aman diyeni öldürmez.Ona kılıcının keskin olmayan yönüyle vurarak cepheden uzaklaşmasını söyler.
Kaynak



Alıntı:kıvrık bıçaklı, el koruması olmayan bir kılıç. müslüman türkler tarafından kullanılırdı. hatta dünyada türk kılıcı diye bilinir. isim babası selçuk bey'in emrindeki, yatağan baba isimli bir komutandır. kendisi bugün yatağan olarak bilinen yeri fethetmiş ve hem fethettiği yere, hem de burada ürettiği kılıçlara adını vermiştir.
Kaynak
Baybars demiş kiE tüfek kullan o zaman Smile okmu dedik ne kıl adamsın yahu kuzen Smile

Yok tüfek müfek. Tüfek mertliği bozar, ben demiyorum Köroğlu diyorBig Grin Hem eski tüfekler çok gıcık. İki saat barut yerleştir falan falan, ne uğraşıyorsun oku tak yaya, ardından ger yayı, düşmanı vur alnının ortasından indir aşağıBig Grin
Katana ile yatağanın uçları farklı biraz.Yatağan biraz daha eğik.Bu acaba yatağana bir avantaj sağlayabilir mi?
Sayfa: 1 2
Referans URL